Etiket: Fransız

Fransız İhtilaline Tepkiler – Fransız Devrimine Tepkiler

Fransız İhtilali Karşısındaki Tepkiler:

Fransa’da İhtilal sonucu yaşanan gelişmeler, özellikle Avrupa’da imparatorlukları ve mutlak krallıkları endişelendirmiştir. Avrupa’nın monarşik devletleri (Avusturya, Prusya, Rusya gibi), Fransa’da ihtilal sonrası kurulan yeni yönetimi tanımadılar. Fransa’da Napolyon’un yönetime gelmesi ile birlikte yeni bir dönem başlamış, yayılmacı bir siyaset izleyen Napolyon, Avrupa’yı ele geçirmeye çalışmıştır.

Bu durum Fransa’ya karşı Avrupa’da milli duyguların ön plana çıkmasına ve Napolyon’un yenilmesine neden olmuştur. Avrupa devletleri Fransa’ya karşı ortak hareket etmek ve Napolyon’un bozduğu Avrupa sınırlarını yeniden belirlemek amacıyla Viyana Kongresi’ni toplamışlardır. (1815)

Viyana Kongresi’nde Avrupa’nın siyasi haritası yeniden çizilmiş, bozulan sınırların düzenlendiği, krallıkların durumlarını gözden geçirdiği bu döneme “Restorasyon (Yeniden Yapılanma) Dönemi” denilmiştir.

{ Add a Comment }

Fransız İhtilalini Hazırlayan Nedenler

Fransız İhtilali Neden ve Nasıl Ortaya Çıktı:

Avrupa’nın düşünce yapısında Rönesans ve Reform Hareketleri sonucunda meydana gelen değişiklikler. Avrupa Devletleri arasında başlayan mezhep savaşları (Otuz Yıl Savaşları) Westfalya Antlaşması (1648) ile sonuçlanmış, bundan sonra Avrupa’da Aydınlanma Devri denilen bir dönem başlamıştı.

Aydınlanma dönemi özellikle Fransa’da etkili olmuş, toplumun düşüncelerinde, görüşlerinde aklın ön plana çıkmasını sağlamıştı. Monteskiyo, Jan Jak Russo, Volter gibi düşünürler insani değerlerin üstün tutulduğu, insan haklannı, eşitlik, adalet, özgürlük, laiklik gibi ilkeleri yaymışlardır.

SOSYAL SINIFLAŞMA: Avrupa’da asiller ve rahipler Ortaçağ’ın egemen sınıflarıydı. Devletin yönetimi bunların elindeydi. Coğrafi Keşiflerden sonra zenginleşip, ekonomik gücü artan burjuvalar, şimdi yönetimde de söz sahibi olmak istiyorlardı. Burjuvaların, devlet yönetiminde etkili olmak için giriştikleri mücadele ihtilalin önemli bir gelişmesi olmuştur.

MUTLAKİYET İDARESİ: Fransa’da kral, keyfi bir idare sürdürüyor, halk ise yoksulluk içinde bulunuyordu. Asillerin sürdüğü yaşayış ile halkın yaşayışı arasında büyük bir fark vardı.

FRANSA’NIN EKONOMİSİNİN BOZULMASI: Fransa, özellikle Ingiltere ile sürdürdüğü savaşlar nedeniyle oldukça zor durumda kalmış, ekonomik yönden büyük bir çöküş yaşamıştı. Son olarak Amerikan bağımsızlık savaşlarında, kolonilere yapılan yardımlar Fransa maliyesini iyice bozmuştu. Yönetim, bozulan maliyesini düzeltmek amacıyla halka ağır vergiler koymuştu. Zor durumda olan halk bu vergiler karşısında iyice sıkıntıya düşmüştü.

AMERİKAN BAĞIMSIZLIK SAVAŞLARININ ETKİSİ: Amerika’da kolonilerin başlattıkları özgürlük hareketi, Fransa tarafından da desteklendiği için, bu olaya Fransa halkı da ilgili olmuştu. Fransa’nın kendi siyaseti açısından, İngiltere’ye karşı desteklediği bu hareket, Fransız halkını özgürlük duygularının kabarması açısından etkilediği için ihtilale zemin hazırlamış, böylece Fransız yönetimine olumsuz etkisi olmuştur.

Amerika’da bağımsızlık savaştan sırasında yayınlanan İnsan Haklan Bildirisi, Fransız İhtilali’nin oluşmasında rol oynamıştır.

