Etiket: rusya

Kırım Savaşı Nedenleri ve Sonuçları

Kırım Savaşı Sebepleri ve Sonucu (1853-1856):

İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı’dan yana hareket etmeleri ve İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ni paylaşma teklifini kabul etmemesi üzerine Rusya, ortaya yeni bir sorun çıkarmıştır.

Hıristiyanlık dinince önemli bir merkez olan Kudüs’te bulunan kutsal yerlerin, kendi kontrolüne verilmesini isteyen Rusya, böylece Ortodoksların himayesini üstleniyordu. Ancak, Katolikler tarafından da aynı kutsallığa sahip bu yerlerle ilgili olarak, Osmanlı Devleti daha önce Fransa’ya bazı ayrıcalıklar tanımıştı.

Kutsal Yerler Sorunu’nu ortaya atmış olan Rusya’nın amacı Ortodoksların lideri olmaktı. Osmanlı Devleti’ne yaptığı baskılar sonucu, Kudüs Ortodoks kilisesini, İstanbul Fener Ortodoks kilisesinden ayırmış, Kudüs’te bazı haklar elde etmiştir.

Bu durum, Kudüs’te ayrıcalığı olan Fransa ile Rusya’yı karşı karşıya getirmiştir.

Rusya, Osmanlı Devleti’ne; Kudüs’te kendilerinin söz sahibi olmasını, bütün Ortodoksların himayesinin kendilerine verilmesini isteyen bir ültimatom vermiş, Osmanlı Devleti tarafından reddedilince Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş açmıştır.

Bir Rus donanması, Sinop’ta bulunan Osmanlı donanmasını yakmıştır. (1853)

  • Sinop Baskını, olaya Avrupalı devletlerin de karışmasına yol açmıştır. İngiltere ve Fransa, Rusya’ya, Osmanlı Devleti ile yaptığı savaşa son vermesini, Ortodoksların liderliği isteklerinden vazgeçmesini kapsayan bir ültimatom vermiştir. Rusya bunu kabul etmeyince İngiltere ve Fransa da Rusya’ya savaş açmıştır. (1854)
  • Bu durum, kendi çıkarlarına göre Avrupalı devletlerin tutumlarını nasıl değiştirdiklerinin de bir göstergesidir.

İngiltere, Fransa ve Osmanlı kuvvetlerinden oluşan bir orduya, Piyemonte Krallığı da asker göndermiştir.

  • Piyemonte Krallığı, İtalya siyasi birliğini kendi etrafında sağlamak istiyordu. Bu mücadelede İngiltere ve Fransa’nın desteğini sağlamak için Kırım’a asker göndermiştir.

Bu birleşik ordu, Kırım’a çıkarak Sivastopol’ü ele geçirmiş ve Rus orduları ağır bir yenilgi almıştır.

Zor durumda kalan Rusya, barış istemiş ve bunun sonucunda Paris Konferansı toplanmıştır. (1856)

Paris Konferansı’nda imzalanan antlaşma ile Kırım Savaşı sona ermiştir.

{ Add a Comment }

1806 – 1812 Osmanlı – Rus Savaşı

1806 – 1812 Osmanlı – Rus Savaşı Nedeni ve Sonucu:

Ruslar Napolyon‘un Mısır’ı işgali sırasında Osmanlı Devleti’ne yardım amacıyla Ege Denizi’ndeki yedi adaya yerleşmiştir. Fransa, Mısır’dan ayrıldığı halde Rusya adalardan çekilmediği gibi Balkan milletlerini de Osmanlı Devleti‘ne karşı kışkırtmaktadır. Bunun üzerine Osmanlı Devleti Boğazları Rus donanmasına kapatmış Fransa ile yakınlaşmaya başlamıştır. Fransa’nın da kışkırtmasıyla Osmanlı Devleti, Rus yanlısı olan Eflak ve Boğdan beylerini görevden aldı. Bu gelişme üzerine Rusya 1806 yılında Eflak ve Boğdan’ı işgal etti.

