Etiket: para

Paranın Tarihçesi – Paranın Tarihsel Gelişimi – Kısaca

Paranın Tarihi Hakkında Kısa Bilgi:

Lidyalıların insanlık kültür ve uygarlığına kazandırdığı para, ister metalden, isterse kâğıttan imal edilmiş olsun, insan hayatına adeta damgasını vuran en önemli sembollerden biridir.

Kâğıt icat edilmeden evvel, deniz kabuğundan, kıymetli metallere varıncaya değin çeşitli mallar, takas aracı olarak kullanıldı. Tarihteki ilk madenî para basımı MÖ 7. yüzyılda Anadolu ’da, Lidyalılar tarafından gerçekleştirildi. Dünyanın ilk büyük darphanesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul Simkeşhane ’de kuruldu.

MÖ 118 yılında deri parayı kullanmaya başlayan Çinliler, MÖ 806 yılında da ilk kâğıt parayı kullanmaya başladılar. Balat’ta kâğıt paraların basılması ve kullanılması 17. yy. sonlarına rastlıyor. Osmanlı Devleti’nde ilk kâğıt paralar Abdülmecit tarafından 1840 yılında “kaime” adıyla çıkarıldı. Matbaada basılmayan ve elle yapılan bu paraların her birine resmî mühür vurulurdu.

Osmanlı yönetimi; 1842 yılından itibaren matbaada para basmaya başladı. Cumhuriyetin ilk zamanlarında kâğıt para basılmadığı için 1927 senesinin sonuna kadar bu paralar geçerli oldu.

{ Add a Comment }

Zekat Vermek Nedir – Sadaka ve Fitre Nedir

Zekât İslam dininin İnsanların yardımlaşma ve dayanışmasına verdiği önemin en önemli göstergesidir.

Zekât: Zengin olan bir Müslümanın kazancının bir kısmını yoksullara vermesidir. Zekât, yoksullara, düşkünlere, borçlulara ve yolculara verilir. Anneye, babaya, büyükanneye, büyükbabaya, eşlere ve çocuklara zekât verilmez. Zekât koyun, keçi, sığır gibi hayvanlar, altın, gümüş ve nakit para ile ticaret eşyası ve toprak ürünlerinden verilir.

Sadaka: Karşılık beklemeden yapılan yardımdır.

Fitre: Ramazan’da verilir. Bir fakiri, bir gün doyuracak miktardaki para ya da maldır.

Zekât, sadaka ve fitre vermenin toplum açısından önemi:

►Allah’a karşı görevimizi yapmanın huzur ve mutluluğunu hissetmemizi sağlar.
►Zengin – fakir yakınlaşmasını artırır. Toplumda dayanışma, hoşgörü, sevgi, birlik ve kardeşlik duygularını güçlendirir.
►İnsanları bencillik ve cimrilikten uzaklaştır. Zenginlerin şefkat ve merhamet duygularını geliştirerek yardımlaşma ve dayanışmayı artırır.

{ Add a Comment }

Değişen Dünya Karşısında Osmanlı Ekonomisi

a) Yeni teknolojiden yararlanarak fabrika olarak adlandırılan büyük imalathaneler açıldı (1840’ta açılan Hereke Dokuma Fabrikası, Bakırköy Bez Fabrikası gibi).

b) 1860-1873 yılları arasında faaliyet gösteren Islâh-ı Sanayi Komisyonu sanayi alanında esnafın canlandırılmasına çalıştı. Bunun sonucunda birçok kişinin sermayesiyle sanayi şirketleri kuruldu.

c) Avrupa mallarının pazarlanması ve hammadde ticaretinin yoğunluk kazanması üzerine Avrupa ekonomisinin bir parçası haline gelebilmek için Osmanlı Devleti ulaşıma önem verdi. Demiryolu çalışmaları Avrupa ile eş zamanlı olarak Osmanlı ülkesine girdi,

d) Balta Limanı Antlaşması’ndan sonra (1838) ticaret sözleşmeleri Osmanlı Devleti’nin ve tüccarlarının tamamen aleyhine döndü. XIX. yüzyılda İzmir Limanı, Anadolu’nun ihracatının gerçekleştirilmesinde önemli rol oynadı.

