Etiket: namaz

Namazı Bozan Şeyler – Durumlar Nelerdir – Maddeler Halinde

Namaz Hangi Durumlarda Bozulur – Namaz Hangi Hallerde Bozulur – Namazı Nasıl Bozarız :

Başlanmış olan namazı bozan şeyler kısaca şunlardır:

1) Gusül veya abdest almayı gerektiren bir durumun olması.

2) Namaz için necasetten tahareti gerektiren bir durumun olması. Yani, namaz kılan kimsenin elbisesine, bedenine veya namaz kıldığı mekana bir necasetin bulaşması.

3) Namazın farzlarından herhangi birisinin yapılmaması. Meselâ; iftitah tekbiri almamak, kıraat farzını yerine getirmemek, rükû veya sucûd yapmamak, ya da namazın sonunda teşehhüd miktarı oturmamak; başlanmış olan namazı bozan hallerdendir.

4) Her ne şekilde olursa olsun (bilerek, bilmeyerek, yanılarak, unutarak, uyuklayarak v.s.) namaz kılarken, namazla alakası olmayan dünya sözü konuşmak, birisine selâm vermek, ya da verilen selâmı almak.

5) Bilerek veya bilmeyerek, namazda bir şey yemek, içmek, sakız çiğnemek, ağza şeker alıp eridikçe onu yutmak.

6) Namazda kişinin kendi işiteceği derecede gülmesi. Dünyalık bir sebepten dolayı ağlamak da namazı bozar. Fakat Allah korkusundan dolayı veya cennet ve cehennemi hatırlama sonucu ağlamak, namazı bozmaz.

7) Namaz kılan kişinin, bilerek göğsünü kıbleden çevirmesi. Sadece yüzü kıbleden çevirip namaz kılmak ise, mekruhtur.

8) Gerekli bir sebep olmaksızın namazda yürümek.

9) Özürsüz olarak imamın hizasından öne geçmek.

10) Namazda “Amel-i Kesîr – Çok hareket” yapmak.

11) Herhangi bir rahatsızlıktan dolayı ağızdan harfler çıkararak inlemek ve özürsüz olarak öksürmek.

12) Namazın bir rüknünü kılacak kadar bir süre avret yerinin açık olması.

13) Mânâyı bozacak derecede âyetleri yanlış okumak. Bunun için namazda okunan yerlerin doğru okunmasına dikkat edilmelidir. Meselâ; Fâtiha sûresi okunurken, “Yevmi’d-Dîn” kelimesini, fazla bastırarak “Yevmi’t-Tîn” şeklinde okumamak gibi. Zira birincisi; Kıyâmet Günü, İkincisi ise; İncir Günü anlamındadır. İşte bu şekilde, okunan Kur’ân âyetlerinin mânâsını bozacak kadar harfleri yanlış okumak, namazı bozar. Bu sebeple, Kur’ân-ı Kerîm’in bütün harfleri, aynı şekilde özel yerlerinden (mahreçlerinden) çıkarılarak okunmalıdır.

14) Tekbir getirilirken “Allahu Ekber” sözünün ilk harfini çekerek okumak. “Âllahu Ekber” demek gibi. Burada “Allah, en büyüktür” anlamı yerine, “Allah mı daha büyüktür?” anlamı ortaya çıkacağı için bu şekilde bir okuyuş, namazı bozar.

15) Su bulunmadığı için teyemmüm eden bir kimsenin, namaz kılarken suyu görmesi ve suyu kullanma imkânına kavuşması ya da mest üzerine mesheden bir kimsenin mesh süresinin sona ermesi veya namazda iken mestin, ayağından çıkması, namazı bozar.

16) Namazda “Ka’de-i Ahîra-Son Oturuş” farzı yerine getirilmeden, kalkılıp namaza bir rek’at daha eklemek, namazı bozar. Fakat Ka’de-i Ahîre’den sonra yanılarak kalkıp bir rek’at daha kılmak, namazı bozmaz. Ancak bu durumda ek rek’ata da bir rek’at daha ekleyip selâm verilmelidir. Böylece son iki rek’at, nafile kabul edilir. Çünkü son ka’de ile zâten namaz bitmiş sayılır.