Fransa savaş öncesinde Osmanlı Devleti‘ni Rusya’ya karşı kışkırtmasına rağmen 1807 yılında Rusya ile Tilsit Antlaşmasını imzalayarak, Osmanlı topraklarının Rusya tarafından işgaline destek vermiştir. İngiltere ise en baştan beri Rus yanlısı politika takip etmektedir. Fransa’nın ikiyüzlü siyaseti ile zor durumda kalan Osmanlı Devleti, İngiltere ile yakınlaşma yolları arayarak (denge politikası) yalnızlıktan kurtulmak istemiştir.

Bunun sonucunda Osmanlı Devleti ile İngiltere artısında 1809 yılında Çanakkale Antlaşması (Kale-i Sultaniye) imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre, Barış zamanında Boğazlardan hiçbir savaş gemisinin geçmemesi karara bağlanmıştır.

Bükreş Antlaşması (1812):

Bir yandan bu gelişmeler yaşanırken diğer yandan Osmanlı padişahı II. Mahmut Rusya ile yapılan savaşta galip gelinemeyeceğini düşündüğünden Rusya ile 1812 yılında Bükreş Antlaşmasını imzaladı ve savaşı sona erdirdi. Bükreş Antlaşması‘na göre;

  • Eflak ve Boğdan Osmanlılara geri verilecek,
  • Prut Nehri, iki devlet arasında sinir olacak ,
  • Sırbistan’a bazı ayrıcalıklar tanınacaktır.

{ Add a Comment }

Yunan İsyanı Hakkında Bilgi

Yunan İsyanı Nedenleri – Gelişimi – Sonuçları:

Osmanlı’dan ayrılmak için ayaklanan Sırplar, bu amaçlarına ulaşamamışlar; ancak birtakım ayrıcalıklar kazanmışlardır. Osmanlı Devleti’nin Sırplara Bükreş Antlaşmasında bazı ayrıcalıklar tanıması Rumları (Yunanlıları) da harekete geçirmiş, Fransız İhtilalı’nın getirdiği ulusçuluk akımının etkisi ve Rusya’nın kışkırtması, Yunan ayaklanmasının çıkmasında etkili olmuştur.

Rusya’nın öncülüğünde Mora’da (Yunanistan’da) Etnik-i Eterya adında bir cemiyet kurulmuş, (1814) bağımsız bir Yunanistan kurmayı amaçlayan bu cemiyet ilk Yunan ayaklanmasını Eflak’ta başlatmıştır.

Bir Rum (Yunan) ayaklanması olmasına rağmen, bu ayaklanmanın Yunanistan dışında başlatılmasının nedeni, bu ayaklanmayı daha geniş bölgelere de yaymak ve Balkanlardaki diğer ulusları da harekete geçirebilmekti.

Ancak, bu ayaklanma Eflak’ta destek bulmamış ve Osmanlı Devleti tarafından bastırılmıştır. (1820)

Ayaklanma bu defa Mora Yarımadası’nda başlatılmış, Rumlara karşı etkili olan Mora Valisi Tepedelenli Ali Paşa, bazı nedenlerle devlete karşı ayaklanınca idam edilmesi sonucu Rumlar daha rahat hareket etmeye başlamıştır.

Yunan Ayaklanmasının yayılması karşısında zor durumda kalan Osmanlı Devleti, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’dan yardım istemiştir.

Ancak, Kavalalı Mehmet Ali Paşa;

  • Girit ve Mora valiliklerinin kendisine verilmesi karşılığında yardım edebileceğini bildirmiştir.

2.Mahmut, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın şartlarını kabul edince Mısır donanması Mora’ya gelerek ayaklanmayı bastırmıştır. (1827)

Yunan İsyanı’na Mısır kuvvetlerinin karışması üzerine başta Rusya olmak üzere Avrupalı devletler müdahale etmişler, Osmanlı Devleti’nden Yunanistan’ın bağımsız devlet olarak tanınmasını istemişler; ancak Osmanlı Devleti bu isteği reddetmiştir.

İngiltere, Mısır’da gözü olduğu için Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın sivrilmesini ve donanmasının güçlenmesini istemiyordu. Ayrıca Kavalalı Fransa’ya yakın bir politika izliyordu.

Bunun üzerine İngiltere, Fransa ve Rusya Mora’ya bir donanma göndererek, Navarin’de Osmanlı ve Mısır donanmasını yakmışlardır. Batılı devletler Navarin’de Osmanlı donanmasını yakmakla bir milliyetçilik ayaklanması olan Rum isyanına destek vermişlerdir. Milliyetçiliği desteklemekle 1815 Viyana Kongresi’nde aldıkları kararlarla çelişmişlerdir.

