Etiket: papanın

Ortaçağda Kilise ve Papalık – Ortaçağda Kilisenin Etkisi

Hıristiyanlık Avrupa’da önce Roma İmparatorluğu topraklarında yayılmaya başladı. İlk zamanlarda Romalıların sert tepkileriyle karşılanan Hıristiyanlık, 313’te Milano Fermanı ile serbest bırakılmış ve daha sonra Roma’nın resmi dini olmuş, bundan sonra da bütün Avrupa’ya yayılmıştır.

Hıristiyanlıkta ortaya çıkan ihtilaflar (farklı görüşe dayanan anlaşmazlık), Roma İmparatorluğu’nun parçalanmasıyla iyice gün yüzüne çıkmış, Batı Roma’nın siyasi üstünlüğünü tanımak istemeyen Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans), Roma’da oturan Papanın da nüfuzunu engellemek amacıyla yeni bir kilise örgütü kurmuştur. Hıristiyanlıkta bazı değişik yorumlar getiren bu anlayış, “Ortodoks” mezhebini ortaya çıkarmıştır.

Roma’da Papanın temsil ettiği anlayış ise “Katoliklik”ti. Avrupa’da genelde yaygın olan Katoliklik sayesinde Papa, dini otorite halini almıştır. Hatta ilk başlarda Ortodokslar bile Papalığa tam olarak karşı çıkamamışlar, az da olsa nüfuzu altında kalmışlardır. Papanın altında piskoposlar, rahipler ve papazlar yer almış, böylece kilise örgütü kurulmuştur.

Avrupa’da, Kavimler Göçü sonrasında oluşan siyasi otorite boşluğunu iyi değerlendiren kilise, kısa zamanda büyük bir güç haline gelmiştir.

Ortaçağda Kilisenin Gücü

Ortaçağ’da Hıristiyanlar, iki büyük mezhebin tesirinde bulunuyorlardı. Bunlardan Katolik Mezhebi’nin dini başkanı Roma’da bulunan Papa; Ortodoks Mezhebi’nin başkanı ise İstanbul’daki Patrik’ti. Özellikle Papaların elinde çok büyük yetkiler bulunuyordu. Bu kimse istediğinde bir kişiyi aforoz ederek dinden bile çıkarabilirdi. Aforoz edilen kişi, tam anlamıyla toplumsal hayatının dışına çıkarılmış olarak görülürdü ve tamamen soyutlanırdı. Hatta Krallar bile bu yüzden aforoz edilmekten çok çekinirlerdi. Papa’nın enterdi ilan ettiği memlekette ise bütün dinsel törenler ayinler yortular tamamen durdurulurdu. Krallar bu duruma düşmek istemediklerinden Papa ile iyi geçinme yoluna giderlerdi.

Yukarıda anlatılanlardan dolayı Ortaçağ da krallar ve senyörler, kiliseye çok büyük topraklar bağışlamışlar bu sayede de kilise örgütü aklın alamayacağı kadar zenginleşmişti. Hatta ve hatta din adamları ülke üzerinde o kadar etkin hale gelmişlerdi ki kilisenin koyduğu kurallar, Hıristiyan olan memleketlerin kanunlarını da şekillendiriyordu. Hatta daha da ilginci Kutsal Roma Germen İmparatorları bile taçlarını Papanın elinden törenle giymeye başlamışlardı. İşte bu noktada elde ettikleri ayrıcalıkları kaybetmek istemeyen din adamları, skolastik düşünce sistemini geliştirmişlerdir. Buna göre kilisenin koyduğu esaslar değişmez ve sorgulanamaz olarak kabul ediliyordu. Bu nedenle bilimde düşünceyi destekleyen deney bile yasaklanmıştı. Bu düşünce tarzına tarihte dogmatizm adı verilmiştir.

{ Add a Comment }

Aforoz Enterdi ve Endüljans Nedir

Tanrının vekili sayılan Papanın kişileri dinden atma ve günahlarını affetme yetkisi vardı. Papa, dine karşı çıkan ya da çıkarlarına ters düşenleri Hıristiyanlıktan atardı. Bu işlemin kişilere uygulanmasına “Aforoz”, topluluğa uygulanmasına ise “Enterdi” adı verilirdi.

Papa ve vekilleri olan din adamları, insanların günahlarını bağışlar ve cennete girmelerini kabul edebilirlerdi. Günah bağışlama ve cennetten yer satma işlemi karşılığında “Endüljans” denilen bir belge verilmiş, bu işlem ise, büyük bir bağış karşılığında gerçekleşmiştir.

Böylece, Ortaçağ’da Papalık ve Kilise, Aforoz ve Endüljans sayesinde hem siyasi, hem de büyük bir ekonomik güce sahip olmuştu. Bu güçleri sayesinde kralların bile üstünde otorite kurmuştur. Papanın bu çıkarcı uygulamaları, Hıristiyanlığa kendi istedikleri gibi yönlendirmeleri ve Katolik kilisesinin büyük bir ekonomik zenginliğe kavuşması, ileride tepkilere sebep olacak, bu tepkiler ise Reform Hareketleri’ni doğuracaktır.

{ 3 Comments }