Etiket: yer

Atmosferin Katmanları ve Özellikleri

Atmosferin Katmanları ve Görevleri Atmosfer çeşitli katmanlardan oluşmaktadır. Kimyasal bileşim bakımından atmosfer, homosfer ve heterosfer olmak üzere iki ana katmana ayrılmaktadır. Atmosferin alt kısmını oluşturan Homosfer kimyasal bileşim bakımından benzer özellik göstermektedir. Burada gazlar tabandan tavana doğru belirgin bir sıralanma özelliği göstermektedir. Üstteki Heterosferde ise gazların yoğunluğu ve dağılışı düzensiz ve karmaşık bir hal almaktadır. Sıcaklık bakımından atmosfer dört bölümde İncelenmektedir. Bunlar Troposfer, Stratosfer, Mezosfer ve Termosfer bölümleridir.

Fonksiyonları bakımından atmosfer Troposfer, Ozonosfer, İyonosfer ve Egzosfer bölümlerinden oluşmaktadır. Troposfer canlı yaşamı için gerekli gazların bulunduğu en önemli katmandır. Ozonosfer, Güneşten gelen zararlı ışınları süzen kritik öneme sahip bir katmandır, İyonosfer‘de uzaydan Dünyaya ulaşan göktaşları parçalanarak dağılır. Egzosferde ise gaz molekülleri dağınık ve parçalanmış halde bulunurlar.

A. Sıcaklığa Göre Atmosferin Katları

1. TROPOSFER: Troposfer atmosferin en altta yer alan ve bizler için en önemli katıdır. Kalınlığı Ekvatorda 16 km kutuplarda 8 km civarındadır. Bu durumun nedeni; Ekvatorda ısınan havanın yükselmesi, kutuplarda alçalması. Ekvatorda Dünyanın dönüşüne bağlı olarak savrulmanın fazla olması ve yerçekiminin kutuplarda fazla olmasıdır.

Başlıca özellikleri;

  • Atmosferde yer alan gazların % 75’i bu katta bulunur.
  • Atmosferdeki su buharının burada yer alır. Buna bağlı olarak iklim olayları troposferde yaşanır.
  • Isınma ve soğumaya bağlı dikey ve yatay hava hareketleri en çok bu katmanda görülür.
  • Troposferde sıcaklık değerleri her 200 metrelik yükselmede 1 °C azalır. Çünkü, atmosfer yerden yansıyan Güneş ışınları ile ısınmaktadır.
  • Troposferde yatay yönde de sıcaklık değişimi vardır. Kutuplara doğru gidildiğinde sıcaklık değerleri düşer.
  • Canlı yaşamı yalnızca bu tabakada görülür.

2.STRATOSFER: Atmosferin’ alttan ikinci katıdır. 16-30 km’ler arasında yer alır. İklim olayları ve dikey hava hareketleri yoktur. Yalnızca yatay hava hareketleri vardır. Sıcaklık değerleri oldukça düşüktür. Ozon tabakası bu bölümde başlayarak Mezosferin orta kesimlerine kadar devam eder. Ozon tabakası güneşten gelen zararlı ışınların bir bölümünün uzaya yansımasını sağlar.

3.MEZOSFER: 30 ile 80 km arasında yer alan katmandır. Yıldız kayması olarak bilinen meteor yanması olayı bu tabakada gerçekleşir (İyonosferde). Ozon tabakası stratosferden başlayıp mezosferin alt kısımlarında son bulur. Kimyasal değişimlerin yaşandığı, bu katmanda büyük sıcaklık değişimleri yaşanır.

4.TERMOSFER: Atmosferin dış kısımlarından biri olan bu tabaka seyrek gaz atomlarından oluşur. Gaz yoğunluğu çok düşük olduğundan iklim üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Bu katmanda sıcaklık oldukça yüksektir. Aurora ışıkları bu katmanda gerçekleşmektedir.

***

Açıklama: Aurora ışıkları kuzey ve güney kutbuna yakın alanlarda görülen bir gece ışımasıdır. Bulut, şerit ve çizgiler şeklinde görülürler. Genelde yanıp sönme şeklinde ortaya çıkarlar. Aurora ışımaları atmosferin 100 ile 1000 km arasındaki en üst kesiminde oluşmaktadırlar. Aurora ışıkları Güneşten gelen rüzgârlardaki parçacıkların (özellikle Güneş patlamaları ile uzaya savrulan parçacıkların) Dünya’nın manyetik alanına kapılarak çekilmesi ile oluşurlar.  Parçacıklar yüksek atmosferdeki gaz moleküllerine çarparak ortaya bir enerji çıkar. Bu enerji gökyüzünde parlak ışıkların yanıp sönmesine neden olur.