Navarin Baskını üzerine, Osmanlı Devleti İngiltere, Fransa ve Rusya’dan tazminat istemiş, ancak Avrupalı devletler bunu kabul etmemiştir.

Osmanlı Devleti, bu sıralarda Yeniçeri Ocağı’nı henüz kaldırmış, yeni ordu oturmamış, donanma da Navarin’de yakıldığı için zor durumda kalmıştır.

Bu sırada Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş açmış ve Rusya ile Edirne Antlaşması (1829) yapılmıştır. Edirne Antlaşması’na göre;

  • Yunanistan’ın bağımsızlığı tanınacak
  • Sırbistan’a özerk yönetim (içişlerinde serbest, devlete vergi ödeyen) hakkı tanınacak
  • Rusya’ya savaş tazminatı ödenecek
  • Tuna Nehri girişindeki bazı adalar ile Doğu’da Kafkaslarda bazı topraklar Rusya’ya bırakılacak
  • Rus ticaret gemilerinin boğazlardan serbestçe geçebilmesi ve Osmanlı topraklarında ticaret yapabilmesi izni verilecektir.

Bu antlaşma ile;

  • İlk defa Osmanlı uyruğunda yaşayan bir Hıristiyan ulus bağımsızlığını kazanarak, kendi ulusal devletini kurmuş, bu durum Osmanlı’nın diğer uluslarını harekete geçirmiştir.

{ 1 Comment }

Sırp İsyanı Hakkında Bilgi

1804 Sırp İsyanı Kısaca – Özet:

Fransız İhtilalı’nın yaydığı ulusçuluk akımından da etkilenen Sırplar, Rusya’nın kışkırtması sonucu ayaklanmıştır. Sırpların ayaklanması üzerine harekete geçen Osmanlı Devleti, kısa sürede bu ayaklanmayı bastırmıştır.

Osmanlı Devleti’nin Sırp Ayaklanması’nı bastırması, Fransa ile yeniden yakınlaşması ve boğazları Rusya’ya kapatması üzerine Rus orduları Eflâk ve Boğdan’ı işgal etmiştir.

Böylece Osmanlı-Rus savaşı başlamıştır. Bu savaşta Rusya tarafını tutan İngiltere, Osmanlı Devleti’nden Fransa ile olan ilişkisini kesmesini, Eflâk ve Boğdan’ı Rusya’ya bırakmasını istemiştir.

Rusya ile savaş devam ederken Osmanlı Devleti’nde Padişah III. Selim’i ve Nizam-ı Cedit’i hedef alan bir ayaklanma çıkmıştır. Kabakçı Mustafa Ayaklanması sonucunda;

  • Selim tahttan indirilmiş, Nizam-ı Cedit Ocağı kaldırılmıştır.
  • Bir yenilik hareketi daha ayaklanma sonucu ortadan kalkmış oldu.

Kabakçı Mustafa Ayaklanması sonucunda tahttan indirilen III. Selim’in yerine IV. Mustafa padişah olmuştur.

{ Add a Comment }

Küçük Kaynarca Antlaşması – Önemi – Sonuçları

Küçük Kaynarca Antlaşması Hangi Padişah Döneminde İmzalanmıştır:

III. Mustafa’nın ölümü üzerine I. Abdülhamit Padişah olmuştur. Rusya’nın Osmanlı karşısında daha fazla genişlemesini istemeyen Avusturya ve Prusya araya girmiş ve I.Abdülhamit döneminde Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1774’te Küçük Kaynarca Antlaşması imzalanmıştır. Rusya ile yapılan Küçük Kaynarca Antlaşması’na göre;

Küçük Kaynarca Antlaşması’nın Maddeleri:

  • Kırım’a bağımsızlık verilecek, Kırım Hanlığı sadece dini bakımdan Osmanlı Halifesine bağlı kalacak
  • Osmanlı vatandaşı olan Ortodoksları Rusya koruması altına alacak
  • Kapitülasyonlarda Rusya da yararlanacak
  • İstanbul’da bir Rus elçisi bulunacaktır.
  • Küçük Kaynarca, Osmanlı Devleti’nin imzaladığı en ağır antlaşmalardan biridir.

