Etiket: felsefe

Bilim ve Felsefe Açısından Varlık – Bilim ve Felsefeye Göre Varlık

Bilim ve Felsefenin Varlığa Bakış Açılarındaki Farklılıklar:

Varlık sadece felsefenin konu alanı içerisinde yer almaz, varlık aynı zamanda bilimlerin de inceleme alanı içerisindedir. Fakat felsefe ile bilimin varlığa bakış açıları birbirinden farklıdır. Bu farklılıkları şöyle sıralayabiliriz.

  • Bilimler varlığın özel bir alanı ile ilgilenirken felsefe varlığın özel bir alanı ile ilgilenmez, varlığa genel olarak bakar.
  • Bilim varlığı neden – sonuç ilişkisi içinde ele alır. Felsefe ise varlığı neden – sonuç ilişkisi içerisinde ele almaz; var olup olmadığını inceler.
  • Bilim varlığın var olduğunu ön kabul olarak kabul eder. Oysa felsefe varlığın var olup olmadığını ön kabul olarak kabullenmez.
  • Bilim için varlık somuttur ve gözlenebilir ya da özel araç gereçlerle gözlenebilir hale gelebilir. Oysa felsefe açısından varlık sadece somut olanla sınırlı değildir.
  • Bilim varlığı bilimsel yöntem ve tekniklerle inceler, yani gözlem ve deneye tabi tutar. Oysa felsefenin varlığı inceleme yolu
    özlem ve deneyden çok düşünsel ve sorgulayıcıdır.
  • Bilim açısından varlık şüphesiz, uzayda yer kaplayan ve hacmi olan nesnelerdir. Ancak felsefede, varlığın üç türlü “var oluş tarzı” bulunur. Gerçek var oluş, kavramsal var oluş, dilsel var oluş.

{ Add a Comment }

Nurettin Topçu Hakkında Kısa Bilgi

Nurettin Topçu ile İlgili Kısaca – Özet Bilgi(1909 – 1974):

Cumhuriyet döneminin önde gelen felsefeci ve yazarlarındandır. Aslen Erzurum kökenli olan Nurettin Topçu, İstanbul Lisesi’nden mezun olduktan sonra devlet bursuyla Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan Sorbonne Üniversitesi’nin dünyaca ünlü felsefe bölümünde okudu. Bu okulda sonradan Türkiye’nin önemli bilim adamı ve yazarları arasına girecek Türk öğrencilerle birlikte yabancı felsefecilerle tanıştı, bunların derslerini izledi. Son derece çarpıcı düşünceleri olan Nurettin Topçu, hemen anlaşılmayan, zor kabul edilen, fakat izlendiğinde kendini okuyucuya sunan ahlaki, felsefi, siyasi ve toplumsal düşünceler geliştirdi.

Felsefe doçentliğine kadar yükselen Nurettin Topçu, uzun yıllar İstanbul ve taşranın çeşitli liselerinde felsefe, sosyoloji ve tarih öğretmenliği yaptı. Hareket adında bir dergi çıkardı, ki düşüncesinin genel adı da budur. Tasavvuf düşüncesinden de esinlenen Nurettin Topçu, olgunluk yıllarında kültürel ve siyasi derneklere üye oldu, dernek kurdu, yönetti. Önemli düşünce eserleri arasında şunlar sayılabilir: İsyan Ahlakı, Ahlak Nizamı, İradenin Davası, Kültür ve Medeniyet, Türkiye’nin Maarif Davası, Yarınki Türkiye, Mehmet Akif.

{ 1 Comment }

Kritisizm (Eleştirel Felsefe) Nedir – Temsilcileri

Kritisizm, dilimize eleştirel felsefe adıyla da tercüme edilebilir. Kritisizm kısaca dış dünyayla ilgili bilgi elde etmeye başlamazdan önce, insanın bilgi kapasitesini ciddi bir analizden geçirir. Yani kritisizm, insan zihninin güçlerine ve insanın neyi bilip neyi bilemeyeceğine ilişkin bir araştırmadan oluşan felsefe yaklaşımıdır.

