Etiket: hz. ali

İslam Düşüncesinde Siyasi – İtikadi Yorumlar

İslam düşüncesinde ortaya çıkan başlıca yorumlardan biri de siyasi – itikadi yorumlardır. Bu düşünce ekollerinin ve yorumların oluşmasında sosyal, ekonomik, siyasi, coğrafi, tarihî vb. sebeplerin etkisi büyüktür. Böylece belirli fikirler, belirli şahısların etrafında oluşmaya başlarken her grup da farklı bir isim altında bir araya gelmiştir. Bunlardan bir kısmı inançla ilgili oluşumlardır, inançla ilgili oluşumlara itikadi mezhepler denir. İslam dünyasında oluşan başlıca farklı itikadi düşünce ekollerini Haricilik, Şia, Mu’tezile, Maturidilik ve Eş’arilik olarak sayabiliriz.

1) HARİCİLİK: Haricilik, Dördüncü Halife Hz. Ali ve Şam Valisi Muaviye arasında yaşanan Sıffin Savaşı sonunda gerçekleşen Hakem Olayı ile tarih sahnesine çıkan bir siyasi mezheptir. Hz. Ali’yi destekleyen bir grup, Sıffin Savaşı sırasında Hz. Ali ile Muaviye arasındaki halifelik sorununun hakem tayini yoluyla çözülmesi anlamına gelen Hakem Olayı (tahkim) ile birlikte Hz. Ali’nin şaşarından ayrılmışlardır. Bu kişiler, Hz. Ali ve taraftarlarını, Kur’an dururken insanların hakemliğine razı oldukları için dinden çıkmakla itham etmişlerdir. Başlangıçta Hz. Ali’nin yanında yer alan ancak daha sonra siyasi sebeplerle ondan ayrılan bu kişilere “ayrılanlar, dışarıda kalanlar” anlamında Hariciler denilmiştir.

2) ŞİA: Şia kavramı sözlükte yardımcı, taraftar, birine uyanlar, fırka, bölük vb. anlamlara gelmektedir. Dinî bir terim olarak Şia, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in vefatından sonra halifelik için Hz. Ali ve onun soyundan gelenlerin en layık kişiler olduğuna inanan, bu inancı savunan kişi ve gruplara verilen genel addır. Şia mensupları, Peygamberimiz sağ iken Hz. Ali’nin halifeliğinin nas (dinî metinlerle) ve tayinle belirlendiğini savunurlar. Şia, imametin kıyamete kadar Hz. Ali ve onun soyuna ait olduğunu ileri süren toplulukların müşterek adıdır.

Günümüzde yaşayan en eski siyasi-itikadi yorumlardan biri olan Şia’ya göre halifelik verasetle yani miras yoluyla geçer. Bu makama seçimle gelinemez. Şia’ya mensup olanlar halifenin yani imamın masum olduğuna, günah işlemeyeceğine inanırlar. Onlara göre gizli olan masum imamın sözleri, Hz. Peygamberin hadisleri ve Kur’an ayetleriyle eş değerdir, imama itaat, imanın gereğidir. On ikinci imam el-Murtaza ölmemiş, kaybolmuştur. O, bir gün geri dönecek ve bütün dünyayı adaletle dolduracaktır. Şia’da buna, Mehdi Muntazar (Beklenen Kurtarıcı) inancı denir.

3.MU’TEZİLE: Mu’tezileye göre insanlar davranışlarından tamamen sorumludur. Allah’ın, bu fiillerin yaratılmasında müdahalesi yoktur. Eğer insanın Şiflerinin yaratıcısı Allah olsaydı Allah’ın insanı cezalandırması anlamsız olurdu. Büyük günah işleyen kişi ne mümin ne kâfirdir, ikisi arasında bir yerdedir. Bu kişi tövbe etmeden ölürse ebediyen cehennemde kalır. Mu’tezile mezhebine göre Allah’ın zatıyla sıfatlan aynıdır. Onun sıfatlannı zatından ayrı düşünmek mümkün değildir.

