Etiket: tarih

Kim Korkar Tarihten – Tarih Öğrenmenin Önemi

Tarih Öğrenmenin Faydası – Kısaca:

Çoğu insan günlük hayatın koşuşturmacası içinde geçmişi ve geleceği, hele milletinin geçmişini yani tarihi fazla düşünmez. Tarihte olup bitenleri bilmeyi fazla mesele etmez; bildiklerini de eskilere ait uzak masallar gibi görme eğilimindedir.

Öğrenci arkadaşlar da tarihi çoğunlukla sadece sınavları verilip geçilmesi gereken bir ders olarak görür, tarihin içindeki dersleri, ders içindeki dersleri edinmeyi pek önemsemez. Tarih bize ne öğretir? Yalnızca, belli mekân ve zaman içinde ortaya çıkan olayları, belli insanların, ülkelerin, devletlerin yapıp ettiklerini mi? Yüzeysel olarak baktığımızda evet. Buradan bakınca da uzmanı olmadığımız, bize işimiz dolayısıyla mutlaka gerekmediği sürece tarihin fazla bir işe yaradığını söyleyemeyiz. Günlük hayatta ve işlerimizi yürütürken tarihe zaten pek başvurmayız.

Ne var ki, insan sadece günlük edimlerinden ve özel hayatından ibaret değildir. Toplumsal bir bilince, daha temelde de bir varlık bilgisine, kendisinin ne olup olmadığı bilgisine sahiptir. Bu bilgiyi oluşturan şeylerden biri de milli ve tarihi bilinçtir. Başka deyişle, tarih konusundaki bilgilerimiz ne düzeyde olursa olsun aslında bir tarih bilincine zaten sahibizdir. Bir insanın, ister öğrenci olsun ister yetişkin, tarih bilgisi zayıfsa, pek bir şey bilmiyorsa bilinci de eksik, yüzeysel, kendi iradesi dışında gelişen yönlendirmelere açık olacaktır. Oysa, tarih bilgisi sağlam olan bir birey, bilincini de buna göre serbest iradesi yönünde oluşturabilecektir.

Tarih bilgisi sadece gündelik olarak nasıl bir yerde bulunduğumuzu, somut anlamda kim olduğumuzu değil, daha derinlikli anlamda, daha geniş bir çevre içinde sahip olduğumuz kimliği ve soyut anlamda da nasıl varlıklar olduğumuzu anlamamıza yardım eden bir temel bilgidir.

{ Add a Comment }

Biruni Hakkında Kısa Bilgi

Biruni ile İlgili Kısaca – Özet Bilgi (973 – 1057):

Tam adı Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed El-Biruni’dir. Astronomi, matematik, fizik, kimya, coğrafya, tarih, filoloji ve etnoloji gibi sayısız inceleme alanında eserler vermesiyle tanınmaktadır. 973 yılında Harezm’de doğdu. Dönemine göre ileri ve zengin bir eğitim almıştır.

Gazneli Mahmut‘un sarayında dönemin önde gelen bilim adamı ve düşünürleriyle birlikte hizmet verdi. Kendisine çok değer verilen Gazne ülkesinde yaşadı, çalışmalarını sürdürdü ve öldü. Kendisine verilen değeri anlatacak en güzel sözü Sultan Gazneli Mahmut söylemiştir: “Biruni, sarayımın en değerli hâzinesidir.”

Biruni, tarih boyunca yaşamış çok yönlü düşünür ve bilim adamlanndan biridir. 75 yıllık yaşamında döneminde bilinen hemen bütün bilim dallarında çalışmış ve eser ortaya koymuştur. Özellikle tarih, coğrafya ve kimya üzerine eserleri günümüzde de ilgi çekmekte ve bilim klasikleri arasında kabul edilmektedir.

