Etiket: sıcaklık

Dünyadaki Sıcak İklimler ve Özellikleri

I- Ekvatoral İklim: Ekvator çevresinde 10° Kuzey ve 10° Güney enlemleri arasında etkili olan iklim tipidir. Amazon ve Kongo havzaları ile Malezya, Endonezya ve Yeni Gine adaları bu iklim tipinin görüldüğü alanlardır. Yıllık sıcaklık ortalaması 25° C’dir. Sıcaklık değerlerinde büyük değişimler görülmez. Çünkü bu bölge güneş ışınlarını yıl boyunca dik ve dike yakın açılarla almaktadır.

Yağış miktarı genellikle 2000 mm’den fazladır ve her mevsim yağışlı geçer. Yağışlar büyük ölçüde konveksiyon yağışı şeklindedir. Ekvatoral iklimde en yağışlı mevsimden bahsedilemez. Çünkü bütün mevsimler oldukça yağışlıdır. Ekinoks tarihlerine denk gelen Mart-Eylül aylarında yağış miktarı artar. Güneş ışınları yılda iki kez tam dik geldiği için sıcaklık eğrisi iki kez en yüksek değere ulaşır. Ekvatoral iklimde sıcaklık ile yağış arasında doğru orantı vardır.

Bitki Örtüsü: Ekvatoral iklimde bitki örtüsü yıl boyunca yeşil kalan yağmur ormanlarından oluşmaktadır. Yağmur ormanları, dev boyutlu büyük ağaçlar ile oldukça uzun boylu orman altı bitkileridir. Bitki ve hayvan türü bakımından Dünyanın diğer bölgeleri ile kıyaslanamayacak ölçüde zengin bir yapıya sahiptir.

Açıklama: Ekvatoral yağmur ormanları karbondioksit dengesini koruduğu için Dünya ekolojik sisteminde çok önemli bir yere sahiptir.

II- Yazı Yağışlı Subtropikal (Savan) İklim: 10°-30° Enlemleri arasında görülen iklim türüdür. Ekvatoral iklim koşullarının yaşandığı alanların çevresinde ve özellikle de yüksek kesimlerde görülmektedir. Brezilya Platoları, Gine Körfezinin kuzeyi, Venezüella, Hindistan’ın yüksek kesimleri ile Avustralya ve Vietnam’da görülür. İklim koşullarındaki değişim belirgin olmasa da güneş ışınlarının geliş açısına bağlı olarak yazlar belirginleşir.

Sıcaklık değerleri 20° C’nin altına düşmez. Güneş ışınları yılda iki kez dik geldiğinden sıcaklık eğrisi iki kez en yüksek değere ulaşır. Yağış miktarı 1000-1500 mm arasındadır. Yağışın çok büyük bir bölümü yaz mevsiminde düşmektedir.

Bitki Örtüsü (Savanlar): Yağmur ormanları ile çöller arasında yer alan, genellikle uzun boylu ot ve çalılardan oluşan, kuraklığa dayanıklı bitki topluluklarına savan denilmektedir. Yağmur ormanları kadar fazla ve düzenli yağmur almadıkları için daha seyrek kısa ağaç ve çayır toplulukları ortaya çıkmıştır. Savanlar çöllere yaklaşıldıkça steplere dönüşürler.

Kurak savan bölgelerinin akarsu boylarında dar Savan ot toplulukları boyut olarak oldukça ve uzun şeritler halinde ormanlara rastlanır. Genellikle büyüktür (Antilop’un boyuyla kıyaslayınız.) palmiye ve şemsiye ağaçlarından oluşan bu ormanlara galeri ve park ormanları denilmektedir.

III- Muson İklimi: Her mevsimi sıcak, kış mevsimi kurak, yaz mevsimi aşırı yağışlı iklim tipidir, özellikle Güney ve Güneybatı Asya’da görülen bu iklim tipinin oluşumunda Muson rüzgârları etkili olmaktadır. Yaz mevsiminde Hint ve Büyük Okyanus üzerinden gelen nemli Muson rüzgârları bölgenin bol yağış almasına neden olurken, kış mevsiminde Asya üzerinden gelen soğuk ve kuru hava kütleleri yağış oluşumunu engellemektedir.