4.MATURİDİLİK: Maturidilik anlayışına göre iman, dil ile ikrar ve kalp ile tasdikten ibarettir. Diliyle inandığını söyleyen fakat bunu kalbiyle tasdik etmeyen kişi mümin değildir. İnsanın herhangi bir özrü, engeli yoksa inandığını mutlaka diliyle ifade etmesi gerekir. Maturidiliğe göre iman bir bütündür, artmaz ve eksilmez. İman ettiğini açıkça belirten kişi, işlediği günah her ne olursa olsun küfürle itham edilemez, imam Maturidi’ye göre insan, gücü dâhilindeki Şillerinde tam bir irade hürriyetine sahiptir. Bu sebeple de akıl sağlığı yerinde olan her insan, eylemlerinden sorumludur. Büyük günah işleyen kimse dinden çıkmaz. Böyle bir kişi tövbe ederse Allah tarafından bağışlanabilir. Çünkü bu itikadi ekole göre iman amelden yani insanların fiillerinden ayrı ele alınır.

5) EŞ’ARİLİK: Eş’arilik, Ebû’l Haşan el-Eşari’nin (873-936) görüşleri etrafında şekillendiği için bu isimle tanınmıştır. Eş’arilik düşüncesine göre iman; bilgi ve kalp ile tasdikten ibarettir. Büyük günah işleyen kimse günahkâr olur ancak dinden çıkmış sayılmaz. Kulun Şillerinin yaratıcısı Allah’tır. Eş’ariliğe göre insan cüzi iradeye sahiptir. O, Şillerini kendi iradesiyle gerçekleştirir. İyi ve kötü akılla bilinemez. Bir şeyin iyi ya da kötü olduğunu ancak din belirleyebilir. Eşari, Ehl-i Sünnet’in savunucusu olan en büyük kelam bilginidir. Malikiler ve Şafiler, itikatta Eş’ariliği seçmişlerdir.

{ 1 Comment }

Hz. Ali Dönemindeki Gelişmeler

Hz. Ali Dönemi Önemli Olayları (656 – 661): Hz. Muhammet’in damadı olan Hz. Ali, Hz. Osman’ın öldürülmesi üzerine halife seçildi. Hz. Ali’nin halifeliği zamanında iç karışıklıklar artmış, Hz. Osman’ın ölümü, İslam dünyasında başlamış olan gruplaşmaları iyice belirgin hale getirmiştir. Hz. Osman’ın katillerinin yeterince cezalandırılmadığını öne süren bazı Müslümanlar, Hz. Ali’ye karşı ayaklandılar. Hz. Muhammet’in eşi Hz. Ayşe’nin, Talha ve Zübeyr gibi önde gelen Müslümanların da aralarında bulunduğu bu grup ile Hz. Ali taraftarları arasında “İslam Tarihinin İlk İç Savaşı” olan “Cemel Savaşı” (Deve Olayı) yapılmıştır. Talha ve Zübeyr gibi önemli kişilerin öldüğü bu çatışmada Hz. Ayşe de esir edilmiştir.

– Cemel Vak’ası, Müslümanlar arasındaki gruplaşmaları iyice su yüzüne çıkarmıştır. Cemel Olayı üzerine Şam valisi olan Muaviye, Hz. Ali’nin halifeliğini tanımadığını ilan ederek ayaklanmıştır. Bu gelişme üzerine Muaviye ile Hz. Ali arasında “Sıffin Savaşı” yapılmıştır. Ancak savaşta, Müslümanlar arasında daha fazla kan dökülmemesi için, bir “Hakem” seçilerek onun vereceği karara uyulması kabul edilmiştir. Halifelik sorununa çözüm bulmak amacıyla yapılan bu toplantıda anlaşma sağlanamamıştır. İslam Tarihinde “Hakem Olayı” olarak adlandırılan bu gelişme sonucunda İslam dünyası;

  • Ali taraftan
  • Muaviye taraftarları
  • Hariciler

olmak üzere parçalandı. (Hariciler; Hakem kararına uyan ve savaşa son veren Hz. Ali’nin bu tavrına karşı çıkarak onun yanından ayrılanlara denilmiştir.)