O kadar ki, bilginin yaşadığı dönem “Biruni Çağı” olarak adlandırmaktadır. Bunlar arasında Nihayet-ül Emakin (Coğrafyanın Sınırlan), Kitâbü’l-Cemahir fi Marifeti’l-Cevahir (Tözlerin Özellikleri Üstün”) ve Sultan Mesud’a sunduğu El-Kanunü’l- Mesudi sayılabilir.

{ 2 Comments }

Tarihi Çağlara Giriş – 9. Sınıf Tarih

İnsanoğlunun uygarlık (Medeniyet) yolculuğu var olduğu ilk günden günümüze kadar devam, etmektedir. İnsanlar kendilerine verilen merak ve araştırma duygusu ile ihtiyaçlarını karşılama zorunluluğu sonucu faaliyetlerde bulunmuşlardır. Bu faaliyetleri ile hayatlarını daha yaşanılır hale getirirken aynı zamanda uygarlıkların ortaya çıkmasına ve yetişmesine neden olmuşlardır. Uygarlıkların incelenmesinde ve öğrenilmesinde yararlanılan bilim dallarının başında tarih bilimi yelmektedir. Tarih bilimi, uzun zaman dilimlerini ve çok geniş konuları incelemektedir. Yapılan araştırmalar sonucu elde edilen tarihi bilgi ve belgelerin öğrenilmesinin kolay olması hedeflenerek tarih zaman dilimlerine ayrılmıştır. Bu ayırım yapılırken yazının bulunması (M.Ö.3200) dikkate alınmıştır. Yazının bulunmasından önceki dönemlere Tarih Öncesi Dönemler, yazının bulunmasından günümüze kadar Süren döneme ise Tarihi Dönemler denilmektedir.

Tarih Öncesi Çağlar: Bu dönem bölümlere ayrılırken insanların ve toplumların kullandıkları araç ve gereçlerin malzemesinin cinsi dikkate alınmıştır.

Tarih Öncesi Çağlar:

a) Taş Devri

  • EskiTaş Devri (Paleolitik)
  • Orta Taş Devri (Mezolotik)
  • Yeni Taş Devri (Neolitik)

b) Maden Devri

  • Bakır Devri
  • Tunç Devri
  • Demir Devri

Tarihi Çağlar: Yazımın, bulunması (M.Ö. 3200) ile başlayarak günümüze kadar süregelen devirlere Tarihi Devirler denilmektedir. Bu devirlerin bölümlere ayrılmalarında sonuçları itibariyle toplumları etkileyen önemli siyasi ve sosyal olaylar dikkate alınmıştır.

Tarihi Çağlar:

  • İlk Çağ
  • Orta Çağ
  • Yeni Çağ
  • Yakın Çağ

{ Add a Comment }

Atatürk’ün Tarih Öğrenimine Verdiği Önem

Atatürk’ün, “Türk çocuğu ecdadını (geçmiş büyüklerini) tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.” ve “Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur.” sözleri onun tarih öğrenimine verdiği değerin en bariz ve açık bir ifadesidir. Atatürk, Türklüğün bütün vasıf ve niteliklerini ifade etmekle kalmamış, Türk gencinin kendi tarihini öğrenmesi gereğini bir temel amaç olarak ortaya koymuştur. Atatürk sadece bunu dile getirmekle de kalmamış ve işi fiiliyata ve resmiyete dökerek 1931 yılında Türk Tarih Kurumu’nun (TTK) açılmasını sağlamıştır. Türk Tarih Kurumu’nun Türk tarihi alanında ilimsel çalışmalar yapmasına azami önem vermiştir. Atatürk’ün Türk Tarih Kurumu’nun açılmasını sağlamakla temel olarak hedeflediği gelişmeler şunlardır:

✓Osmanlı Devleti’nde tarih yazıcılığında sadece İslamiyet sonrası dönem dikkate alındığından, Atatürk İslamiyet öncesi dönemde de Türkler’in eski ve köklü bir medeniyete sahip olduğunu düşünmekteydi. Bu dönem Türk uygarlığının dünya uygarlığına katkısının araştırılmasını hedeflemiştir:
✓Atatürk bu düşüncesi ile beraber Türk tarihi ile ilgili yanlış bilinenleri düzeltmek ye Türk tarihinin gerçekçi bir şekilde araştırılmasını sağlamak istemiştir.
✓Atatürk, toplumsal hafızanın kaybolmamasını ve sonraki nesillere aktarılmasını hedeflemiştir.

