Etiket: m.ö.

Roma Medeniyeti Hakkında Bilgi

Roma Uygarlığı’nın Özellikleri: Arkeolojik araştırmalar bugünkü İtal-ya’da uygarlığın Orta Taş Çağı’ndan itibaren başladığını göstermektedir. M.Ö. 3OOO’lerde Yeni Taş Çağı’nda da (Cilalı Taş Çağı) bu coğrafyaya büyük göçlerin olduğu görülmüştür. Buraya göç eden kadimlerden İtalikler ve daha sonraki zamanlarda gelen Etrüks’ler Roma Uygarlığı’nın temelini atmışlardır. İtalya Yarımadası ve Akdeniz çevresinde kurulan büyük bir uygarlığa adını veren Roma Şehri, M.Ö. 753 yılında Romulus tarafından kurulmuştur.

Devlet Yönetimi: Başlangıçtan M.Ö. 5lO yılına kadar Roma, krallık ile yönetilmiştir. M.Ö. 5lO yılında krallık yönetimine son verilmiş ve Cumhuriyet dönemi başlamıştır. Cumhuriyet döneminde devlet Konsül adı verilen iki yüksek memur tarafından yönetilmiştir. Cumhuriyet Dönemi M.Ö. 27 tarihinde sona ermiştir. Bu tarihte Oktavionus‘a Augustus ünvanı verilerek İmparatorluk dönemi başlamıştır. Bu dönemde iç güvenlik sağlanarak halkın refah seviyesi yükseltilmeye çalışılmıştır.

M.S. III. yüzyıldan itibaren merkezi otoritenin zayıflaması, Kavimler Göçü, savaşların uzun sürmesi ve iç karışıklıklar nedeniyle imparatorluk MS. 395 tarihinde ikiye ayrılmıştır. Batı Roma İmparatorluğu 476 yılında yıkılırken Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans İmparatorluğu) varlığını 1453’e kadar sürdürdü.

Sosyal Hayat:  Roma toplumu patriciler, ptepler ve köleler olmak üzere üç sınıfa ayrılmıştır. Patriciler; Romalı soylulardan meydana gelmiştir. Mülkiyet, devlet memuru ve asker olabilme hakkına sahiptirler. Ptepler, Roma’ya sonradan gelip yerleşenlerin oluşturduğu sınıftır. Hiçbir siyasi hakka sahip değillerdir. Daha çok tarım, hayvancılık ve ticaretle uğraşmışlardır. Köleler; Roma’nın işgali altındaki ülkelerden getirilmişlerdir. İlkçağ toplulukları içerisinde köleliğin en derin haliyle yaşandığı yer Roma İmparatorluğu olmuştur. Bu yüzden yer yer köle isyanları olmuştur. Bunlardan Spartacus isyanı en meşhur olanıdır.

Ekonomik Hayat: Romalılar ilk dönemlerde tarım ve hayvancılıkla uğraşmışlardır. Zamanla Akdeniz ve çevresinin Roma egemenliğine girmesi Roma’nın zenginleşmesini sağlamıştır, yapılan yollar sayesinde ticaret gelişmiştir.

Sanat ve Mimari: Roma uygarlığı mimari ve sanatsal açıdan büyük bir gelişme göstermiştir. Romalılar Yunan tiyatrolarına yeni bir boyut kazandırmışlardır. Çeşitli yarışmalar ve gösteriler için kullanılan amfi tiyatrolar, hayvan ve insan dövüşlerinin yapıldığı bir alan olarak kullanılmaya başlamıştır.Yapılarda kemerli ve kubbeli yapı tekniğini geliştirmişlerdir. Romalıların geliştirdikleri mimari üslup günümüze kadar varlığını korumuştur.

Din ve İnanış: Romalılar; çok tanrılı inanca sahip olup Yunan tanrılarını benimsemişlerdi. Tanrılarını insan şeklinde düşünmüşlerdir. Bu yüzyılda Roma egemenliğindeki Filistin topraklarında Hristiyanlık dini ortaya çıktı. Önceleri bu dine karşı olan Romalılar 313 tarihinde Hristiyanlığı serbest bırakmış 381’de de devletin resmi dini haline getirmişlerdir.

Hukuk: Roma’daki hukuki prensipleri ve uygulamalarının kökeni, M.Ö. 444’ten kalma Oniki Levha Kanunları’na ve 530 yılı civarında İmparator Jüstinyan‘ın yaptığı kanunlara dayanır. Özellikle Patriciler (Yönetici) ile Plepler (Yönetilen) arasındaki mücadeleler bu kanunlara zemin hazırlamıştır. Zamanla gelişen Roma hukuku günümüz Avrupa Hukuku’hun temelini oluşturmaktadır.

Yazı Dil ve Edebiyat:  Latince konuşan Romalılarda edebiyat Yunan edebiyatının etkisinde gelişmiştir Roama lılar özellikle tarih yazıcılığı ve hitabet sanatında büyük bir gelişme göstermişlerdir. Çiçero Rönasans’ın en yünlü hatibidir. “Bir kütüphanesi ve bir bahçesi olan insan, başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaz.” Çiçero

NOT: Sabahat Atlan’ın Roma Tarihinin Ana Hatları isimli eserinden yararlanılmıştır.

