Etiket: ingiltere

Amerika Birleşik Devletleri’nin Kurulması

ABD’nin Kuruluşu Hakkında Bilgi:

Amerika Kıtası’nın l492 yılında keşfedilmesinden sonra XVI. yüzyıl boyunca İspanya, Hollanda, İngiltere Fransa, İsveç ve Portekiz Amerika‘ya gelerek koloniler kurdular. İngiltere bu ülkeler içerisinde Amerika‘ya daha geç gelmesine rağmen, Amerika‘nın doğu kıyısında sayıları on üçü bulan koloniler kurmuştur.

1733 yılına gelindiğinde bu koloniler On Üç Koloni adı altında Britanya (İngiltere) İmparatorluğu’na bağlı sömürge haline geldiler. Avrupa’nın büyük güçleri arasında 1756 – 1763 yılları arasında süren Yedi Yıl Savaşları‘nı İngiltere kazanmıştır. Ancak İngiltere savaşın borçlarını ödeyebilmek için Amerika‘daki kolonilere ağır vergiler yüklemeye karar verdi. Bu vergiler kolonilerde büyük sıkıntı oluşturdu. Tepkiler önceleri dar amaçlıyken kısa zamanda bu eylemler bağımsızlık taleplerine dönüştü.

Koloni temsilcileri 1774 yılında Filedelfiya’da toplanarak İngiltere’ye bazı isteklerini bildirdiler; kolonilerin haberi olmadan vergi alınmaması, ticareti engelleyici kanunlar konulmaması şeklinde ifade edilebilecek istekleri İngiltere tarafından reddedildi.

Koloniler bunun üzerine 1776’da ikinci kez Filedelfiya’da toplanıp İngiltere’ye savaş açmışlardır. Ayrıca bu kongrede, George Washington ordunun komutanlığına getirilirken, İnsan Hakları Bildirisi yayınlanarak demokratik bir rejim kurulacağı ifade edilmiştir.

Koloniler, İngiltere ile yaptıkları bağımsızlık savaşında Fransa, İspanya ve Hollanda’dan yardım alarak İngilizleri yenmiştir. Fransa sömürgecilik yarışında rekabet içerisinde olduğu İngiltere’yi zor durumda bırakabilmek amacıyla el altından Amerika‘yı destekleyerek silah yardımında bulunmuştur. İngiltere’nin zor durumda kalarak barış istemesi sonucu taraflar arasında 1783 yılında Versailles (Versay) Antlaşması imzalanmıştır.

İmzalanan bu antlaşma sonucu On Üç Koloni bağımsızlığını kazanarak bazı siyasal düzenlemelerle 1787 yılında bugünkü Amerika Birleşik Devletleri’nin temelini atmışlardır.

George Washjngton‘un ilk başkan seçildiği Amerika, Avrupa’ya karşı dünyada denge unsuru olmuştur. Avrupa’dan ve dünyanın değişik bölgelerinden göçlerle nüfusu artmış ve ilerleyen yıllarda dünya siyasetinde etkili bir devlet haline gelmiştir.

{ Add a Comment }

İngiltere’nin Mısır’ı İşgali – Ne Zaman – Kısaca

Mısır Osmanlı’dan Ne Zaman Ayrıldı:

1869’da Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla önemi daha da artan Mısır için İngiltere ve Fransa arasında sürekli çıkar mücadelesi yaşanmıştır. Hidiv İsmail Paşa döneminde Mısır ekonomisinin ve yönetiminin yabancıların kontrolüne geçmesi Mısır halkının tepkisine neden olmuş, halk Ahmet Arabi Paşa önderliğinde ayaklanmıştır. Bu durumu bahane eden İngiltere 1882’de Mısır’a asker çıkarmıştır. Osmanlı Devleti de İngiltere’ye karşı koyacak gücü olmadığından işgali kabul etmek zorunda kalmıştır.