Kritisizm (Eleştirel Felsefe) in Başlıca Temsilcisi:

En ünlü temsilcisi, Alman filozofu İmmanuel Kant‘tır.

{ Add a Comment }

Felsefe Bilgisinin Özellikleri

Felsefi Bilginin Nitelikleri:

a. Felsefe Bilgisi Tutarlı Bir Bilgidir: Aklın ve mantık kurallarının kullanılmasıyla elde edilmiştir. Aklın en temel özelliği çelişkisiz düşünmek olduğundan; felsefe bilgisi çelişkisiz, tutarlı, kısaca mantıklı bilgidir.

b. Felsefe Bilgisi Öznel Bir Bilgidir: Filozoflar kendi bakış açılarının, yaratıcı zekâlarının veya hayal güçlerinin sonucu olarak aynı konuda birbirinden farklı sonuçlara, sistemlere varabilirler. Bilimde olduğu gibi ulaşılan bu sonuçların veya sistemlerin hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu kanıtlamak veya göstermek olanaksızdır.

c. Felsefe Bilgisi Eleştirel Düşüncenin Ürünüdür: Araştırma ve incelemeye dayalı eleştirel bir düşünme biçimidir. Felsefede bilgiler olduğu gibi kabul edilmez. Felsefe bilgisi olaylar karşısında şaşkınlık ve merak duyan insanların olaylara olduğundan farklı yaklaşmasını sağlar. İnsanın her türlü adeti, inancı, görüşü, bilgiyi vb. irdelemesine yardımcı olur. Eleştirel niteliği, insanları dogmatik olmaktan kurtarır.

d. Felsefe Bilgisi Birleştirici ve Bütünleştiricidir: Felsefe bilgisi genelleyici ve genellemeye dayalı bir bilgidir. Bilgi üretirken bilimlerin ürettiği bilgileri de kullanarak yeni ve bütünleşmiş bilgi elde eder. Felsefe bilgisi, insan;, yaşamı ve varlığı bir tümellik içinde ele alır ve çeşitli düşünce sistemleri oluşturur.

e. Felsefe Bilgisi Yığılan Bir Bilgidir: Felsefe bilgisi, yığılmalı olan bir bilgidir. Felsefi akıl yürütmelerde, filozofların ortaya koydukları sonuçlar birbirlerine bağlanarak tutarlı bir bütün oluşturulur. Filozoflar aynı problemlere yeni ve farklı çözümler getirirlerken, kendilerinden önce yaşamış olan düşünürlerin ulaştıkları sonuçlardan yararlanırlar. Bir filozofun aynı konuda ortaya koyduğu bir felsefe sistemi, aynı konuyla ilgili önceki sistemi ortadan kaldırmaz. Felsefede aynı konu ile ilgili tüm sistemler yan yana varlıklarını sürdürürler.

f. Felsefe Bilgisi Tarihsel Sürecinden Soyutlanamaz: Felsefe bilgisinin ilerlemesi bilimsel bilgi gibi değildir. Felsefe bilgisi, daha önceki bilgilerden ayrı düşünülemez. Felsefe tarihinde bilgi ortaya koyan bir- filozof, kendisinden önceki filozofları her bakımdan aşmış, onların çözemediği problemleri çözmüş biri olarak görülemez. Bu bakımdan felsefe bilgisi, tarihinden soyutlanamaz.

{ Add a Comment }

Felsefenin Diğer Alanlarla İlişkisi

Felsefe – Bilim İlişkisi:

Felsefe ve Bilimin Bazı Ortak Yönleri: İkisi de mantık ilkelerine uygun, tutarlı bir biçimde dünyayı anlamaya ve açıklamaya çalışırlar. Her ikisi de kuşku, merak ve hayret ile başlamakta; sonrasında yöntemli ve sistemli bir araştırma etkinliği gerçekleştirilmektedir. Her ikisi de yöneldikleri konulara ilişkin kavramlar ve soyutlamaları kullanarak genellemeler elde etme amacı güderler.

