Etiket: mısır

İngiltere’nin Mısır’ı İşgali – Ne Zaman – Kısaca

Mısır Osmanlı’dan Ne Zaman Ayrıldı:

1869’da Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla önemi daha da artan Mısır için İngiltere ve Fransa arasında sürekli çıkar mücadelesi yaşanmıştır. Hidiv İsmail Paşa döneminde Mısır ekonomisinin ve yönetiminin yabancıların kontrolüne geçmesi Mısır halkının tepkisine neden olmuş, halk Ahmet Arabi Paşa önderliğinde ayaklanmıştır. Bu durumu bahane eden İngiltere 1882’de Mısır’a asker çıkarmıştır. Osmanlı Devleti de İngiltere’ye karşı koyacak gücü olmadığından işgali kabul etmek zorunda kalmıştır.

{ Add a Comment }

Mısır’ın İngilizler Tarafından İşgali (1882)

İngiltere’nin Mısır’ı İşgal Sebepleri:

1869’da Süveyş Kanalı’nın açılması ile iyice önem kazanan Mısır’a, İngiltere göz dikmişti. Çünkü İngiltere’nin Hindistan ve Uzak Doğu sömürgelerine giden en kısa yol buradan geçiyordu. Özet olarak İngiltere, hem Mısır gibi verimli ve zengin kaynaklara sahip bir bölgede yeni sömürgeler elde etmiş olacak hem de sömürgelerine giden yolu denetim altına alacaktı.

İngiltere, Mısır’da çıkan ayaklanmaları ve karışıklıkları bahane ederek burayı işgal etmiştir. (1882)

Yapılan anlaşma ile Mısır, İngiltere ve Osmanlı Devleti’nin göndereceği komiserler tarafından yönetilecekti. Mısır’a ilk Osmanlı komiseri olarak Ahmet Muhtar Paşa gönderilmiştir.

İngiltere’nin Mısır’ı İşgalinin Sonuçları:

  • Böylece, çok önemli bir bölge olan Mısır da Osmanlı Devleti’nin kontrolünden çıkmıştır.

Bütün bunlardan başka istibdat devri olayları olarak,

    • Bulgaristan Prensliği’ne Doğu Rumeli bırakıldı ve ileride kurulacak olan Bulgaristan Krallığının temelleri atıldı.
    • Girit ayaklanmaları devam etti. Yunanistan’a bağlanmak için sık sık ayaklanan Girit’te, ıslahatlar yapılmasına ve yeni haklar tanınmasına rağmen, huzur sağlanamadı.
    • Halepa Fermanı ile Girit’te yerli halktan oluşan bir Temsilciler Meclisi kurulmasına rağmen isyan devam etmiştir.

{ Add a Comment }

Asya ve Mısır’da Kurulan Müslüman Türk Devletleri

TOLUNOĞULLARI (868 – 905): Abbasi Devleti’nin hizmetine giren ve valiliğe kadar yükselen Tolunoğlu Ahmet bir Türk’tü. Mısır valiliğinde iken bağımsızlığını ilan ederek Tolunoğulları devletini kurdu. Abbasilerden ayrılıp kurulan bir devlet olan Tolunoğulları aslında bir Türk İslam devletidir. Mısır’da Türk kültürünün ilk izlerini bırakan Tolunoğulları’nın, tamamen Arap halkının yaşadığı bir bölgede kurulduğu için yalnızca yöneticileri Türk’tür. Bu nedenle kısa sürede yıkılmıştır.

İHŞİTLER (935 – 969): Abbasi hizmetinde bir Türk olan Ferganalı Muhammet, Mısır valiliğinde bulunurken bağımsızlığını ilan ederek kendi devletini kurmuştur. Tolunoğulları ile aynı özelliği yaşayan İhşitler, Fatimilerle mücadele etmişler, Mısır’ın kalkınması için çaba harcamışlardır.