– Tanzimat döneminde Osmanlı Devleti, 1847’de Bank-ı Dersaâdet adıyla ilk bankayı kurdu. Ancak, bu banka Kırım savaşından önce iflas etti. Bu gelişme üzerine İngiliz teşebbüsü olan Bank-ı Osmanî açıldı (1856). Bu bankaya para basma yetkisi verildi. Böylece banka hem devlet bankası hem de ticaret bankası özelliği taşıyordu. Mithat Paşa’nın girişimleriyle çiftçilere kredi vermek için Memleket Sandıkları kuruldu. 1872’den sonra bankacılık yaygınlaştı. Tarımın geliştirilmesi için 1863’te Ziraat Bankası kurularak çiftçilere kredi sağlandı.

– XIX. yüzyılda, ekonomisi daha da bozulan Osmanlı Devleti, para ayarlaması yaptı ve kağıt para çıkararak iç borçlanma yoluna gitti. Galata bankerlerinden kısa vadeli borçlar alındı. 1854 yılında İngiltere’den ilk defa borç para alınarak dış borçlanma süreci başladı.

{ Add a Comment }

Osmanlı Devletinde Maliye – Kısaca

Osmanlı Devleti’nde Defterdar, maliye ve ekonomiden sorumlu divan üyesidir. İlk mali düzenleme I. Murat zamanında yapılmıştır. Osmanlıda ilk resmi bütçe Tarhuncu Ahmet Paşa tarafından yapılmıştır (XVI. yy.). Defterdarların sayısı II.Beyazıt döneminde ikiye çıkarıldı (Rumeli ve Anadolu defterdarlığı). Osmanlıda ilk para Osman Bey Dönemi’nde, ilk altın para Fatih Dönemi’nde, ilk kâğıt para (Kaime) ise Tanzimat Devri’nde Abdülmecit Dönemi’nde basılmıştır. Osmanlı Mâliyesinin Temel Gelirleri Şunlardır:

– Şer’i vergiler
– Örfi vergiler
– Gümrük vergileri
– Orman, maden ve tuzla gelirleri
– Bağlı devletlerin ödediği vergiler
– Savaş ganimetlerinin beşte biri
– Müsadere malları

{ Add a Comment }

Osmanlı Devletinde Maliye Sistemi

Kamu ekonomisi devlet maliyesi anlamına gelir. Osmanlı Devleti’nde mali işler defterdarlar tarafından yürütülmüştür. II. Mahmut dönemine gelindiğinde ise Maliye Bakanlığı kurulmuştur.

PARA POLİTİKASI: Osmanlı Devleti’nde ilk para Osman bey döneminde basılmış ve XIX. yüzyıla kadar altın ve gümüşten yapılan paralar kullanılmıştır. 1839’da, kaime-i nakdiyye-i mutebere adı verilen ilk kağıt para basılmıştır. Ancak bu paranın sahteleri yapılınca 1863’te tedavülden kaldırılmıştır. Madeni para basmak için Avrupa’dan makineler getirilmiştir. Abdülmecid döneminde yüz kuruş bir Osmanlı lirası olarak belirlenmiş, böylece kuruş ve mecidiye (yirmi kuruş değerinde) Osmanlı para birimleri olmuştur. Bütün bu gelişmelere rağmen paranın istikrarı sağlanamamıştır. Bu durumun oluşmasında,

– Osmanlı Devleti’nin kapitülasyonların etkisi altında bulunması
– Yerli sanayi gelişmediği için mamül eşyaların dışarıdan alınmak zorunda kalınması
– İhracatla azalmasına karşılık ithalatın artması
– Askeri ve ekonomik sıkıntıların artması

gibi nedenler etkili olmuştur.