Yağış miktarı 1000-1500 mm civarında olsa da bazı yerlerde yağış miktarı çok büyük boyutlara ulaşmaktadır. Himalaya dağlarının eteklerindeki Çerapuniçi 11.000 mm yağış ile Dünyanın en fazla yağış alan merkezidir. Sıcaklık değerleri 10° Cnin altına düşmese de, mevsimler arası değişim oldukça fazladır. Bu durum muson rüzgarlarının bir sonucudur.

Bitki Örtüsü (Muson Ormanları): Kışın yaprağını döken geniş yapraklı ağaç türlerinden oluşan ormanlara muson ormanı adı verilir. Boyları 20-30 metre arasında değişen bu ormanlar oldukça sıktır. Genellikle bambu gibi ağaç türlerine rastlanır. Her ne kadar orman örtüsü gürse de bitki çeşitliliği ekvatoral yağmur ormanları kadar fazla değildir. iç kesimlerde musonlar yerlerini savanlara bırakırlar.

IV- Sıcak Çöl İklimi: Yıllık ortalama yağış miktarının 200 mm’den az olduğu, bitki yönünden çok zayıf alanlara çöl denilmektedir. Kutup bölgeleri de az yağış aldığından çöl olarak nitelendirilmektedir. Bu bakımdan çöller sıcak ve soğuk çöller olmak üzere ikiye ayrılır. Sıcak çöller genellikle 30° enlemlerine yer alan dinamik yüksek basınç sistemlerinin çevresinde oluşmuştur. Alçalan hava kütleleri ısınarak bölgenin yağış almasını engeller, bu nedenle çöllerde yağış miktarı son derecede düşüktür.

Bunun en güzel örneği Sahra ve Büyük Avustralya çölleridir. Sıcak çöllerin diğer bir grubu da kıtaların iç kesimlerinde deniz etkisinin sokulamadığı alanlardır. Buralar genellikle yüksek dağlık alanlarca çevrilmiş çukur havzalardır, örneğin Kayalık dağların ardındaki Nevada çölü ile Asya’nın iç kesimindeki Gobi çölü bunlara örnektir. Çöllerde sıcaklık değerleri gündüz çok yükselir (40° -50°C) ancak nem azlığı nedeniyle geceleri sıcaklık değerleri sıfırın altına düşer.

Bitki Örtüsü: Çöl ortamları farklı özellikleri nedeniyle canlı yaşamına son derece elverişsiz ortam koşullarına sahiptir. Uzun yıllar yağmur düşmeyen bu alanlarda ancak kuraklığa dayanabilen bitkiler ve otlar yaşayabilir. Çöl bitkilerinin en tipik örneği kaktüstür. Gövdesinde suyu muhafaza etme ve uzun yıllar susuz yaşayabilme özelliğine sahip olan kaktüsler çöl ortamının vazgeçilmez unsurlarıdır. Ancak kaktüsler yalnızca Kuzey Amerika çöllerinde görülmektedir.

 

{ Add a Comment }

İklim ve İklim Elemanları Konu Anlatımı

Bir yerin hava olaylarını oluşturan faktörlere iklim elemanları denir. Bunlar sıcaklık, basınç ve rüzgârlar ile nemlilik ve yağış olarak nitelendirilir. Bir yerin ikliminin bilinmesi için oraya dair bütün verilerin bulunması gerekmektedir.

– Sıcaklık
– Basınç ve Rüzgarlar
– Nemlilik ve Yağış

Belli başlı iklim elemanlarıdır.

Isı ile Sıcaklık Kavramları

Isı, cisimlerde bulunan potansiyel enerji miktarıdır. Sıcaklık ise cisimlerdeki potansiyel enerjinin kinetik enerjiye dönüşmüş halidir. Yanlış bir durum olarak ısı ve sıcaklık aynı şeymiş gibi kullanılmaktadır. Isı ölçü birimi kalori, sıcaklık ölçü birimi ise santigrattır.

