On iki Hayvanlı Türk Takvimi: Türklerin İslamiyeti kabul etmeden önce kullandıkları güneş yılı esaslı 365 gün 5 saat olarak hesaplanan bir takvimdir. Hun, Göktürk, Uygur gibi Türk devletlerinin yanı sıra Çin, Hint, Tibet ve Moğol toplumları ta-rafından da kullanılan bu takvimde her yıl bir hayvan ismiyle anıl
mıştır. Aylar 1.ay, 2.ay, 3.ay diye adlandırılır.

Hicri Takvim: Hz. Ömer döneminde, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göçünü başlangıç alarak hazırlanan ay yılı esaslı takvimdir. Türkler bu takvimi İslamiyeti kabul ettikten sonra kullanmaya başlamışlardır. Güneş esaslı takvim ile arasında 10-11 gün fark vardır. Hicri Takvim günümüzde yalnız dini günlerin ve ayların belirlenmesinde kullanılmaktadır.

Celali Takvim: Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah döneminde Iran takvimi esas alınarak hazırlanmıştır. Hicri takvim güneş yılı esaslı takvimlerden on bir gün kısa olduğu için ekonomik alanda bazı sıkıntılar ortaya çıkmış bu nedenle Selçuklular mali alanda kullanılmak üzere bu takvimi yapmışlardır. İran’dan etkilenilerek hazırlanan bu takvim her iki toplum arasındaki mezhep farklılığı nedeniyle uzun süre kullanılmamıştır. Celali Takvim, Babürler zamanında Hindistan’da Takvim-i İlahi adıyla bir süre kullanılmıştır.

Rumi Takvim: Osmanlı Devleti, 17. yüzyılın sonlarına kadar Hicri Takvim’i kullanmış, ancak tıpkı Selçuklular’ın yaptığı gibi ekonomik alandaki sıkıntıları aşmak ve dış ticaret alanında zorluklardan kurtulmak için Bizans takvimini örnek alan güneş yılı esaslı Rumi Takvimi hazırlamıştır. Tanzimat döneminden itibaren her alanda kullanılmaya başlanan bu takvim Miladi Takvim’in kabul edilmesiyle birlikte 1926’dan itibaren mali alan dışında kullanımdan kaldırılmıştır. 1982 yılında yapılan düzenlemelerle Rumi Takvim mali alanda da kullanıl- mamaya başlanmıştır.

Miladi Takvim: Güneş yılı esaslı bu takvimin temeli Mısır uygarlığına kadar dayanmaktadır. Mısırlılar güneş yılı esaslı ilk takvimi yapmış, Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) ve Papa XIII. Gregorius bu takvimi geliştirerek günümüzdeki şekline kavuşturmuştur. Hz. İsa’nın doğumunu (Milat) başlangıç sayan bu takvim 1 Ocak 1926’dan itibaren Türkiye’de kullanılmaya başlanmıştır.

Miladi takvimde, Milattan (O) önceki tarihler büyüdükçe günümüzden uzaklaşılırken, Milattan sonraki tarihler büyüdükçe günümüze yaklaşılmaktadır. Takvimlerin günümüze kadar ulaşmasında değişik kişi ve toplumların katkıları olmuştur. Türklerin çeşitli takvimler hazırlamaları ve kullanmaları, yeniliklere, kültürel gelişmelere açık olduklarını ve astronomiyle uğraştıklarını gösterir. Türklerin farklı takvimler kullanmalarında coğrafi koşullar, inanç değişiklikleri, ekonomik gereksinimleri gibi faktörler etkili olmuştur.