İslamiyet’ten önce Türklerle Araplar arasında doğrudan bir ilişki olmamıştır. Bunda, her iki milletin, sınır komşusu olmaması önemli rol oynamıştır.Emeviler Döneminde olumsuzluk yaşayan bazı Ehl-i Beytten kişiler Türkistan’a göç etmişler ve Türkler arasında büyük ilgi görmüşlerdir. Türk beylerinden kız almışlar, onlara kız vermişler. Böylece hem Türklerle akraba olmuşlar hem de onlara İslam’ı öğretmişlerdir. Bu yüzden İslam’ın Türkler arasında yayılmasında Ehl-i Beytin olumlu katkıları olmuştur.

Abbasiler Döneminde (750 – 1258) Türk – Arap ilişkilerinde olumlu gelişmeler yaşandı. Çünkü Türkler, 745 yılında Ebu Müslim Horasani’nin Emevilere karşı başlattığı ihtilalde ona büyük destek verdiler. Türklerin de verdiği askerî destekle Emevi Devleti yıkıldı ve Abbasi Devleti kuruldu. Abbasilerin yönetime gelmesinden sonra Türk – Arap ilişkileri daha da gelişti. Bunda, Araplarla Çinliler arasında yapılan Talaş Savaşı’nın (751) önemli rolü oldu.

Arap ve Çin ordusu, 751 yılında Talaş denilen yerde karşılaştı. Bu savaşta Türklerle Araplar, Çinlilere karşı birlikte savaştılar ve Çin ordusunu büyük hezimete uğrattılar. Talaş Savaşı’ndan sonra Türklerle Araplar arasında yakınlık daha da arttı.

Eski Türk inançları ile İslam inançları arasında önemli benzerlikler bulunmaktaydı. Mesela İslamiyet’te olduğu gibi Türklerde de tek tanrı inancı vardı. Türkler, Gök Tanrı’ya inanırlardı. Bu Tanrı’nın her şeyi yaratıp yaşattığını, insanlara yol gösterdiğini, güçlü, üstün ve yüce bir varlık olduğunu kabul ederlerdi. Gök Tanrı adına kurbanlar keserlerdi. Ayrıca Türkler ölen kimselerin ruhlarının yaşadığına, iyi ruhların cennete, kötü ruhların ise cehenneme gideceğine inanırlardı. Cennete “uçmak”, cehenneme ise “tamu” derlerdi. Ölen kimseler için kurban keser, taziyeye gelenlere yemek sunar, ziyafetler verirlerdi. Yuğ adı verilen cenaze törenleri düzenlerlerdi. Eski Türk inanç ve uygulamaları, İslam ilkeleriyle de benzerlik göstermekteydi.