Etiket: eğitim

3. Selim Dönemi Islahatları (1789-1807)

3.Selim Dönemi Yenilikleri – Maddeler Halinde:

İyi bir eğitim gören ve yenilik hareketleri içinde yetişen III. Selim, devlet adamlarına raporlar hazırlatarak planlı bir ıslahat çalışmasını başlatmış, askeri, idari, ekonomik ve eğitim alanlarında yenilikler yapmıştır.

III. Selim, ıslahatları rahatlıkla yapabileceği bir barış ortamı oluşturmak için, Avusturya ve Rusya’yla antlaşmalar (Ziştovi ve Yaş) imzalamıştır. Bu dönemde yapılan bütün ıslahatlara “yeni düzen” anlamına gelen Nizam-ı Cedit ismi verilmiştir. III. Selim döneminde,

  • Avrupa tarzında Nizamı Cedit Ordusu kurulmuştur.
  • Bu ordunun ihtiyacını karşılamak için İrad-ı Cedit Hâzinesi oluşturulmuştur.
  • Yeniçerilerin sayısı azaltılmış ve bu ocağa eğitim zorunluluğu getirilmiştir.
  • Avrupa’dan uzmanlar getirilerek, topçu, humbaracı ve lağımcı ocakları, ordunun teknik sınıfları olarak yeniden düzenlenmiştir.
  • Denizciliğe önem verilmiş, tersaneler işler hale getirilmiş ve donanma genişletilerek modernleştirilmiştir.
  • Anadolu ve Rumeli yirmi sekiz eyalete bölünmüştür.
  • Vezirlerin sayısı ve görev süreleri yeniden düzenlenmiştir.
  • Kadıların görev yerlerine gitmeleri sağlanmıştır.
  • Osmanlı parasının değerinin korunmasına çalışılmış, yerli mallarının kullanılması özendirilmiştir.
  • Üsküdar’da yeni bir devlet matbaası açılmış, tercüme faaliyetleri devam etmiştir.
  • Fransızca devletin resmi yabancı dili haline getirilmiştir.
  • Avrupa’nın önemli merkezlerinde devamlı elçilikler kurulmuştur.

Bu durum Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletleriyle olan diplomatik ilişkilere eskisinden daha fazla önem verdiğini gösterir. III. Selim’in Osmanlı Devleti’ni dağılmaktan kurtarmak amacıyla yaptığı ıslahatlar kendisinden sonraki yöneticilere yol gösterici olmuştur.

{ Add a Comment }

Uygulamalı Psikoloji Alt Dalları – Alanları

a) Klinik Psikoloji: Davranış bozukluklarının teşhisi ve tedavisi ile uğraşan psikoloji dalıdır. Bireylere, düşünme, duygu ve davranış düzeyinde yardım edip, onların çevreleriyle daha uyumlu bir ilişki içinde olmalarını sağlamaya çalışır. Klinik psikolojisinin ele aldığı davranışlar anormal olarak nitelenebilir. Bu nedenle bireyin tedavisi için çeşitli yöntemler uygulanır, hazırlanmış testlerden yararlanılır ve gerektiğinde ilaç tedavisi yapılır.

Kliniklerde psikologlar ve psikiyatristler görev yapar. Psikolog, psikoloji mezunu olan, klinik psikoloji alanında uzmanlaşma çalışması yapan kişidir. Psikiyatrist ise, tıp eğitiminden sonra psikiyatri ihtisası yapmış tıp doktorudur. İlaçla tedavi tıp doktorunca ancak uygulanabilir.

b) Eğitim ve Okul Psikolojisi: Hangi konu, kime nasıl öğretilmelidir? Sorusu ile okul ve eğitim psikolojisi ilgilenir. Eğitimde verimin yükseltilmesi için öğretmenin nasıl yetiştirilmesi gerekir? Öğretim programı içerik ve biçim olarak nasıl düzenlenmeli? Sınıf ortamını etkileyen değişkenler nasıl değerlendirilmeli? gibi sorular eğitim ve okul psikolojisinin alanına girer. Eğitim ve okul psikolojisi ayrıca psikoloji biliminin bulduğu sonuçlar ışığında okul ortamını ve eğitim verimliliğini en üst noktaya ulaştırmayı amaçlar.

Bu alanda çalışan psikologlar, deneysel alanlarda oluşturulan testler ve görüşme teknikleriyle öğrencilerin sorunlarını çözmeye ve ilgilerine, yeteneklerine uygun mesleklere yöneltilmelerine yardımcı olmaya çalışırlar.

c) Endüstri ve Ticaret Psikolojisi: Bu alanla ilgilenen psikologlar, çeşitli meslekler için insan yetiştirme, personel denetleme ve personelin verimliliğini artırma, kişiler ve kurumlar arası iletişimin geliştirilmesi, çalışanlara çeşitli alanlarda danışmanlık hizmetleri sunma gibi alanlarda çalışmalar yapmaktadır. Endüstri psikolojisi belirli bir işe en uygun kişiyi ya da belirli bir kişiye en uygun işi seçmeyle ilgilenir.

