Etiket: kavimler göçü

Kavimler Göçü ve Sonuçları

Çinlilerin hâkimiyetine girmek istemeyen Hunların bir bölümü Aral Gölü çevresine kadar geldiler. Burada yaklaşık 200 sene boyunca hayatlarını sürdüren Hunlara başka Türk boylarının da katılması ile topraklar yetersiz hale gelmeye başladı. MS. 374 yılında İtil (Volga) nehrini aşarak batıya (Avrupa’ya) doğru ilerlediler. Türklerin bu ilerlemesi sonucu önlerinde bulunan Vizigot, Ostrogot, Vandal, Sakson, Frank gibi birçok kavim hareketlenerek Avrupa’nın içlerine doğru hareket ettiler. Bu tarihlerde Avrupa’da Roma İmparatorluğu bulunmaktaydı. Romalılar bu kavimlerin topraklarına girmesine engel olamadılar. Roma toprakları bu kavimler tarafından yağmalandı. Hun Türklerinin, sebep olduğu bu olaya tarihte Kavimler Göçü adı verilir.

Kavimler Göçü’nün Sonuçları

✓Roma İmparatorluğu; 395 senesinde Doğu ve Batı Roma İmparatorluğu olmak üzere ikiye ayrıldı. Batı Roma İmparatorluğu 476 senesinde Germen kavimleri tarafından yıkıldı.
✓Avrupa’nın etnik yapısı değişti. Değişik toplukların birbiriyle kaynaşması sonucu bugünkü Avrupa’nın yapısı oluşmuştur.

Tanım

Etnik Yapı: Bir toplumu meydana getiren halkların ırki ve kültürel yapılarına genel olarak etnik yapı denir. Örneğin; bugün ülkemizde Türklerin yanı sıra,: Kürtler, Lazlar, Çerkezler, Ermeniler, Süryaniler gibi farklı millet ve kültürlerden insanlar yaşamaktadır.

✓Türkler Avrupa’ya ulaştılar. Avrupa’daki ilk Türk devleti olan Avrupa Hun Devleti’ni kurdular.
✓İngiltere, Fransa gibi Avrupa devletlerinin temeli atıldı.
✓Batı Roma’nın yıkılmasından sonra Avrupa’da Feodalite (Derebeylik) rejimi ortaya çıkmıştır:

  • Avrupa’da Kavimler Göçü’nün meydana getirdiği karışıklıktan dolayı halkın, yaşamını devam ettirebilmesi amacıyla güçlü kişilerin koruması altına girme ihtiyacı ile ortaya çıkmıştır.
  • Halkın himayesine girdiği kişiye Süzeren himaye edilenlere de Vassal denildi. Böylece Süzerenler ile Vassallar arasında bir hiyerarşi (alt-üSt ilişkisi) gelişti.
  • Zamanla bu durum bir yönetim şeklini aldı. Merkezde bir kral bulunmakla beraber kral ülkeyi toprak büyüklüğüne göre kontluklara ve daha küçük yönetim birimlerine ayırdı.
  • Orta Çağ boyunca devam eden Feodalite yönetimi, barutun ateşli silahlarda kullanılması ve derebeylerinin Haçlı Seferleri sonucu eski gücünü kaybetmesi ile sona ermiştir.

✓ Kavimler Göçü sonucunda Avrupa’daki halk sosyal sınıflara ayrılmıştır:

  • Asiller: En imtiyazlı sınıf olup her türlü hakka sahiptirler. En üstte Derebeyi olan Senyörler vardır.
  • Rahipler: Asillerden sonra en imtiyazlı sınıftır Vergi vermez ve askerlik yapmazlardı.
  • Burjuvalar: Ticaret ve sanayiyle uğraşan orta sınıf insanlara denilmiştir. Coğrafi Keşifler ile zenginleşip Avrupa’da etkili hale gelmişlerdir.
  • Köylüler: Toplumun en alt tabakasını oluşturmuşlardır. Serf adı verilen köylülerin hiçbir hakkı bulunmazdı. Toprak ile alınıp satılabilirlerdi. Özgür köylüler ise bir miktar vergi karşılığı Senyörlere bağlı çalışırlardı.