– Bu olaydan sonra Hz. Ali, Medine’ye dönmemiş ve Kufe’ye yerleşmiştir. Böylece ilk defa devlet merkezi de değişmiştir. Hz. Ali döneminde iç karışıklıkların artması ve iç çatışmaların yoğunlaşması fetihlerin durmasına neden olmuştur. Hakem kararını tanımayıp, Hz. Ali’nin yanından ayrılanlar (Hariciler) üç fedai görevlendirip, Hz. Ali’yi, Muaviye’yi ve Hakemi öldürmek üzere harekete geçmişler, bu saldırılardan diğerleri kurtulurken, Hz. Ali öldürülmüştür. Hz. Ali’nin ölümü üzerine “Dört Halife Devri” sona ermiş, Muaviye’nin halifeliğiyle Emeviler Devri başlamıştır.

{ Add a Comment }

Dört Halife Dönemi Özellikleri – 9. Sınıf Tarih

Halife: Hz. Muhammed’in vefatı üzerine peygamberlik görevi dışında, devlet başkanlığı ile ilgili bütün görevlerini yapan kişiye verilen isimdir. Bu dönem aynı zamanda “Cumhuriyet Dönemi” olarak da isimlendirilmektedir. Hz. Muhammed’den sonra başa geçen halifeler Emevi Devleti dönemine kadar seçimle belirlenmiştir. Bu seçimlerde kadınlara da söz hakkı verilmiştir.

I- HZ. EBU BEKİR DÖNEMİ (632 – 634)

  • Muhammed’in vefatı üzerine ortaya çıkan karışıklıkları bastırmak için önlemler aldı.
  • Dinden dönenler, zekat vermek istemeyenler ve yalancı peygamberle mücadele ederek Arabistan’daki siyasi birliği tekrar sağladı.
  • Kur’an-ı Kerim muhafaza edilerek kitap haline getirildi. Bu sayede günümüze kadar herhangi bir değişikliğe uğramadan ulaşmıştır.
  • 634 tarihinde Bizans ile Yermük Savaşı yapıldı. Bizans ağır bir yenilgiye uğratıldı. Suriye’nin fethinin önü açıldı.

II- HZ. ÖMER DÖNEMİ (634 – 644)

Fetihler:

  • Ebu Bekir döneminde başlayan Suriye’nin fethi çalışmalarına devam edilmiştir. 636 tarihindeki Ecnadin Savaşı sonucunda Suriye, Mısır ve Filistin tamamen fethedilmiştir.
  • Sasaniler ile 634 Köprü, 636 Kadisiye, 637 Celula ve 64Z Nihavent Savaşları yapılarak İran’ın fethi tamamlanmıştır.
  • Kuzey Afrika’nın fethine devam edilmiştir. İslam orduları Trablusgrap’a kadar ulaştılar.
  • Anadolu ve Orta Asya’da fetihler devam etmiş Azerbaycan ele geçirilmiştir.
  • Bu fetihler sonucunda Horasan’da Araplar ve Türkler komşu hale geldiler.

Devlet Teşkilatlanması Adına Atılan Adımlar:

Sınırların genişlemesi, nüfusun artması ve farklı etnik kültürlerin devlete dahil olması bir takım sorunları da ortaya çıkarmaya başlamıştır. Bu sorunların çözü-mü adına devlet teşkilatında şu çalışmalar yapılmıştır.

  • Fethedilen yerlerde valilik sistemi kurularak yönetimin kolaylaştırılması amaçlanmıştır.
  • Ağırlıklı olarak Mali ve askerlik işlerinin, görüşüldüğü divan örgütü kuruldu.
  • Düzenli ordular ve ordugâh şehirler kuruldu.
  • Askeri posta teşkilatı kuruldu.
  • Vergiler sistemli hale getirildi.
  • İslam devlet hâzinesi “Beytül Mâl” adıyla sistemleştirildi.
  • Adli teşkilatlanmaya önem verildi. İslam tarihinde ilk kadı bu dönemde atandı.
  • Hicri takvim düzenlendi.