FATİMİLER (910 -1174): Kendilerini Hz. Muhammet’in kızı Hz. Fatma soyuna dayandırdıklan için bu adla anılırlar. Mısır ve Suriye’de egemenlik kurmuşlar, Kuzey Afrika’da da etkili olmuşlardır. Fatimilerin en önemli özelliği Şii olmalarıdır. Bu nedenle Abbasi hilafetini tanımamışlar, kendi halifeliklerini ilan etmişlerdir. Batini akımları destekleyen Fatimilere karşı Abbasiler mücadele etmişler ancak; etkili olamamışlardır. Kudüs’ü Haçlılara karşı koruyamayan Fatimilere, Selahaddin Eyyubi son vermiştir.

EYYUBİLER (1174-1250): Musul Atabeyi Nureddin Mahmut Zengi’nin evlatlığı olan Selahaddin Eyyubi tarafından kurulmuş Türk devletidir. Fatimileri yıkarak Mısır ve Suriye’de kendi devletini kuran Selahaddin, tam bağımsızlığını ancak Mahmut Zengi’nin ölümünden sonra ilan etmiştir. (1174) Haçlı Seferlerine başanyla karşı koyan Eyyubiler, Kudüs’ü Hıttin Savaşı’nda Haçlılardan geri almış; böylece, İslam dünyasının büyük sempatisini kazanmıştır. Kudüs’ü Haçlılardan geri alması III. Haçlı Seferi’ne yol açmıştır. Eyyubiler’e bir başka Türk devleti olan Memluklar son verfhişfir. (1250)

MEMLÜKLER (1250 -1517): Eyyubilere son vererek Mısır ve Suriye’de kurulan Türk devletidir. Memlükler, Moğollara karşı yaptıktan Ayn Calud Savaşı’nı kazanmışlar ve Moğolları yenebilen bir devlet olarak ün kazanmışlardır. Memlükler Bağdat’ın Moğolların eline geçmesinden sonra kendilerine sığınan Abbasi halifesini himaye etmişlerdir. Bu sayede İslam dünyasında prestij kazanmışlardır. Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sonucu yıkılan Memlûk Devleti, Mısır’da Türk kültürünü etkili kılmıştır. Memlüklerin hükümdarlık sistemleri diğer Türk devletlerinden farklı idi. Memlüklerde belli bir hanedan (yönetici aile) yoktu. Hükümdar, güçlü komutan ve beyler arasından seçilirdi. Bazen de güçlü olan kendisini hükümdar ilan ederdi.

HARZEMŞAHLAR (1157-1231): Büyük Selçuklu atabeylerinden Atsız tarafından kurulmuş, ancak tam bağımsızlığını Sultan Sencer’in ölümüyle kazanmıştır. Büyük Selçuklu Devleti toprakları üzerinde kurulan devletlerden biri olmuş, Hazar Denizi’nin doğusunda Ceyhun nehri bölgesinde Harezm’de kurulmuştur. Moğollara karşı başarılı mücadeleler vermesine rağmen, uzun süre dayanamayan Harzemşahlar, ülkeleri Moğol istilasına uğrayınca Anadolu’ya yönelmişler ve Anadolu Selçuklulan ile yaptıkları Yassıçe- men Savaşı’nı kaybetmişlerdir. (1230) Bu olaydân sonra toparlanamayan Harzemşahlar, Celaleddin Harzemşah’ın ölümüyle (1231) yıkılmıştır.

MOĞOL İMPARATORLUĞU: Cengiz Han tarafından kumlan (1206) Moğol İmparatorluğu kısa süre içinde bütün Asya’yı istila etmiştir. Moğolların Türk ve İslam dünyasına büyük zararları olmuş, ele geçirdikleri şehirleri yakıp yıkarak, buralardaki pek çok eserleri, kitapları yok etmişlerdir. Cengiz’in ölümü üzerine (1227) dağılan Moğol İmparatorluğu topraklan üzerinde Cengiz’in dört oğlu birer ayn devlet kurmuştur.