Güneş Sabitesi (Solar Konstant)

Güneşten dünyamızın dış yüzeyine bir saniyede ulaşan toplam enerji miktarına güneş sabitesi (solar konstant) denilmektedir. Bu enerji miktarı cm2 ye yaklaşık 2 cal’dir. Bu enerjinin dağılımı iklim için hayati önem taşımaktadır.

Güneşten Gelen Enerjinin Dağılımı

% 25 – Bulutlar ve atmosferden uzaya geri yansır. (Refleksiyon)
% 25 – Atmosfer içinde dağılır. (Difüzyon)
% 15 – Atmosferde emilir. (Absorbisyon)
% 8 – Yerden yansıyarak uzaya kaçar. (Albedo)
% 27 – Yeri ısıtır.
% 100 Toplam

Sıcaklık Etkenleri

Dünya üzerinde sıcaklık dağılışını etkileyen faktörlere sıcaklık etkenleri denir. Yeryüzündeki sıcaklık dağılışının farklılıklar göstermesinin temelinde sıcaklık etkenleri yatar. Bunlardan bir kısmı sıcaklık üzerinde büyük etkiye sahipken bir kısmının etkisi oldukça azdır. Sıcaklık etkenlerinin özellikleri dünya üzerinde küresel ve bölgesel sıcaklık farklılıklarına yol açarken iklim koşullarının şekillenmesinde de büyük önem taşırlar. Belli başlık sıcaklık etkenleri şunlardır:

  • Güneş Işınlarının Geliş Açısı
  • Güneş Işınlannın Atmosferde İzlediği Yol
  • Güneşlenme Süresi
  • Yükselti
  • Kara Ve Denizlerin Dağılışı
  • Nem Oranı
  • Okyanus Akıntıları
  • Rüzgarlar
  • Bitki Örtüsü
  • Diğer Etkenler

{ Add a Comment }

Yeryüzünde Sıcaklığın Dağılışını Etkileyen Faktörler

a) Güneş Işınlarının Geliş Açısı:Güneş ışınlarının geliş açısı yeryüzündeki sıcaklık şartlarını en çok etkileyen etkendir. Güneş ışınları bir noktaya ne kadar dik açı ile geliyorsa, alınan enerji miktarı da o kadar fazla olur.

b) Güneş Işınlarının Atmosferde Aldığı Yol: Atmosfere ulaşan ışınlar burada dağılarak emilmektedir. Bu yüzden güneş ışınlarının atmosferde kat ettiği mesafe de sıcaklık üzerinde doğrudan etkilidir.Ekvator çevresinde güneş ışınları kısa yoldan yeryüzüne ulaşırken, kutuplara gidildikçe kat edilen mesafe artar.Bunabağlı olarak da alınan enerji miktarı azalır. Gün içinde sabah ve akşam vakitlerinde, güneş ışınlarının aldığı yol uzun, öğle vakti ise en kısadır. Bu durum gün içindeki sıcaklık koşullarını da etkiler.

C) Güneşlenme Süresi: Güneşlenme süresi güneşin ufukta kaldığı yani Dünyanın aydınlık olduğu süredir. Bu nedenleaydınlanma süresiolarak da adlandırılır. Güneşlenme süresi arttıkça sıcaklık değerlerinde de artma görülür.

