Osmanlı Ordusu Hakkında Bilgi: Osmanlı Devleti’nin aşiretten imparatorluğa geçişinde merkeziyetçi yönetim anlayışının yanı sıra güçlü bir orduya sahip olması önemli rol oynamıştır. Kuruluş döneminde gönüllülerden oluşan Osmanlı askeri gücü, fetihlerin hızlanmasıyla düzenlenmeye başlanmış, Orhan Bey döneminde yaya ve müsellem adı verilen ilk düzenli ordu oluşturulmuştur. Yine Orhan Bey döneminde deniz gücü de oluşturulmaya başlanmıştır.

Murat döneminde ordunun asker ihtiyacının bir bölümü savaş esirlerinden karşılanmış (pençik sistemi), yine bu dönemde kapıkulu ve tımar sistemlerinin temelleri atılmıştır. Ankara Savaşı’ndan sonra pençik sisteminin uygulanması güçleşmiş, bunun üzerine II. Murat zamanında devşirme sistemi uygulanmaya başlanmıştır. Bu sistemde Hristiyan çocuklar ailelerinden alınarak Osmanlı hizmetine alınmış, Türk-İslam gelenekleriyle yetiştirilip, askeri ve idari alanlara kazandırılmıştır.

KAPIKULU ASKERLERİ: Selçuklularda görülen Hassa Ordusu’nun benzeridir. Başlangıçta savaş esirlerinden oluşturulan bu ordu önceleri savaş esirlerinden sonradan ise devşirme yoluyla alınan çocukların eğitilmesiyle oluşturulmaya başlanmıştır. Kapıkulu askerleri merkez ve merkeze yakın yerlerde bulunurdu. Osmanlı ordusunun sürekli gücü durumda bulunan bu askerler üç ayda bir ulufe denilen maaş, her padişah değişikliğinde de cülus denilen bahşiş alırlardı. Kapıkulu askerleri piyadeler (yayalar) ve süvariler (atlılar) olarak ikiye ayrılmıştır.

a) Kapıkulu Piyadeleri

Acemioğlanlar Ocağı Kapıkullarına kaynak oluşturan bu ocak I. Murat döneminde kurulmuştur. Önceleri savaş esirlerinden oluşturulurken daha sonra, Rumeli’deki Hristiyanlar devşirilir Türk ailelerinin yanında yetiştikten sonra Acemioğlanlar ocağına alınırdı.

Devşirme şu şekilde uygulanmıştır.

– Padişah fermanıyla devşirilecek bölge ve memur belirlenirdi.
– Bölgedeki idari amir, kadı ve gerekirse rahipler çocukları belirlemede memura yardım ederdi.
– İhtiyaca göre devşirme yapılırdı.
– Herhangi bir vücut kusuru olanlar devşirilmezdi.
– Bir aileden birden fazla çocuk alınmazdı.
– Bir erkek çocuğu olan aileden devşirme yapılmazdı.
– Temel bilgileri olan devşirmelerden zeki olanlar Enderun’a gönderilirdi.

– Kapıkulu piyadelerinin en önemli sınıfı Yeniçeri Ocağı’dır. Yeniçeriler savaşta ordu merkezinde yer alır ve padişahı korurlardı. Barış döneminde İstanbul ve yakın çevresinin güvenliğini sağlarlardı. Askerlik dışında bir işle uğraşmaları yasak olan yeniçeriler XVI. yüzyılın sonlarına kadar en disiplinli askeri sınıftı. Ancak bu dönemden itibaren bu özelliklerini kaybetmişlerdir.

Bu durumun oluşmasında,

– Askerlikle ilgisi olmayanların ocağa alınması,
– Avrupa savunma sanayindeki yeniliklerin Yeniçeri Ocağı’na yansıtılamaması,
– Yeniçerilerin siyasi olaylara karışıp otorite tanımaz hale gelmeleri,
– Yeniçerilerin ıslahatlara engel olmaları gibi nedenler etkili olmuştur.

Murat döneminde kurulan Yeniçeri Ocağı bu nedenlerle II. Mahmut döneminde kaldırılmıştır. (Vak’a-yı Hayriye)

Kapıkulu piyadeleri arasında ayrıca silahları üreten ve tamir eden Cebeci Ocağı; top dökmek, top mermisi yapmak ve bunları kullanmakla görevli Topçu Ocağı; bomba ve havan topu yapmakla görevli Humbaracı Ocağı; tünel kazma ve köprü yapmakla görevli Lağımcı Ocağı ile top arabalarını yapan ve büyük topların taşınmasından sorumlu olan Top Arabacıları Ocağı da bulunuyordu.

b) Kapıkulu Süvarileri

Enderun ve Yeniçeri Ocağı’ndan terfi yoluyla oluşturulan atlı askerlerdir. Derece ve maaş yönünden Kapıkulu piyadelerinden üstün sayılmışlardır. Süvariler altı bölüğe ayrılmıştır.