Her ikisi de yöneldikleri konulara ilişkin araştırmalar yaparken, gerektiğinde birbirlerinin verilerinden yararlanırlar. Her ikisi de insanlar tarafından elde edilen bilgilerden oluşmaktadır.

Felsefe ve Bilimin Birbirlerinden Ayrılan Yönleri: Bilim duyusal alanın sınırları içinde kalan olay ve olgulardan hareket ederek deneysel yöntem kullanır. Felsefenin ise olgulara dayanma zorunluluğu yoktur; sonuçlara akıl yürütmelerle varır. Felsefe varlığın özünü bilmek ister. Bilim varlığın özü ile ilgilenmez. Olgular arasındaki nedensellik ilişkisini ele alır. Bilimde ulaşılan sonuçlar nesneldir. Bu bakımdan doğruluğu denetlenebilir. Bilimde bir kuram yanlışlanırsa zamanla değerini kaybeder. Felsefede ise düşünceler eskidikçe değer kaybetmez. Sonuçları mantıksal olduğundan doğruluğu test edilemez.

Felsefe – Din İlişkisi:

Felsefe ve Dinin Bazı Ortak Yönleri: Felsefe ve din amaç bakımından birbirlerine benzer. İkisi de evreni ve insanı anlamak, açıklamak için yola çıkar. Bu bakımdan felsefenin konuları içinde olan şeylerin büyük çoğunluğu aynı zamanda dinin de konuları arasında yer alır. Her ikisinde de varlık ve yaşam bir bütün içinde açıklanmaya çalışılır; ikisi de hakikati tanımak ve tanıtmak ister.

Felsefe ve Dinin Birbirlerinden Ayrılan Yönleri: Diğer yandan felsefe insan düşüncesinin ürünü iken, din, tanrısal kaynaklıdır. Dinin doğruları insanlara vahiy ya da Tanrı’nın elçileri aracılığıyla gelir. Felsefede ise doğrulara yalnızca akıl yürütme ile ulaşılır. Felsefenin ifadelerinin daha esnek olmasına karşılık, dinin ifadeleri daha kesindir. Felsefede her şeyden kuşku duymak esas iken, dinde kuşku yoktur. Din pratik yaşama yönelik iken, felsefe daha çok kuramsaldır.

Felsefe – Sanat İlişkisi:

Felsefe ve Sanatın Bazı Ortak Yönleri: Sanat da felsefe gibi insan eseridir. İkisinde de doğa ve insan varlığı konu olarak alınır. Yöneldikleri varlığı filozof ve sanatçıların anlayışlarına göre yansıtma vardır. Bu bakımdan ikisi de özneldir ve yaratıcılık gerektirir. Her ikisinde de uyulmak zorunda olunan birtakım ilkeler ve kurallar söz konusu değildir.

Felsefe ve Sanatın Birbirlerinden Ayrılan Yönleri: Felsefede akıl ilkeleri ileri derecede kullanılırken, sanatta daha çok, sezgiler, duygular, coşkular ve hayal gücü ön plandadır. Felsefe düşünce dünyamıza zenginlik katarken, sanat daha çok duygusal yönümüzü geliştirir. Felsefede bilgi ve eylemle ilgili “doğru”lar aranırken, sanatta “güzel” olan aranır.

{ Add a Comment }

Felsefenin İşlevleri Nelerdir, Maddeler Halinde

Geçmişten Günümüze Felsefenin Fonksiyonları:

Felsefe, eski çağlardan beri varlık, doğa, bilgi ruh, yaşam ve insan üzerinde düşünmüş, bu konular da akla takılan soruları cevaplandırma amacı içinde oluşmuştur. Bundan dolayı, felsefenin tarih içinde bir devamlılığı vardır ve uygarlık tarihinde hayli etkili olmuştur.