Endüstriyel psikolog hem araştırmayla hem de sonuçlar E ile ilgilenir, örneğin bir sanayi kuruluşunda bir makine geliştirilirken seçenekler arasından hangi makinenin E en düşük hata riskiyle çalışabileceğini araştırmak endüstri psikologunun görevidir. Endüstri psikolojisi, bir Y kuruluşta çalışan bireylerin işten aldıkları doyumu A yükseltme, üretimde verimlilik düzeyini yüksek tutma amacıyla çevresel, psikolojik ve sosyal düzenlemeler getirme amacı da taşır.

d) Adalet Psikolojisi: Adalet psikolojisi hem yasaların oluşturulması hem de bu yasaların uygulanması ile ilgilenir, infaz sistemlerinin verimliliği, hapishane veya ıslahhanelerdeki şartların bireylere nasıl etki etiği gibi sorunlar adalet psikolojisinin alanına girer. Adalet psikolojisi ayrıca suç işleyen gençlerin ve çocukların topluma nasıl kazandırabilecekleri gibi sorulara da cevap bulmayı amaçlar.

{ Add a Comment }

Okul Öncesi Eğitim Kurumları ve Önemi

Anaokullarının Eğitimdeki Önemi:

Günümüzde hayat şartlarının getirdiği zorunluluklar sebebiyle, babanın yanı sıra anne de çalışmak zorunda kalmaktadır. Anne ve babanın çalışması durumunda çocuk henüz okula gitmiyor ise, bir büyüğün yanına bırakıldığı gibi çocuklara daha iyi eğitim vereceği ve evde kazanamadığı bir takım alışkanlıkları daha kolay edineceği düşüncesi ile çocuklar üç yaşından itibaren anaokulu, çocuk yuvası, çocuk evi gibi isimlerle kurulan eğitim kurumlarına gönderilmektedir.

Okul öncesi bu eğitim kurumlan çocuklar için yeni bir arkadaş çevresi, zengin bir oyun ortamı ve çeşitli deneyimler kazanacağı bir yer olması nedeniyle oldukça önemlidir. Çocukların bu yaşlarda bir hayli hızlı öğrendiği göz önünde bulundurulursa, bu eğitim kurumları evde sağlanamayan birtakım imkânları takviye etmesi açısından büyük önem taşır.

Çocuk böyle bir yerde, evde yeterli düzeye gelmeyen birtakım zorunlu alışkanlıkları -ki bunlar yemek yeme, tuvalet, temizlik gibi alışkanlıklardır- öğrenme konusunda önemli gelişmeler gösterir. Çocuğun kendi yaşıtları ile bir arada olması birbirlerinin haklarına saygı göstermeyi, paylaşmayı ve birbirleri için bir şeyler yapabilme gibi davranışları öğrenmesini sağlar.

Bu kurumlar kendilerine özgü birtakım kurallar çerçevesinde faaliyetlerini gerçekleştirirler. Çocuk burada belirli bir düzene göre programlanmış faaliyetleri, belli bir zaman içinde yaparak zaman kavramını ve bunun önemini öğrenmede büyük gelişme gösterir.

Çocukların burada birlikte yemek yemeleri, bu yemek sırasında birbirlerine hizmet etmeleri, oyuncakları paylaşmaları, birbirlerinin sırasını ve hakkını korumaları gibi alışkanlıkları kazanarak ileride kuracakları insan ilişkileri konusunda olumlu bir altyapı oluştururlar.

Okul öncesi kurumların verimli bir şekilde hizmet sağlayabilmesi, eğiticinin niteliğinin yanı sıra kurumun çocuklar için ayırdığı malzemenin niteliği ve niceliği de önemli bir konudur. Kurumda bulunan çocuklar için kaliteli ve yeterli miktarda oyuncak ve uğraşı malzemelerinin bulunması göz önünde bulundurulması gereken bir husustur. Bu malzemelerin yeterli miktarlarda sağlanmış olmasının yanı sıra, oyun alanlarının da rahat hareket imkânını sağlayacak kadar geniş olması gerekir. Bu sayededir ki, çocuklar arasında doğabilecek sürtüşme ve tatsız olaylar çok daha kolay çözüme kavuşturulabilir.