***

B. Fonksiyonlarına Göre Atmosferin Katları

1.OZONOSFER: Stratosfer ile Mezosfer arasında yer alan ozon (O3) moleküllerinin yoğun olduğu, güneşten gelen ultraviyole ışınlarının dünyaya ulaşmasını engelleyen bölümdür. Canlı yaşamının sürebilmesi için kritik öneme sahip olan bu bölümde 1930’lu yıllardan sonra bir takım bozulmalar başlamıştır, özellikle klor içerikli hafif gazlar (kloroflorokarbon), Güney ve Kuzey kutuplarında ozon tabakasının seyrelmesine yol açmıştır. Dünyada cilt kanseri vakalarındaki artmanın nedeninin ozon tabakasının seyrelmesi olduğu düşünülmektedir.

2.İYONOSFER: Gaz iyonları ve serbest elektronların bulunduğu atmosferin yüksek bölümüdür. 70 km’den başlayıp 500 km’ye kadar ulaşmaktadır, iyonosferin en belirgin özelliği radyo dalgalarını mükemmel yansıtmasıdır. Burada sıcaklık değerleri oldukça yüksektir. Göktaşı yanması bu tabakada gerçekleşmektedir (Mezosferi kapsar).

{ Add a Comment }

İzohipslerle Yeryüzü Şekillerinin Gösterilmesi

İzohips haritaları yer şekillerinin kâğıt üzerinde gösteriminde kullanılan en yaygın yöntemdir. Bu yöntemde yer şekilleri iç içe kapalı eğrilerle gösterilir.

  • Zirve, Tepe ve Boyun: Tepeler kapalı eğrilerle gösterilir. Kapalı eğrilerin merkezinde zirve yer alır. İki tepe arasında kalan alçak alana ise boyun denir.
  • Vadi, Körfez ve Yarımada: Akarsu vadileri izohipsler üzerinde “V” harfi şeklinde görülürler. V’nin açık tarafı akarsuyun akış yönünü gösterir. Denizin karaya doğru sokulduğu kesime körfez, karanın denize doğru sokulduğu, üç tarafı denizle kaplı kısma da yarımada denir.
  • Ova ve Delta: Ovalar düz ve düze yakın yerler olduğundan üzerlerinden fazla izohips eğrisi geçmez. Deltalar ise kıyıda yer alan ovalardır. Deltaların üzerinde mutlaka bir akarsu bulunmaktadır. Akarsuların denize ulaştığı yerdeki üçgen şeklindeki çıkıntı deltadır.
  • Kapalı Çukur: Kapalı çukurluklar harita üzerinde ok işaretleri ile gösterilirler. Bu tip çukurluklar özellikle volkanik ve karstik arazilerde görülür.
  • Sırt, Plato, Falez: İçinden akarsu geçmeyen “V” şeklindeki yamaçlar sırt olarak adlandırılır. Deniz kenarında izohipslerin sıklaştığı yamaçlar ise falez (yalıyar) olarak adlandırılır. Yüksekte kalmış geniş düzlükler ise plato’dur.
  • Haliç: Denizin karaya doğru sokulduğu körfezlerdir. Ancak, bir körfezin haliç olabilmesi için mutlaka buraya akarsu dökülmelidir.

{ Add a Comment }

Yaz ve Kış Saati Uygulaması Nedir

Yıl içinde güneş enerjisinden daha fazla yararlanmak amacıyla ülke içinde ortak saat çizgisini mevsime göre değiştirme düşüncesi ortaya çıkmıştır. İlk kez Almanlar tarafından denenen bu metottan istenilen başarı sağlanınca pek çok ülke tarafından yapılmaya başlanmıştır. Türkiye’de yaz mevsiminde 3. saat diliminde yer alan (45° Doğu Boylamı) Iğdır’ın saati, kış mevsiminde ise 2. saat diliminde yer alan İzmit’in (30° Doğu Boylamı) yerel saati ortak saat olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle saatler yazın ileri kışın bir saat geri alınmaktadır.

Bilgi Notu: Türkiye’de her meridyen için ayrı bir saat kullanılması büyük karışıklara yol açabilirdi. Böyle bir karmaşanın önüne geçebilmek için ulusal saat kavramı ortaya çıkmıştır. Bu sayede iş, eğitim, sağlık ve finans hizmetleri yurt genelinde eşgüdümlü olarak yapılabilmektedir.

