Etiket: eski

Abbasilerde Bilim ve Sanat

– Bu dönemde Müslümanlar Hint, Çin ve Eski Yunan, uygarlıklarından faydalanmaya başlamışlardır.

– Hintlilerden onlu sayı sistemini almışlar ve astronomi cetvellerinin hazırlanmasını öğrenmişlerdi. Çinlilerden kağıt yapımını öğrenmişler ve kurdukları kağıt atölyelerinde kağıt üretimi başlatmışlardır.

– Eski Yunan ve Helenistik dönemden önemli eserleri Arapçaya tercüme etmişlerdir.Özellikle Abbasi; Halifesi Harun Reşid Urfa, Harran, Antakya ve İskenderiye gibi kentlerde bulunan Süryanice ve Eski Yunan eserleri toplatmış ve Arapça’ya çevirtmiştir.

– Tercüme faaliyetleri sonucunda eski medeniyetlere ait önemli bilgiler İslam dünyasına, girmiş ve Müslüman bilginler, bu bilgilere kendi bilgilerini de katarak yeni ve daha gelişmiş bir bilim seviyesi ortaya çıkarmışlardır.

– Halife Harun Reşid ve oğlu Memun zamanında Bağdat’ta Beyt’ül Hikme (Bilgi Evi) adıyla bir merkez kurularak bu faaliyetler daha kurumsal hale getirilmiştir. Abbasi halifelerinin bilime ve bilim adamına verdiği değer sonucu Bağdat şehri bu dönemde dünyanın bir çok bölgesinden bilim adamlarının akın ettiği bir merkez haline gelmiştir. Bağdat şehrinin bu dönemde “Bin bir Gece Masalları’nı konu olacak kadar refah düzeyi artmıştır.

– Abbasiler sanatta da özellikle mimari alanında önemli eserler vermişlerdir. Eserlerinde Türk sanatının etkileri görülmektedir. En önemli eserleri 852 senesinde Halife Mütevekkil tarafından Samerra Şehrinde yaptırılan Ulu Camidir. 150 bin kişinin aynı anda namaz kılabildiği bu camiden günümüze yalnızca dış duvarları ve mimarisinin bir kısmı ulaşabilmiştir. Ayrıca Abbasilerde sarayı ve türbeler de önemli mimari eserlerdir.

İslam bilim ve sanatı Emeviler döneminde araştırma safhasını yaşamıştır. Abbasiler döneminde ise daha da geliştirilerek İslam Sanatı bir üslup olma yoluna girmiştir.

{ Add a Comment }

İslamiyet Öncesi Türk Devletlerinde Kültür ve Medeniyet

Devlet ve Memleket Yönetimi: Eski Türkler devlete “il” diyorlardı. Halk “töre” adı verilen bir idare ve hukuki sistemle yönetiliyordu. “Bağımsızlık” Türklerin temel anlayışlarındandır. Türkler hür yaşadıkları toprakları “vatan” kabul ediyorlardı.

  • Hükümdar: Kağan, Han, Tanhu, İdikut, İlig ve Hakan gibi ünvanlar taşırdı. Türk inancına göre hükümdarlara yönetme yetkisi Gök-Tanrı tarafından verilmişti. “Kut” denilen bu yetki veraset yolu ile babadan oğula geçerdi. Böylece kanında “Kut” olan herkes yönetimde hak sahibi olurdu. Bundan dolayı Türklerde “ülke, hanedan üyelerinin ortak malıdır” anlayışı vardı. Bu durum sürekli taht kavgalarına neden olmuştur. Bu da Türk devletlerinin kısa sürede yıkılmasına neden olmuştur.
  • Hükümdar öldüğünde yerine önce yaşça büyük olan oğlu geçerdi. Bazen küçük oğul, kardeş veya amca hükümdar olurdu. Belirsizlik durumunda kurultay devreye girerdi.
  • Hükümdar eşlerine hatun (katun) ünvanı verilirdi. Hatunlar idarede önemli bir yere sahipti. Mecliste elçi kabullerinde bulunurlardı.
  • Kurultay: Türk devletlerinde siyasi, ekonomik ve askeri kararların alındığı bir meclis vardı. Bu meclise Toy veya Kurultay denirdi. Meclise katılma hakkına sahip olanlara “Toygun” denirdi. Hükümdar, Toyun doğal başkanıydı. Bu meclisin geniş yetkileri vardı. Ancak, Kurultay’ın aldığı kararlar Kağan’ı bazı zamanlar bağlamazdı. Bu da Kurultay’ın bir Danışma Meclisi olduğunu göstermektedir.