Antalya masaj salonu

Akseki masaj salonu

Aksu masaj salonu

{ Add a Comment }

Lidyalılar Hakkında Kısa Bilgi

M.Ö. 1200’terde Anadolu’ya gelerek Gediz ve Küçük Menderes nehirleri çevresinde yaşadılar. Kral Giges tarafından M.Ö. 68 7 tarihinde başkent Sard (Manisa – Salihli yakınlarında) olacak şekilde kuruldular. En önemli buluşları paradır. Başkentleri Sard’tan Mezopotamya’ya uzanan “Kral Yolu” olarak bilinen ticaret yolunu yapmışlardır. M.Ö. S46 yılında Anadolu’ya hakim olan Persler tarafından yıkıldılar.

Devlet Yönetimi: Lidyalılar krallıkla yönetilmişlerdir. Bir ticaret toplumu olan Lidyalılarda büyük tüccarların zaman zaman yönetim üzerinde etkili oldukları görülmüştür.

Ordu: Paralı askerlerden oluşan bir ordu kurmuşlardır. Paralı askerlerin vatan sevgisinden yoksun olmaları Lidyalıların savaşlarda başarısız olmasına ve kısa sürede yıkılmalarına neden olmuştur.

Din ve İnanış: Çok tanrılı bir inanışı benimsevnişlerdir. Ana tanrıça Kibele‘nin yanında Zeus, Apollon gibi Yunan tanrılarına da inanmışlardır.

Sosyal ve Ekonomik Hayat: Lidyalılarda ekonomi ticarete dayanmaktaydı. Lidyalılar ticareti geliştirmek içinTarihte bilinen ilk parayı i cad etmişlerdir. Bu durum takas usulüne göre olan ticareti sona erdirmişlerdir. Kral Yolu ticaretini kurmuşlardır. Kral Yolu aynı zamanda kültürlerarası etkileşime ortam hazırlamış, Lidyalılar doğu kültürleri ile tanışmışlardır.

Dil ve Sanat: Lidyalılar Fenike Alfabesi’ni kullanmışlardır.Taş mermer işlemeli mezar yapmışlardır. Altın işlemeciliğinde ileri gitmişlerdir.

{ Add a Comment }

Hititler Hakkında Bilgi

Hitit Uygarlığının Özellikleri Nelerdir: M.Ö. 2OOO’li yıllarda Kafkaslar üzerinden Anadolu’ya yelerek Kızılırmak’ın çevresinde İç Anadolu’da kuruldular. Başkentleri Yozyat yakınlarındaki Hattuşaş‘tır. Hattuşaş Anadolu’daki yolların kesiştiği bir bölyede olduğundan Hititlerin Anadolu’da kontrolü sağlamasını kolaylaştırmıştır.

Hititler M.Ö. 1800’lerde devletlerini kurmuş M.Ö. 1400’lerde ise Ege’den Güneydoğu Anadolu’ya, Karadeniz’den Suriye’ye kadar uzanan bir imparatorluk haline yetmişlerdir.

M.Ö. 1280 tarihinde Mısırlılar ile imzaladıkları Kadeş Antlaşması tarihte bilinen ilk yazılı antlaşmadır. Ege Göçleri sonunda M.Ö. 12OO’lü yıllarda Hitit İmparatorluğu yıkılmıştır. Bu tarihten M.Ö. 700’lü yıllara kadar Hitit şehir devletleri ortaya çıkmıştır. Bu devletler Asurlular tarafından ortadan kaldırılmışlardır.

Devlet Yönetimi: Hititlerde ilk dönemlerde feodal beylikler şeklinde örgütlenmiş bir yapı vardı. Başlarında Prensler bulunan bu beyliklere daha sonra merkezden atanan valiler yönderilmiştir. Bu sayede merkezi yönetimin yüçlenmesi amaçlanmıştır.

Tanım: Feodalite: Bu tür yönetim anlayışında iç işlerinde serbest hareket eden bir yönetici vardır. (Bey, Prens gibi). Bu yönetici dış işlerinde ise merkeze bağlı hareket etmek zorundadır.

Devletin başında bulunan kral, aynı zamanda başkomutan, başyaryıç ve başrahip olduğundan mutlak yetkilere sahiptir.Ülke yönetiminde asillerden oluşan “Pankuş” meclisi vardır. Bu meclis daha çok bir danışma meclisi olarak yörev yapmıştır. ‘Tavananna” adı verilen kraliçeler yönetimde kraldan sonraki en yetkili kişilerdir.

Ordu: Hititlerde Özellikle imparatorluk olduktan. sonra sürekli ve düzenli bir ordu bulundurulmuştur. Orduda atlı savaş arabaları kullanılmıştır.

Din ve İnanış: Hititler çok tanrılı inanışı benimsemişlerdir. Kayaları düzleştirerek tanrı kabartmaları yapmışlardır. Kendi tanrılarından başka diğer kültürlerin tanrılarını da kutsal kabul edip Anadolu’ya getirmişlerdir. Bu yüzden Hititler zamanında Anadolu “Bin Tanrı İli” olarak adlandırılmıştır.

