Tasavvufi düşüncede var olan her şeyde Allah’ın cemal (güzellik) sıfatından bir parça vardır. Bu yüzden yaratılmış cümle varlık, yaratılması itibarıyla sevilmeye layıktır. Fakat sevgiyle yönelinmesi gereken asıl varlık ise Allah’tır. Çünkü yaratılmış varlıkların tümü Allah’ın üstün yaratma kudretinin ürünleridir. Her varlık, insana Allah’ın mevcudiyetini, birliğini, yüceliğini anımsatır.

İnsan hem maddi hem de manevi yönü olan bir varlıktır. İnsan, manevi yönü itibarıyla eşyanın hakikatini ve İlahî sırlan kavrama kabiliyetinde olan tek varlıktır, insanın maddi yanı olan nefis daima dünyaya yönelirken manevi yönü kendi aslına dönme, Allah’a kavuşma arzusundadır. İnsanın görevi insan-ı kamil olmaya çalışmaktır. Sufilere göre insan, dinin kurallarına göre hareket ederek cennete kavuşur; tasavvufi ruh eğitiminden geçerek âlemin sırlarına ve İlahî hakikate ulaşmış olur.

Tasavvufi düşünceye göre tüm varlıklar, Allah’ın gücünün ve iradesinin ifadesidir. Evrende bütün varlıklar onun yaratma sıfatıyla ortaya çıkmıştır. Cümle mevcudatın ona ihtiyacı vardır. O ise her şeye gücü yeten, hiçbir varlığa ihtiyaç duymayandır. Kainattaki bütün varlıklar onu tespih ve zikir etmekle meşguldür. Bütün işlerin, eylemlerin kaynağı Allah’tır. Allah bütün evreni kaplamıştır, tektir ve sonsuzdur, yaratıcıdır.