Felsefe, insanların ve toplumların yaşamlarında önemli bir takım işlevler gerçekleştirmiştir. Bu işlevler şöyle sıralanabilir:

  1. Felsefe bütün bir Ortaçağ boyunca dine ve dinsel düşünceye hizmet etmiştir; yani, felsefe, inancın şekillenmesinde ve temellenmesinde çok etkili olmuştur. Bu durum, hem Hıristiyanlık hem de İslâmiyet için geçerlidir.
  1. Hazırlanmasında ve yazılmasında filozofların düşüncelerinden yararlanılmıştır. Fransız devrimi ve Bolşevik devrimi gibi büyük siyasal hareketlerin temelinde filozofların görüşleri vardır.
  1. Felsefenin toplumsal düzeydeki bir başka işlevi de, onun bir yönetim biçimi olarak demokrasinin gelişmesine ve işleyişine katkıda bulunmasıdır.
  1. Felsefe, insanlara bağnaz olmamayı, ön yargısız ve hoş görülü olabilmeyi kazandırır. İnsanlarda bu temel alışkanlıkları ve erdemleri geliştirir.
  1. Felsefe, insanın bu dünyadaki varoluşunu anlamlandırabilmesine geliştirebilmesine yardımcı olur. Yaşamla ilgili ilkelerin sorgulanmalarına zemin hazırlar. Böylece insan her şeyi olduğu gibi kabul etmek yerine, daha iyiye ulaşabilmek için tüm var olanları irdeleme olanağı elde eder.
  1. Felsefe, insana birçok konuda doğru ve açık düşünebilmeyi öğretir. Felsefi düşüncenin yöntemleri insana hemen her konuda akıl yürütebilmesi için gerekli temelleri sağlar.
  1. Felsefe henüz bilinmeyen konular üzerinde düşünmemizi sağlayarak, dünya görüşümüzü genişletir.
  1. Felsefe ürettiği sorularla bilime yardımcı olur ve bilimleri peşinden sürükler; çünkü bilimlerin verilerini deney dışında yorumlar; böylece bilimlere, yeni bilim alanları, yeni ufuklar açar.
  1. Felsefe sayesinde binlerce yıldan beri ortaya konulan fikir ve düşünceleri, bu düşünceleri yansıtan kavramları tanıma olanağı ortaya çıkar.
  1. Felsefe insana mutluluk ya da haz verir. İnsan, gerçek amacına yalnızca maddi tatminlerle ulaşamaz. O, gerçek amacına ruhsal ihtiyaçlarını karşıladığı zaman ulaşabilir. İnsanın ruhsal ihtiyaçlarının başında ise merakını giderme, öğrenme, evreni tanıma, kendisini anlama, şu dünyada geçen yaşamını anlamlandırma isteği vardır. Bu isteği ise yalnızca felsefe karşılayabilir.

{ Add a Comment }

20.YY. Felsefesi Özellikleri – Filozofları – Kısaca

20. yüzyıl felsefe, bilim ve teknolojide çok farklı düşüncelerin ortaya çıktığı ve bu alanlarda uzmanlaşmaların başladığı bir süreç yaşanmıştır: Dünya görüşü felsefeleri gelişmiş, kuramsal bilgiyi elde etmeyi hedef alan felsefeler ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan bu felsefi farklılıklar bu yüzyıl da çeşitli felsefe okullarının birbirlerinden uzaklaşmasına ve felsefenin çok anlamlı bir terim olmasına meydan vermiştir. Bunun sonucunda ise farklı bilim anlayışları oluşmaya başlamıştır.