17) Sorulan bir soruya namazda iken cevap vermek. Bu cevap, âyet ile de olsa namazı bozar.

18) Namaz sırasında bayılmak, cinnet getirmek.

19) Aynı cemaatte bulunan bir kadının yanında veya arkasında olmak. Bu, erkeğin namazını bozar.

20) Farz olan kıraati, Kur’ân-ı Kerim’e bakıp okumak. Sabah namazı kılınırken güneşin doğması, Cuma namazı kılınırken ikindi vaktinin girmesi, Bayram namazı kılınırken zevâl vaktinin olması da, başlanmış olan bu namazları bozan hallerdendir.

{ Add a Comment }

Namazın Sünnetleri Nelerdir – Maddeler Halinde

Namazın içindeki sünnetleri kısaca üç ana bölümde toplamak mümkündür. Bunlar da;

a) Kıyam halindeki sünnetler,
b) Rükû ve secdeler ile ilgili sünnetler,
c) Ka’de (oturuş) hali ile İlgili sünnetler

A) Kıyam Halindeki Sünnetler:

Kıyam halindeki sünnetler, namaz kılarken yapılan iftitah tekbiri, kıyam ve kıraat ile ilgili sünnetlerdir.

1) İftitah tekbiri getirilirken;

a) Erkeklerin, ellerini kulak seviyesine kadar yükseltmeleri,
b) Kadınların, ellerini göğüs seviyesine kadar kaldırarak tekbir getirmeleri,

2) İftitah tekbiri için kaldırılan ellerin parmaklarını normal bir açıklıkta bulundurmak.
3) Tekbir alınırken, el ve parmak içlerini kıbleye döndürmek,
4) İmam olan kişinin tekbiri, cemaatin duyacağı bir sesle getirmesi.
5) İmama uyan kişinin, iftitah tekbirini imamdan hemen sonra getirmesi.
6) İftitah tekbirinden hemen sonra ellerin bağlanması da sünnettir. Namazda el bağlamak;

a) Erkekler için; sağ el, sol elin üzerine gelecek şekilde, sağ elin küçük ve baş parmaklan ile sol el bileğini kavrayacak ve sağ elin diğer üç parmağı sol elin üzerinde rahat olacak biçimde tutup göbek altında bağlanmasıdır.
b) Kadınlar için ise; sağ eli sol elin üzerine rahatça koyup, göğüsleri üzerinde tutmalarıdır.

7) Namazların başında Fatiha’dan önce gizli olarak “Subhaneke” duasını okumak sünnettir.
8) İlk rek’attaki Subhaneke duasından sonra, sessizce “Eûzu-Besmele” çekmek, diğer rek’atlarda ise yalmz Besmele çekmek, Fâtiha’nın sonunda da gizlice “Âmîn – Duâmızı kabul buyur” demek.
9) Mukîm olanlar için; zamm-ı sûre’yi sabah ve öğle namazlannda uzun, ikindi ve yatsı namazlarında orta, akşam namazında ise kısa okumak.
10) Namaz rek’atlannda kıraati, Kur’ân-ı Kerîm’in sûre ve âyet dizilişine uygun bir sıra ile okumak. Meselâ; ikinci rek’atta okunacak âyet veya sûrenin birinci rek’atta okunan âyet ve sûreden sonra olması sünnettir. Ancak, her rek’atta ayn bir küçük sûre okunacak olursa; bu durumda ya her iki sûrenin arka arkaya gelen sûrelerden olmasına veya arada birden fazla sûrenin bulunmasına özen gösterilmelidir.
11) Kıyam’da dururken, bir özür olmadıkça ayak aralarını dört parmak kadar açık bulundurmak.
12) Kıyam’da iken secde yerine bakmak. Bu, namazın âdâbında da zikredilmektedir.
13) Uç ve dört rek’atlı namazlarda ilk iki rek’attan sonraki rek’atlarda Fâtiha’yı okumak.