Küçük Kaynarca Antlaşması’nın Önemi ve Sonuçları:

Bu antlaşma ile;

  • İlk defa halkı Türk ve Müslüman bir ülke (Kırım) Osmanlı Devleti’nden ayrılmış
  • Rusya Kırım’ı ele geçirme aşamasının ilkini gerçekleştirmiş
  • Ortodoksları koruma hakkı tanınmakla, Rusya’nın Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmasına zemin hazırlanmış, Balkanlar Rusya’nın politikalarına açık hale gelmiştir.

Rusya, Kırım’ı Osmanlı Devleti’nin denetiminden çıkarmış, Karadeniz egemenliğini sağlamak için harekete geçmiştir.

Kırım işlerine karışan Rusya, burada kendi taraftarı olan Şahin Giray’ı Han seçtirmiş, ancak bu durumu Kırım halkı kabullenmeyince Osmanlı halifesine şikâyette bulunmuş, Osmanlı Devleti de Şahin Giray’ın hanlığını onaylamamıştır.

Bunun üzerine Kırım’a giren Rusya, Şahin Giray’ın hanlığını zorla kabul ettirmeye çalışmış, bu gelişme üzerine de Osmanlı Devleti Rusya ile savaş durumuna gelmiştir.

Osmanlı Devleti ile Rusya’nın yeniden savaş aşamasına gelmesi üzerine araya Fransa girmiş ve uzlaşma sağlanarak Aynalıkavak Antlaşması (1779) yapılmıştır. Buna göre;

  • Rus askerleri Kırım’dan çekilecek,
  • Osmanlı Devleti de Şahin Giray’ın Kırım Hanı olmasını onaylayacaktı.

Ancak, Rusya Kırım’dan askerlerini çekmediği gibi, Kırım’ı topraklarına kattığını ilan etmiş, (1783), bu gelişme üzerine Rusya ile savaşlar yeniden başlamıştır. (1787)

Rusya’nın Osmanlı Devleti’yle başlattığı savaşa Avusturya da katılmış, böylece Osmanlı Devleti, hem Rusya, hem de Avusturya ile savaşmak zorunda kalmıştır.

{ Add a Comment }

3. Mustafa Dönemi Önemli – Siyasi Olayları

III. Mustafa Dönemi (1757-1774):

Yenilikçi bir padişah olan III. Mustafa döneminde, Sürat Topçuları Ocağı kurulmuş, Deniz Mühendishanesi’nin kuruluş çalışmaları başlatılmış, bu yenilik hareketlerinde Sadrazam Koca Ragıp Paşa ve Osmanlı hizmetine giren Fransız Baron dö Tot büyük katkıda bulunmuştur.

Bu dönemde Rusya, Osmanlı topraklarına yönelik saldırılarını sürdürmüş ve Karadeniz’de etkili olabilmek amacıyla Kırım işlerine karışmaya başlamıştır.

Bu nedenle Rusya ile savaşlar yeniden başlamıştır.

  • Rusya ile yapılan bu savaşlarda, gerekli hazırlıklar yapılmadığından ve yenilikler henüz oturmadığından ağır yenilgi alınmıştır.
  • Savaş sırasında bir Rus donanması İngilizlerin yardımıyla, Atlas Okyanusu’ndan Akdeniz’e girmiş ve Çeşme Limanı’nda demirli bulunan Osmanlı donanmasını yakmıştır. (1770)

{ Add a Comment }

3. Selim Dönemi Önemli – Siyasi Olayları

III.Selim Dönemi (1789-1807):

I.Abdülhamit’in ölümü üzerine padişah olan III. Selim, devam eden bir savaş ile karşılaşmış Avusturya ve Rusya ile savaşlar sürerken, Avrupa’da çok önemli bir olay olan Fransız İhtilali (1789) gerçekleşmiştir.

Fransız İhtilali, Avrupa’yı çok yakından ilgilendiren ve etkileyen bir olay olduğundan, Avusturya yönünü bu olaya çevirmek zorunda kalmıştır. Çok uluslu devletleri tehdit eden bu ihtilalden, Avusturya olumsuz etkilenmiş, Osmanlı Devleti ile sürdürdüğü savaşı sona erdirmek için anlaşma istemiştir.

