Etiket: gelişme

18.Yüzyıl Islahatları ve Islahatçıları

18.Yüzyıl Islahatçıları Kimlerdir – 18. Yüzyılda Yapılan ıslahatlar:

18.yüzyıldan itibaren gerçekleştirilen ıslahatlarda Avrupa’daki gelişmelerin etkisi altında kalınmıştır. Avrupa’daki ilim ve teknik alanındaki gelişmeler takip edilerek Osmanlı devlet sisteminde uygulanmaya ve bu şekilde gerilemenin önüne geçilmeye çalışılmıştır.

 1.Mahmut Dönemi Islahatları

Avrupa’da meydana gelen gelişmelere ayak uydurulmaya çalışılmış, Avrupa tarzı ıslahatlarla ordu yeniden düzenlenmek istenmiştir.

  • Osmanlı hizmetine giren Fransız Kont de Bonneval askeri ıslahatlarla ilgili raporlar hazırlamıştır.
  • Humbaracı Ocağı yeniden düzenlenmiş, Üsküdar’da bir Humbaracı kışlası yaptırılmıştır.
  • Subay ihtiyacının karşılanabilmesi amacıyla Kara Mühendishanesi (Mühendishane-i Berr-i Hümayun) açılmıştır.

3. Mustafa Dönemi Islahatları

  • Macar asıllı Baron dö Tot Sürat Topçuları Ocağı’nı kurmuştur.
  • Top imalathaneleri açılmıştır.
  • Osmanlı donanmasının subay ihtiyacını karşılamak amacıyla Deniz Mühendishanesi (Mühendishane-i Bahr-i Hümayun) açılmıştır.
  • Fransızca bazı eserler Türkçeye tercüme edilmiştir.
  • İlk defa bu dönemde iç borçlanma (esham) yoluna gidilmiştir.

3. Selim Dönemi Islahatları

3.selim döneminde devletin siyasi, ekonomik, askeri, dengeleri bozulmuş durumdaydı. 3.Selim bu yüzden hükümdarlığı, döneminde planlı ve programlı olarak ıslahat hareketlerine girişti, 3.Selim bu amaçla;

  • Devletin içinde bulunduğu durum ve sorunların çözümü için raporlar (Layiha) hazırlattı.
  • Bir danışma meclisi (Meclis-i Meşveret) oluşturarak ıslahat yapma kararı aldı.
  • Avrupa’ya daimi elçiler gönderdi. Buradaki amacı Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip etmek ve Osmanlı Devleti hakkındaki düşüncelerini öğrenmektir. Paris, Londra, Viyana ve Berlin’e elçiler göndermiştir.
  • Nizamıcedit adında bir ordu meydana getirdi. Bu ordunun giderlerini karşılamak amacıyla İradıcedit adında bir hazine oluşturdu. Ordunun eğitimi için Levent ve Selimiye kışlaları kuruldu.
  • Yabancı dil eğitimine Önem verildi.
  • Birçok kitap Türkçeye tercüme edilerek kültürel gelişim sağlandı.
  • Paranın değerini koruması için tedbirler alındı vergi düzenlemeleri yapıldı.
  • Vezirlerin sayısı ve görev süreleri yeniden belirlendi ve kadıların görev yerlerine gitmeleri sağlandı.
  • Mühendishaneiberrihümayun (Kara Mühendis Okulu) adında yeni bir askeri okul açıldı.
  • Avrupa’dan yabancı uzmanlar getirilerek lağımcı, topçu, humbaracı ocakları teknik sınıf olarak yeniden düzenlendi.
  • Denizciliğe önem verildi, tersaneler onarılarak işler hale getirildi.
  • Yeniçeri ocağını aşamalı olarak kaldırmak istedi.
  • Musikiye önem yerildi.
  • Darü’t Tıbatü’l Amire adlı devlet matbaası kuruldu.

3. Selim‘in idari, askeri ve ekonomik alanda giriştiği bu köklü ıslahatlar devleti yüzde yüz dağılmaktan kurtaramadı. Fakat çağdaşlaşmak amacıyla yapılan bu icraatlar kendinden sonraki devlet yöneticilerine örnek teşkil etmiştir.

1.Abdülhamit Dönemi Islahatları

  • Kapıkulu ocaklarında sayım yapılarak maaşlı asker sayısı belirlenmeye çalışılmıştır.
  • Ulufe alım satımı yasaklanmıştır.
  • Sürat Topçuları Ocağı geliştirilmiştir.
  • Avrupa’dan getirilen subaylar Osmanlı ordusunun eğitiminde görevlendirilmiştir.
  • İstihkam Okulu açılmıştır.
  • Yabancı mallara karşı yerli malının kullanımı teşvik edilmiştir.