Yapılan hu teşkilatlanma faaliyetleri ile devlet olmanın gerekleri yerine getirilmiştir.

III- HZ. OSMAN DÖNEMİ (644 – 656)

✓ Bu dönemde fetih hareketlerine devam edilmiştir:

  • İran’ın fethi tamamlanmıştır.
  • Trahlusgarp ve Tunus fethedilmiş, İslamiyet Kuzey Afrika’da yayılmaya devam etmiştir.
  • Şam’da ilk İslam donanması kurulmuş, Kıbrıs ve Rodos üzerine seferlere çıkılmıştır.
  • Bizans ile mücadele devam etmiş, Kayseri’ye kadar gelinmiştir.
  • Kafkaslarda Hazar Türkleri ile savaşılmış, ancak Hazarlar Müslümanların daha fazla ilerlemesine izin vermemişlerdir.

✓ Sınırların genişlemesi sonucu farklı dil ve şiveleri kullanan toplumların İslamiyet’e girmesi ile Kur’an-ı Kerim’in aslını muhafaza noktasında endişeler meydana geldi. Kur’an-ı Kerim’in özünün muhafaza edilmesi amacıyla bu dönemde Kur’an-ı Kerim çoğaltılarak ülkenin değişik yerlerindeki merkezlere gönderildi.

✓ Hz. Osman döneminin bir diğer Önemli gelişmesi de İslam toplumu içerisinde ilk fikir ayrılıklarının ve iç karışıklıkların başlamasıdır.

✓ Hz. Osman’ın devlet işlerinde, kendi ailesi de olan, Emevi ailesinden kişileri önemli görevlere getirmesi, toplumun bazı kesimlerinde rahatsızlık meydana getirdi. Bunu fırsat bilen Yahudi asıllı Abdullah bin Sebe gibi karışıklık çıkarma yanlılarının kışkırtmalarıyla Hz. Osman şehid edildi. Hz. Osman’ın şehit edilmesi toplumdaki iç karışıklığı artırırken belli bir süre fetihlerin durmasına neden oldu.

IV- HZ. ALİ DÖNEMİ (656 – 661)

Hz. Ali’nin halifelik vazifesi, Hz. Osman’ın şehit edilmesinin meydana getirdiği karışık ortamda başlamıştır.

CemeI Vakası (656): Hz. Ayşe, Hz. Zübeyir ve Hz. Talha gibi sahabenin önde gelenleri ile Hz. Ali, Hz. Osman’ın katillerinin bulunması konusunda fikir ayrılığına düşmüşlerdi. Bu fikir ayrılığı taraflar arasında savaşa dönüştü: Savaş, Hz. Ali’nin üstünlüğü ile Sona erdi Bu olay; Müslümanlar arasında bir kopma meydana yetinmemiştir. Ancak Hz. Ali İslam devletinin merkezini Medine’den Küfe’ye taşımıştır.

Savaş Hz. Ayşe’nin bindiği devenin etrafında gerçekleştiğinden tarihe “Deve Olayı” anlamına gelen Cemel Vakası olarak geçmiştir.

Sıffin Savaşı (657): Şam Valisi Hz. Muaviye Hz. Osman’ın katillerinin bulunmamasını öne sürerek Hz. Ali’nin halifeliğini tanımadığını açıkladı. Bunun üzerine Hz. Ali, Hz. Muaviye’nin üzerine yürüdü. Savaşı Hz Ali kazanmak üzere iken Muaviye taraftarları mızraklarının ucuna Kur’an-ı Kerim yaprakları takması savaşın durmasına ve Hakem olayının yaşanmasına neden olmuştur.

Hakem Olayı: Her iki tarafı temsilen birer hakem seçilmiştir. Hz. Ali Musa el Esari’yi; Hz. Muaviye Amr bin As’ı hakem seçmiştir. Ancak hakem olayı Müslümanlar arası, problemi çözmemiş İslam dünyasındaki ilk siyasi ayrılıklara neden olmuştur, Bu olaydan sonra İslam toplumu Hz Âli taraftarları

  • Muaviye taraftarları
  • Hariciler olmak üzere gruplara ayrıldılar.

