Girit Uygarlığı: Ege medeniyetinin doğduğu ilk yer Girit adasıdır. Kendilerine ait bir yazı kullanan Giritliler saray yapımında da (Knassos Sarayı) gelişmişlerdir. Güçlü bir donanmaya ve coğrafi avantajlara sahip Giritliler şehirlerini surlarla çevirmişlerdir. M.Ö. 1400-1200 yıllarındaki Aka ve Dor sadırdan Girit adasının önemini kaybettirmiştir.

Miken Uygarlığı: M.Ö. II. binde Yunanistan’ın Mora yarımadasına gelen Akalar tarafından kurulmuştur. Boğazlara hakim olmak için Turuvalılaıia savaşmışlardır. Kuyu şeklinde mezarlar yapmışlardır. M.Ö. 1200’lerde Dorlar tarafından yıkılan Akalar, Ege medeniyetleri arasında bir köprü olmuştur.

Yunan Uygarlığı: M.Ö. 1200’lerde Yunanistan’a gelen Dorlar, Akaların hâkimiyetine son verip Yunan uygarlığını kurmuşlardır. Şehir devletleri (polis) halinde yaşayan Yunanlılara M.Ö. IV. yüzyılda Makedonya krallığı son vermiştir. Yunanistan’da her polis bağımsız bir devlettir. Başlangıçta siyasi, dini, askeri ve hukuki bütün yetkileri ellerinde toplayan krallar tarafından yönetilen Yunan şehirlerinden bazıları M.Ö. VIII. yüzyıldan itibaren soyluların kurduğu aristokratik cumhuriyetlere dönüşmüştür. M.Ö. VII. yüzyıldan sonra kolonizasyon ve ticaret sayesinde zenginleşen tüccarlar ve küçük toprak sahipleri orta sınıf haline gelmiştir. Bu sınıf köylülerle birleşerek yönetime katılmak amacıyla soylularla savaşmış ve başarılı olmuştur. Bu mücadeleden sonra birçok Yunan şehrinde halk egemenliği kurulmuş, demokrasi işlemeye başlamıştır.

Yunanistan’da halk sınıflara ayrılmıştır. Borçlarını ödeyemeyen köylüler köle yapılmış, zenginleşenler ise üst sınıflara çıkabilmiştir. Bu durum Yunanistan’da ekonomik durumun toplumsal statünün belirlenmesinde etkili olduğunu gösterir. Arazileri tarıma elverişli olmayan Yunan halkı daha çok denizcilik, ticaret ve hayvancılıkla uğraşmıştır. Hatta Yunanlılar vatan edinme, artan nüfuslarına yer bulma, hammadde ve pazar imkanlarını ele geçirme gibi nedenlerin etkisiyle birçok denizaşırı koloni kurmuşlardır. Yunanlıların kolonizayson hareketi sonucunda toplumun bir bölümü zenginleşmiş ve Yunan kültürü birçok bölgeye yayılmıştır.

Yunan hukukunun düzenlenmesinde Mezopotamya yasaları etkili olmuştur. Başlangıçta soyluların ayrıcalıklarını korumak için arhon adı verilen kişiler tarafından kanunlar hazırlanmış, (Drakon, Solon, Klistenes kanunları) ancak zamanla yasalar zenginleri korumaya başlamıştır. Klistenes’in yaptığı yasalarla asillikten ve zenginlikten doğan sınıf farklılıkları ortadan kalkmış ve halk, meclisler aracılığıyla yönetime katılmıştır. Yunan devletleri birbirleriyle sürekli savaş halinde olduklarından ve iç ayaklanmalardan çekindiklerinden ordu ve donanmaya önem vermişlerdir. Şehir devletlerinin birbirleriyle sürekli mücadele halinde olması Yunanistan’da siyasi birlik kurulmasını engellemiş, ancak bu devletlerin askeri alanda gelişmelerine ortam hazırlamıştır.

Yunanistan’da çok tanrılı bir inanç sistemi vardır. Yunanlılar tanrılarını Olimpos dağında oturan ölümsüz insanlar olarak düşünmüşler ve onların heykellerini yapmışlardır. Yunanistan’da inançlar yönetimin baskı aracı olarak kullanılmadığından, bilim ve düşünce hayatı gelişmiştir. Yunanistan’da M.Ö. 776’dan itibaren tanrılar adına “olimpiyat” adı verilen spor, şiir ve müzik yarışmaları düzenlenmiştir. Olimpiyatlar, Yunan halkının bir araya gelmesini sağladığından, Yunanistan’da ulusal kültürün gelişmesine katkı sağlamıştır.

Yunanlılar Fenike alfabesini kullanıp geliştirmiş, İlyada ve Odesa destanlarını oluşturmuş, ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmışlardır.Yunanistan’da tarih (Heredot, Tukidides) felsefe (Aristo, Sokrat, Eflatun), astronomi, matematik, tıp gibi bilimler de gelişmiştir.