Kur’an’da evrendeki her şeyin düzenli olduğunu ve varlıkların mükemmel bir şekilde yaratıldığını dile getiren birçok ayet vardır. Bunlardan birinde, “Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. Bu, mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’ın takdiri (düzenlemesi) dir. Ay’ın dolaşımı için de konak yerleri (evreler) belirledik. Nihayet o, eğrilmiş kuru hurma dalı gibi olur. Ne Güneş Ay’a yetişebilir ne de gece, gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.” buyrulmaktadır.

Kader; Allah’ın, varlıkları ölçülü, uyumlu, düzenli bir şekilde yaratması, onun, olmuş ve olacak her şeyi bilmesi anlamına gelir. Yani Allah’ın, evrende gerçekleşecek olayları belli yasalar çerçevesinde takdir etmesi kaderdir. Takdir edilen olayların zamanı geldiğinde gerçekleşmesi ise kaza olarak adlandırılır.

Bazı insanlar kaderi yanlış anlamaktadır. Başarısızlığı, yoksulluğu, hastalığı kader olarak değerlendirmektedir. Kimileri de trafik kazalarını böyle nitelendirmektedir. Bütün bu gibi anlayışlar İslam düşüncesine aykırıdır. İnsan, karşılaştığı olumsuzlukları kader olarak görmemelidir. Böyle bir kader anlayışı Kur’an’ın ilkelerine aykırıdır. Nitekim Kur’an’da yer alan bir ayette Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” Başka bir ayette ise “Başınıza gelen bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir…” buyrularak insanın, fiillerindeki sorumluluğuna dikkat çekilmektedir.

İslam dini, insanlara çok çalışmalarını öğütler. Yeterince çalıştıktan sonra ise Allah’a güvenmeyi, tevekkül etmeyi emreder.