Mikrobu İlk Keşfeden Alim Akşemsettin: İstanbul fatihi Sultan Mehmed’in hocası ve ünlü bir İslâm büyüğü olan Akşemşeddin, 1390 yılında Göynük’te doğmuştur. Asıl adı Şemseddin, babasımn ismi de Hamza’dır. Küçük yaşlardan itibaren ilme ve sanata karşı ilgi göstermiş, kendini yetiştirmek için çalışmış, medrese (üniversite) tahsilini tamamladığında seçkin alimler sınıfına katılmıştır. Üstün zeka ve anlayışı, yılmak bilmeyen çalışma gücüyle kendini kitaplara adamış, başta İslâmi ilimler olmak üzere tıp, astronomi, biyoloji ve matematikte zamanın ünlülerinden olmuştur.

Uzun yıllar Osmanlı medreselerinde müderrislik (profesörlük) yaparak yüzlerce talebe yetiştirmiştir. Tıp ilminde gösterdiği başarılar çok büyüktür. Bitkilerden ilaç yapılması konusunda devrinin tek otoritesi idi. Mikrobu keşfederek insanlığa unutulmaz bir yarar sağlamıştır. Tıpla ilgili eserlerin birinde tifo, kolera, tifüs ve çiçek hastalıklarının gözle görülmeyecek kadar küçük canlılar (mikroplar) tesiriyle ortaya çıktığını yazmıştır, bugün, mikrobu Avrupalı bir bilim adamı olan Pastör’ün keşfettiğini söylemek mümkün değil. Çünkü Pastör Akşemseddin’den 430 yıl sonra yaşamıştır.

Akşemseddin’in asıl ünü, büyük velî Hacı Bayram’la tanışmasından sonra başlar. İlmi üstünlüklerinden sonra ta-savvuf konusunu da ele alan Akşemseddin Ankara’da bulunan Hacı Bayram Velî’nin hizmetine girmiş, ondan tasav-vufun inceliklerini öğrenmiş, daha sonra da Sultan Murad’m emir ve isteğiyle Fatih Sultan Mehmet’in hocalığına tayin edilmiştir.

İstanbul’un fethinde büyük yararlıkar göstermiş, genç sultam teşvik etmiş, fethin en önemli günlerinde surlar önünde şehit düşen Ebu Eyyub’el Ensari’nin kabrini bularak ordunun maneviyatını yükseltmiştir. Fatih Sultan Mehmet ona karşı daima saygı ve sevgi duymuştur. Hatta İstanbul’un fethinden sonra “Zamanında Akşemseddin gibi bir zatın bulunmasından duyduğum sevinç, İstanbul’un alınmasından duyduğum sevinçten daha az değildir.” demiştir.

İlmi, takvası ve kerametiyle, bütün bir İslam dünyasının takdirle andığı Ak-şemseddin, bütün ömrünce dünya malına, şan ve şöhrete hiç değer vermeden samimi bir müslüman olarak yaşamıştır. 1498 yılında doğum yeri olan Göy-nük’te vefat ettiğinde başta Fatih olmak üzere bütün müslümanlar üzüntü duy-muşlardır. O, İslam büyükleri içinde daima hayırla anılan müstesna insanlardandır. Ruhu şad olsun.

Akşemsettin’in Ebu Eyyub’el Ensari’nin Kabrini Bulması

Akşemseddin İstanbul kuşatması devam ederken Fatih Sultan Mehmed Han’ın arzusu üzerine ashab-ı güzinden olan Hz. Peygamber’in mihmandân Ebu Eyyub EI-Ensarfnin mezannı keşf ve tayin eylemiştir. Namaz kılmak üzere seccadesini döşediği yerin Ebu Eyyub’un kabri olduğunu anlayınca, “Hikmet-i Hüdâ, seccademizi Kabr-i Eyyüb üzere döşemişler, burayı kazsınlar!” demiştir.