Etiket: dünyanın

Dünyanın Oluşumu ve Geçirdiği Evreler

Dünyanın Oluşumu ile İlgili Teori: Dünya’nın oluşumuna dair ilk sağlıklı bilimsel teoriler 1965 yılında Edwin Hubbe tarafından ortaya atılmıştır. Bu teoriye göre kâinat en başta büyük bir toz ve kül bulutu yani nebula idi. Nebulanın dönerek yoğunlaşması ile merkezde artan basınç büyük bir patlamaya neden oldu. Büyük patlama bütün gök cisimlerinin uzay boşluğuna dağılmasını sağladı.

Başta fazla kabul görmeyen bu düşünce, Stefan Hawking adlı bilim adamının çalışmalarıyla son yıllarda en çok kabul gören yaklaşım halini almıştır. Yapılan çalışmalar bu teoriyi büyük ölçüde destekler niteliktedir. Yine bu teoriye göre dünyamız günümüzden yaklaşık 4.5 milyar yıl önce Güneşten ayrılmıştır. Dünyanın ömrünü tamamlamasına ise 4.5 milyar yıl kalmıştır.

Dünyanın Oluşumunun Kısa Hikâyesi:Başlangıçta tümüyle kızgın magmadan oluşan ve kendi çevresinde çok büyük bir hızla dönen Dünyamız küresel bir şekil almıştır. Dönüş hızının fazla olması Dünyamızın kutuplardan basık bir şekil almasına neden olmuştur. Çünkü dönen bir cismin en fazla savrulan yeri merkezi kısmıdır.

Dünya çeşitli minerallerden oluşmuştur. Bu minerallerin ağırlığı ve yoğunluğu birbirinden farklıdır. Dönme hareketi sırasında daha ağır olan mineraller merkeze doğru toplanmış hafif mineraller ise dışta kalmıştır. Yani Dünyamızın bugünkü yapısı, henüz yerkabuğu oluşmamışken şekillenmeye başlamıştır. Büyük patlamadan sonra uzaydaki hızı giderek azalan Dünyamıza bir yandan da henüz atmosferi olmadığı için pek çok meteor çarpmış, bu meteorlar da Dünyamızın hacminin büyümesine neden olmuştur.

Hızı azalan Dünyamızın yoğun volkanik faaliyetlerle atmosferi ortaya çıkmış, en dış kısmı giderek soğumaya başlamıştır. Soğuyan dış kısmı bugünkü yer kabuğunu oluşturmuştur. Zamanla Dünyanın içyapısı ve kabuğu şekillenmiş ve günümüzde hala şekillenmeye devam etmektedir. Volkanik faaliyetlerin yaşanması, deprem ve tsunamiler, yer kabuğunun hala şekillenmeye devam ettiğinin en önemli kanıtıdır.

Açıklama: Dünya’nın kutuplardan basık şekli hassas ölçüm araçları ile tespit edilebilmektedir. Çıplak gözle basıklığı anlamak imkânsızdır.

{ Add a Comment }

Rüzgarın Yönünü Etkileyen Faktörler

a)Basınç Merkezlerinin Konumu: Dünyada rüzgârın esiş yönü öncelikle basınç sistemlerinin birbirlerine göre konumlarının bir sonucudur. Yüksek basınç merkezlerinin alçak basınç merkezlerine göre konumu rüzgâr yönü ve hızı üzerinde etkilidir. Basınç merkezlerinin yer değiştirmesi rüzgârın da yön değiştirmesine neden olur.Yüksek basınçtan alçak basınca doğru esen rüzgâr, Dünyanın dönüşünden dolayı (Günlük Hareket) en uzun yolu izler.

b)Yer Şekilleri: Geniş düzlüklerin bulunduğu bir alan ile dağlık ve yüksek bir alanda rüzgâr esme yönleri aynı olmayacaktır. Çünkü dağlar rüzgârın esiş yönünü ve hızını olumsuz yönde etkilemektedir. Rüzgârlar yer şekillerinin uygun koşullara sahip olduğu ova, vadi, boğaz ve geçit gibi alanların uzanış doğrultusuna göre eserler.