{ Add a Comment }

Osmanlı Fransız Savaşı Nedenleri ve Sonuçları ( 1798 -1801)

3.Selim Dönemi Osmanlı – Fransız Siyasi İlişkileri:

Osmanlı – Fransız ilişkileri XVI. yüzyılda başlamış Lale Devri’nde ilerlemişti. Fransa, Venedik ve Avusturya ile girilen savaşlarda Osmanlı Devleti’ne destek olmuştu.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde başlayıp, Sultan 1.Mahmut zamanında artırılarak sürekli hale getirilen kapitülasyonlar Osmanlı – Fransız dostluğunu geliştirmişti. Bu ilişkiler 18. yüzyılın sonlarına doğru bozulmaya başladı.

Osmanlı Fransız Savaşı Nedenleri:

1789’de ortaya çıkan ihtilal neticesinde Fransa’da krallık yıkılmış ve cumhuriyet ilan edilmişti. Bu durumu kendileri için tehlike olarak gören Avrupalı devletler Fransa’ya karşı birleşmiş, fakat giriştikleri savaşlarda Fransa karşında başarılı olamamışlardı. Fransa ordularının başında onları sevk ve idare eden ünlü komutan Napolyon Bonapart vardı. Tüm Avrupa’ya üstünlüğünü kabul ettiren Napolyon Bonapart yalnızca İngiltere’yi yenememişti. Fransa’nın gayesi İngiltere’yi Akdeniz’den uzak tutarak Hindistan’a giden ticaret yollarını denetimine almaktı.

Yayılmacı bir politika izleyen Fransa, Venedik topraklarının bir kısmını ve Arnavutluk kıyılarındaki bazı limanlarını ele geçirdi ve Osmanlı Devleti ile sınır komşusu oldu. Napolyon‘un asıl amacı:

  • İngiltere’nin sömürgelerine giden yolu kesmek
  • Akdeniz’i Fransız gölü yapmaktır.

Napolyon Bonapart komutasındaki Fransız donanmasının İskenderiye ve Kahire‘yi ele geçirmesi üzerine Osmanlı Devleti 2 Eylül 1798’de Fransa’ya karşı savaş açtı.

Osmanlı Fransız Savaşı Sonuçları:

Akka önlerinde karşılaştığı Cezzar Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri karşısında yenilgiye uğrayan Napolyon Bonapart gizlice Fransa’ya kaçtı ve bayatını zor kurtardı. Fransa’nın 27 Haziran 1801 tarihinde Mısır’dan çekilmesi üzerine Osmanlı Devleti ile Fransa arasında El Ariş Antlaşması imzalandı. (1801) Antlaşmaya göre;

  • Fransızlar, Mısır ve Suriye’yi boşaltıp işgallere son verecekler.
  • Mısır Osmanlı Devleti‘ne geri verildi.

{ Add a Comment }

Sembolizm’in Türk Edebiyatına Etkileri

Türk Edebiyatında Sembolizm Akımı ve Temsilcileri: Fransız sembolizminin ilk izleri, Servet-i Fünun şairlerinden aynı zamanda Parnasçı olan Cenap Şehabettin’de görülür. Ancak, bizde bu akımın asıl temsilcisi Fransız sembolizminin bütün kurallarını benimsemiş; savunmuş ve ona uygun şiirler yazmış olan Fecr-i Ati döneminin öende gelen ünlü şairlerinden Ahmet Haşim’dir. Yine Türk edebiyatının daha sonraki dönemlerinde bilhassa Cumhuriyet devri Türk edebiyatı içinde değerlendirebileceğimiz Ahmet Hamdi Tanpınar ve Ahmet Muhip Dıranas‘ta Baudelaire sembolizminin etkilerini görebilmekteyiz.

{ Add a Comment }

Realizmin Türk Edebiyatına Etkisi

Türk Edebiyatında Realizm Akımı ve Temsilcileri: 19. yüzyıl sonlarında Sergüzeşt adlı romanı yazan Samipaşazade Sezai realist anlayışı benimsemiştir. Servet-i Fünuncular arasında Realizmi, hatta Natüralizmi sistemli şekilde tanıtan Beşir Fuat’ı görüyoruz. Yine aynı derginin yazarlarından Hüseyin Cahit, Hayat-ı Hakikiye Sahneleri adlı romanında Fransız realistlerinden etkilenmiştir. Halit Ziya Uşaklıgil ise Fransız yazarlardan Flaubert ve Maupassant’ ın etkisinde kalmıştır. Realist akıma bağlananlar arasında Hüseyin Rahmi ve Ahmet Rasim’i de saymak gerekir. Ancak, bütün ayrıntıları ile realist diyebileceğimiz hiçbir romancımız yoktur. 1940’tan sonra sosyal realizm türünde eser yazan Orhan Kemal, Kemal Tahir gibir romancılar da realizmin bazı özelliklerini sürdürmüşlerdir.