Sipahi ve Silahtar: Savaşlarda padişahın sağında ve solunda yer alarak padişahın çadırını korumuşlardır.
Sağ ve Sol Ulufeciler: Savaşta saltanat sancaklarını korumuşlardır.
Sağ ve Sol Garipler: Savaşta ordunun ağırlıklarını ve hâzineyi taşımışlardır.

EYALET ASKERLERİ: Osmanlı ordusunun en kalabalık bölümünü eyalet askerleri oluşturmuştur. Tımarlı Sipahi de denilen eyalet askerleri Osmanlı toprak sistemine bağlı olarak oluşturulmuşlardır. Tamamen Türklerden oluşan tımarlı sipahilerin ihtiyaçları dirlik sahipleri tarafından karşılanmıştır. Dolayısıyla maaş almamışlardır. Savaş olmadığı dönemlerde bulundukları bölgenin güvenliğini sağlamışlardır. Kanuni döneminde sayıları yüz bini geçen tımarlı sihapiler, XVI. yüzyıl sonlarından itibaren eski önemlerini kaybetmişlerdir. Bu durumun oluşmasında,

– Avrupa’daki silah teknolojisi ve ordu teşkilatındaki gelişmelere ayak uydurulamaması,
– Dirliklerin hak etmeyen kişilere verilmesi,
– Yeni fetihlerle toprakların genişletilememesi,
– Celali isyanları nedeniyle tarımsal üretimin azalması,
– Devletin nakit para ihtiyacı nedeniyle dirlik topraklarının gelirlerinin iltizam yoluyla hâzineye aktarılması,
– Tımarlı sipahilerin geri hizmetlerde görevlendirilmeleri gibi nedenler etkili olmuştur.

Akıncılar: Sınırlarda görev yapan atlı askeri birliklerdir. Akıncılar düşman ülkelerine akın yapmak, orduya keşif hizmetinde bulunmak, ordunun güvenle ilerlemesini sağlamak gibi önemli görevler üstlenmişlerdir.

Azaplar: Anadolu’daki bekâr erkeklerden oluşan bu ordu, savaşlarda yeniçerilerin önünde yer almış ve onların manevra kabiliyetini artırmıştır.

Yaya ve Müsellemler: Ordunun geçeceği yolları açmak, köprü yapmak ve tamir etmek gibi geri hizmetlerde bulunmuşlardır.

Deliler: Çoğunluğu Türklerden oluşan bu hafif süvari birlikleri sınırları korumuşlardır.

Gönüllüler: Sınırdaki şehir ve kasabaların korunmasından sorumludurlar.

Beşliler: Her beş aileden bir kişi alınarak oluşturulan bu ordu, sınırdaki kaleleri korumuş ve gerektiğinde düşmanın durumu hakkında bilgi toplamıştır.

Sakalar: Ordunun su ihtiyacını karşılamışlardır.

YARDIMCI KUVVETLER: Osmanlı Devleti’ne bağlı beylik ve hükümetlerden alınan kuvvetlerdir. Savaşlarda, Eflak, Boğdan, Erdel ve Arnavut kuvvetleri Osmanlı ordusunda görev yapmışlardır.

DONANMA (DENİZ KUVVETLERİ): Osmanlı Devleti ilk deniz gücüne Karesi Beyliği’ni egemenliği altına alarak sahip olmuştur. Orhan Bey döneminde Karamürsel ve Edincik üslerinin kurulmasıyla denizcilik faaliyetleri başlamıştır. Gelibolu, İstanbul, Süveyş, Basra, Sinop, İzmit ve Rusçuk’ta yapılan Osmanlı tersaneleri donanmanın gemi ihtiyacını karşılamıştır.

Akdeniz, Karadeniz, Kızıldeniz ve Tuna Nehri’nde Osmanlı donanması bulundurulmuştur. Donanma komutanına Kaptan-ı Derya deniz askerlerine ise levent denilmiştir. Osmanlı gemilerine karamürsel, kalite, mavna ve kadırga gibi isimler verilmiştir.

Barboros Hayrettin Paşa, Turgut Reis, Salih Reis, Piri Reis, Kılıç Ali Reis, Şeydi Ali Reis, Murat Reis önemli Türk denizcileridir.