örneğin; güneşlenme süresine bağlı olarak en yüksek sıcaklıklar tam öğle vaktinde değil, yaklaşık iki saat sonra gerçekleşir. Dünyaya gelen enerji miktarının en fazla olduğu gün 21 Hazirandır. Ancak en sıcak gün bu tarih değildir. Bu durumun temelinde güneşlenmeye bağlı olarak enerji birikiminin devam etmesi yatar. Diğer taraftan en soğuk saatin gece 12 olmaması da enerji kaybının bir sonucudur. Kutuplarda güneşlenme süresi oldukça uzundur. Ancak, güneş ışınlarının geliş açısı dar olduğundan, sıcaklık artışı çok düşüktür.

d)Yükselti: Atmosferin katları bölümünde de belirtildiği gibi atmosferde her 200 metre yükseldiğimizde sıcaklık 1°C düşer. Bu durumun ortaya çıkmasında Troposferin yerden yansıyan ışınlarla ısınmasının etkili olmaktadır. Ayrıca ısıyı absorbe (emen) eden su buharı moleküllerinin de büyük bölümünün yeryüzüne yakın olması yüksek kesimlerde sıcaklığın düşük olmasına neden olmaktadır.

Yükselti Dünya üzerinde sıcaklığın dengeli dağılmasını engelleyen en önemli faktördür. Aynı enlem üzerinde yer alan iki noktadan yükseltisi daha fazla olanın sıcaklık değeri daha düşüktür. Yüksek yerlerde sıcaklığın düşük olması, atmosferin dıştan içe doğru ısınmasının da bir göstergesidir.Yüksek alanlar ışıma ile daha çok enerji kaybederler.

e) Kara ve Denizlerin Dağılışı: Karalar denizlere göre, çok daha çabuk ısınıp daha çabuk soğur. Bu nedenle karalar üzerinde yeryüzünün en yüksek ve en düşük sıcaklıkları yaşanır. Karalar ısıyı ememez, ancak denizler ısıyı emebilmektedir. Okyanus akıntıları bu enerjinin taşınmasını sağlar. Denizler güneş ışınlarını fazla yansıtmaktadır. Kara ve denizlerin özgül ısıları farklı olduğu için ısınma hızları da farklıdır.Tüm bu nedenlerle denizlerde ve karalarda farklı ısınma özellikleri gözlenmektedir. Kuzey Yarımkürede karaların geniş yer tutması. Güney Yarımküreden 2° C daha sıcak olmasına neden olmuştur. Kuzey Yarımkürede sıcaklık farkları Güney Yarımküreden daha fazladır.

Not: Dünya Karalarının %71’i Kuzey Yarımkürede yer alır.Bu yüzden Kuzey Yarımküre 2° C daha sıcaktır.

f) Atmosferdeki Nem Oranı: Troposferin yeryüzüne yakın her yerinde az veya çok bir miktar su buharı bulunmaktadır. Atmosferde bulunan su buharı nem olarak isimlendirilir.Su buharı güneşten gelen kısa dalga güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşmasına izin verir. Ancak yere çarptıktan sonra uzun dalgaya dönüşen güneş ışınlarının uzaya kaçmasına engel olur. Bu sayede nem oranının yüksek olduğu alanlarda sıcaklık değişimi azken nem oranının az olduğu yerlerde sıcaklık değişimi fazladır.örneğin nem oranı fazla olan Ekvatoral bölgede sıcaklık değişimi azken, nem oranının çok düşük olduğu çöller çevresinde günlük ve yıllık sıcaklık farkları fazladır.

Not: Nemli bölgelerde güneş ışınları su buharı tarafından emildiği için sıcaklık değişimi oldukça azdır. Buralarda günlük ve yıllık sıcaklık farklılıkları düşüktür. Bu durum deniz kıyılarında belirgin olarak görüldüğü için buna   denizellik adı verilir. Nem oranının çok düşük olduğu karaların iç kesimlerinde yeryüzü çabuk ısınsa da ışınlar tutulamadığından çabuk ısı kaybeder, günlük ve yıllık sıcaklık farkları fazladır. Bu duruma kara içlerinde rastlandığı için karasallık adı verilir. Atmosferdeki nem oranı yerden yükseldikçe. Ekvatordan kutuplara gidildikçe ve kıyılardan kara içlerine doğru gidildikçe azalır. Bu durumlarda sıcaklık farklılıkları artar.

g) Okyanus Akıntıları: Ekvatorda ısınan su kütleleri, kutuplarda soğuyan su kütleleri ile yer değiştirir. Diğer taraftan yıl boyunca aynı yönde esen rüzgârlar su kütlelerini sürükleyerek akıntılara neden olur. Bu olaya okyanus akıntısı adı verilmektedir.

