Devlet Yönetimi ve Ordu: Sümerler başlangıçta tapınakların etrafında kurulan küçük şehir devletleri halinde yaşamış ve bu devletleri ensi ya da patesi adı verilen rahip-krallar, tanrı adına yönetmişlerdir. Devlet yönetiminde kraliçeler de etkili olmuştur. Sümerler’de ayrıca aksakallılar adı verilen danışma meclisi de vardır. Akat, Babil ve Asurlular güçlerini askeriyeden alan imparatorluklar kurmuşlardır. Babil kralı Hammurabi gücünü dinden değil dünyevi otoriteden alan mutlak krallık sistemini oluşturmuştur. Devlet yönetiminde kralın tek başına egemen olduğu yönetim şekline mutlak krallık (mutlakiyet) denir. Mezopotamya istilalara açık olduğu için burada askeriyeye önem verilmiştir. Sümerlerde her erkek asker sayılmış, diğer Mezopotamya devletlerinde daimi ordular kurulmuş, ücretli askerlere yer verilmiştir. Asurlular atlı birlikler oluşturarak askeri alanda başarılı olmuşlardır. Sümerler savaş arabaları kullanmışlardır.

Din ve İnanış: Mezopotamya’da çok tanrılı inanç sistemi benimsenmiştir. Başlangıçta ölümden sonraki hayatın varlığına inanan Sümerler’in Sami asıllı topulukların bölgeye gelmesinden sonra bu inançları zayıflamıştır. Mezopotamya uygarlıkları genel olarak tanrıların gökte olduğuna inanmış ve onlara yakın olabilmek amacıyla yedi kattan oluşan ve ziggurat adı verilen tapınakları yapmışlardır. Zigguratları aynı zamanda gözlemevi ve depo olarak da kullanmışlardır.

Sosyal ve iktisadi Hayat: Mezopotamya’da da halk farklı haklara sahip sınıflara ayrılmıştır. Asiller ve din adamları yönetimde etkilidir. Ekonominin tarıma dayanması nedeniyle köleler de toplumsal hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu toplum yapısı içerisinde soyluların geniş haklara sahip olması ve halkın ağır vergiler altında ezilmesi Mezopotamya’da hukuk kurallarının konulmasını zorunlu hale getirmiş ve Lagaş kralı Urgakina M.Ö. 2375’te tarihte bilinen ilk yazılı kanunlarını hazırlamıştır. Bu kanunlarla vergiler hafifletilmiş, mülkiyet hakkı güvence altına alınmış, cezalar daha çok tazminat ödenmesi şekline getirilmiştir. (Fidye esası) Sümerlerin bu uygulamaları hukuk devleti olduklarını ve sosyal devlet anlayışını benimsediklerini gösterir.  

Babil kralı Hammurabi ise Sümer yasalarını Sami geleneklerine göre yorumlamış ve kısas esasına dayanan sert kanunlar hazırlamıştır. Asurlular da bu kanunları daha katı şekle dönüştürerek uygulamışlardır. Sümer kanunları şehirleri, Babil kanunları ise imparatorluğu idare etmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu nedenle Babil kanunları daha gelişmiş ve daha kapsamlı olmaları yönüyle anayasal nitelik taşır.

Mezopotamya’da ekonominin temelini tarım oluşturmuştur. Bu amaçla sulama kanalları yapmışlardır. Topraklar başlangıçta tanrıların kabul edilir ve rahipler tarafından işlenirken, Urgakina yasalarıyla şahıslar da toprak sahibi olmaya başlamışlardır. Mezopotamya’lı tüccarlar Anadolu, Suriye, Iran, Mısır ve Hindistan’la sürekli ticaret yapmışlardır. Özellikle Asurlular Anadolu’da kurdukları koloniler aracılığıyla ticari hayatı canlandırmışlardır.

Yazı, Dil ve Edebiyat: Sümer rahiplerinin halkın tapınaklara getirdikleri ürünleri tespit etmek amacıyla kullandıkları işaretler zamanla çivi yazısına dönüşmüştür. Kil tabletler üzerine çizilen işaretler çiviye benzediği için bu yazıya çivi yazısı denmiştir. Sümerler, Asya kökenli bir dil kullanmıştır. Yazının bulunmasıyla, Tarih çağları başlamış, bilgi birikimi ve aktarımı kolaylaşmış, dolayısıyla da medeniyetler arası etkileşim hızlanmıştır. Dilleri ekler aldığı için Türkçe’ye de benzemektedir. Sümer yazısı diğer Mezopotamya toplumları tarafından da kullanılmış, ticari ilişkiler sonucunda Hitit, Urartu ve Pers devletleri tarafından da benimsenmiştir. Yazı, edebiyat alanına da önemli katkılar sağlamıştır. Asurluların başkenti Ninova‘da binlerce kil tabletten oluşan zengin bir kütüphane kurulmuştur.

Bilim ve Sanat: Mezopotamya medeniyetinin temellerini atan Sümerler, sayı sistemlerini bulmuş, alan, hacim, ağırlık ve uzunluk ölçülerini kullanmış, çemberi 360 dereceye bölmüş, ay ve güneş tutulmalarını hesaplamış, burçları bulmuş, böylece matematik, geometri ve astronomi gibi bilimlerin temellerini atmışlardır. Sümerler, mimari alanda kemer, kubbe ve sutun uslubunu bulmuş, binaları bölgede fazla taş bulunmadığı için genellikle topraktan yapmışlardır. Mezopotamya da ayrıca taş işlemeciliği, heykeltraşlık, kabartmacılık ve kuyumculuk da gelişmiştir.