Zira M. Kemal Atatürk bir sözünde: “Evvelâ millete tarihini, asil bir millete mensup bulunduğu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları olduğunu öğretmeliyiz.” Demektedir.

{ Add a Comment }

Türklerde Tarih Yazıcılığı

Osmanlılar Döneminde Tarih Yazıcılığı: 1-Osmanlıların ilk dönemlerindeki tarih yazıcılığı anlayışı, yöneticilerin hayatı, askerî ve siyasi başarılarının anlatılması şeklindeydi. Bu tarih anlayışındaki temel gaye, devletin başarılarının sonraki nesillere aktarılmasıdır. Olayları önceleri “şehnameci” daha sonra ise “vakanüvis” denen görevliler kaydetmişlerdir. 

2- 18. yüzyıldan itibaren Avrupa’daki tarih felsefesi ve tarih yazıcılığından etkilenilmiştir. Böylece Osmanlı tarih yazıcılığında önemli bir yere sahip olan “vakanüvislik” bu yüzyılda daha çok ön plana çıkmıştır.(Osmanlılardaki resmi devlet tarihçisine “Vakanüvis” denmekteydi.). Vakanüvisler, önceden yazılmış olayları derleyip ve bulundukları dönemin olaylarını da kaydederlerdi.

3- Osmanlı Devleti’ndeki ilk vakanüvis, Halepli Mustafa Naima Efendi’dir. Naima Efendi, eserlerinde sosyolojik yorumlara da yer vermiştir. Vakanüvislerin dışında Aşık Paşazade, Oruç Bey, Hoca Sadettin Efendi, Peçevî, Behiştî, Selanikî ve Ahmet Cevdet Paşa gibi insanlar da olayları kaydetmişlerdir.

Cumhuriyet Döneminde Tarih Yazıcılığı: Cumhuriyet döneminde yeni bir tarih anlayışının ortaya çıkmasında Atatürk’ün tarihe olan ilgisi etkili olmuştur. Örneğin, Atatürk’ün Çanakkale Cephesi’nde üstlendiği görevleri anlatan “Arıburnu Muharebeleri Raporu” adlı eserin ilk kelimesi ‘tarih”tir. Türklerin dünya ve İslam tarihindeki rolünün ortaya çıkması için Anadolu ve Türk Tarihi ile ilgili çalışmalar yapılmasını istemiştir. Bu nedenle Atatürk şu sorulara cevap verilmesi istemiştir: Anadolu’nun ilk yerlileri kimlerdir? Anadolu uygarlıkları kimler tarafından ve nasıl kurulmuşlardır?

1. Türk Tarih Kongresinde Türk tarihçileri Atatürk’ün isteği doğrultusunda çalışmalar yaptılar. Osmanlı tarih yazıcılığının devamı olan İslam merkezli tarih yorumlarına alternatif olarak Türklerin dünya uygarlıklarına yaptıkları katkıyı ortaya çıkarmayı amaçlamışlardır. (1930’lu yıllar). Bu amaçla 1931’de kurulan Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti (Türk Tarih Kurumu), Türk ve İslam tarihi ile ilgili yaptığı incelemeleri yaymaya çalışmaktadır. Bunun için anma törenleri, seminerler ve kongreler düzenlemekte, kazılar yaptırmakta ve kitaplar bastırmaktadır.