B) Rukû ve Secdeler ile İlgili Sünnetler:

Bu sünnetler, rukûa ve secdelere varırken, ya da kalkarken yapılması sevap olan sünnetlerdir:

1) Rukûa eğilirken “Allahu Ekber” demek.
2) Rukû’da üç defa “Subhâne Rabbiy e’ 1-Azîm” demek.
3) Rükû halinde iken el içleri ile diz kapaklarını tutmak ve parmaklan açık bırakmak. Kadınlar ise, ellerini dizlerinin üzerine sadece koyarlar ve parmaklarını açmazlar.
4) Rukû’da dizleri ve dirsekleri bükmemek. Kadınlar ise, dizlerini hafifçe bükerler.
5) Rükû halinde iken ayakların üzerine bakmak. Bu namazın âdâbı arasında da zikredilmektedir.
6) Rukû’dan kalkılırken “Semia’l-Lâhu limen Hamideh” demek.
7) Rukûdan kalkıldıktan sonra, ayakta iken; “Rabbenâ leke’l-Hamd” demek.
8) Secdeye inerken ve secdeden kalkarken “Allahu Ekber” dernek.
9) Secdeye inerken, bir özür olmadıkça önce dizleri, sonra elleri, sonra da alnı yere koymak.
10) Secde’de üç defa “Subhâne Rabbiye’l-A’lâ” demek.
11) Secdelerde dirsekleri yere, kamı da uyluklara yapıştırmamak. Kadınlar ise; kollarını içe doğru çekip yere, karınlarını da uyluklarına yapıştırırlar.
12) Secde halinde el içlerini yere yapıştırmak ve parmak aralarım da normal kapalı tutmak.
13) Secde halinde iken başı, fazla ileri ve fazla geri olmayacak şekilde ellerin arasında bulundurmak.
14) Secdeden kalkarken önce alm, sonra elleri, soma da (şayet diğer rek’atı kılmak için ayağa kalkılacak ise) dizleri kaldırmak. İki secde arasında normal oturup duraklamak ve en azından Subhanellah diyecek kadar kalmak. Yani, ta’dîl-i erkân’a uymak. Buna vacip, hatta farz diyenler de vardır.

C) Ka’de (oturuş) Hali ile İlgili Sünnetler:

Ka’de hali ile ilgili sünnetler de, gerek “Ka’de-i Ûlâ-Birinci Oturuş” ve gerekse “Ka’de-i Ahîra-Son Oturuş” esnasında yapılması sünnet olan fiillerdir.

1) Ka’deye geçerken, sol ayağı yere yayıp üzerine oturmak ve sağ ayağın parmak uçlan kıbleye gelecek biçimde sağ ayağı dikmek. Kadınlar ise, her iki ayaklannı sağ tarafa yatınp üzerlerinde otururlar. Onlar için de sünnet, bu şekildir.
2) “Ettehiyyâtu” duasını sessiz okumak.
3) Ka’dede elleri dizlerin üzerine koyup parmaklannı sıkmadan ve fazla açmadan normal şekilde bırakmak.
4) Ka’dede otururken etrafa bakmayıp, kucağa bakmak. Bu, namazın âdâbı arasında da zikredilmektedir.
5) Tahiyyât’m teşehhüdünden sonra “Allahümme Sallî” ve “Allahümme Bârik” duâlannı okumak.
6) Tahiyyât’ta Teşehhüd okunurken; “lâ ilahe” sözüne ulaşıldığı zaman, şehadet parmağını yukan kaldırmak ve “illellâh” sözü okunurken parmağı indirmek. Çünkü bu ifade ile Allah’tan başka hiçbir İlâh olmadığı belirtilirken, tek parmak işareti ile de hareketle aynı inanç belirtilmektedir.
7) Salavât’tan sonra Kur’ân-ı Kerim’den veya hadîs-i şeriflerden alınmış bir duayı okumak.
8) Ondan sonra “Esselâmu Aleykum ve Rahmetullah” deyip, başı önce sağa, sonra sola çevirmek.
9) İmam selâm verirken, sağ tarafa verilen selâm sesini yüksek tutup, sol tarafa verilen selâm sesini de biraz alçaltmak.
10) Selâm verirken, selâm verilen tarafın omuzuna bakmak.
11) İmama sonradan yetişip, selâmdan sonra namaza devam edecek kimselerin, imamın ikinci selâmını bekleyip ondan sonra kalkmaları da sünnettir.