✓Kavimler Göçü’nün bir diğer önemli sonucu da bu dönemde Kilise ve din adamlarının siyaset ve toplum üzerinde etkili hale gelmiş olmasıdır. Kilise’nin ve din adamlarının etkisiyle Avrupa’da Skolastik Düşünce anlayışı gelişmiştir.
✓Skolastik düşünce anlayışında, tamamen kilisenin öğretileri esastır. Farklı bir yaşam tarzı ve anlayışa sahip olma kilise tarafından Afaroz, Enterdi ve Endelüjans gibi yetkiler kullanılarak etkisiz hale getirilmeye çalışılmıştır.
✓İlk Çağ sona ermiş Orta Çağ başlamıştır.

{ Add a Comment }

Tarihte Kurulan İlk Türk Devletleri

İskitler (Sakalar): Tarihte önemli rol oynayan ilk Türk topluluğudur. M.Ö. VII. yüzyıldan M.S. II. yüzyıla kadar Hazar Denizi ile Karadeniz arasındaki geniş bir bölgede yaşamışlardır. Atlı göçebe ve savaşçı bir topluluk olan İskitler, Kimmerler, Asurlular, Urartular, Mısırlılar ve İranlılarla mücadele ederken Yunanlılarla sıkı ticari ilişkilerde bulunmuşlardır. İskitler’de yönetici kadro Türklerden, halk ise farklı kavimlerden oluşmuştur. Tarım, hayvancılık ve ticaretle geçimlerini sağlayan İskitler kullandıkları eşyaları hayvan figürleriyle süslemişlerdir. (hayvan üslubu) Alper Tunga Destanı İskitlere aittir. İskitlerin ölülerini ilkel şekilde mumyalayıp kurgan tipi mezarlara atlarıyla birlikte gömmeleri ahiret inancına sahip olduklarını gösterir.

Büyük Hun Devleti (Asya Hun Devleti): Bilinen ilk Türk devletidir. Türk göçlerine katılmayıp Orta Asya’da kalan Hunlar tarafından, Orhun ve Selenga ırmakları çevresinde kurulmuştur. Merkezleri Türkler tarafından kutsal sayılan Ötüken’dir. İlk dönemleri bilinmeyen Hunlar’la ilgili en eski yazılı belge M.Ö. 318 tarihli Çinliler tarafından yazılan Kuzey Şansi Antlaşmasıdır. Bilinen ilk hükümdarları Teoman (M.Ö. 220-209) döneminde Çin’e seferler düzenlemeye başlamışlardır. Çinliler bu dönemde Çin Seddi’ni inşa etmişlerdir. Asya Hunları en parlak dönemlerini Teoman’ın oğlu Mete Han döneminde yaşamışlardır. Mete Han askeri ve idari alanda güçlü bir devlet kurup Türk dünyasında birliği sağlamış, Çin’e seferler düzenleyip vergiye bağlamış ve İpek Yolu’nu kontrol altına almıştır. Mete Han’ın bu çalışmaları ve Çin’i egemenlik altına alacak güce sahip olduğu halde burayı tamamen almayıp Türklerin Çin’e yerleşmesine için vermemesinde amacı milli kimliğimizi korumaktı. Bu durum ulusçu devlet anlayışını benimsediğinin göstergesidir.

Mete Han’ın oğlu Ki-ok, Türk-Çin ilişkilerini geliştirmek amacıyla Çinli bir prensesle evlendi. Bu olaydan sonra Hunları askeri güçle yıkamayacağını anlayan Çinliler, prenseslerin yanında Hun ülkesine gönderdikleri diplomatları aracılığıyla yıkıcı ve bölücü çalışmalar yapmaya başlamışlardır. Bu çalışmaların sonucunda M.Ö 58’de doğu ve batı olarak ikiye ayrılan Hunlar, daha sonra kuzey ve güney olarak ayrılmış ve Çin egemenliğini kabul etmişlerdir. Hunların parçalanmasında ve zayıflamasında Çin politikaları, taht kavgaları, dış baskılar ve İpek Yolu egemenliği Çin’e kaptırmaları etkili olmuştur.

Kavimler Göçü (375): Kuzey Hunları Çin baskısı üzerine ve ekonomik sıkıntılar ile dış baskılar nedeniyle batıya hareketi sonucunda Karadeniz’in kuzeyindeki Ostrogot, Vizigot, Vandai, Burgont, Gepit ve Germen topluluklarının Hunlardan kaçmasıyla meydana gelen büyük göç dalgalasına Kavimler Göçü denilmiştir.