{ Add a Comment }

Kıbrıs’ın İngiltere Yönetimine Bırakılması

İngiltere’nin Kıbrıs’ı İşgali – Kıbrıs’ın İngilizler Tarafından İşgali:

Osmanlı Devleti’nin İngiltere’den, Ayastefanos Antlaşması’nın şartlarının hafifletilmesi isteğinde bulunması üzerine İngiltere, Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki çıkarlarını korumak üzere Kıbrıs’ın yönetimini istemiştir.

İki devlet arasında 1878’de yapılan anlaşma gereğince Kıbrıs’ın hukuken Osmanlı Devleti’nde kalması, yönetiminin ise İngiltere’ye bırakılması şartıyla bir antlaşma yapılmıştır.

İngiltere Osmanlı Devleti’nin I.Dünya Savaşı’na girmesi üzerine Kıbrıs’ı kendi topraklarına kattığını açıklamıştır.

{ Add a Comment }

Mısır’ın İngilizler Tarafından İşgali (1882)

İngiltere’nin Mısır’ı İşgal Sebepleri:

1869’da Süveyş Kanalı’nın açılması ile iyice önem kazanan Mısır’a, İngiltere göz dikmişti. Çünkü İngiltere’nin Hindistan ve Uzak Doğu sömürgelerine giden en kısa yol buradan geçiyordu. Özet olarak İngiltere, hem Mısır gibi verimli ve zengin kaynaklara sahip bir bölgede yeni sömürgeler elde etmiş olacak hem de sömürgelerine giden yolu denetim altına alacaktı.

İngiltere, Mısır’da çıkan ayaklanmaları ve karışıklıkları bahane ederek burayı işgal etmiştir. (1882)

Yapılan anlaşma ile Mısır, İngiltere ve Osmanlı Devleti’nin göndereceği komiserler tarafından yönetilecekti. Mısır’a ilk Osmanlı komiseri olarak Ahmet Muhtar Paşa gönderilmiştir.

İngiltere’nin Mısır’ı İşgalinin Sonuçları:

  • Böylece, çok önemli bir bölge olan Mısır da Osmanlı Devleti’nin kontrolünden çıkmıştır.

Bütün bunlardan başka istibdat devri olayları olarak,

    • Bulgaristan Prensliği’ne Doğu Rumeli bırakıldı ve ileride kurulacak olan Bulgaristan Krallığının temelleri atıldı.
    • Girit ayaklanmaları devam etti. Yunanistan’a bağlanmak için sık sık ayaklanan Girit’te, ıslahatlar yapılmasına ve yeni haklar tanınmasına rağmen, huzur sağlanamadı.
    • Halepa Fermanı ile Girit’te yerli halktan oluşan bir Temsilciler Meclisi kurulmasına rağmen isyan devam etmiştir.

{ Add a Comment }

Kırım Savaşı Nedenleri ve Sonuçları

Kırım Savaşı Sebepleri ve Sonucu (1853-1856):

İngiltere ve Fransa’nın Osmanlı’dan yana hareket etmeleri ve İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ni paylaşma teklifini kabul etmemesi üzerine Rusya, ortaya yeni bir sorun çıkarmıştır.

Hıristiyanlık dinince önemli bir merkez olan Kudüs’te bulunan kutsal yerlerin, kendi kontrolüne verilmesini isteyen Rusya, böylece Ortodoksların himayesini üstleniyordu. Ancak, Katolikler tarafından da aynı kutsallığa sahip bu yerlerle ilgili olarak, Osmanlı Devleti daha önce Fransa’ya bazı ayrıcalıklar tanımıştı.

Kutsal Yerler Sorunu’nu ortaya atmış olan Rusya’nın amacı Ortodoksların lideri olmaktı. Osmanlı Devleti’ne yaptığı baskılar sonucu, Kudüs Ortodoks kilisesini, İstanbul Fener Ortodoks kilisesinden ayırmış, Kudüs’te bazı haklar elde etmiştir.

Bu durum, Kudüs’te ayrıcalığı olan Fransa ile Rusya’yı karşı karşıya getirmiştir.