Sosyal Hayat: Toplumda sosyal sınıflar bulunmaktadır. Bu sınıflar; yöneticiler (soylular), rahipler, özgürler ve köleler olarak ayrılmıştır. Kölelik anlayışı diğer toplamlara göre daha yumuşak bir özelliğe sahiptir. Köleler karşılığını ödeyerek özgür kalabilir ve özgür kadınlarla evlenebilirlerdi. Kölelerin mülkiyet hakları da vardır.

Ekonomik Hayat: Ekonominin temeli tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.

Yazı, Dil ve Edebiyat:Asur çivi yazısını ve daha sonra da kendilerine ait Hiyeroglif yazısını kullanmışlardır. Mezopotamya’nın Gılgamış Destanı‘nı Hititçeye çevirmişlerdir. Krallar öldükten sonra Tanrılara hesap vermek amacıyla dönemlerine ait olayları yazdırmışlardır. Böylece “Anal” adı verilen Yıllıklar ortaya çıkmıştır. Anallar, bilinen ilk “Tarih Yazıcılığı” çalışmasıdır. Krallar Anallara başarıları kadar başarısızlıklarını da yazdırdıklarından, olayları objektif (tarafsız) bir anlayışla yazdırmışlardır.

Hukuk: Hititler, Sümer kanunlarından etkilenmişlerdir. Aile ve toplumsal hayat ile ilgili kanunlar yapmışlardır. Kanunları Asur ve Babil kanunlarına göre daha insancıldır. Bu kanunlardan bazı örnekler:

“Eğer bir kimse bir temelden bazı taşları çalarsa, iki taş için on taş versin.”

“Eğer biri, (başkasına ait) bir kovanda yaşayan arı topluluğunu çalarsa eskiden üç şekel (Hitit Para Birimi) ceza yeriyordu, şimdi beş şekel ceza versin”

Saraya karşı işlenen suçlara ise oldukça ağır cezalar öngörülmüştür:

“Eğer bir kimse, sarayın kapısından bir bronz mızrağı çalarsa, o ölsün.”

Sanat: Özellikle mimari alanda ilerlemişlerdir. Surlar, saraylar ve tapınaklar inşa etmişlerdir. Heykelcilik ve kabartma sanatında çok gelişmiş olup Yazılıkaya ve İvriz Kabartmaları en önemli eserleridir.

{ Add a Comment }

Ege ve Yunan Uygarlıkları – Medeniyetleri

Girit Uygarlığı: Ege medeniyetinin doğduğu ilk yer Girit adasıdır. Kendilerine ait bir yazı kullanan Giritliler saray yapımında da (Knassos Sarayı) gelişmişlerdir. Güçlü bir donanmaya ve coğrafi avantajlara sahip Giritliler şehirlerini surlarla çevirmişlerdir. M.Ö. 1400-1200 yıllarındaki Aka ve Dor sadırdan Girit adasının önemini kaybettirmiştir.

Miken Uygarlığı: M.Ö. II. binde Yunanistan’ın Mora yarımadasına gelen Akalar tarafından kurulmuştur. Boğazlara hakim olmak için Turuvalılaıia savaşmışlardır. Kuyu şeklinde mezarlar yapmışlardır. M.Ö. 1200’lerde Dorlar tarafından yıkılan Akalar, Ege medeniyetleri arasında bir köprü olmuştur.

Yunan Uygarlığı: M.Ö. 1200’lerde Yunanistan’a gelen Dorlar, Akaların hâkimiyetine son verip Yunan uygarlığını kurmuşlardır. Şehir devletleri (polis) halinde yaşayan Yunanlılara M.Ö. IV. yüzyılda Makedonya krallığı son vermiştir. Yunanistan’da her polis bağımsız bir devlettir. Başlangıçta siyasi, dini, askeri ve hukuki bütün yetkileri ellerinde toplayan krallar tarafından yönetilen Yunan şehirlerinden bazıları M.Ö. VIII. yüzyıldan itibaren soyluların kurduğu aristokratik cumhuriyetlere dönüşmüştür. M.Ö. VII. yüzyıldan sonra kolonizasyon ve ticaret sayesinde zenginleşen tüccarlar ve küçük toprak sahipleri orta sınıf haline gelmiştir. Bu sınıf köylülerle birleşerek yönetime katılmak amacıyla soylularla savaşmış ve başarılı olmuştur. Bu mücadeleden sonra birçok Yunan şehrinde halk egemenliği kurulmuş, demokrasi işlemeye başlamıştır.

Yunanistan’da halk sınıflara ayrılmıştır. Borçlarını ödeyemeyen köylüler köle yapılmış, zenginleşenler ise üst sınıflara çıkabilmiştir. Bu durum Yunanistan’da ekonomik durumun toplumsal statünün belirlenmesinde etkili olduğunu gösterir. Arazileri tarıma elverişli olmayan Yunan halkı daha çok denizcilik, ticaret ve hayvancılıkla uğraşmıştır. Hatta Yunanlılar vatan edinme, artan nüfuslarına yer bulma, hammadde ve pazar imkanlarını ele geçirme gibi nedenlerin etkisiyle birçok denizaşırı koloni kurmuşlardır. Yunanlıların kolonizayson hareketi sonucunda toplumun bir bölümü zenginleşmiş ve Yunan kültürü birçok bölgeye yayılmıştır.