{ Add a Comment }

Tarih Yazıcılığının Gelişimi

1- Meydana gelen olayları kaydetme ihtiyacı, tarih yazıcılığının başlamasına zemin hazırlamıştır. Hititlerde anallar (yıllıklar), Göktürklerde (Kök Türkler) Orhun kitabeleri, Osmanlılarda vakayinameler tarih yazıcılığına birer örnektir. Zaman içimde insanların düşünce ve ihtiyaçlarında meydana gelen değişiklik, farklı tarih yazımlarına sebep olmuştur, (hikâyeci, öğretici ve araştırıcı tarih gibi.)
2- Yunanlılarda MÖ S.yüzyılda Heredot ile başlayan tarih yazıcılığı, Tukidides ile devam etmiştir.
3- İslam tarih yazıcılığı 7. yüzyılda hikâyeci tarih tarzında başlamıştır. 9. yüzyılda yaşamış olan Taberi, hikâyeci anlatım tarzını bırakarak araştırıcı tarih anlayışına göre eserler yazmıştır. 15. yüzyılda ise İbn-i Haldun, konuları tarih felsefesi çerçevesinde ele almıştır. 17. ve 18. yüzyıllarda ansiklopedik eserler yazılmış, 19. yüzyılda ise genel tarih, ülkeler tarihi ve düşüce ve felsefe tarihleri yazılmaya başlanmıştır.
4- Orta Çağ Avrupası’nda tarih, eleştiriden uzak “kilise tarihi” şeklinde yazılmıştır. Rönesans döneminde tarih yazıcılığına eleştirel bakış açısı kazandırılmıştır.
5- 18. yüzyılda tarihçiler hem kaynakları araştırmışlar hem de tarih felsefesi ve düşünce akımlarından etkilenmişlerdir. Bu dönemde Volter, tarih anlayışını biraz daha geliştirerek uygarlığın genel tarihini yazmıştır.
6- 20. yüzyılda ise biyografi çalışmaları ön plana çıkmış, gazeteciliğe ve sosyolojiye dayanan yeni bir tarih anlayışı güçlenmeye başlamıştır. Bazı Batı ülkelerinde sanayi dallarına yönelik “İş Dünyası Tarihi” gibi yeni anlayışlar ortaya çıkmıştır.

{ Add a Comment }

Tarih Öğrenmenin Önemi ve Faydaları

– Tarih, bugünkü medeniyetin birçok toplumun katkısıyla Oluştuğu bilincini oluşturur. Böylece tarih, insanlığın ortak değerlerine sahip çıkarak din, ırk, dil ayrımı yapmaksızın barış içinde yaşamamız gerektiğini vurgular.
– Tarihini öğrenen gençler, milli değerlerini ve kültürünü tanıyarak milli bir bilinç kazanırlar. Sorumluluk duygusu gelişen fertlerin oluşturduğu toplumlar geçmişten ibret alarak geleceklerine yön verirler.
– Bireylere vatan ve millet gibi kutsal kavramları öğreterek milli birlik ve beraberliğin güçlenmesini sağlar.
– Tarih öğretimi, gençlerde mantık yürütme ve yorum gücünü arttırır. Böylece bilime aykırılık ve tutuculuktan kurtulmuş olan gençler, güncel olayları daha geniş bir açıdan tarafsız olarak değerlendirebilirler.
Atatürk de tarih öğretimine çok önem vermiş ve bu konuda “eğer millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur” diyecektir. Atatürk, Türk tarihinin Osmanlı tarihinden ibaret olmadığını, daha eski ve köklü bir tarihe sahip olduğunu kabul etmiştir. Bunun için de Türk tarihinin doğru kaynaklara dayandırılarak araştırılmasını istemiştir. Bu amaçla 1931 yılında Türk Tarihi tetkik Cemiyetini kurdurmuştur. Atatürk, daha sonra adı ‘Türk Tarih Kurumu” olacak bu cemiyete mirasının bir kısmını bırakmıştır.
– Tarih araştırmalarında henüz Batılı devletlerin seviyesine ulaştığımız söylenemez. Ancak Halil İnalcık gibi dünyaca ünlü tarihçilerimiz de vardır.