Rusya, Osmanlı Devleti’ne; Kudüs’te kendilerinin söz sahibi olmasını, bütün Ortodoksların himayesinin kendilerine verilmesini isteyen bir ültimatom vermiş, Osmanlı Devleti tarafından reddedilince Rusya, Osmanlı Devleti’ne savaş açmıştır.

Bir Rus donanması, Sinop’ta bulunan Osmanlı donanmasını yakmıştır. (1853)

  • Sinop Baskını, olaya Avrupalı devletlerin de karışmasına yol açmıştır. İngiltere ve Fransa, Rusya’ya, Osmanlı Devleti ile yaptığı savaşa son vermesini, Ortodoksların liderliği isteklerinden vazgeçmesini kapsayan bir ültimatom vermiştir. Rusya bunu kabul etmeyince İngiltere ve Fransa da Rusya’ya savaş açmıştır. (1854)
  • Bu durum, kendi çıkarlarına göre Avrupalı devletlerin tutumlarını nasıl değiştirdiklerinin de bir göstergesidir.

İngiltere, Fransa ve Osmanlı kuvvetlerinden oluşan bir orduya, Piyemonte Krallığı da asker göndermiştir.

  • Piyemonte Krallığı, İtalya siyasi birliğini kendi etrafında sağlamak istiyordu. Bu mücadelede İngiltere ve Fransa’nın desteğini sağlamak için Kırım’a asker göndermiştir.

Bu birleşik ordu, Kırım’a çıkarak Sivastopol’ü ele geçirmiş ve Rus orduları ağır bir yenilgi almıştır.

Zor durumda kalan Rusya, barış istemiş ve bunun sonucunda Paris Konferansı toplanmıştır. (1856)

Paris Konferansı’nda imzalanan antlaşma ile Kırım Savaşı sona ermiştir.

{ Add a Comment }

19. YY Başlarında Asya ve Avrupa Devletlerinin Genel Durumu

19.Yüzyılda Asya ve Avrupa Devletlerinin Siyasi Durumu:

1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti dört yüz yıl boyunca dünyanın süper gücü olmuş, dünya siyasetine yön veren devletlerin başında gelmiştir. Ancak 1699 Karlofça Antlaşması ile başlayan dönemde bu özelliğini kaybetmeye başlamıştır. XVIII. yüzyılda Avrupa’nın gerisinde kalındığı padişahlar ve devlet adamları tarafından anlaşılmış ve önlemler alınmaya çalışılmıştır. Bu önlemler yeterli olmamış Osmanlı Devleti XVIII. yüzyılın sonlarına gelindiğinde topraklarını saldırılar karşısında tek başına korumayacak duruma gelmiştir. Denge politikası denilen bir diplomasi ile ittifaklar kurarak topraklarını korumaya çalışmıştır.

Osmanlı Devleti’nin bu şartlar içerisinde girdiği XIX. yüzyılda (1800 – 1900) dünyada da dengeler değişmeye başlamış ülkeler dış politikalarını kendi menfaatleri doğrultusunda yeniden düzenlemişlerdir. Bu durum Osmanlı Devleti‘ne de etki edecektir. XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti ile Asya ve Avrupa devletlerinin politikaları şu şekilde gelişmiştir.

19.Yüzyıl Başlarında İngiltere’nin Siyasi Durumu

Parlamenter yönetime geçmiş olan İngiltere’de İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ilan edilmişti (1689). İngiltere XIX. yüzyıl başlarında dünyanın en büyük sömürge İmparatorluklarından biridir. Hatta bu devlet için “üzerinde güneşin batmadığı imparatorluk” tabiri kullanılıyordu. İngiltere başta Hindistan olmak üzere Sömürge yollarının güvenliğini sağlamayı en önemli politikası haline getirmiştir. Bu yüzden İngiltere, 1878 Berlin Antlaşması‘na kadar sömürgelerinin yolu üzerinde olan, zayıf Osmanlı Devleti‘nin toprak bütünlüğünden yana olmuştur.