Yunan hukukunun düzenlenmesinde Mezopotamya yasaları etkili olmuştur. Başlangıçta soyluların ayrıcalıklarını korumak için arhon adı verilen kişiler tarafından kanunlar hazırlanmış, (Drakon, Solon, Klistenes kanunları) ancak zamanla yasalar zenginleri korumaya başlamıştır. Klistenes’in yaptığı yasalarla asillikten ve zenginlikten doğan sınıf farklılıkları ortadan kalkmış ve halk, meclisler aracılığıyla yönetime katılmıştır. Yunan devletleri birbirleriyle sürekli savaş halinde olduklarından ve iç ayaklanmalardan çekindiklerinden ordu ve donanmaya önem vermişlerdir. Şehir devletlerinin birbirleriyle sürekli mücadele halinde olması Yunanistan’da siyasi birlik kurulmasını engellemiş, ancak bu devletlerin askeri alanda gelişmelerine ortam hazırlamıştır.

Yunanistan’da çok tanrılı bir inanç sistemi vardır. Yunanlılar tanrılarını Olimpos dağında oturan ölümsüz insanlar olarak düşünmüşler ve onların heykellerini yapmışlardır. Yunanistan’da inançlar yönetimin baskı aracı olarak kullanılmadığından, bilim ve düşünce hayatı gelişmiştir. Yunanistan’da M.Ö. 776’dan itibaren tanrılar adına “olimpiyat” adı verilen spor, şiir ve müzik yarışmaları düzenlenmiştir. Olimpiyatlar, Yunan halkının bir araya gelmesini sağladığından, Yunanistan’da ulusal kültürün gelişmesine katkı sağlamıştır.

Yunanlılar Fenike alfabesini kullanıp geliştirmiş, İlyada ve Odesa destanlarını oluşturmuş, ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmışlardır.Yunanistan’da tarih (Heredot, Tukidides) felsefe (Aristo, Sokrat, Eflatun), astronomi, matematik, tıp gibi bilimler de gelişmiştir.

{ Add a Comment }

Doğu Akdeniz Medeniyetleri – Uygarlıkları

Fenikeliler: M.Ö. II. binde Suriye ve Lübnan kıyılarında şehir devletleri halinde yaşamaya başlayan Fenikeliler, M.Ö. VIII. yüzyılda Asur hâkimiyetine girmişlerdir. Yaşadıkları bölgenin tarım yapmak için elverişli olmaması nedeniyle denizciliğe yönelmiş, Akdeniz’de birçok koloni kurmuşlardır. En meşhur kolonileri Kuzey Afrika’daki Kartaca’dır. Fenikeliler, bu kolonileri aracılığıyla kurdukları ticari ilişkiler sayesinde doğu-batı etkileşimini sağlamışlardır. Fenikeliler, kolonilerini vatan edinmekten çok para kazanmak düşüncesiyle oluşturduklarından bir süre sonra rakiplerine kaptırmışlardır. Fenikeliler, Mısır’dan öğrendikleri yazıyı 22 harflik bir alfabeye dönüştürmüş ve ticari ilişkileri sayesinde farklı toplumlara aktarmışlardır. Bu toplumlardan, İyon, Yunan ve Romalılar bu alfabeyi geliştirmiş, böylece günümüzde kullandığımız Latin alfabesi ortaya çıkmıştır.

İbraniler: Fenikeliler gibi Sami ırklı bir topluluk olan İbraniler M.Ö. II. bin başlarında Filistin ve çevresinde yaşamışlardır. M.Ö. XII. yüzyılda Hz. Davud döneminde devlet olan İbraniler bir süre sonra İsrail ve Yuda (Yahudi) devleti olarak ikiye ayrılmışlardır. İsrail devletine M.Ö. 8. yüzyılda Asurlular, Yuda devletine ise M.Ö. 6. yüzyılda Babilliler son vermişlerdir. Daha sonraki dönemlerde Pers ve Roma hâkimiyetinde yaşayan İbraniler M.Ö. 70’lerde Roma’ya karşı ayaklanınca dünyanın değişik yerlerine sürgün edilmişlerdir. İbranilerin yeniden devlet kurabilmeleri II. Dünya Savaşı’ndan sonra olmuştur. İbranilerin merkezi Kudüs’tür. Kudüs ilahi dinlerin ibadethanelerini içinde barındırdığından Müslüman ve Hıristiyan topluluklar tarafından da kutsal sayılmaktadır.

İbraniler, diğer Eski Çağ uygarlıklarından farklı olarak tek tanrılı inanç sistemini benimsemişlerdir. İbranilerin inançlarını zamanla kendilerine özgü ulusal bir din haline dönüştürmeleri Museviliğin yayılmasını güçleştirmiştir. Ancak dinlerine olan sıkı bağlılıkları uzun yıllar sürgün hayatı yaşayan İbranilerin ulusal benliklerini korumalarını kolaylaştırmıştır. Fenike alfabesini kullanan İbranilerin en önemli sanat eseri Hz. Süleyman Mabedi’dir.