{ Add a Comment }

Namaz Kılanın Önünden Geçmek ve İlgili Hadisler

Namaz Kılanın Önünden Niye Geçilmez – Namaz Kılanın Önünden Geçmenin Hükmü:

Namaz kılan kimsenin önünden geçmek haramdır. Bunun için, özellikle açık havada ve benzeri yerlerde namaz kılan kimse, önünden geçilmemesi için sütre kullanmalıdır. Çünkü namaz kılanın önünden geçmek nasıl günah ise, insanların gelip geçeceği yerde sütre kullanmadan namaz kılıp onların bu günahı işlemelerine sebep olmak da günahtır. Fakat kimsenin gelip geçmemesi halinde sütresiz namaz kılmak günah değildir.

Cemaatle kılınan namazlarda yalnız imamın önünde sütrenin bulunması yeterlidir. Bütün cemaatin önüne sütre koymaya gerek yoktur. Cemaatle kılınan namazlarda öndeki safta bulunan boşluğu doldurmak gibi zorunlu bir sebepten dolayı namaz kılanın önünden geçmekte bir sakınca yoktur. Tıpkı bunun gibi, Kâ’be ziyaretinde Hz. İbrahim’in Makamı adı verilen yerin ön veya arka tarafında Kâ’beyi tavaf eden kimsenin, namaz kılanın önünden geçmesinde de bir sakınca yoktur.

Açık havada veya büyük bir camide namaz kılanın önünden geçmenin haram olduğu bölge, namaz kılanın ayaklan ile secde için alnını koyacağı yer arasıdır. Fakat küçük bir camide namaz kılanın, kıble duvarına kadarki önünden geçmek günahtır.

Buna rağmen namaz kılan kimse, önünden geçecek birini fark ettiği zaman “Sübhânellah” diyerek veya namazı bozacak fazla bir hareket yapmamak şartım ile eli, başı ya da gözü ile hafifçe işaret ederek onu önleyebilir.

Namaz Kılanın Önünden Geçmek Hakkında Hadis:

Ebû Cüheym Abdullah İbni Hâris İbni Sımme el-Ensârî radıyallahu anh’ rivayet edilmiştir ki: İslam Peygamberi şöyle buyurdu:

“Namaz kılmakta olanın önünden geçen kimse ne kadar günah işlediğini bilmiş olsaydı, kırk şu kadar zaman yerinde durması onun için daha hayırlı olurdu.” 

{ Add a Comment }

Namazın Âdabı Nelerdir – Namaz İçin Uygun Davranışlar

Namaz Kılarken Nelere Dikkat Etmeli:

Namazın sünnetlerinde bilmeyerek yapılan bir eksikliği sevap yönünden tamamlayan bazı davranışlar vardır ki; bunlara namazın âdâbı, yani namazda yapılması daha uygun olan davranışlar denir. Bunlar da kısaca şunlardır:

1) Namaz kılarken, dikkati namaza toplamaya çalışıp, namaz dışı şeyler düşünmemeye gayret etmek.

2) Kıyam’da iken secde yerine, rukûda iken ayakların üzerine, otururken kucağa, selâm verirken de omuzlara bakmak. Bazı görüşlere göre bunlar sünnettir.

3) Namazda esnerken ağzı kapalı tutmaya çalışmak.