İngiltere 1878 yılından itibaren Osmanlı Devleti’nin Almanya ile yakınlaşması yakınlaşması sonucu Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü korumaktan vazgeçmiştir. İngiltere başta Kıbrıs olmak üzere Osmanlı Devleti’nin topraklarını işgal etmiş, 1908 yılındaki Reval Görüşmeleri‘nde Rusya’ya Osmanlı topraklarındaki emellerini gerçekleştirmesi için izin vermiştir. İngiltere, I. Dünya Savaşı‘nda Osmanlının karşısında yer almıştır.

19.Yüzyıl Başlarında Fransa’nın Siyasi Durumu

Kanuni Sultan Süleyman zamanında bulayan Osmanlı Devleti ile Fransa arasında dostluk, 1798’de Napolyon‘un Mısırlı işgali ile bitmiştir. Sömürgecilik yarışında İngiltere kadar başarılı olamayan Fransa, Osmanlı Devleti’nin Kuzey Afrika’da bulunan topraklarını (Cezayir, Fas) işgal ederek, I. Dünya Savaşı‘nda Osmanlı Devleti’nin karşısında yer alınıştır. Fransa azınlıklara milliyetçilik fikrini benimseterek Osmanlı Devleti’ni zayıflatma yolu ile yeni çıkarlar elde etme politikasını takip etmiştir.

19.Yüzyıl Başlarında  Rusya’nın Siyasi Durumu

Rusya XVIII. yüzyılda başlatmış olduğu dış politika önceliklerini, XIX. yüzyılda da sürdürmektedir. Buna göre;

  • Boğazlar ye Balkanlar yoluyla sıcak denizlere inmek,
  • Balkanlardaki Ortodoks Slavları, sürekli olarak Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtma ve buna bağlı Olarak Osmanlı’dan kopararak kendisine bağlama politikası (Panslavizm)

Rusya, I. Dünya Savaşında Osmanlı Devleti’nin karşısında olmuştur.

19.Yüzyıl Başlarında Avusturya’nın Siyasi Durumu

Milliyetçilik hareketleri Osmanlı gibi çok uluslu bir yapıya sahip olan Avusturya’nın Balkanlar ve Doğu Avrupa’da izlediği politikaların kendisine zarar vereceğini düşünerek bu yüzyılda Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünden yana olmuştur.

19.Yüzyıl Başlarında Almanya’nın Siyasi Durumu

Siyasi birliğini geç tamamlayan Almanya, ihtiyaç duyduğu ham madde ve pazar kaynaklarına ulaşılabilmek için Osmanlı Devleti ile yakınlaşmaya önem vermiştir. Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü savunmuştur. I. Dünya Şavaşı‘nda Osmanlı Devleti’nin yanında yer almıştır.

Asya Kıtası’nda bu dönemde varlık göstermiş olan Türk topluluklarından Yaka Türkmenleri önemlidir.

19.Yüzyıl Başlarında Yaka Türkmenleri’nın Siyasi Durumu

Büyük Selçuklu Devleti‘nin yıkılmasından sonra Türkmenlerin bir kısmı Mangışlak, Maveraünnehir ve Horasan‘da kalmışlardı. Bu bölgede diğer Türk boyları ile birlikte önce Moğol, sonra da Timurlular hâkimiyetinde varlıklarını sürdürmüşlerdir. XVIII. yüzyılın ikinci yansından sonra Moğol asıllı Kalmakların saldırısına maruz kalmışlardır. Fakat bulundukları bölgelerin istilalara karşı daha korunaklı olması ve boylar halinde yaşamaları sebebiyle Türkmenler genelde bağımsız bir hayat sürdürmüşlerdir.

Kopet Dağı çevresinde Yamud, İmralı gibi Türkmen boyları ile bir araya gelerek güçlendiler. 1835’ten itibaren İran ve Hive Hanlığı baskısıyla Merv bölgesine doğru yayıldılar. Burada 1855’te Hive Hanlığı, 1860’ta da Oranlıların saldırılarını boşa çıkararak bağımsızlıklarını korudular Bu dönemde başlarında Kuşid Han bulunuyordu.