{ Add a Comment }

Mısır Medeniyetinin – Uygarlığının Özellikleri

Tarihin en eski medeniyetlerinden sayılan Mısır, Afrika kıtasının kuzey doğusunda yer almaktadır. Büyük bölümü çöllerle kaplı Mısır’ın önemli bir medeniyet merkezi olmasında, Nil nehrinin çok önemli yeri olmuştur. Mısır coğrafi özellikleri nedeniyle istila ve göç hareketlerinden çok az etkilenmiştir.

Bu da Mısır’da Tarih Öncesi devirlerin sırasıyla yaşanmasında (tarihi süreklilik) etkili olmuştur. M.Ö. IV. binden itibaren insan topluluklarının yerleşmeye başladığı Mısır’da ilk dönemlerde nom adı verilen şehir devletleri halinde bir yaşantı varken, M.Ö. 3000’lerde siyasi birlik kurulmuş ve imparatorluk M.Ö. 525 yılına kadar varlığını devam ettirmiştir.

Devlet Yönetimi ve Ordu: Mısır, tanrı-kral sayılan firavunlar tarafından yönetilmiştir. Devlet yönetiminde kâtiplerin önemli bir yeri vardır. Bu da yönetimin bürokratik temele dayandığını gösterir. Kendi ülkelerini illere ayırarak yöneten Mısırlılar, fethettikleri ülkelerin kültürlerine ve yönetimine doğrudan karışmamış, onlardan vergi alma yoluna gitmişlerdir. Mısır ordusu büyük çoğunluğunu yaya askerlerin oluşturduğu daimi ve düzenli bir ordudur.

Din ve İnanış: Mısır’da çok tanrılı bir din anlayışı benimsenmiştir. En büyük tanrı güneş tanrısı sayılan Amon-Ra’dır. Tanrılar insan ve hayvan şeklinde düşünülmüş, barınmaları içinde tapınaklar yapmışlardır. Mısır’da dini inançlar güçlüdür ve hayatın ölümle sona ermediğine inanılmaktadır. Bu durum rahiplerin etkinliğini arttırmıştır. Mısır’da güçlü bir ahiret inancının olması mumyacılık, tıp, eczacılık ve mezar yapımı (piramit vb.) gibi alanların gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Sosyal ve İktisadi Hayat: Mısır halkı, memurlar, din adamları, tüccarlar, çiftçiler ve köleler şeklinde farklı haklara sahip toplumsal sınıflara ayrılmıştır. Memurlar soylular arasından seçilmiştir. Yüksek memurluklar babadan oğula geçmiştir. Mısır’da hiyerogliflerin güçlükle öğrenilmesi kâtiplerin, halkın dindar olması ise rahiplerin önemini artırmıştır. Temel geçim kaynağı tarım olan Mısır’da toprakların büyük bölümü firavunlar adına işlenmiştir. Ancak soyluların da kendilerine ait toprakları vardır. Mısırlılar ayrıca komşularıyla ticari ilişkiler kurarak ekonomilerini güçlendirmişlerdir. Mısır’da adalet işlerinin yürütülmesine özen gösterilmiştir. Ancak yönetim anlayışı nedeniyle (ilah kral anlayışı) Mısır hukuku Anadolu ve Mezopotamya’da olduğu kadar gelişememiştir.

Yazı, Dil ve Edebiyat: Mısır’da M.Ö. 3000’lerden itibaren bir tür resim yazısı (hiyeroglif) kullanılmıştır. Hiyeroglif zamanla 24 harflik bir yazı sistemine dönüşmüştür. Mısır hiyeroglifleriyle yazılan yazıların büyük bölümünü dini eserler oluşturmuştur. Bunların yanında öykü, öğüt ve seyahat türü kitaplar da yazılmıştır.

Bilim ve Sanat: Mısır’da ihtiyaçlar ve inançlar bilimsel gelişmelere öncülük etmiştir. Örneğin, Mısır’da tarımsal üretimin düzenli olarak yapılabilmesi Nil nehrinin hareketlerinin gözlenmesine ve hesaplanmasına bağlıydı. Nil’in taşma zamanının hesaplanması astronomi, Nil’in taşmasıyla bozulan arazi sınırlarının tespiti geometri, tarımsal üretimden alınan vergilerin hesaplanması matematik bilimlerinin gelişmesinde etkili olmuştur. Yine Mısırlılar ölümden sonraki hayatın varlığına inandıkları için ölülerini mumyalamışlardır ki bu da tıp ve ezacılık alanında gelişmelerine etki etmiştir. Mısır’da bir yıl, Nil nehrinin hareketlerine göre, taşma, ekme ve hasat olarak üç mevsime ayrılmıştır. Bu tür çalışmalar Mısırlıların güneş yılı esaslı takvimi bulmalarında etkili olmuştur. Mısır’da inançlar sanatın gelişmesine de etki etmiştir. Örneğin, piramitler, sfenks ve tapınaklarla birçok tanrıya ait resimler ve figürler Mısır sanatının en güzel örnekleridir.

