Kur’an’da, ehl-i beytten söz eden bir ayette Allah; “…Ey ehl-i beyt Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.”buyurmaktadır. Bu ayet indiğinde Hz. Peygamberin yanında kızı Hz. Fatıma, damadı Hz. Ali ve torunları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin de bulunuyordu. Ayet inince Peygamberimiz damadını ve torunlarını abasının altına aldı ve şöyle dua etti: “Allah’ım! işte bunlar, benim ehl-i beytimdir, bunlardan günahı gider ve bunları tertemiz kıl.” Hz. Peygamber, çeşitli hadislerinde ehl-i beyti sevdiğini dile getirmiş, Müslümanlardan da onları sevmelerini istemiştir. Sevgili Peygamberimiz; “Nimetleriyle sizi beslediği için Allah’ı seviniz. Beni de Allah sevgisi için seviniz. Ehl-i beytimi ise benim sevgim için seviniz.” buyurarak ehl-i beyte duyulması gereken sevgiyi ifade etmiştir.

Türkler, tarihte her zaman peygamber sevgisi ile ön plana çıkmışlardır. Hz. Muhammed’in adı anıldığı zaman salavat getirmeyi görev bilmişler; sünnet, doğum, ölüm törenlerinde Hz. Peygamberi ve ehl-i beyti öven mevlitler okumayı gelenek hâline getirmişlerdir. Aynca ehl-i beyte mensup kişilerin isimlerini çocuklarına vermişlerdir. Bu sebeple toplumumuzda Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Fatıma adları yaygın olarak kullanılmaktadır.