Belli Başlı Okyanus Akıntıları

Sıcak Akıntılar

  • Gulf Stream
  • Brezilya
  • Alaska
  • Kuroşivo
  • Madagaskar

Soğuk Akıntılar

  • Labrador
  • Kanarya
  • Peru-Şili

Okyanus akıntıları geldikleri enlemin özelliğine göre ısıtıcı veya soğutucu etkide bulunabilmektedirler. örneğin Golf Stream akıntısı İngiltere’de sıcaklık değerlerinin kış aylarında aşırı düşmesine engel olarak, burada yıl boyunca ılıman iklim koşullarının yaşanmasına neden olmaktadır. Okyanus akıntılarının bir diğer önemi de bol miktarda oksijen ve mikroorganizma taşımaları nedeniyle balıkçılık faaliyetleri bakımından büyük önem taşımalarıdır.

h) Rüzgarlar: Yüksek basınç ile alçak basınç arasındaki yatay hava hareketine rüzgar denir. Rüzgârlar geldikleri ve geçtikleri yerlerin sıcaklık özelliklerini, ulaştıkları alanlara taşırlar. Enlem etkisine bağlı olarak Ekvatoral kökenli rüzgârlar sıcaklığı arttırırken, kutupsal kökenli rüzgârlar sıcaklığı düşürür. Ancak bu olay kimi yerlerde farklılaşabilir. Denizler daha geç soğuduğu için kimi dönemlerde karalardan daha sıcaktırlar. Bu nedenle denizin karaya göre konumu da rüzgârın esiş yönüne bağlı olarak etkisini gösterir.

Örneğin; Karadeniz Bölgesinde kuzeyden esen rüzgârlar kutup yönünden geldikleri halde her zaman sıcaklığı düşürmez. Çünkü deniz üzerinden geçerken nem alır ve ısınırlar.

Not: Ekvatordan esen rüzgarlar sıcaklığı arttırır, kutuplardan esen rüzgarlar ise sıcaklığı düşürür.

ı) Bitki Örtüsü: Bitki örtüsü sıcaklık üzerinde en az etkili olan faktörlerden biridir, özellikle bitki örtüsünün sık ve orman olduğu alanlarda ısınma ve soğuma özellikleri az da olsa denizlere benzerlik gösterir. Bu gibi alanlar gündüz fazla ısınmadıkları gibi geceleri de fazla soğumazlar. Bu farklılık çıplak ve bitki örtüsünden yoksun alanlarla kıyaslandığında daha rahat anlaşılabilir.

i) Diğer Etkenler: Sıcaklık dağılışına bahsedilen faktörlerin dışında daha pek çok şey etki eder. Ancak bunların etki güçleri ve etki alanları sınırlıdır.

– I.Kar örtüsü: Kar örtüsü güneş ışınlarını tümüyle yansıttığı için üst yüzeyleri aşırı derecede soğuktur. Ancak, kar örtüsü toprak, bitki ve tohumlar için bir yorgan vazifesi görür. Tarım için kritik öneme sahiptir.

– II.Toprak Nemi ve Kayaç Türü: Nemli toprak geç ısınıp geç soğur. Kayanın rengi, matlığı veya parlaklığı ışınların yansıması üzerinde etkili olduğundan sıcaklığı etkilemektedir.

– III.Bulutluluk Oranı: Açık havalarda ışıma fazla olacağından ayaz olayları yaşanır. Ancak bulutlu günlerde sıcaklık değerleri yükselmese de fazla düşüş göstermez.