{ 2 Comments }

Lale Devri Nedir – Lale Devri Yenilikleri – Özellikleri

Lale Devri’nin Özellikleri – Lale Devri Hakkında Bilgi (1718-1730) :

Pasarofça Antlaşması ile başlayarak Patrona Halil İsyanı sona eren bu dönemde Sadrazam Damat İbrahim Paşa, sürekli savaşlardan yıpranan devleti ve halkı dinlendirmek, bozgunların izlerini silmek ve unutturmak amacıyla bir barış süreci başlatmıştır. Zevk ve eğlence bir düşkünlük haline geldiği ve devlet adamları sefaya daldıkları için, bu döneme Lâle Devri denilmiştir.

  • Eğlencenin dozunun kaçırılmış olmasının yanında, bu devirde birtakım yenilikler yapılmış, ilk Avrupa tarzında gelişmeler sağlanmıştır.

Lale Devri’nde Yapılan Yenilikler:

  • Avrupa’nın gelişimlerini değerlendirebilmek amacıyla ilk defa Avrupa’ya elçi gönderilmiştir. Bu elçilikler geçici olarak açılmış ve kültür elçiliği olarak faaliyet göstermiştir.
  • Bu elçiliklerin çalışmaları sonucunda Avrupa’dan matbaa getirilmiş
  • Yalova’da bir kağıt imalathanesi açılmış
  • Çiçek aşısı uygulanmış
  • İtfaiye örgütü kurulmuş
  • Çinicilik geliştirilmiş
  • Kumaş imalathanesi açılmış
  • Avrupa mimarisinden etkilenilerek, yalı, köşk, saray gibi binalar yapılmış, sivil mimari gelişmiştir.
  • Matbaanın kurulması, birtakım huzursuzluktan doğurmuş, el yazmacılığı ile geçinen önemli bir meslek elemanı bulunduğundan ilk önceleri dini eserlerin basılmasına izin verilmemiş, bu nedenle matbaa İbrahim Müteferrika, Sait Mehmet Çelebi gibi kişilerin desteği ile gelişmiştir.
  • Lale Devri’nde İstanbul’da Kağıthane Deresi etrafında Sadabad denilen eğlence merkezi kurulmuştur.
  • Osmanlı Devleti ilk dış ülke elçiliğini Fransa’da açmış ve Yirmisekiz Mehmet Çelebi’yi göndermiştir.

Osmanlı Devleti’nde bu gelişmeler yaşanırken İran’da Sünnilere baskı başlamış ve İran Osmanlı topraklarına saldırıya geçmiştir.

Bunun üzerine İran seferine çıkan Osmanlı ordusu, Kafkaslara Rus ordusunun girdiği haberi alınınca, Kafkasya’ya yönelmiştir. Fransa’nın aracılığıyla Osmanlı Devleti ile Rusya arasında İstanbul Antlaşması yapılmıştır. (1724)

Buna göre;

  • Hazar kıyıları Rusya’da, Azerbaycan Osmanlı Devleti’nde kalmak üzere bazı Iran toprakları Osmanlı ile Rusya arasında paylaşılmıştır.
  • Böylece ilk defa Rusya ile işbirliği yapılmıştır.

İran Osmanlı’ya karşı saldırıya geçmiş, İran karşısında alınan yenilgiler ve sadrazamın sefere çıkmakta isteksiz davranması, zaten yönetime karşı oluşmuş olan tepkiyi arttırmıştır.

Patrona Halil’in başlattığı ayaklanma halk ve yeniçeriler tarafından da desteklenince, ayaklanma sonucunda Sadrazam Damat İbrahim Paşa öldürülmüş, III. Ahmet tahttan indirilmiş, I. Mahmut Padişah yapılmıştır.

  • Lâle Devri’nde yapılan eğlence merkezleri ve köşkler ayaklananlar tarafından yıkılmıştır. Patrona Halil Ayaklanması ile Lâle Devri sona ermiştir.

{ Add a Comment }

Avrupa’nın Gelişmesine Seyirci Kalan Osmanlı Devleti

Gelişen Avrupa Karşısında Osmanlı Devleti:

Avrupa‘da Rönesans, Reform hareketleri ve Coğrafi Keşifler sosyal ekonomik, kültürel alanlarda köklü değişikliklerin oluşmasına yol açmıştır. XV. ve XVI. yüzyıllarda doğu özellikle de Osmanlı Devleti karşısında bir varlık gösteremeyen Avrupalı devletler, bu gelişmeler sayesinde güven kazanmış ve hızla aradaki mesafeyi kapatarak XVII. yüzyılda doğuyu yakalamışlardır.

Avrupa‘da Rönesans ve Reform hareketleri sonucunda özgür düşünce, bilimsel çalışmalar, insan hakları ve demokratikleşme çabalarına hız verilmiştir. Avrupalı devletler bu faaliyetler konusunda birbiriyle yarışır hale gelince, devletleri hızla gelişmiştir.

Avrupalı devletlerin gelişmesine katkı sağlayan bir diğer etken de Coğrafi Keşifler olmuştur. Avrupalı devletleri Coğrafi Keşifler sayesinde Amerika ve Afrika kıtasındaki altın ve gümüş gibi değerli madenleri Avrupa’ya taşıyarak zenginleştiler. Bu zenginlik bilim ve sanat faaliyetlerini desteklemelerine imkân hazırladı. Avrupalı devletlerin gelişmesi onlarda sömürgecilik anlayışının ve bu yolla ekonomik olarak güçlenme yarışının doğmasına neden olmuştur.