{ Add a Comment }

Tarihin Faydalandığı Bilim Dalları

Tarih sosyal bir bilim dalıdır. Bu yüzden konuları geniş bir zaman dilimi ve birçok topluluğu ilgilendirmektedir. Bu durum tarih biliminin diğer bilim dallarından yardım almasını gerektirmektedir. Tarihe yardımcı olan bilim dalları şunlardır:

  • Coğrafya (Yer Bilimi): Toplumların yaşama biçimleri, kültür ve uygarlıkları ile yaşadıkları bölgenin coğrafi özellikleri arasında doğrudan bir ilişki vardır. Yer bilimi olarak da bilinen coğrafya tarih bilimine bu ilişkiyi ortaya koymasında yardımcı olur. Örneğin; Anadolu’nun tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmasını araştıran tarihçi, buna ilk cevap olarak; Anadolu’nun coğrafi konumunu verecektir.
  • Arkeoloji (Kazı Bilimi): Toprak ve su altında kalmış tarihi eserlerin ortaya çıkarılmasını sağlayan bilim dalıdır. Özellikle yazıdan önceki (Tarih Öncesi Devirler) dönemin aydınlatılmasında etkilidir. Tarih araştırmalarına en fazla yardımcı olan bilim dallarının başında gelir.
  • Etnografya (Kültür Bilimi): Toplumların örf, adet ve geleneklerini inceler. Örneğin; Eski Türklerde hükümdarın eşi olan Hatun’un da yönetimde söz sahibi olması gibi konular bu bilim dalının alanına girer.
  • Kronoloji (Zaman – Takvim Bilimi): Tarihsel olayların zamanını belirleyerek düzgün ve bilimsel bir sıraya konulmasını sağlar. Zamanı tespit edilemeyen olayların doğru değerlendirilmesi mümkün değildir.
  • Paleografya: Eski yazı bilimidir dünümüzden önceki uygarlıkların kutlandıkları yazıyı inceleri İlk yazıyı bulan Uygarlık Sümerlerdir. Tarihi devirlerin aydınlatılmasında tarihe yardımcı olan en önemli bilim dalıdır.
  • Diplomatik (Belgeler Bilimi): Devletlerin iç ye dış yazışmalarını inceleyen bitim dalıdır, Fermanları buyruklar anlaşma metinleri bu bilimin alanına girer. Örneğin; M Ö. 1260 tarihinde Mısırlılar ile Hititler arasında imzalanan Kadeş Antlaşması gibi.
  • Filoloji (Dil Bilimi): Geçmişte ve günümüzde var olan dilleri inceler. Diller arasındaki akrabalık bağlarını, sözcük alış-verişini inceleyerek tarihe yardımcı olur.
  • Epigrafya: Anıtları, kitabeleri, mezarlar üzerindeki yazıları inceler. Örneğin; Orhun Abideleri incelenerek eski Türklerin yaşam tarzı ve devlet yönetimi hakkında bilgi edinilmiştir.
  • Nümizmatik (Para Bilimi): Tarihte ilk defa parayı kullanan Lidyalılardan günümüze kadar eski paraları inceler. Tarihte para bastırma bağımsızlık ve ekonomik gücü simgelemiştir. Paralar döneminin hükümdarı tarımsal faaliyetleri ve ekonomisi hakkında da önemli bilgiler barındırırlar.
  • Sigilografi: Mühürleri inceleyen bilim dalıdır. Resmi. belge ya da yazışmalardaki mühürlerin doğruluğunu, dolayısıyla belgenin geçerli olup olmadığını inceler.
  • Heraldik: Armaları inceleyen bilim dalıdır.
  • Sosyoloji (Toplum Bilimi): İnsan topluluklarının yaşayışlarını, oluşturdukları kurumlan ve bu kurumların toplumsal hayata etkilerimi inceler.
  • Felsefe: Doğru düşünmeyi, elde edilen veriler arasında bağ kurmayı, olaylara farklı bakmayı öğretir.
  • Psikoliji: İnsanların ruhi durumunu ve karakterini inceleyen bilim dalıdır.
  • İstatistik: Belirli bir amaç için toplanan veriler yer yer tarihi olayların aydınlatılmasına katkı sağlamaktadır. Birçok olayın temelinde ekonomik nedenler vardır. İstatistik bunların belirlenmesinde yardımcı olur.
  • Hukuk: Tarihte Sümerler ile başlayan toplumsal yaşamı düzenleme çalışmaları, sonraki zaman dilimlerinde de birçok devlet ve uygarlık tarafından ele alınmıştır. Bu hukuk kuralları incelenerek insanların birbirleri ve devletle olan ilişkilerini ortaya konmuştur. Toplamların gelişmişlik düzeyleri, siyasi ve kültürel yapılarıyla ilgili bilgiler de hukuk kurallarına bakılarak elde edilebilir.
  • Edebiyat: Tarih boyunca yaşanmış olayların birçoğu edebiyata konu olmuş ve edebiyat sayesinde günümüze kadar ulaşabilmiştir.
  • Sanat Tarihi: Fertlerin ve toplumların bıraktıkları eserleri inceler. Kültürel gelişmişlik düzeylerini, zenginliklerini, inançlarını ortaya koymayı sağlar.
  • Kimya: “Karbon 14 Metodu” ile tarihi buluntuların madde yapısını inceleyerek hangi döneme ait olduğunu belirler. Özellikle fosillerin ve iskeletlerin incelenmesinde tarihe yardımcı olur.