{ Add a Comment }

Güneş Işınlarının Geliş Açısına Etki Eden Faktörler

1) Dünyanın Şekli (Enlem Etkisi): Dünya küresel bir şekle sahip olduğundan güneş ışınları her yere aynı açı ile gelmez. Ekvator çevresi Dünyanın şekline bağlı olarak genellikle güneş ışınlarını dik ve dike yakın açılarla alır. Ancak Ekvatordan kutuplara gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı daralır ve alınan enerji miktarı düşer. Sonuç olarak Ekvatordan kutuplara doğru sıcaklık değerleri giderek azalır. Bu duruma enlem etkisi denir.

Sıcaklık dağılımında büyük etkiye sahip olan enlem etkisi kutuplara yaklaşıldıkça etkisini daha şiddetli olarak gösterir. Ancak enlem etkisi her zaman sabit bir değişken değildir. Bu olayı bozan bazı durumlar vardır. Aşağıda enlem sıcaklık ilişkisine örnekler verilmiştir.

  • Ekvatorda sıcaklığın, kutuplardan yüksek olması
  • Antalya’nın Sinop’tan daha sıcak olması
  • Ekvatora yakın denizlerde tuzluluk oranının fazla olması
  • Kalıcı kar sınırının Ekvatordan kutuplara gidildikçe azalması

Not: Yıl içinde güneş ışınlarının geliş açısı sürekli değiştiği için sabit bir cismin gölge boyu, yıl boyunca değişime uğrar.

2) Yaşanan Mevsim (Yıllık Hareket): Dünyanın eksen eğikliğinin bir sonucu olarak her mevsimde güneş ışınlarının geliş açısı değişime uğrar. Bu durum sıcaklık üzerinde önemli bir etkendir.

3)Dünyanın Günlük Hareketi: Dünyanın dönüşü ve şekli nedeniyle gün içinde güneş ışınları farklı açılarla gelmektedir. Sabah ve akşam saatlerinde eğik açıyla gelen güneş ışınları öğle vakti en dik açıya ulaşırlar. Bunun sonucunda günlük sıcaklık farkları oluşur.

4)Bakı ve Eğim: Yeryüzünün eğim koşulları ile güneşe dönük olma durumu (bakı) sıcaklık üzerinde doğrudan etkilidir. Kuzey Yarımkürede güney yamaçların daha sıcak olması bakı etkisinin bir sonucudur.

Bakı yönünde;

  • Kalıcı kar sınırı, orman üst sınırı, tarım üst sınırı daha yüksekten geçer.
  • Nüfus daha fazladır.
  • Tarım ürünlerinin olgunlaşma süresi daha kısadır.

Not1: Dünyanın kendi çevresindeki dönüşüne bağlı olarak güneş ışınlarının gün içindeki geliş açıları da değişime uğrar. Güneş ışınları en dik açıyla öğle vaktinde yeryüzüne ulaşır.

Not2: Güneşe bakan yamaçlar güneş enerjisinden daha fazla yararlanmaktadır. Ayrıca yer şekillerinin eğim değerleri ve yönleri de sıcaklık üzerinde etkilidir.

Not3: Dönenceler arasındaki bölgede bakı yönü değişkendir.

{ 1 Comment }

Atmosferde Sıcaklık Değişimi Nasıldır

Dünyamız yerden yansıyan Güneş ışınları ile ısınır. Bu nedenle Troposferin alt kısmı, yani yer yüzeyi sıcaklık bakımından atmosferin üst bölümlerinden daha avantajlıdır. Ancak yer yüzeyinden her 200 metre yükseldiğimizde sıcaklık değerleri 1°C düşer. Bu yüzden dağların yüksek kesimlerinde karlar yıl boyunca erimez. Atmosferin alt katmanı olan Troposferdeki bu özellik burada yer alan gazların yoğunluğunun fazla olması ve özellikle de karbondioksit, metan ve su buharının bu bölümde bulunması ile ilgilidir.