Moğolistan ve Çin’de Kubilay Hanlığı, Türkistan’da Çağatay Hanlığı, Karadeniz kuzeyinde Altınordu Hanlığı ve İran’da ilhanlı Hanlığı, Moğol İmparatorluğu’nun parçalanmasıyla kurulmuş devletlerdir. Bu devletlerden Kubilay Hanlığı dışındakiler Türkleşmiş ve Müslüman olmuşlardır. Köklü bir kültürü olmayan Moğollar Türk kültüründen, özellikle Uygurlardan etkilenmişlerdir.

TİMUR İMPARATORLUĞU:  Çağatay Hanlarının soyundan gelen Timur tarafından Türkistan’da kurulmuş bir Türk-Moğol devletidir. (1370) Kısa sürede Orta Asya’da egemenliğini yayan Timur, İran’ı ele geçirmiş ve Osmanlılarla komşu olmuştur. Anadolu’ya giren Timur, Osmanlılarla yaptığı Ankara Savaşı’nı (1402) kazanmış ve Anadolu’yu egemenliği altına almıştır. Timur’un ölümünden sonra eski gücünü bir daha yakalayamayan devlet parçalanmıştır.

Timur İmparatorluğu döneminde Başkent Semerkant, bir bilim ve kültür merkezi haline gelmiş, pek çok eser yapılmıştır. Hindistan’da Tac Mahal, Babürlerden kalma muhteşem bir eserdir. Babür hükümdarının eşi için yaptırdığı bu anıt mezarın kubbesi altın kaplama olup, dünyanın en ünlü eserlerinden biri olarak günümüzde çok büyük ilgi görmektedir. Tac Mahal’in yapımında Osmanlı mimarları da görev almışlardır.

AKKOYUNLULAR DEVLETİ:  Doğu Anadolu ve İran Bölgesinde kurulmuş bir Türk Devletidir. Diğer bir Türk devleti Karakoyunlular ile mücadele etmişlerdir. Timur’u bu bölgeye davet eden Akkoyunlular, Timur’dan sonra iyice güçlenmiştir. Fatih zamanında Osmanlılar ile yaptıkları Otlukbeli Savaşı’nı (1473) kaybeden Akkoyunlular, bundan sonra toparlanamayarak yıkılmışlardır.

BABÜR İMPARATORLUĞU: Bugünkü Afganistan, Pakistan ve Hindistan’ı egemenliğine alan Babür Şah tarafından kurulan bu devlet, özellikle Hindistan’a Türk damgasını vurmuştur. XVI. yüzyıldan, XIX. yüzyıla kadar Hindistan’da varlık gösteren Babür Devleti, Hindu egemenliğine son vererek Afganlıları (Gurlular) ve Pakistanlıları (Urdular) kurtarmıştır. İngilizlerin Hindistan’a yerleşmesiyle Babürlerin kalıntıları da ortadan kalkmıştır.

KARAKOYUNLULAR DEVLETİ: Doğu Anadolu ve Azerbaycan taraflarında yaşamış olan Karakoyunlular Timur ile yaptıkları mücadeleleriyle ünlüdür. Ancak bu mücadeleyi kaybedince Osmanlılara sığınarak, Timur ile Osmanlıların arasının açılmasında etkili olmuşlardır. Timur’un ölümünden sonra yeniden güçlenen Karakoyunlular bu defa da Akkoyunlular ile yaptıkları mücadeleler sonucunda yıkılmışlardır.

{ Add a Comment }

9 Sınıf Tarih Mısır Uygarlığı Konu Anlatımı

Mısır Uygarlığı, Mezopotamya Uygarlığı gibi kökü çok eskilere uzanan bir . uygarlıktır. Coğrafi konumundan dolayı (etrafının deniz ve çöllerle kaplı olması) uzun bir zaman istilaya uğramamıştır. Bu durum Mısır Uygarlığı’nın özgün bir uygarlık olmasına zemin hazırlamıştır. Mısır uygarlığı Nil Nehri’nin etrafında şekillenmiştir.

