İnsan yeme içme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz. Önce anne ve babanın daha sonra diğer insanların yardımları ile ihtiyaçlarını karşılar. Bu nedenle her zaman yardımlaşma ve dayanışma içinde olması gerekir.

Her toplumda zengin insanlarla, yoksul ve yardıma muhtaç insanlar vardır. Yüce Allah, “(Zengin insanların) mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır.” buyurarak, zenginlerin yoksullara yardım etmesi gerektiğini bildirmiştir. Yardımlaşma ve dayanışma toplumda birlik ve huzuru artırır. Yardımlaşma yalnızca maddi olarak değil manevi olarak da yapılabilir. Hasta ve yaşlıları ziyaret etmek gibi.

Yardımlaşma ve dayanışma; cimrilik, bencillik, aç gözlülük ve kıskançlık gibi kötü duyguların azalmasını sağlar. Sevgi, dayanışma ve sorumluluk duygularını ise güçlendirir. Peygamberimiz (s.a.v), Müslümanları bir bedenin organlarına benzetmiş, bedenin bir yerinde meydana gelebilecek bir sorunun diğer organları da etkileyeceğini vurgulamıştır.

Kur’an’da, “Ey Muhammedi Sana nereye intak edeceklerini soruyorlar. De ki: Hayır olarak verdiğiniz pafaka, ana baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak daha ne yaparsanız herhalde Allah onu bilir.” buyurulmuştur.