Etiket: yüce allah’ın

Kadere İman İnsanı Tembelleştirmez mi

Kadere iman asla insanı tembelleştirmez. Ancak kaderi ve kazayı gerçekten bilmeyen insan kader konusunda her zaman şaşırır ve yolunu kaybeder. Çünkü insan, Yüce Allah’ın kendisine irade verdiğini bilir. Bu irade sayesinde kazanabileceğini bildiği için çalışarak sebeplere yapışır ve vazifesini yapar. Sonucun da istediği gibi olması için Yüce Allah’a dua eder.

Sebeplere sarılmayı da açıklayalım. Hasta mısın, doktora gideceksin, ilaç kullanacaksın. Çocuk sahibi olmak mı istiyorsun, evleneceksin o zaman. Başarıyı mı hedefledin, çalışacaksın. İyi meyveler elde etmek niyetinde misin, tarlana, bahçene iyi bakacaksın. Evin başına yıkılsın istemiyorsan, bilim adamlarının tavsiyelerine kulak vereceksin, inşaat yaparken sağlam temeller atacak, hafif ve kaliteli malzemeler kullanacaksın. Başarmak istiyorsan çok çalışacaksın.

Daha kapsamlı bir tarifle şöyle söyleyebiliriz. Müslüman iradesini kullanır, sebeplere teşebbüs eder, çalışır, çabalar, sonra da elinden gelen her şeyi yapmış olmanın gönül rahatlığıyla sonucu bekler. Çünkü bilir ki, insan seçim yapabilir. Ama sonucu yaratamaz. Bu konuda eli kısadır. Bekleneni vermek ya da vermemek Yüce Allah’ın iradesine bağlıdır.

Fakat çoğunlukla çalışıp çabalama biçimindeki duanın sonuçsuz kalmayacağını da bilir. Mesela, tarlasını sürer, eker, sular ve bekler. Bilir ki, bitkileri yaratmak ve ürün vermek Yüce Allah’ın elindedir.

Demek ki kadere iman, insanı asla tembelleştirmemektedir. Hem bugüne kadar, kadere imandan dolayı çalışmayı terk eden kimse de görülmemiştir. Aksine kadere iman, insana bir teselli vermekte, musibetlerin acısını hafifleştirmekte ve geleceğe daha güvenle bakmasını sağlamaktadır.

Sonuç olarak, kadere iman öyle bir iksirdir ki, kim bu iksiri içse, bütün elemlerden, korkulardan, endişelerden ve tasalardan kurtulur. Hayatını güzelleştirmek ve ahiretini de kazanmak için elinden geleni yapar.

Peygamberimiz, kadere herkesten fazla iman ederdi. Fakat aynı zamanda insanların en çalışkanıydı. En güzel örnek odur!

{ Add a Comment }

Kaza Nedir – Kaza Ne Demektir – Kazanın Anlamı

“Yeryüzünde meydana gelen ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır.” Hadid Suresi-22

Kaza, İslami bir terimdir ve kader meselesinde son derece önemlidir. Kazanın tarifini yapmadan önce, öncelikle kaderin ne demek olduğunu anlayalım. Kader: “Yüce Allah’ın, ezelden (önceden) ebede (en sonraya) kadar olacak her şeyin zamanım, yerini ve özelliklerini, sonsuz ilmiyle bilmesi ve takdir etmesidir.”

Kaza, kaderde olan (yazılan) her şeyin zamanı geldiğinde meydana gelmesidir. Yani kaza, Yüce Allah’ın ezelde (ilkin) takdir ettiği (uygun gördüğü) şeylerin zamanı gelince bu takdire uygun olarak yaratılmasıdır.

Kaderi bir plana benzetirsek, kaza da bu plana uygun olarak o şeyin yapılmasıdır. Kâinatta meydana gelen her şey, Yüce Allah’ın bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyladır, Çünkü ondan başka yaratıcı yoktur.

Gelin bu kader ve kaza meselesini bir örnekle daha güzel ve anlaşılır bir şekilde açıklayalım.

Bir mimarın, bir okul yapmak için proje çizdiğini düşünelim. Mimar, okulun temelinin açılmasından, çatısının yapılmasına kadar her ayrıntıyı bu plana yazmıştır. O okulda çalışan işçilerden hiçbiri bu planı göremez, görse de anlayamaz. Plan üzerindeki çizgilerin, sayıların ve harflerin ne anlama geldiğini kimse bilmez.

Mimar her gün inşaata gelir ve çizdiği planına bakar. Sonra, “Bugün şu iş yapılacak” der. İşçiler de planı hiç görmedikleri ve bilmedikleri için mimarın dediğini aynen yaparlar. Bu çalışma okulun inşası bitene kadar böyle devam eder. Yani mimar her yeni gün planına bakar ve “Bugün şu iş yapılacak” der. Sonunda okul, içinde öğretmenlerin öğrencilere ders vereceği şekilde hazır hâle gelir.