{ Add a Comment }

Mezopotamya Medeniyetleri – Uygarlıkları – Kısaca

Anadolu’nun güneydoğusundan Basra Körfezi’ne kadar, Fırat ve Dicle nehirleri alanında kalan bölgeye Mezopotamya denir. Mezopotamya, elverişli coğrafi koşulları, göç ve ticaret yolları üzerinde bulunması nedeniyle birçok topluma ev sahipliği yapmıştır. Mezopotamya genellikle bataklıklarla örtülmüş bir durumda olduğundan buraya gelen topluluklar kanallar ve setler yapıp bataklıkları kurutmuşlardır. Mezopotamya’da fazla taş bulunmadığından yapılar genellikle kerpiçten inşa edilmiş, bu nedenle eserlerin çoğunluğu günümüze ulaşamamıştır. Buna rağmen Mezopotamya uygarlığı ile ilgili önemli bilgilere sahip olmamızın temel nedeni burada yaşayan toplulukların çivi yazısını kullanmalarıdır.

Sümerler: Asya kökenli bir kavim sayılan Sümerler M.Ö. 3500’lerde Mezopotamya’ya gelmiş ve burada siteler (şehir devletleri) kurarak yaşamışlardır. Sümerler M.Ö. 2350’de Akatlar tarafından yıkılmıştır. Bundan sonra küçük şehirler halinde yaşayan Sümerler’in siyasal varlığına Elamlılar son vermiştir.

Akatlar: M.Ö. IV. binde Arabistan’dan gelen Sami asıllı bir kavimdir. Mezopotamya’da Sümer hakimiyetine son verip krallık kurmuşlardır. Akatlar önce Guti hakimiyetine girmiş, sonra Elamlılar tarafından yıkılmışlardır.

Elamlılar: M.Ö. 3000’lerde Mezopotamya’nın güney doğusunda krallık kurmuş M.Ö. VII. yüzyılda Asurlular tarafından yıkılmışlardır.

Babillller: M.Ö. II. binde Arabistan’dan gelen Amurrular tarafından kurulmuştur. En güçlü dönemlerini Hammurabi devrinde yaşayan Babilliler’e Hititler son vermiştir. Hititler’den sonra Asur hakimiyetine giren Babilliler onların yıkılmasından sonra M.Ö. 612 yılında Yeni Babil Devleti’ni kurmuşlardır. Bu devlete Persler son vermişlerdir.

Asurlular: M.Ö. 2000’lerde Arabistan’dan gelen Sami ırklı bir kavim tarafından kurulmuşlardır. Güçlü orduları sayesinde sınırlarını Basra Körfezi’nden Mısır’a ve Toroslar’a kadar genişletmiş, Anadolu’da da ticaret kolonileri kurmuşlardır. M.Ö. 612’de Medler ve Babilliler birleşip Asur hakimiyetine son vermişlerdir.

Seviyeli kullanıcıların bir araya geldiği portalımızda keyifli sohbet etmenin farkını hissedeceksiniz. 2003 yılında açılan sitemiz birçok farklı noktadan muhabbet severleri aynı çatı altında buluşturmaktadır. Sitemizde yer alan sohbet odalarımızdan istediğinize giriş yaparak kesintisiz eğlenceye başlayabilirsiniz. Keyifli ve güvenilir muhabbet odaları denildiği zaman 19 yıldır ilk akla gelen isim olan sitemiz sohbet(chat) sektörünün en çok beğenilen sitelerinden biridir. Her bireyin huzurlu, özgüvenli ve seviyeli muhabbet etmesini amaçlayan sitemize ücretsiz olarak üye olabilir ve mobil chat hizmetlerinden yararlanabilirsiniz. Sıcak ve samimi bir ortamda keyifli anlar geçirerek yalnızlığınıza vakit kaybetmeden son verebilirsiniz.

Gelişen teknoloji ile beraber sizler de  mobil sohbet odalarımıza bağlanabilmek için herhangi bir ”mirc” kullanmak yerine dilediğiniz şekilde bilgisayarınızdan, akıllı cep telefonlarınızdan yada tablet cihazlarınızdan mobil muhabbet uygulamamızı kullanarak kesintisiz chat yapmanın keyfine varabilirsiniz. Yeni insanlarla tanışarak çevrenizi genişletebilir, canınızı sıkan konularda deneyim sahibi olan kişilerle fikir alışverişi yapabilirsiniz. Sohbet etmekten vazgeçemeyenlerin seviyeli konularda görüşlerini online chat yaparak paylaşma fırsatını bulduğu ücretsiz sohbet hizmetlerimiz, gelişen teknolojilerden aldığı gücü ile 7/24 kesintisiz olarak devam ettirilebilir. Yalnızlık canınızı sıkmaya başlamışsa ve yaşam enerjinizi olumsuz etkiliyorsa hemen nick kayıt işlemlerini tamamlayarak yada üye olmadan siteye giriş yapabilir ve sohbet odalarından birinde size en uygun konuyu yakalayarak fikir beyan etmeye başlayabilirsiniz.