Ülke sağ – sol olarak ikiye bölünerek iki hükümdarın birden yönettiği de olurdu. Buna “ikili yönetim” denmiştir. Solda (Doğu) yönetici han, hakan, kağan ünvanını kullanan büyük hükümdar bulunurdu. Sağda (batı) ise; Yabgu (şad) ünvanını kullanan küçük hükümdar otururdu. Batı birçok konuda Doğu’ya bağlıydı. Ülke yönetiminde şad (vezir), bitikçi (katip), todun (mali işler), tar- kan (askeri komutan) gibi devlet adamları yer alırdı.

Din: Türklerde en eski din Gök tanrı dinidir. Bazı dağ, nehir, vadi gibi varlıkların yanında Güneş ve Ay da kutsal sayılırdı. Tanrının sonsuzluğuna inanılırdı. Öldükten sonra dirilme anlayışı vardır. Ölü gömme törenlerine “Yuğ” denirdi.

  • Türklerin Mani, Buda, Nasturizm, Musevilik ve Hristiyanlık gibi dinleri benimsedikleri de görülmüştür.
  • Türklerde Şaman inancı vardır.

Dil ve Edebiyat: Türklerde eski devirlerden beri çeşitli destanlar vardır. Bu durum Türk kültürünün zenginliğini göstermesi bakımından önemlidir. Destanlar; örf, adet, töre, inanç, tarih, edebiyat gibi konularda bilgi veren zengin kaynaklardır.

  • İskitlerin (Saka) ——Alp Er Tunga Destanları
  • Hunların —— Oğuz Kağan
  • Köktürklerin —— Ergenekon
  • Oğuz – Kazan Türklerinin —— Dede Korkut
  • Uygurların ——Türeyiş ve Göç
  • Kırgızların ——Manas, destanları vardır.

Orhun Kitabeleri: Kitabeler ilk yazılı Türk tarihidir. Türklerin kendi adlarıyla bıraktıkları ilk yazılı eserlerdir. Orhun kitabeleri; Kutluk (II. Köktürk) Devleti’ne aittir. Kitabeler Yuluğ Tiğin tarafından yazılmıştır. Kitabeler Danimarkalı Thomsen tarafından okunmuştur. Kitabeler Tonyukuk, Kültigin ve Bilge Kağan adına dikilmiştir. Orhun Kitabeleri, bugünkü Moğolistan topraklarındadır.

Sanat: Eski Türkler daha çok göçebe yaşam sürdükleri için, bıraktıkları eserler de taşınabilir eserler olmuştur. Bu eserler deri, ahşap, metal ve taş işçiliğine dayanıyordu. Uygurlarda ise yerleşik yaşamın etkisiyle, manastır, saray ve bunların iç süslemeleri vb. eserlere ağırlık vermişlerdir. Türk sanatında hayvanlar ve bu hayvanların birbirleriyle mücadelelerini gösteren “motifler” dikkati çekmektedir.

Kurganlardan elde edilen eşyalara bakıldığında, günlük kullanım eşyalarının ölen kişi ile birlikte gömüldüğü anlaşılmaktadır. Yapılan kazılarda süngü, balta, bıçak, kılıç, hançer ve diğer güncel yaşama ilişkin eşyalar bulunmuştur.