{ Add a Comment }

Dört Halife Dönemi – İslam Tarihi (632 – 661)

Hz. Muhammed’in vefatından sonra İslam tarihinde Dört Halife dönemi başlamıştır. Halifeler Hz. Muhammed’in peygamberlik görevi dışındaki yetkilerine sahip olmuşlardır. Bu dönem, halifeler seçimle işbaşına geldiğinden “Cumhuriyet Dönemi” olarak nitelendirilmiştir.

I- EBUBEKİR DÖNEMİ (632 – 634) 

İç Sorunların Çözülmesi: Halifeliğinin ilk dönemlerinde yalancı peygamberleri ortadan kaldırmış, dinden dönen ve zekat vermeyen toplulukları da itaat altına alarak bozulan otoriteyi yeniden sağlamıştır. Hz. Ebubekir’in bu çalışmalarıyla dini ve siyasi yönden etkinlik kazanılmıştır.

Fetih Hareketleri: Hz. Ebubekir döneminde Arabistan dışında ilk fetihler başlamış, Üsame bin Zeyd komutasında bir ordu Suriye’ye. Halid Bin Velid komutasındaki bir ordu da Irak’a gönderilmiştir. Bu dönemde Bizans’la yapılan Yermük Savaşı kazanılmış (634) böylece Suriye’nin fethine zemin hazırlanmıştır. Hz. Ebubekir döneminde Yemen, Umman, Bahreyn ve Hadramut’un fethedilmesiyle Arap Yarımadası tamamen İslam devletinin sınırlarına katılmıştır         .

Kur’an-ı Kerim’in Kitap Haline Getirilmesi: Hz. Muhammed döneminde Kur’an ayetleri tahta, kemik, deri gibi nesnelere yazılmış ve hafızlar tarafından ezberlenmiştir. Ancak yalancı peygamberlerle yapılan mücadelelerde birçok hafız şehit edilmiştir. Bu gelişme üzerine Zeyd Bin Sabit başkanlığındaki bir komisyona Kur’an-ı Kerim’in kitap haline getirilmesi görevi verilmiş ve yapılan titiz çalışma sonucu Kur’an ayetleri kitap haline getirilmiştir. Bu çalışma Kur’an-ı Kerim’in özgün halinin korunmasına katkı sağlamıştır.

II- HZ. ÖMER DEVRİ (634 – 644): 

Hz. Ömer döneminde geniş bir alanda başarılı fetihler yapılmış, devletin sınırları genişlemiş ve bunun sonucunda çeşitli alanlarda teşkilatlanma çalışmaları görülmüştür.

Fetih Hareketleri: Bizans’la yapılan savaşlar sonucunda Suriye (Ecnadin Savaşı 636), Filistin, Kudüs, Mısır ve Trablusgarp hakimiyet altına alınmıştır. Sasanilerle yapılan Köprü (634), Kadisiye (636), Ceiula (637) ve Nihavent (642) savaşlarından sonra İran ve Irak fethedilmiştir. Nihavent Savaşı ile İslam devletinin sınırları Horasan’a ulaşmış, böylece Türklerle Müslüman Araplar komşu olmuşlardır. Hz. Ömer devrinde ayrıca, El-Cezire (Yukarı Mezopotamya), Urfa, Diyarbakır ve Azerbaycanda İslam topraklarına katılmıştır. Hz. Ömer dönemindeki bu fetihlerle,

  • Devletin sınırları genişlemiştir.
  • Farklı kültürlerle karşılaşılmıştır.
  • Devletin örgütlenmesine hız verilmiştir.