İşte mimarın çizdiği planda okul, içinde öğretmenlerin öğrencilere ders vereceği şekilde hazırdı. Yani sınıfların kaç metrekare olacağından, pencerelerin ne kadar büyük ya da küçük olacağına kadar her şey, mimarın planında eksiksiz yazılıydı. Ama bunun gerçek dünyada da hazır olması için çalışmak gerekiyordu. Bu çalışma da mimar tarafından yaptırıldı ve sonunda okul gerçekten hazır oldu. O plandaki sınıf ve pencereler bir santim bile oynamadan, yapılan okulda yerini aldı. İşte mimarın planını kadere benzetirsek, işçilerin çalışarak o plandaki okulu gerçeğe çevirmesi olayı da kazadır.

Sonbaharda yaprakların sararıp teker teker daldan düşmesi ve kış gelince tabiatın âdeta ölmesi, kaderin kaza olarak meydana gelmesindendir. Sonra ilkbaharda tabiatın âdeta yeniden yemyeşil bir şekilde dirilmesi, kirazların, sulu eriklerin ağaçları donatması kaderin kaza olarak gerçekleşmesindendir.

Yüce Allah, bir kiraz ağacının kaderinde o mevsim kaç tane kiraz vereceğini önceden yazmıştır. İşte kaza olunca yani kiraz mevsimi gelince, o kiraz ağacı, Yüce Allah’ın kaderinden yazdığı kadar kiraz verir. Ne bir kiraz eksik, ne de bir kiraz fazla. Böylece kader, kaza şeklinde gerçekleşir.

Kaderde her ne yazılıysa, bir gün mutlaka kaza olur. Yani kaderde yazılan bir gün mutlaka gerçekleşir. Buna hiçbir şey engel olamaz.

Kader ve kazaya iman etmek, her şeyin Yüce Allah tarafından belirlenmesine ve zamanı gelince belirlendiği gibi yine Yüce Allah tarafından yaratılmasına inanmak demektir.

{ Add a Comment }

Guslün Faydaları Nelerdir – Maddeler Halinde

İslâm dini, maddî ve manevî temizliği bir bütün olarak görmüş, bununla da hem vücudu, hem de ruhu olgunlaştırma yollarım göstermiştir. Bu yollardan birisi de, gusüldür. Nitekim guslün maddî ve manevî pek çok yararlan vardır. Fakat Müslüman, her İlâhî emirde olduğu gibi, yarar göreceği için değil, yalnız Yüce Allah’ın emri olduğu için gusül yapar.  İşte bu anlayış ile yapılan gusül, Yüce Allah’ın rızasını kazandırmakla birlikte biyolojik ve psikolojik bir çok yararlar da sağlar. Guslün bu yararları, özetle şöyle sıralanabilir:

Gusül Abdestinin Faydaları

1) Gusül ile bütün vücut, iyice yıkandığı için, onda bulunan pislikler giderilmiş olur.
2) Gusül, sinir sistemini düzeltir. Asab bozukluğunu hafifletip kalbe rahatlık ve huzur verir.
3) Maddî yorgunluğu giderir, vücudun dinlenmesini sağlar.
4) Vücuttaki ter gözeneklerinin açılmasını ve organizmanın rahat oksijen almasını kolaylaştırır.
5) Yüce Allah’ın ve Hz. Peygamber’in temizlik emirlerine uyulduğu için ruha huzur verir.
6) Gusül, Allah’ı, O’nun emrini, Hz. Peygamber’i, O’nun emrini ve Müslüman olmayı hatırlatır, ruh ile vücut arasındaki dengesizliği giderir, kendine güven duygusunu aşılar.

Guslün, bunlara benzer daha pek çok yararlan vardır. Fakat en önemlisi, Yüce Allah’ın emrini yerine getirmektir. Allah’ın emri yerine getirilince; dünya ve ahret ile ilgili bütün faydalar, bunun arkasından temin edilmiş olur.

Bilgi Notu:

  • Cünüplük: Hangi durumda olursa olsun, üreme organlarından şehvetle meninin gelmesi veya getirilmesi, ya da kadın-erkek ilişkisi sonucunda dinen yıkanıp temizlenmeyi gerektiren duruma “cünüplük”; bu durumda olan kimseye de “cünüp” adı verilir.
  • İnzal: Şehveti tahrik edici herhangi bir davranış sonucu, meninin şehvetle dışarı çıkma halidir.
  • İhtilâm: Düş azıtmasıdır. Yani ergin olan bir insanın, uyurken gördüğü bir rüya sonucu, veya hiçbir rüya görmeden, uykusunda menisinin akmasıdır.

{ Add a Comment }

Kur’an’a Göre Hz. Muhammed

Hz. Muhammed Bir İnsandır:

Peygamberimiz Hz. Muhammed hepimiz gibi bir insandır. Diğer insanlar gibi bir anneden ve babadan dünyaya gelmiş, çocukluk ve gençlik dönemleri yaşamış, evlenip çocuk sahibi olmuştur. Zaman zaman sevinmiş, bazen de üzülmüştür. Geçimini sağlamak İçin çalışmış, hayatın zorluklarıyla mücadele etmiş, yorulmuş, uyumuş ve dinlenmiştir. Eceli geldiğinde her insan gibi vefat etmiştir.