Bu dönemin en önemli felsefe akımları: Sezgicilik (Entüisyonizm- H. Bergson), Varoluşçuluk (Egzistansiyalizm S. Kierkegaard, M. Heideger, K. Jaspers, J. P. Sartre), Fenomenoloji (E. Husserl), Faydacılık (Pragmatizm- W. James, J. Devvey), Analitik Felsefe (Mantıkçı Amprizm VVittgenstem, K. Popper), Gerçek Üstücülük (Sürrealizm), Anarşizm (Proudhon, Bakunin, Kropoktin)’dir.

{ Add a Comment }

Felsefe Tarihi Nedir – Felsefe Tarihi Ne Demektir

Felsefe tarihi denilen şey, her şeyden evvel bir felsefe disiplinidir; filozofların süre zarfında ürettiği felsefi düşünceleri ve bunlara bağlı olarak şekillenen felsefi akımları araştıran, inceleyen ve irdeleyen felsefe alt dalı olarak da kabul edilebilir. Eğer ortaya çıkmış felsefi problemlerin anlamını kavramak, bu problemlerin hangi şartlara bağlı olarak ortaya çıktığını öğrenmek istiyorsak, felsefe tarihini bilmemiz gerekmektedir.

Akla Dayalı Felsefenin Başlaması:
(Antik Yunan Felsefesi-M.Ö 7.yy-M.S 5.yy)

Bir yerde ve bir zamanda öyle bir an gelir ki, mitosların -geleneğe dayalı dinsel inanışların- evrene, doğaya ve insana ilişkin sorulara verdikleri yanıtlar, insanı artık tatmin edemez olur. İnsan, evren, doğa ve insan üzerine sorulan soruların üzerinde artık kendisi de düşünmeye başlar. İnsan, geleneğe dayalı dinin-mitosların- verdiği yanıtlarla yetinmeyip, sorularının yanıtlarına düşünmenin merkezine aldığı, kendi aklı ile kendi görgüleriyle ulaşmaya çalışır. İşte o zaman, insanın kendi bulduklarıyla mitolojilerin sunduğu tasarım arasında bir çatışma başlar. İnsan mitosların açıklamaları karşısında eleştirici bir tutum takınır. Bu mitolojik tasarımlara gözü kapalı inanmaz olur, bunları aklın süzgecinden geçirir ve eleştirmeye koyulur, insanın bu çabasının altında yatan temel psiko-sosyal güdü, egemen olmaktır.

İnsan, aklını ve görgülerini, sadece varlığını ayakta tutmak için gerekli pratik-teknik bilgiler elde etmek yolunda kullanmakla yetinmez, bilmek için de bilmek ister. Böylece insanoğlu, pratiğin yanında teoriye, yani bilmek için bilmeye, dolayısıyla bilime kavuşur. İşte felsefe, böyle bir anda böyle bir durumda M.Ö. 6.yy’da Antik Yunan’da ortaya çıkmıştır.

M.Ö. 6. yüzyılda Yunan kültürü, gerçekten de böyle bir durumu yaşamıştır. Bu yüzyılda Yunanlılar için kutsal gelenek -mitoloji- çağı kapanmaya yüz tutmuştu. Din ve geleneğin çizdiği dünya görüşü sarsılmış, bunun yerini, tek kişinin kendi aklı, kendi görgüleriyle kurmaya çalıştığı, bilime dayanmak isteyen bir tasarım almaya başlamıştır. İşte felsefenin ismini de, kendisini de M.Ö. 6. yüzyılda Yunan kültürel sahasındaki bu gelişmeye borçluyuz.

M.Ö. 6. yüzyılda neden Yunanistan?

– Şehir devletleri…
– Gittikçe gelişen ticaret…
– Yunanlıların dramatik sanatları…
– Dünyada zorunluluğun geçerli olduğuna inanmaları.
– Demokrasinin inşa edilmesi…
– Minos uygarlığından bir miras olarak alınan denizcilik ruhu…
– Kesin betimlemeler yapmaya elverişli olan dilleri…

İşte bunlar felsefenin Antik Yunanda başlama nedenleridir.