Türkistan’daki Rus ilerleyişi karşısında büyük direniş gösteren Türkmenler, 1879’da Göktepe‘de Rusları ağır yenilgiye uğratmışlardır. Daha sonra aynı mevkide yapılan savaşlarda verilen kayıplar ve uğradıkları katliamlar sonucunda 1884’te Rus hâkimiyetini kabul etmişlerdir.

Çarlık Rusya’sı döneminde Türkmenler, ağır baskılara maruz kalmışlardır. Bu baskılar. Sovyetler döneminde de devam etmiştir. Bu dönemde, Hazar kıyılarından Merv bölgesine kadar uzanan bölgelerde Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adında sözde, bir devlet kurulmuştur. Bu devlet 1981 yılında bağımsızlığını ilan ederek Türkmenistan Cumhuriyeti adını almıştır.

Türkmenistan’da yaşayan Türk boylarına (Türkmenlere) Osmanlılar, Hazar Denizi’nin öbür yakasındaki Türkmenler anlamında “Yaka Türkmenleri” bir başka ifadeyle de “Sayın Hanlı Türkmenleri” adını vermişlerdir.

{ 1 Comment }

Sanayi Devrimi Neden İngiltere’de Başladı – Ortaya Çıktı

Sanayi İnkılabının İngiltere’de Başlamasının Sebepleri – Maddeler Halinde:

  • İngiltere‘nin uzun süredir anayasal monarşi düzeni (Meşrutiyet) ile yönetilmesi ve bunun sonucunda kişilerin bireysel hak ve özgürlüklerinin korunması.
  • Bu dönemde İngiltere‘nin borsa ve bankacılık sektörlerinde dünyanın merkezi olması.
  • İngiltere’nin, sanayi için gerekli en temel ham maddeler olan kömür ve demir yönünden zengin yeraltı kaynaklarına sahip olması.
  • İngiltere’nin, dünyanın en büyük sömürge imparatorluğu olunası sonucu ham madde ve üretilmiş mallar için pazar olanağına sahip olması.

{ Add a Comment }

Batı Nasıl Zengin Oldu

Batı’nın Zenginleşme Sebepleri:

1453’te Türkler İstanbul‘u aldıktan sonra. Batının Doğu ile olan ticaretinin kontrolünü kesin olarak ellerine geçirdiler. Bu durum Portekiz Prensi Heinrich‘in Hindistan’a Afrika kıtasını denizden dolaşarak ulaşma teşebbüsünü hızlandırdı ve 1498’de Vasco de Gama bunu gerçekleştirdi. Bu tarihten itibaren deniz yolu ulaşımı kara yolu ulaşımından daha ekonomik duruma geldi ve İtalya’nın ticareti bundan ölümcül yara aldı.

1492 de Genovalı Kristof Kolomb Kastilya kraliçesi İsabella‘nın destek ve yardımı ile Amerika’yı keşfe gitti. Asıl gayesi hep batıya giderek Çin ve Hindistan’a varmaktı. Bu yolun Afrika’yı dolaşmaktan daha kısa ve daha ekonomik olduğunu düşünüyordu. Avrupa ile Çin arasında başka bir kıta olabileceğinden haberi yoktu. 12 Ekim 1492’de ilk olarak Orta Amerika’daki Karibik Adaları’ndan San Salvador‘a vardı ve burasını Batı Hindistan zannetti.

Ünlü İtalyan Medici ailesi tarafından görevlendirilen Amerigo Vespucci 1497’de Amerika ana kıtasına ulaştı. Oradan gönderdiği mektuplar ve haritalar incelenmek üzere Freiburg’ta kozmoğrafya profesörü Martin Waldseemüller’e gönderildi.