Atmosferin üst katmanlarında ise sıcaklık değerleri değişkenlik gösterir. Stratosferin üst kısmında sıcaklık değerleri -10°C, Mezosferin üst kısmında ise 80°C dir. Mezosferin üst kesimlerinde sıcaklık değerleri yüksek olmasına rağmen uzaya doğru yaklaşıldığında sıcaklık değerleri düşmeye başlar.

{ Add a Comment }

Atmosferin Katmanları ve Özellikleri

Atmosferin Katmanları ve Görevleri Atmosfer çeşitli katmanlardan oluşmaktadır. Kimyasal bileşim bakımından atmosfer, homosfer ve heterosfer olmak üzere iki ana katmana ayrılmaktadır. Atmosferin alt kısmını oluşturan Homosfer kimyasal bileşim bakımından benzer özellik göstermektedir. Burada gazlar tabandan tavana doğru belirgin bir sıralanma özelliği göstermektedir. Üstteki Heterosferde ise gazların yoğunluğu ve dağılışı düzensiz ve karmaşık bir hal almaktadır. Sıcaklık bakımından atmosfer dört bölümde İncelenmektedir. Bunlar Troposfer, Stratosfer, Mezosfer ve Termosfer bölümleridir.

Fonksiyonları bakımından atmosfer Troposfer, Ozonosfer, İyonosfer ve Egzosfer bölümlerinden oluşmaktadır. Troposfer canlı yaşamı için gerekli gazların bulunduğu en önemli katmandır. Ozonosfer, Güneşten gelen zararlı ışınları süzen kritik öneme sahip bir katmandır, İyonosfer‘de uzaydan Dünyaya ulaşan göktaşları parçalanarak dağılır. Egzosferde ise gaz molekülleri dağınık ve parçalanmış halde bulunurlar.

A. Sıcaklığa Göre Atmosferin Katları

1. TROPOSFER: Troposfer atmosferin en altta yer alan ve bizler için en önemli katıdır. Kalınlığı Ekvatorda 16 km kutuplarda 8 km civarındadır. Bu durumun nedeni; Ekvatorda ısınan havanın yükselmesi, kutuplarda alçalması. Ekvatorda Dünyanın dönüşüne bağlı olarak savrulmanın fazla olması ve yerçekiminin kutuplarda fazla olmasıdır.

Başlıca özellikleri;

  • Atmosferde yer alan gazların % 75’i bu katta bulunur.
  • Atmosferdeki su buharının burada yer alır. Buna bağlı olarak iklim olayları troposferde yaşanır.
  • Isınma ve soğumaya bağlı dikey ve yatay hava hareketleri en çok bu katmanda görülür.
  • Troposferde sıcaklık değerleri her 200 metrelik yükselmede 1 °C azalır. Çünkü, atmosfer yerden yansıyan Güneş ışınları ile ısınmaktadır.
  • Troposferde yatay yönde de sıcaklık değişimi vardır. Kutuplara doğru gidildiğinde sıcaklık değerleri düşer.
  • Canlı yaşamı yalnızca bu tabakada görülür.

2.STRATOSFER: Atmosferin’ alttan ikinci katıdır. 16-30 km’ler arasında yer alır. İklim olayları ve dikey hava hareketleri yoktur. Yalnızca yatay hava hareketleri vardır. Sıcaklık değerleri oldukça düşüktür. Ozon tabakası bu bölümde başlayarak Mezosferin orta kesimlerine kadar devam eder. Ozon tabakası güneşten gelen zararlı ışınların bir bölümünün uzaya yansımasını sağlar.

3.MEZOSFER: 30 ile 80 km arasında yer alan katmandır. Yıldız kayması olarak bilinen meteor yanması olayı bu tabakada gerçekleşir (İyonosferde). Ozon tabakası stratosferden başlayıp mezosferin alt kısımlarında son bulur. Kimyasal değişimlerin yaşandığı, bu katmanda büyük sıcaklık değişimleri yaşanır.

4.TERMOSFER: Atmosferin dış kısımlarından biri olan bu tabaka seyrek gaz atomlarından oluşur. Gaz yoğunluğu çok düşük olduğundan iklim üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. Bu katmanda sıcaklık oldukça yüksektir. Aurora ışıkları bu katmanda gerçekleşmektedir.