Çevrimiçi dünyasına dalmaya  hazır olduğunuzda tek yapmanız gereken sohbet sitemize kaydolmaktır. İlgi alanlarınızı ve hobilerinizi paylaşan veya benzer yaşam deneyimleri yaşatan insanları bulmak için daha fazla zamana sahip olabilir veya sosyal çevrenizi genişletmek isteyebilirsiniz. Yeni şeyler denemek ve kulüplere, topluluklara ve diğer gruplara katılmak, yeni insanlarla tanışmanın harika bir yoludur. Sohbet odası, gerçek zamanlı, metin tabanlı bir işbirliği aracıdır. Sohbet odasını fikirleri beyin fırtınası yapmak, bir soru ve cevap süresi tutmak, tartışmak veya yeni bir dost edinmek için kullanabilirsiniz. -İnternet, yalnızlıkla mücadele etmek ve yeni arkadaşlar edinmek için harika bir yoldur. Muhabbet odaları, başkalarıyla etkileşimde bulunma imkanı sunar. Sohbet odalarındaki her şey iş değildir. Bu yüzden aklınızdaki her şey hakkında konuşmaktan çekinmeyin. Önemli olanın iyi vakit geçirmek olduğunu unutmayın. Odalarda seçenekler neredeyse sınırsızdır. Çevrimiçi olarak başkalarıyla bağlantı kurabileceğiniz ve bir kahkahayı paylaşabileceğiniz sohbet odaları, günün tüm stresini üzerinizden atmanızı sağlar.

Sohbet yani bir diğer adıyla söyleşi. Dilimizin en eski sözcüklerinden biri, aynı zamanda diyalog olarak ta belirtilmektedir. İnternet ortamı ve insanların arkadaş edinme ihtiyaçları veya günlük hobiler edinme arayışlarıyla birlikte sanal sohbet kavramı doğmuştur. Sitemizde rahatça sohbet edebilir, radyo dinleyebilir, oyun oynayabilir ve bedava sohbetin tadını çıkarabilirsiniz. Kalbim sohbet sitesi 2010 yılında kişisel bir site olarak kurulmuştur ve üyelik gerektirmeden sohbet hizmeti sunar.

sohbet odasıSitemizin içerisinde yaklaşık 30 ayrı genel lobi bulunmaktadır. Bu lobilerin her birine sohbet odaları veya sohbet kanalları denir. Bu odalarda yapılan sohbetlere genel sohbet, tam tersi özel pencerelerde yapılan tüm söyleşilere de özel sohbet adını veriyoruz. Site içerisinde herkesin kendini ifade etmek için bir adet takma adı bulunuyor. Bu takma adı sosyal medyadaki profil sahibinin kullandığı nickname olarak anlayabilirsiniz. İster ilk defa giriş yapmış isterse çok deneyimli katılımcıların rahatlıkla chat odaları içerisinde sohbet etmesi mümkündür. Tüm kullanım kolaylarına rağmen yardıma ihtiyaç duyduğunuz durumlarda site içerisinde sohbete bağlı durumdayken #OperHelp odasına giriş yaparak çevrimiçi konumdaki yönetici adminlerimizden yardım talebinde bulunabilirsiniz.
sohbet sitesiArama motorlarına yaptığınız arama terimlerinde karşınıza yüzlerca sohbet sitesi çıkmaktadır. Bu listeden sizin için en ideal ve güvenli olan kalbim.net sohbet siteleri sektöründe genellikle kadınların tercihi olmaya devam ediyor. Özel mesajları kapatmak, rahatsızlık veren kullanıcıları bloklamak gibi çeşitli güvenlik önlemleri bulunduğu için herkesin rahatça istediğiyle sohbet etmesi amaçlanmaktadır.
mobil chat Gelişen teknolojinin insanlığa en büyük katkısı kuşkusuz ki hayatı kolaylaştırması oldu. Akıllı telefonlardan giriş yaparak sitemize bağlandığınız anda mobil sohbet ile chat deneyimini tatmış oluyorsunuz. Cihazınızın ekran çözünürlüğü ne olursa olsun, modeli ve işletim sistemi ayrımı olmaksızın rahatça sitemizde dolaşabilir ve sörf yapabilirsiniz.
chat Dünya üzerinden eğemen dil olan ingilizce’den dilimize girmiştir. Chat kelimesi halk arasında “çet” olarak bilinir ve sohbet kelimesinin eş anlamlısıdır. Chat sohbet yapmak olarak tabir edilen internet dili son yıllarda oldukça fazla kullanılmaya başlandı. Özellikle whatsapp, viber gibi ücretsiz konuşma uygulamarıyla birlikte hızlı bir çıkış yakalayan chat yapma veya çetleşme olgusunu bizimle yaşayabilirsiniz.

{ Add a Comment }

Pers İmparatorluğu ve Persler Hakkında Kısa Bilgi

Persler, M.Ö. 550’de İran’da Med hakimiyetine son verip güçlü bir devlet kurmuş, sınırlarını kısa zamanda Hindistan, Orta Asya, Kafkasya ve Mısır’a kadar genişletmiş, M.Ö. 543’te Lidyalıları yenip Anadolu’yu da hakimiyetleri altına almışlardır. Perslerin Anadolu hakimiyeti M.Ö. 333’te Makedonya kralı İskender’e yenilmelerine değin iki yüzyıl boyunca sürmüştür. Persler hakimiyetleri altındaki ülkeleri satraplıklara (eyaletlere) bölerek yönetmiş, posta ve muhafızlık teşkilatları kurarak otoriteyi kurmuşlardır. Perslerin Anadolu valileri, siyasi istikrarı getirmişlerdir. Bu durum Anadolu’da ticari hayatın canlanmasında etkili olmuştur.

