Tasavvuf, İslam’ın temel kaidelerine dayanarak nefsi arındırma, ahlakı güzelleştirerek dini hayata, ruhun yücelmesine ve kemale ermesine çalışarak Allah’a ulaşmanın adıdır. Tasavvufi düşüncenin amacı, insanın yaradanına karşı yaptığı ibadet ve vazifelerde onun manevi yönünü ayakta tutmaktır. İslam’da emir buyrulan tüm ibadetlerde, temel ilkelerden biri samimiyet ve ihlastır.

Tasavvufta da bu hususa büyük bir önem verilir. Bununla birlikte ihsan, zikir, sabır, şükür ve tezkiye gibi kavramlar, tasavvufun başlıca konularındandır. Tasavvuf, insanın manevi dünyasında bunları yaşamasına vesile olmaktadır. Tasavvuf bu amacı gerçekleştirirken Hz. Muhammed’in hayatını, kâmil insan modelini esas alır. Tasavvuf yolunda giden kişiye mutasavvıf veya sufi denir. Tasavvuf düşüncesinin oluşum sürecine baktığımızda, başlangıçta tasavvufi düşünce pratik yönü ağır basan bir züht hayatı özelliği taşırken hicri II ve III. asırlarda teorik bir yapıya kavuşmaya başlamıştır.

Hz. Muhammed’den sonra ortaya çıkan siyasi anlaşmazlıklar, iç savaşlar vb. olumsuzluklar, tasavvufi oluşumu hızlandırıcı etkiler olmuştur. Hz. Peygamber dönemindeki takva, tevekkül, kanaatkârlık, sevgi ve özverinin yerini almaya başlayan bencilliğin ve dünyaya aşırı bağlılığın sonucu ortaya çıkan gelişmeler, tasavvufi bir hayata bağlılığı artırmıştır.

XI. asrın başında tasavvuf düşüncesi, Gazzali’nin etkisiyle daha da sistematik bir hâle gelmiştir. Gazzali’nin geliştirip sistemleştirdiği tasavvufi düşünce, daha sonraları tarikat şeklinde kurumlaşmıştır. İbn Arabi, ibn Farıd, ibn Seb bu asırda yetişen ünlü sufilerdir. Hicri XII ve XIII. asırlar, tarikatların oluşum dönemidir. Tarikatlar bu dönemde kurumsal bir yapı kazanmaya başlamıştır. Tarikatlar tasavvufi düşünce eğitiminin verildiği ve uygulama sahasına konduğu kurumlardır. Bağdat’ta Abdulkadir Geylani, Basra’da Ahmet Rifai, Türkistan yöresinde Ahmet Yesevî, bu devirde yetişen ilk tarikat kurucularıdır.

Tarikatlar tasavvufi düşünceyi değişik yollarla insanlara aktarmışlardır. Tasavvufun Türk toplumu üzerinde çok büyük etkileri olmuştur. Türklerin Müslümanlığı kabul etmelerinde ve Anadolu’nun İslamlaşmasında sufilerin büyük payları vardır. Türklerin içinde de çok önemli mutasavvıflar ortaya çıkmıştır. Ahmet Yesevî, Mevlana, Yunus Emre gibi ünlü mütefekkirler bunlardandır.