{ Add a Comment }

Anadolu Uygarlıklarında Kültür ve Medeniyet Nasıldı

Bu bölümde M.Ö. II. binden M.Ö. VI. yüzyıla kadar Türkiye’de devlet kurmuş olan uygarlıkların kültür ve medeniyeti hakkında bilgiler verilmektedir.

Eski Anadolu Uygarlıklarında Devlet Yönetimi

Anadolu’da kurulan devletler ilk dönemlerinde genellikle feodal beylikler halinde yaşarken zamanla krallık haline gelmişlerdir. Krallık babadan oğula geçmektedir. Krallar geniş yetkilere sahiptir. Örneğin, Hitit kralları aynı zamanda başkomutan, başyargıç ve başrahip sayılmış, böylece idari, askeri, hukuki ve dini alanlarda geniş yetkilere sahip olmuşlardır. Feodal yönetimlerde beylikler serbestçe hareket ettiğinden merkezi otorite yoktur. Krallık dönemlerinde ise bu beylikler ya da hanedan mensubu penslerin yönettiği topraklar merkeze bağlanmış, böylece merkezi otorite kurulmuştur.

Hititlerde kraldan sonra en yetkili kişi, kraliçe Tavananna’dır. Kraliçeler kralın ülke dışında bulunduğu dönemlerde ya da tahtta küçük yaşta krallar bulunduğunda ülke yönetimini üstlenmiş, siyasi antlaşmalarda mühürlerini kralla birlikte kullanmışlardır. Bu durum kadınların yönetimde etkili olduğunun göstergesidir. Hititlerde krala yardımcı bir danışma meclisi niteliği taşıyan ve soylulardan oluşan Pankuş Meclisi, başlangıçta yönetimde etkiliyken, imparatorluk döneminde etkisini yitirmiştir.

Bilgi Notu: Pankuş meclisi halkın bir bölümünün temsilcilerinden oluştuğundan ve yönetimde bir dönem etkili olduğundan dolayı, Hititlerde meşruti krallık uygulanmasından söz edilebilir. Meşruti idare bir ülkede kralın yanı sıra bir meclisin yer aldığı yönetim şeklidir. Bu tür yönetimlerde halkın mutlak egemenliğinden bahsedilemeyeceğinden geniş katılımlı bir demokrasi yoktur.

Frig, Lidya ve Urartu uygarlıkları da yönetim alanında Hititlere benzer özellikler gösterirken, İyonya’da her şehir ayrı krallar tarafından yönetilmiş, dolayısıyla siyasi birlik kurulamamıştır.

Bilgi Notu: Bir ülkenin tamamının yalnız bir güç tarafından yönetilmesiyle siyasi birlik ve merkezi otorite kurulabilir.

Eski Anadolu Uygarlıklarında Ordu

Anadolu’nun istila ve göçlere açık oluşu burada yaşayan devletlerin güçlü ordular kurmasını zorunlu kılmıştır. Hitit ordusu ilk dönemlerde gönüllü askerlerden oluşurken, krallık döneminde düzenli ve sürekli ordular oluşturulmuştur. Bu ordu ücretli askerlerle desteklenmiştir. Hititlere ayrıca kralı korumakla görevli Meşedi adı verilen bir hassa birliği kurulmuştur.

Bilgi Notu: Hititleride asiller kendilerine verilen toprakların gelirleriyle asker yetiştirmek ve savaşa katılmak zorundadır. Bu durum Anadolu’da tımar sistemine benzer bir uygulamanın olduğunu gösterir.

Frig ve Urartu orduları da Hitit ordusuna benzerdi, İyonyalılar güçlü deniz orduları kurarak kolonilerini korumaya çalışmışlardır. Lidyalılar ise ordularını paralı askerlerden oluşturmuşlardır. Bu askerler vatan koruma duygusuna sahip olmadıkları için Lidyalılar uzun süre varlıklarını sürdürememiştir.

