Etiket: insanlar

Tekerleğin İcadı – Kısaca – Tekerleği Kim İcat Etmiştir

İlk Tekerlek Ne Zaman İcat Edildi:

M.Ö. 3700’lerde en eski ulaşım buluşu olan tekerleği icat eden Sümerlerdir. Sümerlilerin evlerini yapacakları taşları veya avladıkları hayvanları nasıl daha kolay taşıyabiliriz düşüncesi tekerleğin icadını sağlamıştır. Tekerleğin macerası yük taşımak amacıyla sıralanmış ağaç kütükleri ile başlamıştır. Kütüklerin çok ağır olması insanları yeni arayışlara itmiştir. Sonrasında kütüklerin orta kısımları inceltilerek kullanışlı bir tekerlek şekline ulaşılmıştır. Önceleri vahşi bir hayvan olan atı da evcilleştirerek at arabaları ile zorlandıkları şeyleri kolayca taşımışlardır.

Sümerler tekerleği yük taşımak amacıyla icat etmişseler de özellikle Hititlerin at arabalarını düşmanlarına üstünlük sağlamak amacıyla savaşlarda kullandığını bilmekteyiz. Tekerleğin tarihteki ilk örneği ve ilham kaynağı: testi, tabak vb. ürünler yapan çömlekçilerin kullandığı tekerleklerdir. Tekerleğin kullanım alanları sadece ilk araçlarla sınırlı kalmamıştır. Tekerleğin icadı ile insanlar uzak mesafelere yolculuklar etmeye başlamışlardır. Bu sayede göçler kolaylaşmış uluslararası ticaret ve insanlar arası etkileşim artmıştır. Ayrıca tekerlek günümüzde kullandığımız birçok buluşun da temelini oluşturmuştur.

{ 2 Comments }

Auguste Comte Kimdir – Felsefi Görüşü

Auguste Comte ve Üç Hal Yasası:

Matematik ve fen bilimleri eğitimi almış, yaşamını özel ders vererek sürdürmüştür. Auguste Comte (1798-1857) Bir Fransız filozofudur. Auguste Comte‘un gerçek amacı, toplumsal olayları inceleyerek, topluma yeni bir biçim, yeni bir yön vermektir. Comte, Fransız Devrimi‘nin toplumda yarattığı karmaşayı ve kaosu görmüş ve yaşamış bir insandır. Toplumu bu karmaşadan kurtarmak ve yeniden düzenlemek için bilimden yararlanmak istemiştir. Bunun için sosyolojiyi bir bilim olarak kurmuştur. Sosyolojide fiziğin ve matematiğin yöntemlerini uygulamaya gayret eder. Bu açıdan pozitivizm deneyci felsefenin bir türüdür.

Comte’a göre felsefe, duyularımızın bize sağladığı olgulardan yola çıkmalı, onların arkasındakilerle ilgilenmemelidir. Yani, felsefe varlıkların insan tarafından gözlenemeyen özlerini, gizli nedenlerini bulma çabasından vazgeçmelidir. Varlıklar ve doğal olaylar, doğaüstü güçlerin eseri değildir. Bundan dolayı “nasırlarla uğraşılmalı, ama “niçin”lerle uğraşılmamalıdır. Sonuç olarak felsefe deneysel bilimleri model almalıdır. Bu şekilde olgular arasındaki değişmez ilişkiler ve doğa yasaları bulunabilir. Bu amaca da yalnızca deney ve gözlem yoluyla ulaşılabilir. Bu yolla kazanılan, bilgi, pozitif bilgidir. Toplumun yeniden düzenlemesinde pozitif bilgi kullanılabilir. Pozitif bilgi tarihsel evrim sonucunda insan zihninin ulaştığı en yüksek düzeydir. İnsanoğlu bu düzeye üç dönemden geçerek gelmiştir. 

TEOLOJİK DÖNEM: Bu dönemde insanlar her şeyi tanrısal güçlerle açıklamışlardır. Bütün olayların gerisinde doğaüstü nedenler bulunduğuna inanılmıştır. Örneğin, doğal bir felâketin ardında Tanrı’nın insanları cezalandırmak istemesinin yattığını düşünmüşlerdir.

METAFİZİK DÖNEM: Bu dönemde manevi nedenlerden ve Tanrısal güçlerden vazgeçilmiştir. Ama olaylar hâlâ algılanamayan bazı nedenlerle açıklanmaya çalışılmaktadır. Soyut kavramlar ve gizli güçler ön plana çıkmıştır. Örneğin, cisimlerin yere düşmesi, doğadaki yerlerini alma çabası ya da boşluktan korkma ile açıklanmıştır.

