1) Su Kirliliği: Evsel ve endüstriyel atıkların, yerüstü ve yeraltı sularına karışması ile ortaya çıkan kirlilik türüdür. Su sürekli bir döngü içindedir. Bu döngü esnasında insan yaşam alanlarından topladığı kirliliği akarsu, göl ve denizlere taşıyan sular, kirliliğin belirli merkezlerde toplanmasına neden olmaktadır. Su kirliğini oluşturan kaynakların başında;

■ Sanayi tesisleri,
■ Konutlar,
■ Kirlilik sonucunda ortaya çıkan mikroorganizmalar gelmektedir.

Ülkemizde su kirliliği denildiğinde akla İzmit Körfezi ve Marmara Denizi gelmektedir. Bu alanda nüfus ve sanayinin yoğunlaşmış olması kirliliğinde aşırı derecede artmasına neden olmuştur.

2) Hava Kirliliği: Atmosferde toz, kül, is, duman, gaz gibi, insana ve doğadaki diğer canlı, cansız varlıklara zarar veren tüm kirleticilerin varlığı olarak tanımlanabilir. Hava kirliliğinin temelinde çok sayıda faktör varsa da en önemlileri grafikten de anlaşılacağı gibi taşıtlar, enerji santralleri, sanayi tesisleri ve ısınma araçlarıdır. Atmosferdeki sera gazı oranının artması son yüz yılda Dünya sıcaklığının 0.8° C ısınmasına neden olmuştur. Bu olaya küresel ısınma diyoruz. Küresel ısınma insanoğlunun doğaya verdiği ölçüsüz zararın bir sonucudur ve bundan yine en çok insanoğlu zarar görmektedir.

Ülkemizde hava kirliliği büyük bir sorun iken doğalgaz kullanımının yaygınlaştırılması ile sorun bir nebze çözümlenmiştir. Ancak halen Doğu ve İç Anadolu Bölgelerinde, çukurda kalan ovalarda kurulmuş şehirler hava kirliliği sorunu yaşamaktadır.

3) Toprak Kirliliği: Günümüzde önemli boyutlara varan toprak kirliliği; tarımsal verimi arttırmak için kullanılan gübreler ve zararlılara karşı kullanılan zirai mücadele ilaçlarının bilinçsizce aşırı tüketilmesinden kaynaklanmaktadır. Endüstri ve madencilik kaynaklı, katı ve sıvı atıklar ile hastane ve araştırma merkezlerinden kaynaklanan radyoaktif maddeler ve asit yağmuru şeklinde toprağa dönen hava kirliliği de toprak kirliliğinin artmasına neden olmaktadır. Ülkemizde toprak kirliliğinin en yoğun olduğu alan, İstanbul ve İzmit’tir. Bu durumun ortaya çıkmasında nüfusun ve sanayinin fazla gelişmiş olması ile bilinçsizlik etkili olmaktadır. Çünkü; kökeni bilenmeyen tehlikeli atıklar yıllarca bu merkezlerin çevresindeki boş arazilere gömülmüş, bunlardan sızan maddeler yer altı sularına karışarak toprağın çok geniş alanlarda kirlenmesine neden olmuştur.

4) Ses Kirliliği: İstenmeyen rahatsızlık verici seslere gürültü adı verilmektedir. Gürültü insan vücuduna hem doğrudan hem de dolaylı olarak zarar vermektedir. Gerek insan ruh yapısını bozması gerekse de çevreyi olumsuz yönde etkilemesi nedeniyle gürültü bir kirlilik olarak kabul edilir. Örneğin kuş barınaklarının bulunduğu doğal alanlarda yaşanan gürültü kısa sürede kuşların bu alanı terk etmesine, yumurtaların çatlamamasına, yavru kuşların ölmesine neden olmaktadır. Ülkemizde özellikle büyük kentlerdeki gürültü

5) Elektro Manyetik Kirlenme: Teknolojinin gelişmesi ile ortaya çıkan elektro manyetik araçlar insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen faktörlerdendir. Bilinçsiz kullanımın yanı sıra araçlardan kaynaklı hatalarda bu tip kirliliğe neden olmaktadır.Bu tip kirliliği oluşturan kaynaklar;

■ Cep telefonu ve onların baz istasyonları. Radar,
■ Mikrodalga fırınlar,
■ TV ve radyo verici antenleri,
■ Uydu iletişim istasyonlarıdır.

Dünya’da kanser vakalarındaki hızlı artış elektromanyetik kirliliğin artışının bir sonucu olarak görülmektedir. Elektromanyetik kirlenme etkileri henüz tam olarak kanıtlanmasa da pek çok hastalığa yol açtığı düşünülen bir kirlilik türüdür.

6) Işık Kirliliği: Işık kirliliği, yanlış yerde, yanlış miktarda, yanlış yönde ve yanlış zamanda ışık kullanılmasıdır. Hava kirliliği, su kirliliği gibi zehirleyici olmasa da, gereğinden fazla ve yanlış yerde ışık kullanmak etkisiz aydınlatma demektir; Bunun sonucu olarak ışığı üretmek için harcanan enerjinin önemli bir kısmı da boşa gitmektedir. Ayrıca aşın ışık kullanımı gök parlaması denilen ve gökyüzünün gereğinden fazla aydınlık kalmasına yol açan olaya neden olur. Bu nedenle ışık kullanımında oldukça dikkatli olunmalıdır.