Eski Anadolu Uygarlıklarında Din ve İnanış:

Eski Çağ’da Anadolu’da yaşayan toplumlarda çok tanrılı inanç sistemi (politeist) hakim durumdadır. Hatta Hititler komşularının tanrılarını da kabul etmişlerdir.

Bilgi Notu: Bu durum Hititler’in dini alanda hoşgörülü olduk- lannı gösterir. Hitit ülkesi “Bin Tanrılı İli” olarak anılmıştır.

Hititler tanrılarını insan gibi düşünüp tasvirlerini yapmışlardır. Temel geçim kaynakları tarım olan Frigler’in en büyük tanrısı toprak ve bereket tanrıçası sayılan Kibele iken, komşularıyla sürekli mücadele halinde olan Urartular’ın en önemli tanrısı Haldi’dir. Anadolu’daki toplumlar ölülerini kaya mezarlara ya da tümülüs adı verilen yığma toprak altında yaptıkları mezarlara gömmüşlerdir. Urartular ise ölümden sonraki hayatın varlığına inandıklarından mezarlarını oda ve ev şeklinde yapıp içine çeşitli eşyalar koymuşlardır.

Bilgi Notu: Anadolu’da rahiplik onurlu bir meslek sayıldığı halde, halkın fazla dindar olmaması nedeniyle Mısır’daki kadar etkinlik kazanmamıştır.

Eski Anadolu Uygarlıklarında Sosyal ve İktisadi Hayat

Halk çeşitli sosyal sınıflara ayrılmıştır. Toplumda babanın üstünlüğüne dayanan ataerkil bir aile yapısı vardır. Toplum genelde asiller, din adamları, tüccarlar, köylüler ve (toprağa bağlı olan bir yaşantı hakim olduğu için) kölelerden oluşmuştur. Lidyalılar’da tüccarlar, Frigler’de büyük toprak sahipleri yönetimde etkilidir. Köleler ise mal-mülk edinme ve bedel ödeyerek hürler sınıfına geçebilme hakkına sahiptir.

Bilgi Notu: Bu durumlar Anadolu’da kişisel statünün belirlenmesinde ekonomik durumun önemli rol oynadığını ve katı bir sınıf ayrımının uygulanmadığını göstermektedir.

Bununla beraber sınıfların farklı haklara sahip olması ve yönetimin genellikle asillerin elinde bulunması toplumsal alanda eşitsizliğin göstergesidir. Anadolu’da hukuk sistemi, Sümerler’den esinlenilerek oluşturulmuştur. Adalet kavramı, Mısır ve Mezopotamya’da olduğu gibi güneşle sembolize edilmiştir. Anadolu’da uygulanan kanunlar Mezopotamya kanunlarından daha esnektir. Ölüm cezası nadiren uygulanmıştır. Kısas esası yerine fidye esası benimsenmiş, mülkiyet hakkı devlet güvencesine alınmıştır.

Ataerkil aile hukukunu benimseyen Hititlerde, evlilik resmi bir sözleşme sayılmış, kölelere hür insanlara verilen cezaların yarısı uygulanmıştır. Frigler ise tarımsal üretimi korumak amacıyla katı ve caydırıcı cezalar getirmişlerdir.
Eski Çağ’da Anadolu’da ekonomik hayatın temelini tarımsal üretim ve hayvancılık oluşturmuştur. Bunun sonucunda dokumacılık gelişmiştir. Hitit ve Urartular maden işlemeciliğinde, Lidyalılar, kara ticaretinde, Frigler, tarım ve hayvancılık alanında gelişmişlerdir. Daha çok denizcilik alanında gelişen İyonyalılar, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’de çeşitli koloniler kurarak birçok yerleşim yerinin temellerini atmışlardır.