Profesörün yaptığı incelemeler, varılan bu yerin yepyeni bir kıta olduğunu ortaya çıkardı. VValdseemüller yeni dünyanın Amerika olarak adlandırılmasını önerdi. Bu öneriyi o zamanın ünlü haritacısı Gerhard Mercator yeni yaptığı haritaya işleyerek hayata geçirdi ve bundan sonra Amerika’da yaşayan yerlilere de Amerikalı dendi.

Yenidünyayı bir İtalyan keşfetti, ismini bir Alman koydu. Keşif macerasının finansmanı ise, İspanyollar tarafından karşılandı. İspanyollar ve Portekizliler yeni kıtanın ilk hâkimleri oldular ve Yeni Dünya’da hemen fetihlere giriştiler. İşte o andan itibaren İber Yarımadasından Amerika’ya doğru her tabakadan ve her meslekten kalabalık insan toplulukları akın etmeğe başladı.

Bunlar misyonerler, yol yapımcıları, her türlü kanun kaçakları, altın arayıcıları, spekülatörler, mülteciler vb.leri idi. Bu yeni gelenlerin altın hırsı, dini baskısı, yarattıkları kriminal olaylar ve beraberlerinde getirdikleri grip virüsü yerli halkın hayatını felç etti.

Yerli halk, İspanyollara göre dinsiz sayıldığından, bunlara karşı yapılacak hırsızlık, soygun, şantaj, ölüm gibi her türlü kriminal olay serbestti. Böylece İspanya’da Yahudi ve Müslüman Araplara karşı başlatılan ve 1492’de henüz sona eren korkunç katliamlar, hiç ara verilmeden yenidünyada devam ettirildi. Kilisenin infazcılan çok gaddardılar ve katliam yapmaya çok yatkındılar. Milyonlarca masum ve zavallı yerli insan İspanyollar tarafından hunharca katledildi.

1521’de Hernando Cortez bu günkü Meksika’daki Aztek ülkesini fethetti. Kısa bir aradan sonra Francisco Pitarro bütün Peru’yu yakıp yıkarak İnka ülkesini ele geçirdi. Pedro de Alvarado Texas‘i keşfetti ve aldı. De Soto Florida’yı ele geçirdi. Francisco de Coronado Kansas‘a ulaştı.

İngilizler ve Fransızlar, kuzeydeki soğuk ve ormanlık bölge ile yetinmek zorunda kaldılar ve buzlar ülkesi Kanada’dan yüzyıllar boyunca boşuna Çin‘e giden bir kuzeybatı geçidi bulmağa çalıştılar.

Amerika kıtasının keşfedilmesi insanlık tarihindeki devrimlerin en büyüğü niteliğindedir. Bu keşiften sonra meydana gelen büyük değişiklikler şöyle sıralanabilir:

-Ticarette ağırlık noktası Akdeniz’den Atlantik’e kaydı. İtalya’nın ticarette önemini kaybetmesiyle onun yerini İspanya, Portekiz, İngiltere ve Hollanda aldı. İspanyollar bu işte ilk olmalarına rağmen zamanla İngiltere ve Hollanda karşısında rekabet edemeyerek yenidünya ticaretinde liderliği bu iki devlete kaptıracaktır. Bu durum ancak Katolik İspanyolların siestaya yatkınlığı, Calvinist rakiplerinin ise iş hastası olmalarıyla açıklanabilir.

-Keşifler yerli halklar için çok korkunç bir felaket olmuştur. Onlar ya Avrupalıların vücutlarıyla beraber getirdikleri grip virüsüne karşı hiçbir savunma mekanizması taşımadıklarından toplu olarak ölüme terk edildiler ya da fanatik Katolikler tarafından dinsiz diye toplu halde katledildiler veya esir olarak dayanamadıkları şartlar altında çalışmaya zorlanarak öldüler.

-Keşiflerin başlangıcında 15 milyon yerli halkın yaşadığı Meksika’da 100 sene sonra yalnız 3 milyon yerli halk kalmıştı.