{ Add a Comment }

Doğal Ortamın Unsurları Nelerdir

İnsan etkisinin dışında kendiliğinden var olmuş her şey doğayı oluşturur. Uzay, Dünya ve onun üzerinde yer alan okyanuslar doğal ortamın birer parçasıdır. Doğal ortam kavramıyla, insanın üzerinde yaşadığı doğal çevreden başlayarak, içinde bulunduğumuz kâinatın tümü anlaşılır, örneğin; İstanbul Boğazı doğal bir oluşumdur. Ancak onun hemen kenarında yer alan Mimar Sinan’ın muhteşem eseri Süleymaniye Camisi insan yapısı, beşeri bir unsurdur. Yani doğal ortam denildiğinde insan etkisinin dışındaki tüm olay ve faktörler anlaşılır. Güneşin doğması, yağmurun yağması, ayın tutulması gibi…

Doğal ortam insan yaşamının biçimlenişi bakımından büyük önem taşır. Soğuk iklimlerde insanların yıl boyu kalın giysiler giymesi, Ekvatoral bölge insanlarının ten renginin koyu olması, Güneydoğu Anadolu’da çatıların düz olması doğal ortamın insan yaşamına etkilerini gösteren örneklerdir.

Doğal Ortamın Dört Unsuru – Muhteşem Dörtlü

Doğal ortam dört temel öğeden meydana gelmektedir. Bunlar hava küre (atmosfer) su küre (hidrosfer), taş küre (litosfer) ve canlılar küresi’dir (biyosfer).

A) Atmosfer (Hava Küre): Atmosfer, insanın soluk almasını sağlayan çeşitli gaz ve moleküllerden oluşan, Dünyanın en dış kısmıdır. Gaz halindeki bu bölüm yerçekimi sayesinde uzay boşluğuna kaçmadan, yerkürenin dış yüzeyine bağlı kalır. Coğrafya atmosferi insan yaşamına etkisi ölçüsünde inceler. Ozon tabakasının seyrelmesi kimyasal bir reaksiyon olması bakımından kimya bilimini, oluşturduğu sıcaklık değişimi meteorolojiyi ve insan yaşamı üzerindeki olumsuz etkiler ise coğrafyayı ilgilendirir.

Klimatoloji: Sınırları belirli bir alanda yıllar boyunca yaşanan sıcaklık, nem, basınç ve rüzgârlar gibi olayları inceleyerek iklim tip ve bölgelerini, bunların özelliklerini araştıran bilim dalıdır.

Yardımcı Bilimler: Meteoroloji – Astronomi ve Jeofizik

B) Litosfer (Taş Küre): Dünyanın katı dış yüzeyi litosferi oluşturur. En üst katmanıdır. Bileşimdeki kayaç, ve minerallerden oluşan litosfer çeşitli canlıların üzerinde yaşadığı bir yapıdır. Coğrafya litosferi bir bütün olarak ele alır ve insan yaşamındaki etkilerini inceler

Jeomorfoloji: Katı yer yüzeyini oluşturan kayaç ve mineraller ile yeryüzünü şekillendiren iç ve dış kuvvetleri inceler.

Yardımcı Bilimler: Jeoloji-Jeofizik-Petrografi ve Pedoloji

C) Hidrosfer (Su Küre): Canlı yaşamının temel kaynağı olan su ve suyun bulunduğu doğal ortamlar coğrafyanın konularından birini oluşturur. Okyanus, deniz ve göller ile yer altı-yer üstü suları coğrafyanın inceleme alanlarındandır. Küresel ısınmanın başlamasıyla su kaynaklarının değeri ve önemi geçmişe göre bir kat daha artmıştır.

Hidrografya: Okyanus, göl, akarsu ve yer altı suları gibi doğal kaynakları ve bunların insan yaşamına etkilerini inceleyen bilimdir.

Yardımcı Bilimler: Hidroloji – Hidrojeoloji – Oseanografya – Limnoloji

D) Biyosfer (Canlılar Küresi): Yeryüzü, atmosfer ve suların oluşturduğu doğal ortam içindeki tüm canlılar biyosferi oluşturur. Bitkiler, hayvanlar ve insanlar biyosferin en önemli unsurlarıdır. Değişen doğal ortam ve bu ortam içindeki canlıların, insan hayatı üzerindeki etkileri de coğrafyanın ilgi alanlarından birisidir.

Biyocoğrafya: İnsan, hayvan ve bitkilerin oluşum, gelişim ve dağılışını inceler. Kendi içinde ikiye ayrılır. Hayvanları inceleyen bölümü zoocoğrafya (hayvan coğrafyası), bitkileri inceleyen bölüm fitocoğrafya (Bitki coğrafyasıdır.)