{ Add a Comment }

Romantizm Akımı – Özellikleri ve Temsilcileri

Klasisizm, nasıl mutlak krallığın eseri ise Romantizm de ona tepki olan hürriyet, demokrasi ve biraz da başıboşluk özleyişlerinin eseridir. Fransız İhtilali ve daha önce onu hazırlayan aydınlık dönem düşünceleri, despotik (mutlakiyetçi) yönetimi çözmüş; kilise ve sarayın korkunç baskıları yıkılmıştır. 1789 Fransız İhtilali, o dönem Fransa’sında bütün kurumlan alt üst etti. Hürriyet, eşitlik, kardeşlik, adalet… düşünceleri yaygınlık kazandı. Hürriyetle birlikte bireysellik de ön plana çıktı. Halk yüceltildi ve onu anlatmak için folklor verimlerine, millileşmiş sayılan Hristiyanlığa, halk törelerine önem verildi. Sosyal devrimlerin içinde çalkalanmak, işçi ve köylüleri küçümsemek şöyle dursun, onların haklarını aramak ve onları iyiye doğru yöneltmek eğilimi ağırlık kazandı. Kısaca toplumsal düzen yıkılırken edebiyat kuralları da yıkıldı. Eski Yunan ve Latin örneklerine hiç benzemeyen, efendi-köle uzlaşmasını reddeden romantik akım doğdu. Bu akım edebiyatta gerçek bir isyan oldu.

Romantizm’in Düşünce Kaynakları:

Romantik düşünceler kaynağını Montesquieu, Voltaire, J.J. Rousseau gibi 18. yüzyıl Aydınlanma çağı düşünürlerinden almaktadır. Bilimden en geniş ölçüde yararlanan bu filozoflar, çağdaşlarının ve sonraki kuşakların düşünce ufuklarını genişletmişlerdi. Romantizm, bir edebiyat akımı olarak özellikle 1820-1870 yıllarında Fransa’da yayıldı. Ancak Romantizm bir akım durumuna gelmeden önce, 18. yüzyıl sonlarında, İngiltere, Almanya ve Fransa’da onu hazırlayan “öncü romantikler” vardır. (İngiltere’de Lord Byron, Shelley, Keats; Almanya’da Goethe, Schiller; Fransa’da J.J.  Rousseau, Lamartine, Chateubriand… gibi)

Romantizm’in Temel Özellikleri:

  • Klasisizm’e tepki olarak ortaya çıkmış, sanatçıları dar kurallara hapseden anlayışı yıkmıştır.
  • Bireyin kişiliğini ve sanatçı hürriyetini her şeyin üstünde tutmuştur.
  • Romantik şairler aklın denetiminden kurtulmak ve doğal bir söyleyişle duyguları anlatmak istemişler, bunda da başarılı olmuşlardır.
  • Romantik anlayışa göre şair, hiçbir sınır tanımadan ve kurallara boyun eğmeden yazmalı; zamanı ve tabiatı olduğu kadar kendini de aşmaya çalışmalıdır. Gerekirse bilinçaltı duyuş ve düşünüşleri de anlatmalıdır. Bugün anlaşılmazsa zararı yok, yarın anlaşılacaklardır.
  • Klasikler, tabiatın taklit edilmesi gerektiğini söylüyorlardı; romantikler tabiatın tasvir edilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Romantizme göre tabiat hem görünen hem de görünmeyen yanları ile anlatılmalıdır.
  • Romantiklere göre sanat bir taklit değil, bir “yaratma” işidir.
  • Klasikler, yalnız seçkin insanı anlatıyorlardı. Romantikler ise özellikle acayip, gülünç, kaba, çirkin ve kural dışı insan ve nesnelere geniş yer vermişlerdir.
  • Romantikler toplumdaki karşıtlıklar üzerinde durmuş, “çatışma” kavramına önem vermişlerdir. Onlar için “iyi-kötü, gûzel-çirkin” kavramları çok önemlidir.
  • Romantikler evrensel konular yerine millî konulara, tarihe, Hristiyanlık mucizelerine geniş yer vermişlerdir.

Romantizm’in Edebî Türleri ve Başlıca Sanatçıları:

Fransız edebiyatında coşkulu şiirleri, romanları ve dramları ile Victor Hugo bu akımın öncüsüdür. Lirik şiir ve romanda Alfred de Musset, kır hayatını anlatan romanlarıyla Alfred de Vigny ve konusunu Fransız tarihinden alan macera romanlan ile halkın çok sevdiği Alexandre Dumas bu akımın en tanınmış sanatçılandır. Romantiklerin asıl gücü şiirde görülür. Dram, roman, tarih ve gezi türleri de romantik akımda işlenen türlerdir.

{ Add a Comment }