İslam Devleti’nin Örgütlenmesi:

  • İdaresini kolaylaştırmak için fethedilen yerler yönetim birimlerine ayrılmış, böylece büyük iller kurulmuştur.
  • Devletin sorunlarını görüşmek üzere bir divan teşkilatı oluşturulmuştur.
  • İllere valilerin yanısıra kadılar da gönderilmiş, böylece yönetim ve yargı birbirinden ayrılmıştır.
  • Düzenli bir ordu oluşturulmaya çalışılmış ve askerler defterlere kaydedilmiştir.
  • Sınırların güvenliğini sağlamak ve fetihleri kolaylaştırmak için ordugah şehirleri (cünd) kurulmuştur.
  • Beytülmal adı verilen devlet hâzinesi oluşturulmuş ve ikta sistemi uygulanmıştır.
  • Ticari hayatta kolaylık sağlamak üzere Bizans parası taklit edilerek para bastırılmıştır.
  • Hicri Takvim hazırlanmıştır.

III- OSMAN DÖNEMİ (644 – 656)

Fetih Hareketleri: Maveraünnehir, Anadolu, Kafkaslar ve Kuzey Afrika’da fetihler yapılmış, Tunus’a kadar olan bölge hakimiyet altına alınmıştır. Hz. Osman döneminde İslam tarihinde ilk kez fetihlerde donanma da kullanılmıştır. Akdenizde Bizansla yapılan mücadeleler sonucunda Kıbrıs vergiye bağlanmıştır. 655 yılında Finike açıklarında yapılan Zatü’s Savari Savaşı’nda Bizans donanması yenilgiye uğratılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’in Çoğaltılması: Sınırların genişlemesi ile Müslümanların sayısı ve insanların inançlarını asıl kaynağından öğrenme gereksinimi artmıştır. Bu arada Kur’an metinlerinin farklı şekillerde okunmaya başlanması üzerine bir komisyon oluşturularak Kur’an-ı Kerim düzenlenmiş, ardından da çoğaltılarak önemli İslam merkezlerine gönderilmiştir. Bu çalışmalarla Kur’an-ı Kerim’in aslının korunması ve Müslümanların inançlarını asıl kaynağından öğrenmesi daha kolay sağlanmıştır.

İç Karışıklıkların Çıkması: Ümeyye (Emevi) ailesinden olan kişilerin yönetimdeki etkinliklerinin artması, bazı valilerin kötü uygulamaları ve kışkırtıcı çalışmalar toplumsal alanda huzursuzluklara ve karışıklıklara neden olmuş ve Hz. Osman Kur’an okurken şehit edilmiştir. Bu sorunlar İslam Devleti’nin dışa karşı askeri ve siyasi etkinliğini sarsmış, fetih hareketlerini duraksatmıştır.

IV- ALİ DÖNEMİ (656 – 661)

Devlet otoritesinin zayıfladığı bir dönemde halife seçilmiş ve iç mücadelelerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Hz. Osman döneminde başlayan karışıklıklar bu dönemde iç mücadelelere dönüşmüştür.

Cemel Vak’ası (Deve Olayı): Hz. Ali ile Hz. Osman’ın katillerinin bulunmasını isteyen Hz.Ayşe, Hz.Talha ve Hz.Zübeyr taraftarları arasındaki mücadeledir. Taraflar arasındaki mücadele Hz.Ayşe’nin devesinin etrafında geçtiğinden bu olay Cemel Vak’ası olarak tarihe geçmiştir. Hz. Ali bu olayda başarılı olmuş, ancak devlet merkezini Medine’den Kufe’ye taşımak zorunda kalmıştır. (656)

Sıffin Savaşı (657): Hz. Ali ile onun halifeliğini tanımayan Şam valisi Muaviye arasındaki iç savaştır. Mücadelenin kesin sonucunu almak için taraflar kendi hakemlerini seçip görüşmeler yoluyla çözüm aramışlardır. Ancak Hakem olayı adı verilen bu görüşmeler sonuçsuz kalmış ve İslam tarihinde ilk ayrılıklar (siyasi bölünmeler) başlamıştır. İki tarafı da kabullenmeyen Haricilerin Hz. Ali’yi şehit etmeleri üzerine O’nun oğlu Hz. Hasan halife olmuş, ancak daha çok kan dökülmesini istemediğinden halifeliği Muaviye’ye bırakmıştır. Bu gelişmeyle birlikte İslam tarihinde Emeviler devri başlamıştır.

{ Add a Comment }