Ziştovi Antlaşması ile; Avusturya savaş sırasında aldığı yerleri geri vermiştir.

  • Böylece, Osmanlı Devleti savaş alanlarında yenilmiş olmasına rağmen, toprak kaybına uğramamıştır.
  • Ayrıca, Osmanlı Devleti, ileride kendisini olumsuz etkileyecek olan Fransız Ihtilali’nden, dolaylı olarak şimdilik olumlu etkilenmiştir.

Avusturya’nın savaştan çekilmesinden sonra yalnız kalan Rusya, Osmanlı Devleti’nden barış istemiş, Rusya ile Yaş Antlaşması imzalanmıştır. (1792)

1787’de başlayan Avusturya ve Rusya savaşları Ziştovi (1791) ve Yaş (1792) Antlaşmaları ile sona ermiştir.

Yaş Antlaşmasına göre;

  • Osmanlı Devleti Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etmiştir.
  • Dinyester nehri sınır kabul edilmiştir.
  • Yaş Antlaşması, Kırım’ın artık Rus toprağı olduğunun kabul edilmesi ve böylece Rusya’nın Karadeniz’de varlığının tanınması açısından büyük önem taşır.
  • Bu zamana kadar devam eden, “Kaybedilen toprakların geri alınabileceği ümidi” yok olmuştur.
  • Osmanlı Devleti Yaş Antlaşması ile “Dağılma Dönemi”ne girmiştir. Bundan sonra Osmanlı Devleti eldeki topraklan tutabilmek için mücadele edecektir.

III. Selim döneminde, Nizam-ı Cedit adında yeni bir ordu kurulmuştur. Fransız ordusu örnek alınarak hazırlanan bu ordunun giderlerini karşılamak amacıyla İrad-ı Cedid adında ayrı bir hazine (bütçe) oluşturulmuştur.

  • Yeni ve modern bir ordu olan Nizam-ı Cedit kurulurken, yeniçerilerin ve halkın tepkisinin alınmamasına özen gösterilmiş, ancak; yeniçeriler bu orduya karşı çıkmış ve baskı sonucu kaldırılmasını sağlamışlardır.
  • Matbaa devlet korumasına alınmış, ilk devlet matbaası açılmıştır.
  • Avrupa ülkelerine düzenli ve sürekli elçilikler açılmaya başlanmış, Lâle Devri’nde açılmaya başlanan, ancak daimi olmayan ve kültürel alanda etkili olan elçilikler, şimdi siyasal alanda etkili olmak üzere daimi olarak açılmıştır.
  • III.Selim döneminde ilk daimi elçilik Londra’da açılmış, Viyana, Berlin, Paris elçilikleri bunu takip etmiştir.
  • Yerli malı kullanılması teşvik edilmiştir. Kabakçı Mustafa İsyanı ile bu yeniliklere son verilmiş, Selim tahttan indirilmiştir.
  • Kabakçı Mustafa ayaklanması, yeniçerilerin yapılan yeniliklere karşı başkaldırısıdır. Bu olay Osmanlı Devleti’nde Yeniçeri Ocağının ne kadar olumsuzluk içerisinde bulunduğunun ve yeniliklerin önünde önemli bir engel oluşturduğunun göstergesidir.

{ Add a Comment }

Osmanlı – Rus ve Osmanlı – Avusturya Savaşları ( 1787- 1792)

Osmanlı – Rus ve Avusturya Savaşları Nedenleri:

  • Ruslar’ın Kırım’ı işgal etmeleri
  • Avusturya ve Rusya’nın Osmanlı’yı paylaşma konusunda anlaşmaları (Grek Projesi)
  • Osmanlı Devletinin bu gelişmeler üzerine kendini savunması ve Rusya’nın yayılmasını engellemek istemesi

Osmanlı Devleti 1774 yılında imzalamış olduğu Küçük Kaynarca Antlaşması ile kaybettiği toprakları özellikle de Kırım’ı Ruslardan geri almak amacıyla savaşı başlatmıştır.