***

Açıklama: Aurora ışıkları kuzey ve güney kutbuna yakın alanlarda görülen bir gece ışımasıdır. Bulut, şerit ve çizgiler şeklinde görülürler. Genelde yanıp sönme şeklinde ortaya çıkarlar. Aurora ışımaları atmosferin 100 ile 1000 km arasındaki en üst kesiminde oluşmaktadırlar. Aurora ışıkları Güneşten gelen rüzgârlardaki parçacıkların (özellikle Güneş patlamaları ile uzaya savrulan parçacıkların) Dünya’nın manyetik alanına kapılarak çekilmesi ile oluşurlar.  Parçacıklar yüksek atmosferdeki gaz moleküllerine çarparak ortaya bir enerji çıkar. Bu enerji gökyüzünde parlak ışıkların yanıp sönmesine neden olur.

***

B. Fonksiyonlarına Göre Atmosferin Katları

1.OZONOSFER: Stratosfer ile Mezosfer arasında yer alan ozon (O3) moleküllerinin yoğun olduğu, güneşten gelen ultraviyole ışınlarının dünyaya ulaşmasını engelleyen bölümdür. Canlı yaşamının sürebilmesi için kritik öneme sahip olan bu bölümde 1930’lu yıllardan sonra bir takım bozulmalar başlamıştır, özellikle klor içerikli hafif gazlar (kloroflorokarbon), Güney ve Kuzey kutuplarında ozon tabakasının seyrelmesine yol açmıştır. Dünyada cilt kanseri vakalarındaki artmanın nedeninin ozon tabakasının seyrelmesi olduğu düşünülmektedir.

2.İYONOSFER: Gaz iyonları ve serbest elektronların bulunduğu atmosferin yüksek bölümüdür. 70 km’den başlayıp 500 km’ye kadar ulaşmaktadır, iyonosferin en belirgin özelliği radyo dalgalarını mükemmel yansıtmasıdır. Burada sıcaklık değerleri oldukça yüksektir. Göktaşı yanması bu tabakada gerçekleşmektedir (Mezosferi kapsar).

{ Add a Comment }

Dünyanın Günlük Hareketinin Sonuçları

Dünya’nın kendi ekseni çevresindeki dönüş hareketi bir gün yani 24 saat sürdüğü için bu isim verilmiştir. Dünya günlük hareketi batıdan doğuya doğru gerçekleşir.

1- Gece ve gündüz birbirini izler.
2- Meridyenler arasında yerel saat farklılıkları oluşur.
3- Güneş ışınlarının gün içindeki geliş açısı değişime uğrar.
4- Güneş ışınlarının geliş açısı gün içinde değişir. Buna bağlı olarak;
5- Sıcaklık gün içinde değişir.
6- Gölge boyu ve gölge yönü gün içinde değişir.
7- Günlük sıcaklık farkları ortaya çıkar. Bu durumun sonucunda;

– Fiziksel ayrışma
– Meltem rüzgarları
– Günlük basınç farkları oluşur.

8- Dünyanın dönüşü nedeniyle sapma (coriolis) etkisi ortaya çıkar, özellikle okyanus akıntıları ve sürekli rüzgârlar sapmaya uğrar. Okyanus akıntıları halkalar çizer. Sürekli rüzgarlar Kuzey yarımkürede sağa. Güney yarımkürede sola sapar.
9- Cisimlerin gün içinde gölge boyu ve gölge yönü değişir.
10- 30° ve 60° enlemlerinde dinamik basınç kuşakları ortaya çıkar.

Dünyanın günlük hareketi nedeniyle güneş ışınlarının gün içindeki geliş açısı değişime uğrar. Bunun sonucunda gölge boyu ve yönü de farklılaşır. Sıcaklık değerleri gün içinde değişime uğrar. Günlük sıcaklık farkları oluşur.

{ Add a Comment }