Bir diğer taraftan felsefe tarihi, kaba bir sınıflamaya tabi tutulursa İlk Çağ felsefesi, Orta Çağ felsefesi, Yeni Çağ felsefesi ve çağdaş felsefe olarak dört kola ayrılabilir.

{ Add a Comment }

Felsefi Bilginin Özellikleri – Örnekleri

Felsefe bilgisi insanın, evrenin niteliği ve yapısı hakkında gözlediklerine dayanarak düşünmesi sonucu ortaya çıkmış olan bir bilgidir. Bu bilginin başlıca özelliklerini kısaca açıklayalım.

1.Eleştirel (sorgulayıcı)dir: Felsefe etkinliği, bilgileri kritik ederek doğruları yanlışlardan ayıklama, yeni bilgiler ve yorumlar üretmektir. Çünkü filozof, hiçbir bilgiyi olduğu gibi kabul etmez. Her filozof kendinden önceki bilgileri irdeler ve kendi görüşünü oluşturur. Hakikatin ortaya çıkması ancak var olan bilgileri sorgulamaktan geçer. Felsefede bu yüzden eleştirel tavrın sonucu ortaya çıkmaktadır.

2.Sistemli ve Düzenlidir: Felsefe bilgisi, insan, varlık, bilgi ve değer ile ilgili olan sistemli ve düzenli bir bilgi demektir. Felsefedeki düzenlilik, mantık prensiplerinin temele alınmasından ve felsefi alanda akıl yürütmelerin çelişki barındırmayan akıl yürütmeler olmasından kaynaklanmaktadır.

3.Yığılan Bir Bilgidir: Felsefe, bilimlerde olduğu gibi ilerleme özelliğine sahip değildir. Felsefede filozoflar daha önceki filozofların sorduğu sorular üzerinde düşünür yeni fikirler ortaya konur. Bu fikirler diğer fikirler üzerine bina edilmez onlardan bağımsızdır. Böylece ortaya konan bilgilerde bir artma , genişleme görülmektedir. Örneğin; filozofların ahlak üzerine çeşitli görüşler ileri sürmeleri, o konuyu zenginleştirir. Bu durum o konunun ilerlemesi anlamına gelmez. Yani, felsefe tarihinde, sonra gelen filozof kendisinden önce gelen düşünürleri her bakımdan aşmış, onların çözemediği problemleri çözmüş biri olarak görülmez; o, konuyu sadece zenginleştirir.

4.Özneldir: Filozoflar, bakış açılarının, şahsi yapılarının, yaratıcı zekâlarının ve içinde bulundukları şartların farklılığından dolayı, aynı konu hakkında farklı neticelere ulaşabilirler. Örneğin; varlığın özü nedir sorusuna Tales ‘su’ Demokrotes ‘atom’ Herakleitos ‘ateş’ cevabını vermiştir. Bundan dolayı filozofların verdiği cevaplardan biri diğerinden daha doğrudur denemez. Herkesin görüşü kendisince en doğrudur.

5.Kesinlik Yoktur: Felsefe, sürekli ve kesintisiz bir araştırma faaliyeti olduğundan, onda, olmuş bitmişlik diye bir şey yoktur. Felsefe, hiçbir konuda “Son sözü” söylemez. Bu sebeple felsefede sistemler ve farklı görüşler yan yana yer alır ve İlkçağ filozofunu uğraştıran bir mesele, günümüz filozoflarını da uğraştırabilir. Bu da o konu hakkında sürekli düşünülmesi ve araştırma yapılması gerektiğini bunun sonunun olmadığı anlamına gelir.

