Etiket: islamiyet öncesi

İslamiyet Öncesi Arabistan’ın Durumu Özet

– Coğrafi şartlar bakımından yaşama elverişli yerlerin az bulunduğu Arabistan Yarımadası’nda, temel geçim kaynağı hayvancılıktı. Bunun yanında tarım ve ticaretle de uğraşılırdı. “Hicaz” adı verilen Mekke ve Medine’nin bulunduğu bölge, Arabistan Yarımadası’nın en önemli yeridir. Mekke, Kabe’nin burada olması nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir. Kabe’nin, İslamiyet öncesinde de kutsal sayılan ve yılın belirli aylarında ziyaret edilen, putların bulunduğu bir yer olması Mekkelilere diğer şehirlere karşı üstünlük sağlamıştır.

– Mekkeliler, ticaretle uğraştıklarından ve Kabe’den gelir sağladıklarından zengindiler. Diğer Arapları Bedevi, çiftçi diye küçümserlerdi. Mekke ile Medine arasında eskiden beri süregelen bir rekabet vardı. Mekkeliler, Şam ticaretini ellerinde tutuyorlar ve buradan getirdikleri malları, Kabe’yi ziyarete gelen kabilelere satıyorlardı.

– Arabistan’da sosyal yaşantı oldukça ilkeldi. Cehaletin hüküm sürdüğü bu döneme “Cahiliye Devri” denirdi. Elleriyle yaptıkları putlara tanrı diye taparlar, uğursuzluk olarak değerlendirdikleri, peş peşe doğan kız çocuklarını öldürürlerdi.

– Kabileler halinde yaşayan Araplarda siyasi bir birlik yoktu. Kabileler arasında sürekli bir mücadele ve kan davaları görülürdü.

– Arabistan Yarımadası’nın bazı bölgelerinde, komşu devletlerin egemenliği vardı. Yemen dolaylarında Habeşistan, kuzeyde Bizans, Basra Körfezi dolaylarında Sasani egemenliği hüküm sürmekteydi.

– İslamiyet öncesi Arabistan’da, Nebat, Himyeri, Seba, Main ve Gassani gibi küçük devletler varlıklarını sürdürmüştür.

– Bizans ve Habeşistan’ın tesiri ile Hıristiyanlık bazı kabileler arasında yayılmıştı. Ancak genelde Putperestlik yaygındı. Medine ve Hayber gibi şehirlerde az sayıda da olsa Yahudiler yaşamaktaydı.

{ Add a Comment }

İslamiyet’ten Önce Arap Yarımadası’nın Durumu

Arabistan, Asya kıtasının güney batısında, Basra Körfezi, Hint Okyanusu ve Kızıldeniz’le çevrili, iç kesimi çöllerle kaplı bir yarımadadır.

Siyasi Durum: Arap Yarımadası’nda Main, Seba, Himyeri, Nebat, Tedmür, Gassani, Hire ve Kinde devletleri adı verilen birbirinden bağımsız küçük devletler vardı. Orta Arabistan’da ise yarımadanın en önemli bölümü sayılan Hicaz (Mekke ve Medine) bölgesi bulunmaktaydı. Bu durum İslamiyet öncesi dönemde Arap Yarımadasında siyasi bölünmüşlük olduğunu gösterir.

Siyasi birliğin bulunmadığı Arap Yarımadası’nda halk, şeyh, emir ya da melik ünvanlı kişilerin yönettiği kabileler halinde yaşamışlar ve sürekli birbirleriyle mücadele halinde olmuşlardır. Kutsal sayılan Kabe’nin de içinde bulunduğu Mekke, Darun Nedve adı verilen bir danışma meclisi tarafından yönetilmiştir.

Din ve İnanış: İslamiyet öncesinde Arap toplumunda putperestlik yaygındı. Önemli putları içinde barındıran Kabe, dini merkez sayılmıştır. Araplar her yıl putları ziyaret için Mekke’ye gelmişler, buralarda panayırlar kurarak ticari hayatı canlandırmışlardır. Arap Yarımadası’nda ayrıca Hanif inancı, Musevilik, Hristiyaniık gibi tek tanrılı inançlar da görülmüştür. İslamlık öncesi Arabistan’da dini birlik yoktur.

Sosyal ve İktisadi Hayat: İslamlık öncesi dönemde kabileler halinde yaşayan Arapların sosyal ve dini yaşantıları bozuk olduğu için bu döneme “Cahiliye Devri” denilmektedir. Toplum, köleler, hürler ve mevaliler (azat edilmiş köleler) olarak sınıflara ayrılmıştır. Aile yapısı bozuk olan Arap toplumunda kadınlara değer verilmemiş, hatta kız çocukları zaman zaman öldürülmüştür. Bu durum İslamiyet öncesinde Arabistan’da toplumsal eşitlik olmadığını gösterir.

Arap halkı coğrafi koşulların da etkisiyle göçebe (bedevi) ve yerleşik (medeni) olarak ayrılmıştır. Göçebe Araplar daha çok hayvancılık ve basit el sanatlarıyla geçinirken, yerleşik olanlar tarım ve ticâretle uğraşmışlardır.