VERGİ SİSTEMİ: Osmanlı Devleti’nde Tanzimat’a kadar vergiler şer’i ve örfi olarak ikiye ayrılmıştır.

a) Şer’i Vergiler: Dini nitelikli vergilerdir. İslam hukukuna göre alınırdı. Bunlar,

– Öşür: Müslüman çiftçilerden ürün üzerinden onda bir oranında alınan vergidir.
– Haraç: Gayrimüslüm çiftçilerden alınan ürün vergisidir.
– Cizye: Gayrimüslim erkeklerden askerlik hizmeti karşılığı alınan sosyal güvenlik ve himaye vergisidir. Çocuklar, kadınlar ve papazlar bu vergiden muaftır.

b) Örfi Vergiler: Devletin sürekli ve olağanüstü ihtiyaçların karşılamak için padişah emri ile alınan vergilerdir. Halkın statüsüne göre alınırdı. Bunlar,

– Resm-i Çift: Tarım üreticisinin elindeki toprağın büyüklüğünü, evli-bekar oluşuna göre alınan vergidir.
– Çift bozan: Toprağını mazeretsiz olarak terk eden ya da üç yıl üst üste boş bırakan köylüden alınan vergidir.
– Adet-i Ağnam: Hayvan vergisidir. Hayvan sayısına göre toplanırdı.
– Niyabet rüsümu: Devlet görevlilerinin yöneticilikleri sırasında halktan aldıkları vergiydi. Suçlulardan alınan cerimeler de bu tür vergilerdendi. Buna bad- ı hava vergisi de denirdi.
– Baclar ve gümrük resimleri: Yabancı devletlerden gelen mallardan alınan vergilerdir. Ayrıca pazar yerlerinden de bu vergi alınırdı. Bu olağan vergilerin dışında, savaş, sel ve yangın gibi olağanüstü hallerde alınan avarız gibi vergilerde mevcuttu.

XVI. yüzyıldan itibaren vergi sisteminde de usulsüzlükler görülmeye başladı. Gelirler düştü. Bunun yanında örfi vergiler usulsüzce arttırıldı. Bu da halkın tepkisine neden oldu. Vergilerin tümü hazineye aktarılması gereken gelirlerdir. Ancak tımar sistemi nedeniyle vergiler görevlilere havale edilmiştir. Böylece devlet hazineden para aktarmadan hizmet götürmüştür.

Vergilerin toplanmasında iltizam usulüne geçilmesi, halkın ezilmesine neden oldu. Tanzimat fermanıyla gelire göre vergi alınması ilkesi kabul edildi.

BÜTÇE: Osmanlı Devleti’nde gelir – giderleri belirlemek için bütçeler hazırlanmıştır. Bu bütçeler tahmini olmayıp önceki yılların değerlerine göre tespit edilmiştir. XVI. yüzyıla kadar bütçe için gelirler giderlerden fazla iken bu yüzyıldan sonra askeri harcamaların artması, israflar, saray masrafları ve personel giderlerindeki artış, vergilerin toplanamaması gibi nedenler devlet bütçesinde açıklara neden olmuştur. Tarhuncu Ahmet Paşa ve Köprülüler gereksiz harcamaları kısarak denk bütçe hazırlamaya çalışmışlarsa da yeterince başarılı olamamışlardır.

XIX. yüzyılın ortalarında itibaren dış borçlanmaya gidilmiş ancak bu borçlar ödenemeyince Duyun-u Umumiye İdaresi kurulmuş ve Osmanlı’nın ekonomik kaynaklarına el konulmuştur.

BANKACILIK: Osmanlı ülkesinde bankacılık faaliyetleri Tanzimat döneminde başlamıştır. 1847’de Osmanlı parasının değerini korumak için Bank-ı Dersaadet adıyla ilk Osmanlı Bankası kuruldu. 1856’da merkezi Londra’da olan Bank-ı Osmani açılmıştır. Bu bankaya para basma yetkisi de verildikten sonra hem devlet bankası hem de ticari bankacılık çalışmalarını sürdürmüştür.

Tanzimat döneminde çiftçiye kredi vermek için önce Memleket Sandıkları sonra Ziraat Bankası kuruldu. 1883’te ülkede tütünün alınıp satılması Reji adıyla tanınan bir Alman-Fransız şirketine verildi. 1906’da ticareti desteklemek ve milli şirketler kurmak için Osmanlı İtibar-ı Milli Bankası açıldı.

{ Add a Comment }