Etiket: sezgi

Henri Bergson Felsefesi ve Sezgicilik

Henri Bergson’un Felsefi Düşüncesi veya Anlayışı:

Henri Bergson(1859-1941), hem rasyonalizme hem de materyalizme karşı cephe almış olan bir filozoftur.Bergson’a göre içinde dilin rol oynadığı bilgi ile dilin rol oynamadığı bilgi arasında ayrım yapmak gerekir. Buna göre bilgi mutlak ve göreli olmak üzere ikiye ayrılır. İçinde dilin rol oynadığı bilgi, göreli bir bilgidir. Çünkü dil, kavramlar aracılığıyla bilinmek istenen nesneyi dondurur, parçalar. Dilin verdiği bilgiler simgeseldir. Kavramlar, düşünce ile nesne arasında aracılık yapan simgelerdir, nesnelerin kendileri değildir. Buna karşılık nesne, örneğin bir insan veya hareket eden bir taş somut, canlı, bireysel bütünsel bir varlıktır. Bundan dolayı dile dayanan, duyusal-akılsal bir bilgiyle nesnelerin hakikatini kavramak olanaksızdır. Nesneyi bize kavratacak olan, bir başka yetidir ki o da sezgidir.

Evren ve yaşam sürekli hareket ve oluşum halindedir. Düşünce ile evrenin ve yaşamın özünü kavramaya olanak yoktur. Bunu yalnızca sezgi kavrayabilir. Sezgi doğrudandır; çünkü ilk, saf ve katışıksız bir bilgidir. Düşünce zekâ, nesneleri ayırır, böler, analiz eder, sonra bilgi elde eder. Hâlbuki yaşam bir bütündür. Sezgi ve bilinç uykuda da çalışır, akar. Bu akışın bilgisini düşünce doğru olarak veremez. Oysa sezgi, bir anda bütünü kavrar. Parçalara ayırmadan, bozmadan doğru bilgiyi yakalar. Sürekli bir oluş ve yaşam hamlesi (élan vital) olan akışın apaçık bilgisini sezgi elde eder.

{ Add a Comment }

Descartes Kimdir – Descartes Felsefesi (1596-1650)

René Descartes Hakkında Kısaca Bilgi:

Modern felsefenin kurucusu sayılır. Ayrıca analitik geometriyi de kurmuştur. Bilginin temelinde yalnızca aklın olduğunu ve insan zihninde doğuştan düşünceler bulunduğunu savunur.

Ona göre insan zihninin iki temel gücü vardır: Sezgi ve tümdengelim. Sezgi insan zihninde hiçbir kuşkuya yer bırakmayan ve en yüksek derecede açık olan bir kavrayış etkinliğidir. Tümdengelim ise, sezgi yoluyla, açık seçik olarak bilinen doğrulardan, tam bir kesinlikle bilinen olgulardan sonuç çıkarmadır. Ona göre matematik insan zihninin bazı doğruları açık seçik kavrayabileceğinin bir kanıtıdır. Çünkü matematikte insan zihni bildiği doğrulardan hareket edip başka doğrular türetebilmektedir.

Descartes’e göre akıl, basit ve mutlak bir biçimde açık olan bir doğrudan hareket etmeli ve yol boyunca açıklık ve seçikliği hiç kaybetmemelidir. Açıklık ve seçikliğin olmadığı hiçbir şey kabul edilmemelidir.

Descartes’in rasyonalizmi, iyi yönlendirilen her zihnin kesin, genel – geçer bilgiye ulaşabileceği görüşüne dayanır. Felsefesinin temeline koyacağı doğruyu ararken kuşkuyu yöntem olarak kullanır. Kendilerinden kuşku duymak için bir nedenin bulunduğu tüm bilgileri reddeder.

Düşünüyorum Öyleyse Varım

Descartes’a göre, kuşku duymakta olan birisi, kuşku duymakta olduğu sürece, tek bir şeyden kuşku duyamaz. O da kuşku duymakta olduğundan kuşku duyamamasıdır. Kuşku duymak bir düşünce etkinliğidir. Buradan da başlangıç doğrusuna ulaşır. “Düşünüyorum öyleyse varım.” Buna göre bir insanın kuşku duyabilmesi ya da düşünebilmesi için, öncelikle var olması gerekir.

Sonuç olarak eriyebiliriz ki, Descartes, duyulardan ve deneyden değil akıl ve düşünceden işe başlamıştır. Bu nedenle rasyonalist bir filozoftur.

{ Add a Comment }

Farabi Kimdir – Farabi Felsefesi (870-950)

Farabi Hakkında Kısaca Bilgi:

Türk asıllı bir filozoftur. Türkistan’ın Farabi şehrinde doğduğu için bu adla anılmıştır. Bağdat’ta mantık, felsefe, matematik öğrenimi görmüş, müzikle de yakından ilgilenmiştir. Felsefede Aristoteles ve Plotinos’un görüşlerinden yararlanarak kendi özgün düşüncelerini ortaya koymuştur.

Bilgiyle ilgili görüşlerinde mutlak bir rasyonalist olarak karşımıza çıkar. Diğer rasyonalist filozoflar gibi akılda bir sezgi gücü bulunduğunu, insan zihninde doğuştan gelen, düşünceler olduğunu kabul eder. Farabi’ye göre bilgilerimizin üç kaynağı vardır. Bunlar duyu, akıl ve nazardır. Duyular yoluyla dış dünya algılanır. Akıl yoluyla kendi iç dünyamızda olup biteni, kendi zihin durumlarımızı gözlemleriz. Nazar ise doğuştan getirdiğimiz bilgilere karşılık gelir.

Ayrıca, insan zihninde sezgi adı verilen bir güç vardır. Bu sezgi apaçık ve kendisinden şüphe edilemeyecek bilgilere ulaşma aracıdır. İki tür sezgi vardır. Bunlardan birincisi duyulara ve akla aittir. Bu sezgi insana dış dünyayı algılama olanağı verir. İkinci tür sezgi ise nazara ait olup, insanın var olan nesnelerin ilk ilkelerini kavramasını sağlar. Farabi’ye göre insan akıl ilkelerine ve mantığın kurallarına dayanarak ele aldığı her konuyu çözümleyebilir.

{ Add a Comment }