Sembolizm, 19. yüzyılın sonunda (1885 -1902) Fransa ve Avrupa ülkelerinde tutunmuş bir şiir akımıdır. Şiirde Parnasizm’e karşı çıkan bu akım ruhumuzla ilgili şeylerin sırlı inceliklerini ifade etmeye çalışır. Edebiyatta pozitivizmi ve bilimsel görüşleri yansıtmak isteyen Realizm, Natüralizm, Parnasizm akımları 1890’da tavsamış; bezginlik vermeye başlamıştı. Fizikötesi kavramlar yeniden değerleniyor; ruhun varlığına, sezginin yaratıcılığına ve maddenin üstündeki bir varlığa tekrar inanılıyordu. Öyleyse; sanatta, gövdeden ruha, maddeden mânâya, kalıptan öze giden bir dönüş bulunmalıydı. İşte Sembolizm, böyle bir ortamda ortaya çıktı.

Sembolizm’in Temel Özellikleri

  • Sembolizm, sadece şiire ait bir akımıdır.
  • Şiir görüşleri ile Sembolizm, Romantizm’e az çok bir dönüş manzarası gösterir. Ancak, o zamana kadar kökleşmiş ve alışılmış bütün şiir anlayışlarına başkaldırması, onu Romantizm’den de aşırıya götürür.
  • Sembolistler, önce şiirin biçiminde değişiklik yapmışlar; yepyeni duyguları yeni nazım biçimleriyle anlatmışlardır.
  • Sembolistlere göre şiirin belli bir biçimi yoktur. Vezin, kafiye, üslûp kaygıları arka plana itilmiş; şiirde “serbest nazım” anlayışı benimsenmiştir.
  • Sembolistler, anlamsıza varan duyguları ve sırları belirsiz biçimde ifade edebilmek için dilbilgisi mantığının ve alışılmış söz diziminin dışına çıkmışlar; günlük dildeki sözcüklere yeni anlamlar yüklemişlerdir. Sembolistler, duyulup işitilmemiş söz kalıpları icat ederek özel bir şiir dili yaratmışlardır.
  • Sembolistler asıl yeniliği şiirin içeriğinde yapmışlardır. Bu konuda Parnasçılara taban tabana zıt bir anlayışı benimsemişler, şiirin “sözden ziyade musikiye yakın bir lisan” olduğunu söylemişlerdir.
  • Sembolistlere göre şiir kulaktan çok ruha seslenmelidir. Şiir, musiki gibi açık ve seçik hiçbir şey söylemediği hâlde pek çok şey telkin etmeli; sevdirmelidir. İyi bir şiirde kullanılan sözlerin anlamları değil, ses bakımından değerleri önemlidir.
  • Sembolist anlayışta “mecaz” şiir en esaslı ögesidir. Onlar açık seçik bir mecaz anlayışını reddetmişler, insan aklının kolayca anlayabileceği mecazlara yüz vermemişlerdir.
  • Sembolist şairler, dış âlemde gördüklerini değil sezdiklerini anlatmışlardı. Bunu yaparken de semboller (simgeler) kullanmışlar, her şeyde olduğu gibi doğadaki aydınlığı görmezlikten gelmiş, onu horlamışlardır.
  • Sembolistler şiirde kapalı sonbahar günlerini, sabah ve akşamın alacakaranlığını yahut ay ışığını seçmişler; aşkı, ölümü, dostluğu bu zamanların belirsiz sınırlan içine yaymışlardır.

Sembolizm’in Başlıca Temsilcileri

Bu akım, yeni Fransız şiirinin büyük şairlerini yetiştirdiği gibi dünya şiirinde de çok etkili olmuştur. Akımı hazırlayanların başında Baudelaire vardır. Verlaine, Mallarme ve Rimbaud ise asıl sembolizmin büyük şairleridir.