Siyasi Yapı: Mısır Uygarlığı’nın siyasi tarihi şehir devletleri ile başlamıştır. M.Ö. 3000 lerde merkezi krallık haline gelmişlerdir. Bu tarihten itibaren Firavun adı verilen dini ve siyasi güce sahip Tanrı Krallar tarafından yönetilmişlerdir. (Teokratik yönetim) M.Ö. 3280 tarihinde Suriye’ye egemen olmak için Hititlerle girdikleri mücadeleler sonucunda Kadeş Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma dünya tarihindeki ilk yazılı antlaşmadır

Sosyal Yapı: Mısır’da sınıf farklılıkları vardır.

– Firavunlar,
– Rahipler, Askerler, Katipler

Ekonomik Yapı: Mısırlıların başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Bazı Asya ve Afrikalı topluluklarla ticaret de yapmışlardır.

Dini Hayat: Çok tanrılı din anlayışını benimsemişlerdir. Öldükten sonra dirilme inançları vardır. Bu inançların gereği olarak ölülerini mumyalamışlardır. Öldükten sonra dirilme inancının etkisiyle mezarlarını oda şeklinde yaparak ölünün eşyalarını oraya koymuşlardır. Firavunlar için yaptıkları anıt mezarlara piramit denilmektedir. Dünyanın 7 harikasından biri olarak kabul edilirler.

Küttür – Sanat ve Bilim: Hiyeroglif (Resim) yazışım ve Papirüs kağıdını icad etmişlerdir, Heykel, kabartma ve oymacılıkta ileri gitmişlerdir. Sanatlarında dinin etkisi görülmektedir. Tıp ve Mumyalıcılıkta ileri gitmişlerdir. Nil Nehri Mısır’ın sosyal ve ekonomik hayatının can damarı olduğu gibi bilimsel gelişmelerde de etkili olmuştur. Örneğin;

Matematik: Tarım ürünlerinden alınan verginin hesaplanması ile doğmuştur.
Geometri: Nil Nehri’nin taşması sonucu bozulan tarla sınırlarının hesaplanması sonucu gelişmiştir.
Astronomi: Nil Nehri’nin taşma zamanlarının hesaplanması ve önlem almak amacıyla güneşin hareketleri izlenmiştir. Bunun Sonucunda bir takvim düzenlemişlerdir. Güneş yılı esaslı olan bu takvim aynı zamanda bugün kullandığımız Miladi Takvime kaynaklık yapmıştır.

Matematik alanında Pi sayısının değeri bugünkü değerine yakın bir şekilde hesaplanmıştır. Ondalık sayı sistemi ve dört işlem kullanmışlardır, Mısır’da bilim ve sanatın gelişmesindeki bir diğer etken de Firavunların sahip oldukları sınırsız yetki ile bu alandaki gelişmeleri desteklemeleridir.

{ Add a Comment }

Mısır Medeniyetinin – Uygarlığının Özellikleri

Tarihin en eski medeniyetlerinden sayılan Mısır, Afrika kıtasının kuzey doğusunda yer almaktadır. Büyük bölümü çöllerle kaplı Mısır’ın önemli bir medeniyet merkezi olmasında, Nil nehrinin çok önemli yeri olmuştur. Mısır coğrafi özellikleri nedeniyle istila ve göç hareketlerinden çok az etkilenmiştir.

Bu da Mısır’da Tarih Öncesi devirlerin sırasıyla yaşanmasında (tarihi süreklilik) etkili olmuştur. M.Ö. IV. binden itibaren insan topluluklarının yerleşmeye başladığı Mısır’da ilk dönemlerde nom adı verilen şehir devletleri halinde bir yaşantı varken, M.Ö. 3000’lerde siyasi birlik kurulmuş ve imparatorluk M.Ö. 525 yılına kadar varlığını devam ettirmiştir.