Kavimler Göçü’nün Sonuçları:

  • Avrupa bir asır kadar karışıklık içinde kaldı.
  • Roma İmparatorluğu 395’te Batı ve Doğu olarak ikiye ayrıldı ve 476’da Batı Roma yıkıldı.
  • Avrupa’nın etnik ve siyasi yapısı şekillendi. Yeni kavimlerin yer değiştirmesiyle Avrupa milletlerinin temeli atıldı. Roma İmparatorluğu’nun parçalanması ve merkezi krallıkların zayıflamasıyla feodalite (derebeylik) rejimi ortaya çıktı.
  • Avrupa’daki Barbar kavimler arasında Hıristiyanlık yayıldı.
  • Avrupa’ya giren Türkler çeşitli devletler kurdu.

Kavimler Göçü İlk Çağ’ın sonu Orta Çağ’ın başlangıcı sayılmıştır.

Avrupa Hun Devleti: Kavimler Göçü’ne neden olan Hunların bir kısmı Macaristan’a gelerek Avrupa Hun Devleti’ni kurmuşlardır. Avrupa Hunları, Batı Roma ve Bizansla askeri ve siyasi ilişkilerde bulunmuşlardır. En parlak dönemleri Atilla dönemidir. Atilla, Bizans üzerine Balkan seferlerini düzenleyip onlarla Margos (434) ve Anatolios (447) antlaşmalarını imzalamıştır. Atilla bu antlaşmalarla Bizans’a sığınan kaçakları geri almış, Bizans’la ekonomik ilişkileri geliştirmiş ve onlardan yıllık vergi almıştır. Atilla Batı Roma üzerine de Galya ve İtalya seferlerini düzenlemiş ancak Romayı alamamıştır. Atilla’nın ölümünden sonra giderek zayıflayan Avrupa Hunları devlete bağlı kavimlerin ayaklanmaları ve Bizans saldırıları sonucu yıkılmıştır. Avrupa’da kurulan ilk Türk devleti olan Avrupa Hunları’nın çabuk yıkılmasında Türk göçleriyle beslenememelerinin önemli rolü olmuştur.

Göktürk Devleti: Başlangıçta Avar egemenliği altında yaşayan Göktürkler 552 yılında Bumin Kağan’ın Avar egemenliğine son vermesiyle bağımsızlıklarını kazanmış ve Ötüken merkezli bir devlet kurmuşlardır. Bu dönemde Türkler tarihte ikinci kez tek bayrak altında toplanmıştır. Bumin Kağan Türk devlet geleneğine göre devleti doğu-batı olarak ikiye bölmüş ve batının yönetimini kardeşi istemi Vabgu’ya bırakmıştır. Bumin Kağan doğuda daha çok Çin’le, İstemi Yabgu ise batıda Sasani, Bizans ve Akhun devletleriyle siyasi, askeri ve ekonomik ilişkilerde bulunmuştur.

Göktürk Devleti en geniş sınırlarına Mukan Kağan döneminde ulaşmıştır. Göktürkler Hunların yaptığı gibi Çin vergiye bağlamakla yetinmişlerdir. Göktürkler İpek Yolu’nu egemenliği altına almak için zaman zaman Sasani ve Bizanslılarla işbirliği yapmış ve bunun sonucunda başarılı olmuşlardır. Göktürkler İşbara döneminde Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmıştır. Bu ayrılığa neden olan Çinliler 630’da Doğu, 659’da Batı Göktürk devletlerini egemenliği altına almıştır.