Tarih öncesi devirlerin aydınlatılmasında arkeoloji, coğrafya, antropoloji, etnografya, kimya bilimleri; tarihi devirlerin aydınlatılmasında ise kronoloji’, nümizmatik, paleografya, filoloji, diplomatik, sosyoloji tarih bilimine yardımcı olurlar.

{ Add a Comment }

Tarih Yazıcılığı ve Tarih Yazma Çeşitleri

Tarih yazıcılığı oldukça eskiye dayanır. Anadolu doğumlu Heredot (İ.Ö. V. yüzyıl) tarih biliminin kurucusu sayılır. Döneminin olaylarını destansı bir şekilde anlattığı eserleri günümüzde pek çok dile çevrilmiştir. Hititlerde, “Anal” adı verilen yıllıklar, tarih yazmak gayesiyle oluşturulmamış olsalar da, günümüzdeki modern tarihin ilk örnekleri sayılır.

Heredot’tan daha eski döneme ait olmalarının yanında, olayların tarafsız ve doğru anlatılmış olması, analları daha değerli kılar. Anallar, tanrılara hesap vermek amacıyla olayların kronolojik şekilde yazıldığı yıllıklardır. Tanrılara sunuldukları için, her şey olduğu gibi yazılmıştır. Oysa, Heredot’un eserlerinde objektiflik olmadığı gibi, duyum yolu ile aktarma (rivayet) ön plandadır. Tarih yazıcılığı, yazılış şekillerine ve ele aldığı konulara göre çeşitlere ayrılır.