Avrupa‘da bu gelişmeler yaşanırken Osmanlı Devleti ise ülke genelinde çıkan isyanlar, batıda ve doğuda yapılan savaşlarla uğraşmaktaydı. Ayrıca bu yüzyılda Osmanlı Devleti ciddi bir kayıp yaşamadığından gücünü koruduğunu düşünmekteydi. Avrupa’daki gelişmelere bu nedenlerle ilgi göstermeyen ve köklü çözümler üretmeyen Osmanlı Devleti kaçınılmaz olarak bu gelişmelerden olumsuz yönde etkilenmiştir.

{ Add a Comment }

Ergenlikte Büyüme ve Gelişmeyi Etkileyen Faktörler

Büyüme ve Gelişmeyi Etkileyen Etmenler:

Ergenlikte büyüme ve gelişmeyi etkileyen faktörler şu şekilde özetlenebilir:
1- Kalıtım: İnsan organizması yaklaşık 50.000 gen taşır ve bu genler çocuğun büyümesini etkiler. Çocukların boyları ile anne – babalarının boyları arasında uygunluk vardır. Büyüme ve gelişme büyük ölçüde önceden planlanmıştır. Hastalık ve kötü beslenme gibi nedenler olmadığında büyüme ve gelişme hâlindeki insan bedeni âdeta bir hedefe varmaya çalışmaktadır.

2- İç Salgı Bezleri ve Hormonal Denge: Çocuklukta büyüme ve gelişmeyi esas olarak iki hormon belirlemektedir. Bunlar tiroit hormonu ve ön hipofizin büyüme hormonudur. Tiroit hormonu gelişme ve olgunlaşmayı, hipofiz hormonu ise boy uzamasını etkiler. Buluğ döneminde salgılanan androjen ve östrojen hormonları da büyümeye etki etmektedir.

3- Beslenme ve Sağlık Durumu Müzmin Hastalıklar, Travmalar vs.):  Bir insanın normal olarak büyüyebilmesi için sağlıklı bir bedene ve iyi beslenmeye ihtiyacı vardır. Gelişme çağındaki insan yeterli besin alamazsa büyümesi durur, sonra da dengesiz beslenmenin yan etkileri ortaya çıkar. Mesela karbonhidrat ağırlıklı beslenen çocuklar buluğa daha geç yaşta girerler ve bunlarda gelişme geriliklerine rastlanır.

4- iklim ve Coğrafi Koşullar: Yaşanılan coğrafi çevre ve iklim ortamı ile beden yapısı arasında ilişki bulunmaktadır. Yaşanılan yerin deniz seviyesinde olmasıyla yüksek bir platoda olması, oradaki insanları farklı hava basınçları ve iklim şartlarıyla karşı karşıya bırakır. Yüksek platolarda ve dağlık bölgelerdeki insanlar, bölgelerindeki hava basıncına uygun bir beden yapısı geliştirirler. Sıcak bölgelerde kızlarda menarş (ilk adet kanaması) daha erkendir.

5- Aile İçi iletişim ve içinde Bulunulan Diğer Sosyal Ortamlar: Aslında burada belirtilen faktörlerin tamamı bireylere ilişkin farklılıkların temel kaynaklarını da ifade etmektedir. Bu faktörler tüm yaşam boyunca gelişimi etkileyen, sadece ergenliğe bağlı olmayan etkenlerdir. Bireyin ergenliğe ne zaman gireceği, bu dönemin ne kadar sorunlu/sorunsuz geçeceği, bu döneme özgü gelişim görevlerinin ne şekilde yerine getirileceği ve nihayetinde dönemin ne kadar sürede sonlanacâğı bu faktörlere bağlıdır. Ebeveynler ve eğitimciler açısından önemli olan noktalar, gelişim özelliklerinin farkında olmak, çocuğun her açıdan yeni gelişimlere uyum sağlamasına yardımcı olmak, bireysel farklılıkları gözetmek, baskıdan kaçınmak, uygun iletişim ortamı hazırlamak ve iyi bir model olmaktır. Ebeveynler ve eğitimcilerin ergenle kurdukları iletişim ve bu iletişimin düzeyi çok önemlidir. Ergenlik öncesi döneme gereken önem verilmelidir. Çünkü çocukluk döneminde baskıyla eğitilmeye çalışılan çocuğa ergenlik döneminde demokratik yaklaşmaya çalışmak, beklenen etkiyi göstermez. İletişim açısından kaybedilen çocuğa ergenlik içinde ulaşmak ya çok zor ya da imkânsızdır. Burada bir sloganı hatırlatmakta fayda vardır: “Sorunlu çocuk yoktur, sorunlu ana-baba vardır. ”

{ Add a Comment }