Kutluk (II. Göktürk) Devleti: Çin egemenliğine giren Göktürkler zaman zaman bağımsızlık amaçlı isyanlar çıkarmış ancak başarılı olamamışlardır. 682 yılında Kutluk İlteriş Kağan önderliğinde gerçekleştirilen isyanı ile Göktürkler bağımsızlıklarını kazanmışlardır. Kutluk Devleti, Kapgan Kağan döneminde en geniş sınırlarına ulaşmış, Çin’i baskı altında tutup Orta Asya Türklerlerini birleştirmeye çalışmıştır. Kapgan Kağan’dan sonra Göktürk tahtına çıkan Bilge Kağan ve kardeşi Kül Tigin devleti birlikte başarıyla yönetmişlerdir. Bu dönemlerde Çin’i çok iyi tanıyan vezir Tonyukuk başarılı politikalar üretilmesinde önemli rol oynamıştır. Bilge Kağan’ın ölümünden sonra hanedan içi mücadelelerin başlamasından yararlanan Basmil, Karluk ve Uygurlar Kutluk Devleti’ne son vermişlerdir. (742) Göktürkler ulusal adımızı taşıyan ilk devleti kurmuş, Hunlar’dan sonra ikinci kez Türk birliğini sağlamış ve kendilerine özgü bir alfabe kullanmışlardır. Bu özellikler Göktürklerin ulusçu devlet anlayışını benimsediklerinin göstergesidir.

Uygur Devleti: Soyları Hunlara dayanan Uygurlar uzun yıllar Göktürk hakimiyetinde yaşamış ancak Göktürklerin iç karışıklarından yararlanarak 744 yılında Ötüken merkezli yeni bir devlet kurmuşlardır. Devletin kurucusu Kutluk Bilge Kül Kağan’dır. “Uygurlar daha sonra Karabalgasun (Ordu-Balık) şehrini kurup başkent yapmışlardır. En parlak devirlerini Moyan Çur döneminde yaşayan Uygurlar Bögü Kağan döneminde Çin’le yakınlaşmış ve 763’te Mani dinini kabul etmiştir.

Mani dini Uygurlar’ın yerleşik hayata geçmelerinde etkili olmuş ancak onların askeri yönlerini olumsuz etkilemiştir. XI. yüzyılda iç karışıklar ve Çin baskılarıyla zayıflayan Uygur Devleti, 840 yılında Kırgız ayaklanması sonucunda yıkılmıştır. Uygur Devleti’nin yıkılmasından sonra bir kısım Uygur Türkleri Çin’in Kansu bölgesinde Sarı Uygurlar, bir kısmı ise Tanrı Dağları çevresinde Turfan bölgesinde Turfan (Doğu Türkistan) Uygurları adı altında varlıklarını XIII. yüzyıla kadar sürdürmüşlerdir. Uygurlar,

  • Türk tarihinde yerleşik hayata geçen ilk devlettir.
  • Kâğıt ve matbaayı kullanarak kültürel alanda gelişmişlerdir.
  • Dini alanda hoşgörülü olmuş ve Maniheizm Budizm gibi inançları kabul etmişlerdir. Ancak Uygurlar kabul ettikleri dinlere ait terimleri Türkçeleştirerek ulusal benliklerini korumaya çalışmışlardır.
  • Kendilerine özgü bir alfabe kullanmışlardır.
  • Bir kısım Moğol topluluklarının Türkleşmesinde etkili olmuşlardır.

Diğer Türk Devletleri ve Toplulukları

Avarlar: Hem Asya hem de Avrupa’da devlet kurmuşlardır. 619 ve 626 yıllarında İstanbul’u kuşatmışlardır. (Türk tarihinde ilk kez) Avarlar, Slavları ve Rusları etkileyerek günümüz Orta ve Doğu Avrupası’nın etnik yapısı-nın şekillenmesinde etkili olmuşlardır. Hristiyanlaşarak milli benliklerini kaybettiler.

Bulgarlar: Bulgarlar, Hunlar’la Ogur Türkleri’nin karışmasıyla ortaya çıkmış, Balkanlarda ve Doğu Avrupa’da yaşamışlardır. Hazar baskıları sonucu Tuna ve Volga (itil) Bulgarları olarak ikiye ayrılmışlardır. Tuna Bulgarları Hıristiyanlığı kabul ederek Slavlaşmış, İtil Bulgarları ise Türk tarihinde ilk kez İslamiyeti kabul eden devlet olmuşlardır. (Bugünkü Kazan Hanlığı’nın temelini İtil Bulgarları atmıştır.) Tuna Bulgar Devleti 814’te İstanbul’u kuşatmıştır.