Devlet Yönetimi ve Ordu: Mısır, tanrı-kral sayılan firavunlar tarafından yönetilmiştir. Devlet yönetiminde kâtiplerin önemli bir yeri vardır. Bu da yönetimin bürokratik temele dayandığını gösterir. Kendi ülkelerini illere ayırarak yöneten Mısırlılar, fethettikleri ülkelerin kültürlerine ve yönetimine doğrudan karışmamış, onlardan vergi alma yoluna gitmişlerdir. Mısır ordusu büyük çoğunluğunu yaya askerlerin oluşturduğu daimi ve düzenli bir ordudur.

Din ve İnanış: Mısır’da çok tanrılı bir din anlayışı benimsenmiştir. En büyük tanrı güneş tanrısı sayılan Amon-Ra’dır. Tanrılar insan ve hayvan şeklinde düşünülmüş, barınmaları içinde tapınaklar yapmışlardır. Mısır’da dini inançlar güçlüdür ve hayatın ölümle sona ermediğine inanılmaktadır. Bu durum rahiplerin etkinliğini arttırmıştır. Mısır’da güçlü bir ahiret inancının olması mumyacılık, tıp, eczacılık ve mezar yapımı (piramit vb.) gibi alanların gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Sosyal ve İktisadi Hayat: Mısır halkı, memurlar, din adamları, tüccarlar, çiftçiler ve köleler şeklinde farklı haklara sahip toplumsal sınıflara ayrılmıştır. Memurlar soylular arasından seçilmiştir. Yüksek memurluklar babadan oğula geçmiştir. Mısır’da hiyerogliflerin güçlükle öğrenilmesi kâtiplerin, halkın dindar olması ise rahiplerin önemini artırmıştır. Temel geçim kaynağı tarım olan Mısır’da toprakların büyük bölümü firavunlar adına işlenmiştir. Ancak soyluların da kendilerine ait toprakları vardır. Mısırlılar ayrıca komşularıyla ticari ilişkiler kurarak ekonomilerini güçlendirmişlerdir. Mısır’da adalet işlerinin yürütülmesine özen gösterilmiştir. Ancak yönetim anlayışı nedeniyle (ilah kral anlayışı) Mısır hukuku Anadolu ve Mezopotamya’da olduğu kadar gelişememiştir.

Yazı, Dil ve Edebiyat: Mısır’da M.Ö. 3000’lerden itibaren bir tür resim yazısı (hiyeroglif) kullanılmıştır. Hiyeroglif zamanla 24 harflik bir yazı sistemine dönüşmüştür. Mısır hiyeroglifleriyle yazılan yazıların büyük bölümünü dini eserler oluşturmuştur. Bunların yanında öykü, öğüt ve seyahat türü kitaplar da yazılmıştır.

Bilim ve Sanat: Mısır’da ihtiyaçlar ve inançlar bilimsel gelişmelere öncülük etmiştir. Örneğin, Mısır’da tarımsal üretimin düzenli olarak yapılabilmesi Nil nehrinin hareketlerinin gözlenmesine ve hesaplanmasına bağlıydı. Nil’in taşma zamanının hesaplanması astronomi, Nil’in taşmasıyla bozulan arazi sınırlarının tespiti geometri, tarımsal üretimden alınan vergilerin hesaplanması matematik bilimlerinin gelişmesinde etkili olmuştur. Yine Mısırlılar ölümden sonraki hayatın varlığına inandıkları için ölülerini mumyalamışlardır ki bu da tıp ve ezacılık alanında gelişmelerine etki etmiştir. Mısır’da bir yıl, Nil nehrinin hareketlerine göre, taşma, ekme ve hasat olarak üç mevsime ayrılmıştır. Bu tür çalışmalar Mısırlıların güneş yılı esaslı takvimi bulmalarında etkili olmuştur. Mısır’da inançlar sanatın gelişmesine de etki etmiştir. Örneğin, piramitler, sfenks ve tapınaklarla birçok tanrıya ait resimler ve figürler Mısır sanatının en güzel örnekleridir.

{ Add a Comment }