Bilgi Notu: İyonyalılar kolonilerini vatan olarak görüp, korudukları için uzun süre buraları kaybetmemişlerdir. Lidyalılar, İyonyalıların Anadolu ve Ön Asya ile karadan ticaret yapmalarını engellemişlerdir. Bu durum İyonyalılar’ın denizcilik alanında başarılı olmalarını ve gelişmiş bir kolonizasyon hareketi gerçekleştirmelerini kolaylaştırmıştır.

Bilgi Notu: Bir devletin siyasi, askeri ve sosyo-ekonomik nedenlerin etkisiyle sınırları dışında ele geçirip yönettiği topraklara koloni denir. Bir devletin kolonizayson hareketi içinde bulunmasında hammadde ve pazar ihtiyacını karşılama, askeri gücünü artırma, yeni yerleşim alanları açma, diğer devletlere üstünlük kurma gibi faktörler etkili olur.

Eski Anadolu Uygarlıklarında Yazı, Dil ve Edebiyat

Anadolu toplumları etkileşimde bulundukları uygarlık-ların etkisiyle çeşitli yazıları kullanmışlardır. Hititler ve Urartular, Asurlular’dan öğrendikleri çivi yazısıyla, kendilerine özgü hiyeroglifleri (resim yazısı) kullanırken, Frig, İyon, ve Lidya devletleri Fenike alfabesini kullanmış ve ticari ilişkiler sayesinde alfabeyi Yunanlılara aktarmıştır.

Anadolu’da edebi eserler genellikle Mezopotamya uygarlığının etkisinde kalmıştır. Frigler fabl denen hayvan öyküleri oluşturmuşlardır. Hititler çivi yazısını diplomatik, hukuki ve edebi alanların dışında tarih yazıcılığında da kullanmışlardır. Hitit kralları tanrılarına hesap verme düşüncesiyle Anal adı verilen yıllıklar hazırlatmış, bu yıllıklara başarılarının yanı sıra yenilgilerini de kaydettirmişlerdir.

Bilgi Notu: Hitit yıllıkları bu yönleriyle tarafsız ve güvenilir tarih yazıcılığına örnek gösterilebilir.

Eski Anadolu Uygarlıklarında Bilim ve Sanat

Eski Çağ’da Anadolu’da bilim ve sanatın gelişmesinde Mezopotamya ve Mısır uygarlıkları önemli rol oynamıştır. Anadolu’da bu alanlarda en önemli gelişme İyonya’da görülmüştür, İyonyalılar’ın, ticaret yollarının ve uygarlıkların kesim noktasında bulunması, siyasi birliğin olmaması nedeniyle düşüncelerin rahatlıkla yayılması, ekonomik zenginlikle birlikte bilim, sanat ve kültüre önem verilmesi gibi nedenler bu gelişmenin olmasında etkili olmuştur.

İyonya’da; Tales matematik ve astronomide ilerlemiş, güneş tutulmasını hesaplamış, Pisagor dünyanın yuvarlak olduğunu ileri sürmüş, Hipokrat tıbbın, Heredot araştırmacı ve yansız tarih yazımının temellerini atmış, Diyojen ise felsefe alanında gelişmiştir. İyonyalılar kendilerine özgü mimari anlayışlarıyla da öne çıkmış ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan Artemis Tapınağı’nı inşa etmişlerdir.

Bilgi Notu: lyonyalılar, Yunan medeniyetini her alanda etkilemiş, böylece Avrupa uygarlığının temellerinin oluşumunda rol oynamışlardır.

Anadolu uygarlıklarından Hititler, heykel, kabartma ve demir işlemeciliği, Frigler dokumacılık (Tapates adı verilen kilimleri meşhurdur.), kuyumculuk, kaya mimarisi, Urartular maden ve taş işlemeceliği, su mimarisi (sulama kanalları) ile kale yapımında gelişmişlerdir.

{ Add a Comment }