6.Evrenseldir: Felsefe bilgisi, ele aldığı varlık, bilgi ve değer konuları bakımından evrensel sayılır. Çünkü filozofların bu alanlarda ortaya koyduğu bilgiler tüm insanlığa aittir. Felsefe belli bir varlığı, insanı, bilgiyi değeri değil genel olarak varlığı, insanı ve değerleri ele alıp incelemektedir.

7.Değişime Açıktır: Felsefe zamanla kendini yenileyebilir. Bir filozof savunduğu fikirlerden vazgeçebilir. Nitekim Platon, gençliğinde yazdığı diyaloglarındaki bazı düşüncelerinden yaşlılık diyaloglarında vazgeçmiştir. Kant, “Saf Aklın Eleştirisi”nde metafiziğe kapıyı kapattı; ama sonraki kitaplarında bu kapıyı araladı.

8.Birleştirici ve Bütünleştiricidir: Felsefe, varlığı bilimlerde olduğu gibi bir yönüyle ele almaz, varlığın bütününe yönelir. Örneğin; biyolojinin canlı varlığı, psikolojinin ruhsal varlığı, sosyolojinin sosyal varlığı ele almasına karşılık felsefe, genel olarak varlığı ele alır. Filozof varlık hakkında bir görüş oluştururken diğer bilimlerin varlık hakkında ortaya koyduğu bilgiler üzerinde değerlendirmede bulunup tüm varlığı kuşatıcı bir açıklama yapmaya girişir.

9.Pratik Bir Değeri Yoktur: Felsefe bilgisi filozofların kendi düşünce ve anlayışlarına göre sundukları bir bilgi türüdür. Diğer bir deyişle özneldir. Aynı sorulara verilen benzersiz cevaplardan oluşur, bu cevapların da kesinliği hakkında bir kıstas yoktur. Aynı zamanda felsefe bilgisinin olgulara dayanmak gibi bir zorunluluğu bulunmadığından, sunduğu sonuçlar bilimsel yasalar gibi olmaz. Bu açıdan felsefe bilgisi insanların günlük hayatlarını kolaylaştırmak için kullanılamaz.

{ Add a Comment }

Felsefe Neden – Niçin Gereklidir

Çünkü felsefe, insanlara düşünme sanatını öğreten bir faaliyettir. İnsanı insan kılan, hayvanlardan, bitkilerden ve diğer mevcudattan ayıran özelliği, akıl sahibi bir varlık olarak düşünmesi ve düşündüğünü değişik şekillerde diğer insanlara aktarmasıdır.

Felsefenin kendine özgü ayrı bir konusu ve alanı vardır. Bilimler kendilerine ayırdıkları belirli alanlardaki belli olayları inceleyerek değişik veri kümeleri oluşturmaktadırlar. Bu veri kümelerini birliğe ve bütünlüğe kavuşturacak olan da felsefedir. Alfred Weber‘e göre; “Felsefe olmasa, bilimler, birliği olmayan bir küme, cansız bir bedendirler.”

Evren, doğa ve insanla ilgili olarak bilmediklerimize değinecek olursak “bugün de başımız göğe değebilir.” Felsefe, henüz bilinmeyen konulara yoğunlaşarak hem görüş açımızı genişletir, hem de bilinenlere dayanarak ve onlara bağlı olarak bilimlerin uzantısı misyonunu üstlenir.

Günümüzde toplumun yapısı “gelişmiş toplumdan “bilgi toplumu”na doğru değişim göstermektedir. Bu yapının içinde etkin bir rol üstlenmek için bilgiyi üretmek gerekir. Bilgi üretebilmek için de felsefeye ihtiyaç vardır. Çünkü “gereken nitelikte yapılan bir felsefe etkinliği kadar hiçbir şey, bilgi üretimine katkıda bulunamaz.”

Felsefe insanın kendi kişisel etkinliğinin ne tür bir etkinlik olduğunun bilincine varmasına yarar. Böyle bir kişi hem özgür davranma hem de sorumluluk yüklenme gücünü kazanır.

{ Add a Comment }