Osmanlı hukukunun temelini dini esaslı şer’i hukukla (İslam hukuku) Türk geleneklerine dayanan örfi hukuk oluşturmuştur. Örfi hukuk padişahın koyduğu kanun ve fermanlardan oluşmuş, şer’i hukukla çelişmemiştir.

XV. yüzyılda Osmanlı hukuku gelişme göstermeye başlamış ve Fatih döneminde Kanunname-i Âli Osman adı verilen ilk Osmanlı kanunnamesi hazırlanmıştır. Kanuni döneminde önemli ve kapsamlı kanunlar çıkarılmıştır. Şeyhülislamların verdiği fetvalar ise şer’i hukukun gelişmesinde etkili olmuştur.

Adalet işlerinin Divan’daki temsilcileri kazaskerlerdir. Divan yüksek mahkeme gibi çalışmıştır. Osmanlı Devleti’nde bütün davalara şer’i mahkemelerde kadılar bakmıştır. Padişahlar şer’i konularda kadıların verdiği kararlara karışmamıştır. Bu konularda kadıların verdiği kararlar kesindir. Bu durum Osmanlı ülkesinde yargının bağımsız olduğunu gösterir.

Halk kadıların kararlarına itiraz edebilir ve en üst mahkeme olan Divan-ı Hümayun’a şikâyette bulunabilirdi. Bu durum Divan’ın bir temyiz mahkemesi gibi çalıştığını, kadıların denetlenebildiğini ve halkın hakkını rahatlıkla arayabildiğini gösterir. Kadılar bulundukları bölgelerdeki yöneticilerin yasalara uyup uymadığını denetleyebilirdi. Bu durum idarenin yargı denetiminde olduğunu gösterir.

Osmanlı Devleti’nde yöneticiler kadıların hükümleri dışında iş yapmazken, kadılar da verdikleri hükümleri kendi başlarına yerine getiremezlerdi.

Açıklama: Bu durum Osmanlı ülkesinde yönetim ve yargının birbirinden aynldığını gösterir.

Ayrıca Kadıların,

– Merkezden gönderilen emirlerin halka ulaşmasını sağlama
– Her türlü sözleşme, nikah akti, şirket kurma ve vakıf kurma gibi işlemleri onaylama (günümüzün noterliği)
– Avarız vergilerini toplayarak hâzineye aktarma görevleri arasında idi.

Kadıların görev süresi bir buçuk ila üç yıl arasında değişmiştir. Bu uygulamayla makamca yükselmelerinin tıkanmaması ve kadıların halk ile fazla kaynaşması önlenmeye çalışılmıştır. Osmanlı ülkesinde azınlıkların büyük ölçüde davalarında kendi yasalarına uyabilmelerine imkân tanınmıştır.

Hukuk Alanındaki Değişmeler

XIX. yüzyılda hukuk alanında önemli değişmeler yaşanmıştır. II. Mahmut döneminde memurların belirli suçlarına belirli cezalar verilmesini öngören ceza kanunnamesi çıkarılmış ve müsadere kaldırılmıştır.

Açıklama: Bu durum Osmanlı Devleti’nde çok hukukluluk olduğunu gösterir.

Tanzimat döneminde “kanun üstünlüğü ilkesi” ön plana çıkarılmış, mahkemeler din ve milliyet farkı gözetmeksizin herkese açılmıştır. Bu durum Osmanlı ülkesinde hukuk anlayışı ile hukuk devleti kavramlarını geliştirmiştir. Bu dönemde üyelerinin yarısı Osmanlı, yarısı yabancı üyelerden oluşan karma mahkemeler kurulmuş ve bu mahkemelerde Avrupa usülü yargılamalar yapılmıştır.

Açıklama: Bu mahkemelerde yabancıların yargıç olarak yer alabilmesi devletin egemenlik haklarıyla bağdaşmamıştır.

Abdülaziz döneminde kurulan Divan-ı Ahkam-ı Adliye (yüksek mahkeme) üyeleri, yargı kararı olmadan görevlerinden alınamamıştır. Bu durum yargı ve yürütmeyi birbirinden ayırmıştır.

1876’da Kanun-ı Esasi ilan edilerek anayasal düzene geçilmiştir. Ahmet Cevdet Paşa tarafından hazırlanan Mecelle (Osmanlı Medeni Kanunu) meşrutiyet döneminde uygulanmıştır.

Açıklama: Osmanlı Devleti’nde şer’i mahkemelerin yanı sıra farklı yasaları uygulayan mahkemelerin açılması hukuksal alanda ikiliklere neden olmuştur.