4) Mümkün olduğu kadar öksürüğü tutmaya veya önlemeye çalışmak. Zaruret olmadan öksürmek ise, namazı bozan fiillerdendir.

5) Ceket, palto ve benzeri bir dış elbiseyi giymeden, omuzlara atmış olmamak. Yani, onu giymek; adaptandır.

6) Kendi başına namaz kılanların rükû ve sucût’taki teşbihleri üçten fazla yapmaları.

7) Müezzin’in, “Hayya Ale’l-Felâh” sözü işitilince; namaz için ayağa kalkmak.

8) Müezzin tarafından “Kad Kâmeti’s-Salâh” sözü söylendiği zaman da, imamın tekbir ile namaza başlaması uygun kabul edilmiştir. Bu, mendûpturi ).

9) İkamet alınırken camiye giren kişinin, oturması ve cemâat ile birlikte ayağa kalkması d’a menduptur. Bu durumda camiye giren kişinin, ikamet bitinceye kadar ayakta beklemesi uygun değildir.

Bu sayılan davranışların tamamı, namaza gösterilen saygının derecesini gösterir. Her ne kadar bunları terk etmek, yani bunları yapmamak, günah değil ise de, bunları yapmak; faziletlidir, sevaplıdır.

Genellikle şimdiye kadar sayılan davranışlar, namazın içinde olan âdâp veya sünnetlerdir. Namaz ile ilgili olduğu halde, namazın dışında olan bir takım âdâp ve sünnetler de vardır. Namazın daha mükemmel olması için bunlara da dikkat etmek, daha uygun olur.

Namaz dışında bulunan âdâbı ve sünnetleri kısaca şöyle özetlemek mümkündür:

1) Namaz kılınacak yerde, ibadet ciddiyetini takınmak, namaza yakışmayan davranışlardan sakınmak. Çünkü bu durumda insan, Yüce Allah’ın huzuruna çıkmaya hazırlanmaktadır.

2) Cemaatle namaz kılınacaksa; cemaatin ve imamın hazır olmasını sükûnetle beklemek.

3) Açık hava ve benzeri yerlerde namaz kılacak kimse için, önünden geçilmemesini temin bakımından namaz kıldığını belirten bir işareti (sütre) önüne dikmek veya uygun bir şekilde gerçekleştirmek.

4) Vakit namazından sonra ve her zaman teşbih çekerek Allah’ı (c.c) yüceltmek ve duada bulunmak.

5) Dua ederken el içlerini yukarıya doğru açarak parmak aralarım serbest bırakmak ve kollan biraz yükselterek elleri birbirlerine yapıştırmamak.

{ Add a Comment }

Kerahat Vakti Nedir – Kerahat Vakti Neler Yapılmaz

Kerahat Vakti Neden Uyunmaz – Namaz Kılınmaz:

Kerahat vakti nedir? Kerahat, Osmanlıca kökenli bir kelime olup Arapçadan “kerih” yani kötü, sakıncalı ve sıkıntılı gibi birçok anlama gelir. Vakit olarak Kerahat vakti, Güneşin konumuna bağlı olarak İslam dininde özellikle namaz ibadetinin yapılmasının yasak olduğu zamanları ifade eder.  Bunlar Güneş doğarken, güneş tam tepedeyken ve güneş batarken olarak sayabileceğimiz üç vakitten ibarettir.

Kerahat Vakti Namaz Kılmak:

Neden Kerahat vaktinde namaz kılmak yasaklanmıştır? Kerahat vaktinde kılınan namaz İslamiyet’ ten önceki kavimlerin güneşe taptığı vakitlerdi. Onarın Tanrısı olan güneş, doğduğunda selamlarlar tam tepedeyken ve batarken onu yüceltir ve Güneşe kurbanlar adarlardı. Bilirsiniz Hazreti İbrahim Aleyhisselam, temiz kalbiyle rabbini ararken “Rabbim çok büyük bir şey olmalı” demiş ve “güneş olabilir mi?” diye kendi kendine sormuş sonra gün batımında kendisini terk eden bir varlığın ilah olamayacağı kanısına varmıştır. Hazreti İbrahim dönemi ve birçok dönemde güneşe tapmak yaygın bir inançtı.