Yazılışına Göre Tarih Çeşitleri

  • Hikayeci (Rivayetçi) Tarih: Olaylar duyumlar yoluyla destansı bir tarzda anlatılır. Belgelere dayanmamaktadır, doğruluk derecesi azdır bu yüzden güvenilirliği yoktur. Çok eski çağlardan bu yana yaygın olarak kullanılan bir tarih yazıcılığıdır.
  • Kronoloji Tarihi: Olaylar yıllıklar şeklinde kaydedilir. O yılın olayları zaman sıralamasına göre anlatılır. Anallar’ bu tarzın örneği olarak kabul edilebilir.
  • Sosyal Tarih: Özellikle sosyal yönü bulunan olaylar, toplum değerleri ve topluma etkileri bakımından incelenir.
  • Öğretici Tarih: Kahramanların, fikirlerin, etik ve milli değerlerin, ön plana çıkartılıp, kuşaklara benimsetilmeye çalışıldığı, özellikle milli birlik ve beraberliği oluşturmak amacına yönelik olan bir tarih yazıcılığıdır. Bu tür eserlerin tarafsız olması ihtimali yoktur.
  • Neden-Nasılcı (Bilimsel-Modem) Tarih: Günümüzün tarih anlayışıdır. Olaylar tarafsız olarak, belgelerin delil olarak gösterildiği, neden-sonuç ilişkisi içinde incelenir ve akrarılır.

Konularına Göre Tarih Çeşitleri

  • Genel Tarih: Genel olayları veya konulan ele alan tarih çeşididir, örnek; Uygarlık Tarihi, Dünya Tarihi gibi.
  • Özel Tarih: Daha dar alanlar veya konuları inceleyen tarih çeşididir, örnek; Türkiye Tarihi, Bizans . Tarihi gibi.

{ Add a Comment }

Tarih Biliminin Özellikleri Nelerdir

Tarih, yalnızca geçmişteki olayları inceler. Tarihi olayların üzerinden belirli bir süre geçmesi gerekir. Çünkü hem sonuçları tam olarak görülmediğinden, olayın etkisinin ve tarihi değerinin anlaşılmayacağından, hem de olayların kahramanları yaşamakta olduğundan, doğru değerlendirebilmek ve tarafsız olmak oldukça zordur. Bu durum ise tarih biliminin özelliğine ters düşer, çünkü tarih, geçmişten günümüze yarar sağlamak için oluşmuş bir bilimdir.

  • Tarihin inceleme alanı insan topluluklarıdır. İnsanları ilgilendiren her türlü olay tarih bilimi tarafından incelenir. Burada söz konusu olan bireysel olarak insan değil, topluluk olarak İnsandır. Doğa olaylarını tarih bilimi incelemez, diğer bilimlerden yararlanır ve insan toplulukları üzerindeki etkilerini değerlendirir.
  • Tarihteki olayların tekrarlanması, yeniden yaşanması mümkün değildir. Bu özelliği ile tarih, incelemelerinde deney ve gözlemden yararlanamaz.
  • Tarih bilimi, yer ve zaman kavramına özen gösterir, olayların gerçekleşme yerini ve zamanını belirtir.
  • Tarihçiler; olaylar arasında neden – sonuç ilişkisi kurarlar. Tarihteki olaylara bakıldığı zaman bir olayın sonucunun, bir başka olaya neden olduğu görülür. Bu ilişkileri tarih bilimi ortaya koyar. Zaten, tarih biliminin en önemli yararlarından biri budur.
  • Tarih, belgelere dayanır. Bir olayın doğruluğunun tam olarak anlaşılabilmesi için belgelere ihtiyaç vardır. Belgelere dayanmayan bilgilerin güvenilirliği ve geçerliliği her zaman tartışılır.
  • Tarihçi, tarafsız olmalıdır. Doğru olabilmenin yolu tarafsızlıktan geçer. Olaylar tarafsız bir gözle ve anlayışla değerlendirilmezse, o tarihi bilginin güvenilirliği kalmaz.
  • Tarih, günümüze doğru bilgiler aktaran, bunlardan ders alınmasını sağlayan ve geleceğe, ışık tutan çok önemli bir bilimdir. Bu sayede toplumlar ayakta kalabilmekte, devletler varlıklarını sürdürebilmektedir.

{ Add a Comment }