Arap Yarımadası’nda en geçerli uğraş ticaretti. Araplar arasında ticaretin gelişmesinde özellikle panayırların önemli etkisi vardı. Hicaz bölgesinde ve Kabe çevresinde kurulan panayırlar Arap toplumunun sosyal ve kültürel alanlarda kaynaşmasında etkili olmuştur.

Dil ve Edebiyat: Arapça Sami dil ailesindendir. Arap yazısı ise V. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Arapça’nın uluslararası yaygınlık kazanması İslamiyetin yayılmasıyla gerçekleşmiştir. Araplar arasında şiir, edebiyat ve güzel konuşma gelişmiştir. Bu alanlarda yarışmalar düzenlenmiş, başarılı edebi ürünler Kabe duvarlarına asılmış ve ödüllendirilmiştir. Arapların şiir ve edebiyat alanında gelişmeleri ve Kur’an-ı Kerim’in dilinin mükemmel edebi Arapça ile olması, İslamiyetin Arap toplumu tarafından benimsenmesini kolaylaştırmıştır.

{ Add a Comment }

İslamiyet’in Doğuşu Sırasında Arap Yarımadası’nın Durumu

Arabistan, Asya kıtasının güney batısında yer alır. Üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımadadır. Arap yarımadası tarihsel yönden üç önemli bölgeye ayrılır:

– Necid Bölgesi: Arabistan’ın ortasında bulunan yüksek bir yayladır. Bu bölgenin büyük kısmı çöllerle kaplıdır. Bölgenin ekonomisi hayvancılığa dayanır.

– Hicaz Bölgesi: Arap Yarımadası’nın en önemli bölgesidir. Hicaz, Yemen ile Şam’ı birbirine bağlayan ticaret yolları üzerindedir. Bölgede ticaretin gelişmesi, Hicaz’da şehirleşmeyi hızlandırmıştır. Aynı zamanda Hz. Muhammed’in doğduğu ve İslamiyet’i yaydığı bölgedir.

– Yemen Bölgesi: Arabistan’ın tarıma en elverişli bölgesidir. Bu bölgede yaşayanlar genellikle yerleşik hayat sürer ve ticaret ile uğraşırlardı.

SİYASİ DURUM: İslamiyet’in doğduğu yıllarda Arap Yarımadası’nda siyasi birlik yoktur. Güney Arabistan’da Main, Seba Ve Himyeri devletleri. Kuzey Arabistan’da Nebattılar, Tedmürlüler, Gassaniler, Amelikalılar ve Lahmiler bulunmaktadır.

Arabistan’da Siyasi Birliğin Olmamasında;

  1. Arapların kabileler halinde yaşaması
  2. Kabileler arası kan davası
  3. Arap Yarımadası’ndaki coğrafi koşullar (Büyük çöllerin bulunması) gibi nedenler etkili olmuştur.

SOSYAL VE EKONOMİK DURUM: İslamiyet öncesi Arabistan’da sosyal hayatta eşitlik bulunmamaktadır. Kişilerin hak ve özgürlüklerinin engellendiği bir ortam olduğu görülmektedir. Araplar kabileler halinde yaşarlardı. Bu kabileler arasında mücadeleler bulunmaktaydı. “Cahiliye” dönemi olarak da adlandırılan bu dönemde toplum yaşantısında şu durumlar dikkat çekmektedir:

  • Kan davalarının yaygın olması
  • Kölelik anlayışının varlığı
  • Kadınların hiçbir haklarının olmaması
  • Kız çocuklarından utanç duyma ve bazen diri diri toprağa gömme
  • Ahlak duygusunun değerini kaybetmiş olması.

Bu dönemde Araplar şehirlerde ve çöllerde yaşamaktaydılar. Şehirlerde yaşayanlara Medeni denilmekteydi. Tarım ve ticaret ile uğraşırlardı. Çöllerde yaşayanlara Bedevi denilmekteydi. Daha çok göçebe yaşarlar ve hayvancılıkla uğraşırlardı. Ekonomik alanda ise belirli zamanlarda kurulan panayırlar ticarette çok önemli bir yere sahiptir. Özellikle Haram aylar denilen (Savaş yapıImayan aylar) dönemde kurulan panayırlar ticaretin yanında Araplar arasında kültür birliğinin kurulmasına katkı sağlamıştır.

EDEBİYAT: İslamiyet öncesi Arabistan’da söz söyleme, güzel konuşma (kitabet) ve şiire çok Önem verilmiştir. Bü kabiliyete sahip kişiler toplamda itihar görmüşlerdir.

DİRİ VE İNANIŞ: Mekke şehri ve kabe. İslamiyet’ten önce de tüm Arapların kutsal kabul ettiği mekanlardı. Mekke dini bir merkez konumundaydı. Araplar arasında putperestlik yaygın olmakla beraber Musevilik, Hristiyanlık ve Hanif dinine (Hz.İbrahim’in getirdiği din) inananlar da bulunmaktaydı.

{ Add a Comment }