Masal ve hikâye anlatımı türünden sözlü faaliyetler bu gibi kurumlarda önemli yer tutar. Çocuklar bu yaşlarda hikâye masal dinlemekten ve anlatmaktan büyük zevk duyarlar. Bu yüzden renkli resimli kitaplar ve eğitici, eğlendirici filmler hoşça vakit geçirebilmeleri için idealdir.

Yine bu kurumlarda müziğin de önemli bir yeri vardır. Çocukların birlikte şarkı söylemeleri, çeşitli basit melodileri öğrenmeleri eğitimleri açısından aşılması gereken bir adımdır. Bu gibi faaliyetlerin yanı sıra okula hazırlık amacıyla renklerin, sayıların, şekillerin, gündelik hayattaki ve doğadaki değişmez olayların oyunla karışık olarak öğretilmesi gerekir.

Okul öncesi kurumlar, çocuğun eğilimlerini ve yeteneklerini belirlemede çok iyi bir gözlem ortamı oluştururlar. Okulda ve evde verilen eğitimin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olması bu bakımdan büyük önem taşır.

Eğitimin verimliliği açısından okulda oluşturulan gruplar arasında yaş itibariyle fazla fark olmamasına dikkat edilmesi gerekir. Çünkü çocukların dikkat süreleri, anlama kabiliyetleri yaşları ile doğru orantılı olacağından, eğitimin verimliliği de bu ayrımın özenli yapılmasına bağlı olacaktır.

{ Add a Comment }

Büyük Selçuklu Devleti’nde Eğitim, Bilim ve Sanat

EĞTİM VE BİLİM: Büyük Selçuklularda eğitim alanında ilk medrese Tuğrul Bey zamanında açılmıştır. Sultan Alparslan, zamanında ise eğitim bir devlet politikası haline yelmiş ve ülkenin birçok bölgesinde yaygınlaştırılmaya çalışılmıştır. Alparslan öğretimi ücretsiz hale getirmiş ve öğrencilere maaş bağlamıştır.

Bu dönemde vezir Nizamülmülk, medrese eğitimine farklı bir bakış açısı kazandırarak devrinin en yetişmiş eğitim kurumları olmasını sağlamıştır. Açılmasına öncülük ettiği Nizamiye Medresesi dünyanın ilk üniversitesi kabul edilmektedir. Devrin ünlü bilim adamlarını buraya toplamış çok geniş bir kütüphane oluşturulmuştur. Nizamülmülk de öğrencilere burs bağlanmasını sağlayarak burslu eğitimin öncüsü olmuştur.

Bu şekilde bir eğitim anlayışı o zamana kadarki dünya tarihinde bir benzeri olmayan anlayıştır. Bu dönemdeki çalışmalar sayesinde geçerliliğini günümüzde dahi koruyan, bir çok bilim dalında çalışmalar yapılmıştır.

Büyük Selçuklular döneminde Farabi, İbn-i Sina, Gazali, Ömer Hayyam gibi önemli bilim adamları yetişmiştir. Selçuklu devlet adamları başta Tuğrul Bey, Alparslan, Melikşah ve Nizamülmülk olmak üzere bilginlere, sanatkârlara büyük saygı göstermişlerdir. Melikşah döneminde Isfahan ve Bağdat‘ta birer gözlem evi kuruldu.

Buralarda yapılan çalışmalar sonucu Ömer Hayyam başkanlığındaki bir kurul tarafından Celali Takvimi düzenlenerek Melikşah’a sunulmuştur. Büyük Selçuklularda bilim ve resmi yazışmalardaki dil Arapça, edebiyat dili ise Farsça’dır. Bu durum Türkçenin gelişmesini engellemiştir.

SANAT VE MİMARİ: Büyük Selçuklularda ve İlk Türk-İstam devletlerinde en fazla yetişme gösteren sanat dalı mimari olmuştur. Cami, türbe, kervansaray, medrese, hastane, kale, sur gibi birçok mimari yapı meydana getirilmiştir. Büyük Selçuklular dönemine ait Diyarbakır Ulu Cami, Nişabur, Tus ve Bağdat’taki medreseler. Rey’deki Tuğrul Bey, Mev’deki Sultan Sencer ve Tus’taki İmam Gazali türbeleri önemli eserleridir.

Büyük Selçuklularda, yapıların iç ve dış yüzeyleri alçı, mermer tozu ve kireç karışımından yapılan bir harçtan elde edilen süslemelerle kaplanırdı. Selçuklular mimariden başka süsleme sanatı, halıcılık, çinicilik, minyatür, hat sanatı ve seramik gibi dallarda da gelişmiştir. Bu sanatlar özellikle cami, medrese, türbe gibi yapıların süslenmesi sırasında kullanılmıştır.

{ Add a Comment }