Hazarlar: VII. ve X. yüzyıllar arasından Karadeniz’in kuzeyi ve Kafkaslar çevresinde yaşamışlardır. Müslüman Araplarla mücadele ederek İslamiyetin Kafkaslara girmesini geciktirmişlerdir. Yaşadıkları dönemde kurdukları otoriteyle ticari hayatta güvenliği sağlamış ve Doğu Avrupa’da “Hazar Barış Çağı’m” yaşatmışlardır. Ticari ilişkiler Hazarlar arasında İslamiyet, Hıristiyanlık ve Musevilik inançlarının yayılmasını sağlamıştır. Hazarlar VIII. yüzyılda Museviliği resmen kabul etmişlerdir. Rusları ve Slavları da etkileyen Hazarlar Macar Devleti’nin de gerçek kurucuları olmuşlardır. Hazar ülkesinde inanç birliği olmaması ve ordunun zamanla paralı askerlerden oluşan birliklere dönüşmesi Hazar Devleti’nin yıkılmasında etkili olmuştur.

Macarlar: Kama ve İtil çevresinden Don nehri kıyısına gelip burada boylar halinde yaşamışlardır. 1000 yılında Hıristiyanlığı kabul etmişlerdir. Bu dönemde Macaristan’a Türkiye denilmiştir.

Peçenekler: Oğuz Türkleri’nden olan Peçenekler Karadeniz’in kuzeyindeki bölgelerde boylar halinde yaşamış, Rusların Karadeniz’e inmesini engellemişlerdir. Peçenekler’in Bizans’la mücadeleleri Selçukluların Anadolu fetihlerini kolaylaştırmıştır.

Kumanlar (Kıpçaklar): Karadeniz’in kuzeyindeki bölgede yaşayan savaşçı bir topluluktur. Ruslarla mücadeleleri Igor Destanı’na, Oğuzlarla mücadeleleri Dede Korkut Hikayeleri’ne konu olan Kumanlar Moğol saldırıları sonucunda yıkılmışlardır.

Oğuzlar (Uzlar): En kalabalık Türk topluluğudur. Büyük bölümü kitleler halinde İslamiyet’i kabul etmiş ve birçok Türk devletinin temelinde yer almışlardır.

Başgırtlar: Zaman zaman Hunlara, Bulgarlara, Avarlara, Peçeneklere ve Kumanlara bağlı yaşamış Moğol istilası sonunda Moğollara bağlanmışlardır. XIII. yüzyılda İslamiyeti kabul etmişlerdir.

Sabirler (Sabarlar): Başlangıçta Tanrı dağlarının batısında yaşayan Sabirler VI. yüzyılda Anadolu’ya girerek Bizansla mücadele etmişlerdir. Sabirler Hazar Türklerinin’de temelinde yer almışlardır.

Türgişler: Göktürk boylarından biri olan Türgişler VIII. yüzyılda yerleşik hayata geçmişlerdir. Türgişler kendilerine ait para basmışlardır. Emevilerle mücadele ederek İslamiyetin Orta Asya’ya girmesini geciktirmişlerdir. Tür- gişlere ait bir yazı vardır.

Kırgızlar: Bugün de bağımsız bir devlete sahip olan Kırgızlar, Hun, Göktürk ve Uygur hakimiyetinde yaşamış, 840’ta Ötüken’de kendi devletlerini kurmuşlardır. 1207 yılında Moğol hakimiyetini kabul etmiş ve ötüken’i Moğollara kaptırarak Orhun kültürünün yok olmasına neden olmuşlardır. Manas adlı çok büyük bir destana sahiptirler.

Karluklar: Talaş Savaşı’nda Araplarla işbirliği yapıp Orta Asya’nın Türk hâkimiyetinde kalmasını sağlamışlardır. Göktürklerin yıkılmasında Karahanlıların kurulmasında etkili olan Karluklar İslamiyeti kabul eden ilk Türk topluluğudur.

Kimekler: Göktürklerin yıkılmasından sonra bağımız olan Kimekler eski Türk geleneklerini devam ettirmişlerdir.

Akhunlar (Eftalitler): Hazar Denizi’nin doğusunda ve Afganistan çevresinde yaşamışlardır. İpek Volu’na hakim olmak için yaptıkları mücadelelerde Göktürk-Sasani ittifakına yenilip yıkılmışlardır.

Türgiş, Kırgız, Karluk ve Akhunlar Orta Asya’dan göç etmemişlerdir.

{ Add a Comment }