-Keşifler bir yeni felaketin daha kapısını araladı: Avrupalı emperyalistler, Afrika’da sıcak iklime dayanıklı, tarlalarda ve madenlerde çalışmaya elverişli güçlü kuvvetli ve sağlıklı zenci avına çıktılar. Toplanan bu zavallı siyah insanlar, vatanlarından zorla koparılıp vahşi hayvanlar gibi gemilere yüklendiler ve Amerika’ya götürülerek oradaki yeni toprak ağalarına köle olarak satıldılar.

-1545 de Bolivya‘nın Potosi bölgesinde gümüş madeni işletilmeye başlandı. İşte o tarihten itibaren her sene gümüş yüklü gemilerden kurulu filolar, Avrupa istikametinde Atlantik’i kat etmeğe başladılar. Değerli metal aramaları çok miktarda meraklıyı ateşledi, İspanyolların gümüş filosu İngiliz korsanlarının geçim kaynağı oldu. Zamanla üç köşeli bir ticaret yerleşti. Avrupa’dan boncuk ve değersiz şeyler, köle satın almak veya köle yakalamak için Afrika’ya, oradan köle yüklü gemiler Amerika’daki tarlalara ve madenlere, Amerika’dan şekerpancarı, mısır, pamuk, tütün ve gümüş yüklü gemiler de tekrar Avrupa’ya. Bu şekilde gemiler hiçbir zaman boş kalmadılar ve her sefer de büyük paralar kazandılar.

-Yeni Dünyadan İspanya’ya sürekli bir değerli maden akışı olur. Bu, ülke halkının kültürünün ve ahlakının dejenere olmasına neden olur. Birdenbire gelen bu zenginlik İspanya’da produktif olmayan fütuhatçı ve popülist politikalar yolunda israf edilir. (Askeri seferler, lüks yaşam, görkemli kilise ve hükümet yapıları inşaatları vs.)

Bu politikalar İspanya’nın İngiltere karşısında tekstil sanayinde verdiği rekabet savaşını kaybetmesine neden olur.

Ayrıca bu zenginliğin bu ülkede kalmasını sağlayacak herhangi bir alt yapı çalışması ve düzeni mevcut olmadığından gelen para, İspanya’dan tekrar Hollanda’ya ve soygunda ele geçirdiklerini sarayla paylaşan ve bu paylaşma karşılığında saraydan asalet unvanları alan İngiliz korsanlarının cebine akar. İngiltere ve Hollanda bu paralarla zenginleşerek büyük sömürge devletleri oldular.

-Amerika’nın keşfiyle, Hindistan ve Uzak Doğunun da buna katılımıyla kendine özgü bir koordinasyon içinde tek düze bir dünya ekonomi sistemi ortaya çıkar:

Merkezde (Hollanda, İngiltere, Fransa, Kuzey İtalya ve Almanya’nın Batısı ) farklı bir sanayi gelişmesi ve mono kültür bir tarım sektörü, kırsal alanda kölelik (Doğu Avrupa ve kolonilerde), merkezde ise ücrete dayalı işçilik. Ayni zamanda da askeri ve silah tekniğinde elde edilen üstünlük sayesinde Dünyanın Avrupalılaştırılması devri başlar: Bu devir. Antik çağdan sonra tekrar gelen ve köleliği yeniden getiren sömürgecilik devridir.

Kaynak: Cumhuriyet Bilim ve Teknik 28 Haziran 2003 Sayı 849 da yayımlanmıştır.

{ 1 Comment }

3. Haçlı Seferi Nedenleri ve Sonuçları

Büyük hükümdar ve Eyyubi Devletinin hükümdarı Selahattin Eyyubi, Kudüs’ü Haçlılardan geri almış ve Latin Krallığını ortadan kaldırmıştır. Kudüs’ün yeniden Müslümanların eline geçmesi Avrupa’da büyük bir tepkilerin oluşmasına neden olmuştur. Bu sefer de Alman imparatoru, Fransa ve İngiltere krallarının başkanlığında yeni bir Haçlı ordusu göndermiştir. Ancak Haçlılar bu düzenledikleri seferde de başarılı olamamışlardır.

{ Add a Comment }