Savaş I.Abdülhamit’in saltanatı sırasında başladı. İngiltere ve Fransa, Rusya’nın Balkanlarda güçlenmesini istemediğinden Osmanlı Devletinin yanında yer aldılar. Ancak Avusturya’da Osmanlı Devletine karşı savaşa girince Osmanlı Devleti beklemediği bir şekilde iki cephede birden savaşmak zorunda kalmıştır.

Osmanlı Devleti Sadrazam Koca Yusuf Paşa komutasında Avusturya’ya karşı başarılar kazanırken, Rus Cephesinde ardı ardına yenilgilere uğranılmıştır. 1788 yılında Rus Generali Potemkin Özi‘yi karadan ve denizden kuşatarak ele geçirmiş ve kentin bütün sakinlerini katletmiştir. I. Abdülhamit bu haberin üzüntüsüne dayanamayarak felç geçirip ölmüştür.

III. Selim‘in başa geçtiği dönemde ise Avusturya, Fransız İhtilali’nin ve savaşta Rusya kadar başarılı olamamasının etkisiyle savaştan çekildi.

Osmanlı – Rus ve Avusturya Savaşları Sonuçları:

Osmanlı Devleti ile 1791 yılında Ziştovi Antlaşmasını imzaladı.

  • Avusturya işgal ettiği Belgrad‘ı Osmanlılara geri verip, Romanya sınırlarında kalan Orşova şehri ve Hırvatistan sınırındaki bir bölgeyi almıştır.
  • Rusya’ya herhangi bir yardımda bulunmayacak, esirler karşılıklı olarak serbest bırakılacaktı.

Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki savaş ise 1792 yılında imzalanan Yaş Antlaşması ile sona ermiştir. Antlaşmaya göre;

  • Osmanlı Devleti Kırım’ın Rusya’ya ait olduğu kabul edecek ,
  • Özi Kalesi ve çevresi Ruslara bırakılacak,
  • Dinyester Nehri iki devlet arasında sınır kabul edilecekti.

Savaşlar sonucunda Osmanlı Devleti yeni topraklar kaybetmiş ve dağılma sürecine girmiştir. Rusya ise Kırım’ı alarak Karadeniz yoluyla İstanbul ve Boğazları tehdit edebilecek güce ulaşmıştır.

{ Add a Comment }

18 Yüzyıl Rusların Azerbaycan’a Hakim Olması

18 Yüzyıl’da Rusların Azerbaycan’ı Ele Geçirmesi:

Avşar Türklerinden Nadir Şah’ın İran’da m yönetime geçmesi İran’ın yeniden güçlenmesini sağladı. Rusya Azerbaycan topraklarını İran’a bırakmak zorunda kaldı. Azerbaycan hanlıkları Nadir Şah‘ın ölümü (1747) ile ortaya çıkmıştır. Azeri Türkleri Karabağ, Gence, Şeki, Şirvan, Küba, Baku, Taliş, Derbent, Nahçıvan, İrevan, İtisu Hanlıklarını kurarak bağımsız küçük devletler durumuna gelmişlerdir.

Azerbaycan’ın bu şekildeki parçalanmış hali özellikle Kafkasya ve Orta Asya’ya hâkim olmak isteyen Rusya’yı harekete geçirmiştir. (1796) Rus tehdidi altında kalan Azerbaycan Hanlıkları Osmanlı Devleti‘nden yardım istemişlerdir. Osmanlı Devleti Azerbaycan Hanlıklarına yardım etmek istemesine rağmen kendi iç sorunları ile uğraştığından Rusların Azerbaycan’ı işgalini engelleyememiştir. (1833)

Bu olaylar devletlerin dış politikasında şu şekilde gelişmelere yol açmıştır; Osmanlı Devleti ve İran Ruslara karşı yakınlaşma politikasını benimserken İngiltere, Rusların daha da güneylere inerek Hindistan gibi sömürgelerini tehdit etme ihtimaline karşı Osmanlı ve İran’ı Rusya’ya karşı destekleme yoluna gitmiştir.

BİLGİ NOTU: Burada İngiltere’nin tutumu ile ilgili, dış politikalarını şekillendiren bir özelliklerini hatırlamak gerekir: İngiltere Dışişleri Bakanı Palmerstone; “Bizim ebedi düşmanlarımız ve dostlarımız yoktur sadece ebedi ülke çıkarlarımız vardır.” Demiştir.

{ Add a Comment }