İşte Allah Hazretleri, Müslümanların onlara benzemesini ve onların ibadetlerini hatıra getiren bu vakitlerde namaz kılınmasını yasak etmiştir. Ancak namazların kazaya bırakılmasından sa kerahat vakti de olsa kılınması eftaldir. Bir bakıma ehveni şer kıstası ile ruhsat verilen bir tercihtir. Fakat bunu alışkanlık haline getirmek kulun elinden ruhsatı alır ve yaptığı ibadeti ifsat eder.

Peygamber Efendimiz, kerahat vakitlerinde uyunmamasını tavsiye etmiştir. Özellikle ikindi namazı ve akşam namazı arasındaki kısa vakitte uyumanın sakıncalarını belirtmiştir. Bu vakitte uyuyup sağlıkla uyananların Allah‘a şükretmelerini tavsiye etmiştir. Peki, neden kerahat vaktinde uyumak kötüdür? Ve neden hepimizin bildiği gibi bu vakitlerde uyuduğumuzda kalktığımızda kendimizi çok kötü hissederiz?

Kerahat Vakti Uyumak:

İkindi vaktinde uyumak, akla ve bedene büyük bir yük getiriyor. Bilim adamları, güneşin manyetik ışımasındaki en zararlı ışık huzmelerinin bu vakitte dünyaya ulaştığını keşfetmişlerdir. Zannedildiği gibi biz öğlen vakitlerindeki ultraviyole ışınlarının cilde verildiği zararlar gibi bir etkiden bahsetmiyoruz. Bu manyetik akım olarak dünyada gelgitlerin oluştuğu bir zamandır. Toprağın ve suyun soğuması ile direk sudan ve topraktan yaratılan insanın bünyesinde meydana gelen akıl almaz olumsuz değişikliklerden bahsediyoruz. Kendiniz de şahit olmuşsunuzdur. Kerahat vaktinde uyuyup uyananların uyandıkları yeri geç hatırlamaları hatta vaktin sabaha yakın ya da güneş doğmak üzere olduğunu zannetmeleri gibi kısa bir beyin travması geçirdikleri oluyor.

Demek, Peygamberin bahsettiği “aklını yitirmeden ve delirmeden “ bu vakitte uyananların çokça şükretmesi gerekiyor.

{ 2 Comments }

Hz. Muhammed’in Vefatı

Sevgili Peygamberimiz, 632 yılında Veda Haccı’nı yaptıktan sonra Mekke’den Medine’ye döndü ve 27 Mayıs 632’de hastalandı. Hastalandıktan sonra namaz kıldırmak için bile mescide güçlükle gidebiliyordu. Gün geçtikçe rahatsızlığı arttı, mescide gidemez duruma geldi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.), kendi yerine namaz kıldırması için yakın arkadaşı ve sahabenin ileri gelenlerinden Hz. Ebu Bekir’i görevlendirdi. Bundan birkaç gün sonra da 8 Haziran 632 Pazartesi günü vefat etti. Peygamberimiz, vefat ettiği yer olan Hz. Ayşe’nin odasında defnedildi. Onun Mescid-i Nebi’nin bitişiğinde bulunan mezarı, Ravza-i Mutahhara (tertemiz cennet bahçesi) olarak adlandırılır.

{ Add a Comment }

İbadet – Temizlik İlişkisi (İbadet – Temizlik Arasındaki İlişki)

Temizlik, sağlıklı ve huzurlu bir hayat sürdürmenin ilk şartıdır. Bundan dolayı kişiler her zaman ve her yerde temiz olmaya özen göstermelidirler. Dinimiz de bizlerden böyle davranmamızı ister. Yüce Allah, ilk indirilen Kur’an ayetlerinden birinde Peygamberimize hitaben şöyle buyurur. “Sadece Rabb’ini büyük tanı. Elbiseni temiz tut. Kötü şeyleri terk et.” Peygamberimiz de “Temizlik imanın yarısıdır.” hadisiyle temizliğin dinimizdeki önemine dikkat çeker. Ayrıca dinimizde temizlik, bazı ibadetlerin yerine getirilmesinin ön şartı olarak kabul edilir.