POZİTİF DÖNEM: Bu dönem insan düşüncesinin ve gelişiminin en yüksek düzeyidir. Çünkü burada insan yalnızca olgulara yönelir. Olayların ve olguların arkasındaki metafizik nedenlerden vazgeçilir. Böylece değişmez yasaların bilgisi elde edilmiş olur.

Auguste Comte, bilimlere büyük önem vermiş ve toplumları yeniden düzenlemede onlardan yararlanmaya çalışmıştır. Felsefeye pozitif bir nitelik kazandırmaya çalışmıştır. Bunun için metafizik unsurları reddetmiştir.

{ Add a Comment }

Taş Devri Özellikleri Nelerdir

Eski Taş Devri (M.Ö. 600.000 – 10.000): Tarih Öncesi Devirler içerisinde en uzun süren ve zorlu geçen dönemdir. İklim koşullarının olumsuzluğundan dolayı bu dönemde insanlar yaşamlarını mağaralarda ve ağaç kovuklarında geçirmişlerdir. Avcılık ve toplayıcılık yaparak geçimlerini sağlamışlardır. Bu durum insanların tüketici olduklarını göstermektedir. Yaşam tarzları, göçebe ve küçük gruplar halinde olmuştur. İhtiyaç duydukları aletleri sivri ve keskin taşlardan ve kemiklerden yapmışlardır. Ülkemizde bu dönem yaşantılarına ait kalıntılara Antalya – Karain, Belbaşı ve Beldibi ile İstanbul Yarımburgaz mağaralarında rastlanılmıştır.

Orta Taş Devri (M.Ö. 10.000 – 2.000): Taşlar yontularak kullanılmaya başlanmıştır. İklim şartları yaşamaya daha elverişli hale gelmiştir. Bu dönemin sonlarına doğru ateş kontrol altına alınmış, bu durum uygarlığın gelişmesindeki önemli adımlardan biri olmuştur. Ateşin bulunmasıyla;

  • Soğuktan ve vahşi hayvanlardan korunulmuştur.
  • Besinler pişirilerek tüketilmeye başlanmıştır.
  • İnsanlar karanlıktan kurtulmuştur.
  • Seramik sanatı gelişmeye başlamıştır.
  • İlerleyen dönemlerde ise madenlerin işlenmesi sağlanmıştır.

Bu dönem yaşantılarına ait kalıntılar ülkemizde Antalya – Beldibi Ankara – Macunçay, Samsun – Tekkeköy’deki mağaralarda bulunmuştur. Bu iki dönemde de insanlar avcılık ve toplayıcılıkla geçiniyorlardı. Bu şekildeki toplumlar göçebe yaşam tarzına sahip toplumlardır.

Yeni Taş Devri (M.Ö. 8000 – 5500): Bu dönem, insanların yaşantılarında önemli değişimlerin başladığı dönemdir. Bu dönemde tarımsal faaliyetler başlamıştır. Tarım devriminin sonucunda;

  • İnsanlar üreticiliğe başlamışlardır.
  • Göçebe yaşam yerini yerleşik yaşam tarzı almaya başlamıştır.
  • Hayvanlar evcilleştirilmeye başlanmıştır. İlk evcilleştirilen hayvan köpek olmuştur. Ardından koyun, keçi ve inek gibi hayvanlar evcilleştirildi.
  • Çanak-çömlek yapımı başlamıştır.
  • Evler yapılmaya başlanınca bunun doğal sonucu olarak ilk köyler oluşturulmuştur.
  • Tarımsal faaliyetler sonucu artı üretim söz konuşu olmuştu r.
  • Özel mülkiyet kavramı ortaya çıkmıştır. Bu durum miras sorunu ve sınıf farklılığının oluşmasına neden olmuştur.

Üretim fazlası malların el değiştirmesine (takas usulü) ticaretin doğmasına yol açmıştır. Dönemin sonlarına doğru, tekerlek kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum;

  • İnsanların daha hızlı yer değiştirmesine ve göçler yaşanmasına
  • Ticaretin gelişmesine ortam hazırlanmıştır.

(Ticaretin ortaya çıkması; Kültürlerarası etkileşimin artmasına, ürünlerin çeşitlenmesine ortam hazırlamıştır.)

Ülkemizde bu dönem yaşantılarına ‘ait kalıntılar Diyarbakır – Çayönü (İlk köy). Konya – Çatalhöyük’te (ilk şehir) bulunmuştur. Yerleşik hayata geçilmesi;

  • Mimari faaliyetlerin başlamasına
  • Köylerin kurulması ile daha fazla paylaşımı zorunlu kılan toplumsal hayata
  • Toplumsal yaşamın daha güvenilir olması için ortak kurallara uyulmasına ortam hazırlamıştır.
  • Mezar kültürünün ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

{ Add a Comment }