Yardımcı Bilimler: Botanik – Zooloji ve Antropoloji

{ Add a Comment }

Naturalizm Akımı – Özellikleri ve Temsilcileri

Natüralizm XIX. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’da ortaya çıkan ve edebiyata gözlemle birlikte bilimsel deney uygulamasını da getiren bir akımdır. Realizmin uzantısı olan bu akımın oluşmasında bu yüzyılda çeşitli buluşların ve kimya, fizik, fizyoloji, biyoloji alanlarındaki gelişmelerin etkisi olmuştur. Akımı en çok etkileyen bilim adamları Hippoyte Taine, Claude Bernard özellikle de evrim kuramıyla Darwin, kalıtım kuramıyla Mendel olmuştur. Akımın öncüsü Emile Zola‘dır. Bu Fransız romancısı yukarıda sözü edilen bilimsel gelişmelerle birlikte, deneysel bilimlerdeki determinizm (gerekircilik) felsefesini edebiyatta uygulayama çalışmıştır.

Determinizme göre, doğa olaylarında aynı koşullar altında aynı nedenler, aynı sonuçları doğurur. Natüralistler de toplumsal ve ruhsal olaylarda aynı yasanın geçerli olduğunu, insanın huy ve davranışlarını anlatabilmek için, soyunu sopunu ve içinde yetiştiği çevreyi incelemek gerektiğini, sanat adamının bilim adamı gibi davranmasını savunmuşlardır. Natüralizmin temel çelişkisi, insana bakış açısında düğümlenir. Çünkü natüralistler için insan, çevrenin biçimlendirdiği bir varlıktır; çevreden gelen etkiler altındadır. Ne var ki çevre üzerinde değiştirici, kendi yazgısını biçimlendirici bir güç taşımaz. ‘Toplumsal nedensellik”i gerektiği ölçüde önemsemez; “biyolojik nedensellik”e ağırlık verir.

Doğalcı gerçekçilik, toplumsal nedenselliği yeterince değerlendirmediği için, “yaşanan”ın nesnel bir yansıtımıyla yetinmiştir. Siyasal ya da insansal sonuçlar çıkarma, bu çıkarımlar üzerinde kimi yorumlara yönelme, Doğalcı gerçekçiliğin özünde yoktur. Yaşanılan gerçekler yansıtılıyor, yansıtılan gerçeklerin içinden geleceğe bakılmıyordu. Bu çerçeve içinde natüralizmin özelliklerini şöyle özetleyebiliriz:

Naturalizmin Başlıca Özellikleri

  • Natüralizm tarafsız gözleme ve ön yargısız bilimsel deneye dayanır.
  • Natüralizm biyoloji, fizyoloji gibi bilimlerin verimlerinden ve nesnel yöntemlerinden yararlanır.
  • Natüralizm insanın duygu, düşünce, tutku ve davranışlarının yetiştiği çevreyle koşullandığını ve yaradılışının kalıtımla (soyaçekimle) belirlendiğini kabul eder. Bu açıdan determinizme bağlanır.
  • Yaşanılan, bütün gerçekliğiyle, çıplaklığıyla ele alınır; çözümlemelere yer verilmez.
  • Anlatım özenli olandan çok doğaldan yanadır.
  • Çevre ve insan tasvirlerine geniş yer verilir. Natüralist edebiyatta hikâye, roman, tiyatro türleri gelişmiştir.

Naturalizmin Başlıca Temsilcileri

– Emile Zola (1840-1902): Meyhan, Germinal, Toprak, Nana
– Guy de Maupassant: Natüralizm akımını geliştirip onu estetik açıdan zenginleştirmiştir.

Öyküleri: Tombalak, Ay Işığı
Romanları: Bir Hayat, Piere ve Jean

– Alphonse Daudet: Pazartesi Hikâyeleri, Değirmenimden Mektuplar
– Henrik İbsen: Norveçli oyun yazarıdır. “Hortlaklar”

Türk edebiyatında natüralizme yönelen yazarlar, “Müşahedaf’ıyla Ahmet Mithat, “Karabibik”le Nabizade Nâzım, “Ben Deli miyim”le Hüseyin Rahmi ve “Zaniyeler” ile Selâhattin Enis’tir.

Not: Natüralizm gerçekleri çarpıtmadan yansıtması yönüyle gerçekliğin bir uzantısıdır. Ancak toplum çözümlemesiyle gerçekleri gösterme, tipleştirme yoluyla karakterlerin ve çevrenin temel niteliklerini belirtme yolunu seçmediği için de gerçekçilikten ayrılmıştır.

{ 4 Comments }