Örneğin İslam’da emredilen temel ibadetlerden biri namazdır. Namaz kılabilmenin öncelikli şartı, abdest alıp temizlenmektir. İslam dinine göre ibadet eden Müslümanlar maddi temizlikle beraber manevi temizliğe de önem vermelidirler. İbadetlerini her türlü gösterişten uzak bir şekilde yalnızca Allah’ın emrini yerine getirmek ve onun rızasını kazanmak amacıyla yapmalıdırlar. Kötü söz ve davranışlardan uzak durmalıdırlar.

Beden Temizliği: Dinimiz, Müslümanların bedenlerini ve giysilerini temiz tutmalarını ister, örneğin yemeklerden önce ve sonra elleri yıkamayı, sık sık banyo yapmayı, saçları, dişleri, tırnaklan temiz tutmayı öğütler. Dinimizde kişilerin ibadet ederken en güzel ve temiz elbiselerini giymesi gerekir. Kur’an’ı Kerim’de: “Ey Ademoğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin…” buyrulur.

Gusül: Guslün farzı üçtür:

Ağzı çalkalayıp temizlemek
Burnu yıkayıp, temizlemek
Tüm vücudu, kuru yer kalmayacak şekilde yıkamak

Abdest: Temizlik, namaz ibadetini yerine getirebilmenin ön şartıdır. Bu nedenle namazdan önce temizlikle ilgili bazı şartların yerine getirilmesi gerekir. Bunların başında abdest almak gelir. Abdest alınmadan hiçbir namaz kılınmaz. Abdestin dört farzı vardır:

– Yüzü yıkamak
– Elleri dirseklerle birlikte yıkamak
– Başın dörtte birini mesh etmek
– Ayakları topuklarla beraber yıkamak

Bazı durumlarda abdest bozulur. Uyumak, yellenmek, tuvalet ihtiyacını gidermek, bayılmak abdest bozan hâllerden bazılarıdır.

Teyemmüm: Boy abdesti ve namaz abdesti temiz suyla alınır. Temiz suyun bulunmadığı ya da hastalık ve benzeri nedenlerle kullanılmasının sakıncalı olduğu durumlarda teyemmüm yapılır. Teyemmüm yapmak için önce niyet edilir. Sonra eller temiz bir toprağa ya da kil, kum gibi toprak cinsinden bir şeye sürülüp silkelenir. Ardından yüz, bir kere mesh edilir. Eller tekrar toprağa sürülür. Önce sağ, sonra sol kol mesh edilerek teyemmüm tamamlanır.

Mekân ve Çevre Temizliği: Evimiz, okulumuz, mahallemiz, şehrimiz ve üzerinde yaşadığımız dünya çevremizi oluşturur. Çevrenin temiz tutulması hepimiz için büyük önem taşır. Çevremizde herkese açık olan bazı toplumsal mekânlar bulunur. Hastane, cami, parkla, piknik alanları bunlardan bazılarıdır. Bu gibi yerlerden yararlanırken temizlik kurallarına uymalıyız, örneğin camiye giderken temiz giysilerle gitmeliyiz. Kütüphane, hastane gibi mekânların temizliğine özen göstermeliyiz.

Dinimiz çevre temizliğine büyü önem vermiştir. Sevgili Peygamberimiz, “Avlularınızı ve boş alanlarınızı temiz tutun.” hadisiyle bizleri bu konuda uyarmıştır. Onun bu konuyla ilgili başka bir hadisi ise şöyledir: “Yolları ve (insanların oturacakları) gölgelikleri kirletmeyiniz.”

{ 1 Comment }