Kutsal kitabımızın çeşitli ayetlerinde Peygamberimizi insanüstü bir varlık olarak görmenin yanlışlığı açık bir şekilde belirtilir. Örneğin bir ayette bu konuyla ilgili olarak şöyle buyrulur: “De ki: Ben, Allah’ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok hayır yapmak isterdim ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı…”

Hz. Muhammed Bir Peygamberdir:

Hz. Muhammed, Yüce Allah’ın insanlara doğru yolu göstermek amacıyla gönderdiği peygamberlerin sonuncusudur. Bu konuyla ilgili olarak Kur’an’da şöyle buyrulur: “Muhammed … Allah’ın resulü ve peygamberlerin sonuncusudur …” Peygamberimizi diğer insanlardan ayıran en önemli özellik, Allah’tan vahiy almasıdır. Bu konu Kur’an’da şöyle dile getirilir: “De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, ilahınızın sadece bir ilah olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabb’ine kavuşmayı umuyorsa iyi iş yapsın ve Rabb’ine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.”

Peygamberimiz kırk yaşında iken 610 yılının ramazan ayının Kadir Gecesi’nde Allah’tan ilk vahyi almış ve peygamber olmuştur. Hz. Muhammed peygamber olarak vahiy alma özelliği yanında sıdk (doğruluk), emanet (güvenilir olma), fetanet (akıllı ve zeki olma), ismet (günahlardan korunma), tebliğ (Allah’tan aldığı mesajları olduğu gibi insanlara iletme) sıfatlarına sahipti. Hz. Muhammed peygamberlik hayatı ^ boyunca insanları putlara tapmaktan vazgeçmeye, eşi cu ve benzeri olmayan tek Allah’a inanmaya çağırmıştır. Bu konuyla ilgili bir ayette şöyle buyrulur: “De ki: Ey ea. İnsanlar! Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah’ın elçisiyim. Ondan başka tanrı yoktur …”

Hz. Muhammed Kur’an’ı Kerim’i Açıklayıcıdır:

Hz. Muhammed kendisine gelen vahiyleri insanlara okuyup öğretmiştir. Yüce Allah’ın gönderdiği ayetlerin verdiği mesajları çevresindekilere açıklamıştır. Kapalı anlatımlar içeren ayetlere açıklamalar getirmiştir. Kutsal kitabımız namaz, oruç, hac, zekât, kurban gibi ibadetlerin Allah’ın emri olduğunu belirtmiştir. Ancak bunlarla ilgili ayrıntılı bilgiler vermemiştir. Peygamberimiz gerek sözleri gerekse uygulamalarıyla ibadetlerin nasıl yapılacağını Müslümanlara öğretmiştir.

Hz. Muhammed Uyarıcıdır:

Hz. Muhammed, Yüce Allah tarafından insanları doğru yola çağırmak, onları uyarmak amacıyla gönderilmiştir. Bu nedenle onun başlıca görevlerinden biri uyarıcılıktır. Kur’an’da yer alan bir ayette bu konuyla ilgili olarak şöyle buyrulur: “Biz seni bütün insanlara ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” Peygamberimiz de insanları uyarmakla görevli olduğunu şu hadis belirtmiştir: “Şüphesiz ben, Allah’ın tüm insanlığa gönderdiği peygamberiyim. Bütün insanları uyarmak için gönderildim.”

Hz. Muhammed, peygamberlik hayatı boyunca insanları İslam dinine davet etmiştir. Onlara, yalnızca Allah’a kulluk etmeleri gerektiğini anlatmıştır. Peygamberimiz insanları uyarırken onlara hiçbir baskı ve zorlama yapmamıştır. İnsanları dine davet ederken ikna edici bir dil ve yumuşak bir üslup kullanmıştır. Onlara iyi ve güzel davranışlarda bulunmayı, güzel ahlaklı kimseler olmayı, her türlü kötülükten uzak durmayı öğütlemiştir.

Hz. Muhammed İnsanlığa Bir Rahmettir:

Yüce Allah kullarını çok sevdiği ve onların iyiliğini istediği için Hz. Muhammed’i peygamber olarak gönderdi. Hz. Muhammed, başta Arap toplumu olmak üzere tüm insanlara İslam’ın evrensel ilkelerini açıklayıp öğretmek için çaba harcadı. Onlar, tevhit, yani Allah’ın birliği etrafında birleşmeye; barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşamaya çağırdı. Hak ve adalet anlayışının toplumda yerleşmesi için çalıştı, insanlar arasında iyi ilişkileri bozacak; kin, nefret, düşmanlık gibi kötülüklerden uzak durulmasını istedi. Peygamberimizin getirdiği evrensel ilkeler sayesinde, çeşitli toplumlarda pek çok insan yanlış inançlardan vazgeçti. Tüm evreni yaratan Yüce Allah’ın birliğini temel alan tevhit inancını benimsedi. İnsanlar arasında hak, eşitlik, adalet, yardımseverlik, fedakârlık vb. güzel ilkeler gelişip yaygınlaştı. Tüm bunlar, Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in insanlık için bir rahmet olduğunu göstermektedir.

{ Add a Comment }