Persler, kültürel açıdan Anadolu uygarlıklarından üstün olmadıkları için, Anadolu’da kültürel yönden etkili olamamış, hatta bazı alanlarda bu uygarlığın etkisinde kalmışlardır.

{ Add a Comment }

Anadolu’da Kurulan Uygarlıklar – Medeniyetler

Hititler: M.Ö II. Binin başlarında Kafkaslar’dan Anadolu’ya göç ettikleri tahmin edilen Hititler, Orta Anadolu’da Kızılırmak yayı içerisine (Kapadokya) yerleşmişlerdir. Merkezleri Hattuşaş’tır (Çorum). Başlangıçta feodal beylikler halinde yaşayan Hititler zamanla güçlü bir krallık ve merkezi devlet kurarak Anadolu’nun önemli bir bölümünü hakimiyetleri altına almışlardır.

İmparatorluk döneminde Suriye hakimiyeti için, dönemin güçlü devletlerinden Mısır’la mücadele etmişlerdir. Ancak bu dönemde Asurlular’ın her iki devleti de tehdit etmesi üzerine Mısır’la tarihin ilk yazılı antlaşması sayılan Kadeş Barışı’nı (M.Ö. 1280) imzalamışlardır. Eşit şartlar altında imzalanan bu antlaşmada, taraflar birbirine yardım etme kararı almışlardır. Kadeş Barışı bu özellikleriyle bir dostluk ve ittifak antlaşmasıdır.

Frigler: M.Ö. XII. Yüzyılda Ege Göçleri sonucunda Anadolu’ya gelerek Sakarya nehri civarında yerleşmişlerdir. Merkezleri Polatlı yakınlarındaki Gordion’dur. Başlangıçta beylikler halinde yaşayan Frigler zamanla güçlü bir krallık kurmuş, Midas döneminde Orta Anadolu’nun büyük bölümüne hakim olmuşlardır. M.Ö. 676’da Karadeniz’in kuzeyinden gelen Kimmerler tarafından yıkılan Frig Krallığı daha sonra Lidya hakimiyetine girmiştir. Friglerin kurulduğu coğrafi bölgenin özellikleri, uğraşlarını, hukuk sistemlerini, inançlarını ve sanatlarını etkilemiştir.

Lidyalılar: Hint-Avrupa asıllı bir toplum olan Lidyalılar, Batı Anadolu’da Gediz ve Küçük Menderes nehirleri civarında yaşamışlardır. Önceleri Hitit ve Frig hakimiyeti altındayken M.Ö. 687’de bağımsız bir devlet kurmuşlardır. Başkentleri Salihli yakınlarındaki Sard’tır. M.Ö. 546’da Ege Denizi’ne çıkmak isteyen Persler tarafından yıkılmışlardır. Lidyalıların kısa sürede yıkılmasında orduya yeteri kadar önem vermemeleri ve ordularını paralı askerlerden oluşturmaları etkili olmuştur. Tüccar bir toplum olan Lidyalılar,

• Efes’ten Mezopotamya’ya uzanan Kral Yolu’nu yapmışlardır.
• M.Ö. 700’lerde madeni parayı icat ederek ticari alanda uygulanan değiş-tokuş uygulamasına son vermişlerdir.
• Dünyanın en eski serbest ticaret bölgesini kurmuşlardır.
• Daha çok kara ticaretiyle uğraşıp Ege, Mısır, Mezopotamya ve Fenike ile ticari ilişkiler kurarak doğu-batı etkileşimini geliştirmişlerdir.

İyonyalılar: M.Ö. XII. Yüzyılda Yunanistan’da yaşayan Akalar Anadolu’ya göç etmiş; İzmir ve Büyük Menderes arasındaki kıyı şeridiyle Ege Adaları üzerinde İyon medeniyetini kurmuşlardır. Efes, Milet, Foça, Smyra gibi polisler (şehir devletleri) halinde yaşayan İyonyalılar M.Ö. VII. Yüzyılda Lidya hakimiyetine girmiş, daha sonra da Pers hakimiyetini kabul etmişlerdir.
Herbiri bağımsız devlet halinde bulunan İyon şehirleri önce krallar, sonra asillerin kurduğu oligarşik hükümetler, son olarak da demokratik yönetimler tarafından idare edilmişlerdir.

Bu durum İyonya’da siyasi birlik kurulmasını ve merkeziyetçi yönetim oluşmasını engellemiştir. Lidya tehlikesinin baş gösterdiği sıkıntılı dönemde İyonyalılar Tiran denen geniş yetkilere sahip, otoriter liderler tarafından yönetilmişlerdir.

Urartular: M.Ö. IX. Yüzyılda, Van Gölü çevresinde, Asya kökenli Hurriler tarafından kurulmuştur. Başkentleri Tuşpa’dır. Yaklaşık iki yüzyıl Doğu Anadolu’da etkili olan Urartular, Kimmer ve İskit akınlarıyla sarsılmış M.Ö. 600’ler de İranlı Medler’in istilası sonucunda yıkılmışlardır. Başlangıçta feodal bir yapıya sahip olan Urartular sonradan krallık kurmuşlardır. Urartu ülkesi illere ayrılmış ve bu iller merkeze bağlı valiler tarafından yönetilmiştir.

{ Add a Comment }