c)Dünyanın Dönüşü: Dünyanın kendi eksenindeki dönüşü özellikle rüzgârların saparak yön değiştirmesine neden olmaktadır. Bu güce koriyolis etkisi denilmektedir. Koriyolis gücü Ekvatorda az, kutuplarda fazladır. Bu nedenle kutuplara doğru rüzgârın savrulma miktarı artar. Rüzgâr iki basınç sistemi arasında en uzun yolu izlemektedir. Bu durumun ortaya çıkmasında dünyanın dönüşü etkili olur. Kuzey ve güney yarımkürelerde rüzgârlar farklı yönlere doğru savrulurlar.

{ 1 Comment }

Dünyanın Yıllık Hareketi Nedir

Dünya yörüngesinde dönerken farklı konumlarda farklı süreçler yaşanır. Mevsimlerin oluşumunda, Dünyanın güneşe yakın veya uzak olması değil alınan enerji miktarı önemlidir. Enerji miktarı ise Dünyanın yörüngesindeki dönüş hızı ile ilgilidir. Dünya güneşe en yakın konumdayken (günberi) yörüngedeki dönüş hızı en yüksektir. En uzak (gün öte) konumundayken ise dönüş hızı en düşüktür. Dünya bir taraftan kendi ekseni çevresinde dönerken, diğer taraftan da Güneş çevresinde dönmekte ve Güneş çevresindeki bir turunu 365 gün 6 saatte tamamlamaktadır.

Dünyanın, Güneş çevresinde izlediği yola yörünge denir. Yörünge elips şeklindedir. Bu nedenle Dünya zaman zaman Güneşe yaklaşır zaman zaman uzaklaşır. Yörüngenin bir düzlem olarak düşünülmesiyle, ekliptik düzlemi oluşmuştur. Dünya yörünge hareketi esnasında Güneşe yaklaşıp uzaklaşmaktadır. Ancak bu hareketin Dünyanın ısınması üzerindeki etkisi çok düşüktür. Çünkü Dünya, Güneşe en yakın konumdayken Kuzey Yarımkürede kış mevsimi başlar. Yer ekseni ekliptik düzleme tam dik değildir. Yani ekliptik düzlemi ile Ekvator birbiriyle çakışmaz. Bir başka ifade ile Dünya ekliptik düzlemi üzerinde 90° ‘lik bir açı ile durmaz.

{ Add a Comment }

Dünyanın Şeklinin Sonuçları – Madeler Halinde

Dünya’nın küresel şeklinin en önemli sonucu enlem etkisidir. Enlem etkisi her iki yarım kürede de ekvatordan uzaklaştıkça ortaya çıkan Özelliklerdir. Bu özelliklerden ilk ve en önemlisi güneş ışınlarının geliş açısıdır.

1- Dünyanın küresel şekline bağlı olarak kutuplara doğru gidildikçe güneş ışınlarının geliş açısı daralır. Bu durum enlem etkisi olarak adlandırılır.

2- Sıcaklık kuşakları oluşur.

3- Ekvator ve kutuplarda Termik basınç kuşakları oluşur.

4- Dünyanın bir yarısı aydınlıkken, diğer yarısı karanlıkta kalır. Bu iki bölümü birbirinden ayıran çizgiye aydınlanma çemberi denir. Aydınlanma çemberinin karanlık kısmı geceyi, aydınlık kısmı gündüzü yaşar.

5- Kutuplar, Ekvatora göre Dünyanın merkezine daha yakın olduğu için, kutuplarda yer çekimi Ekvatora göre daha fazladır.

6- Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe paralellerin boyu ile meridyenler arasındaki uzaklık azalmaktadır.

7- Dünyanın bir paralel dairesi boyunca dönüş hızına “çizgisel hız” adı verilir. Çizgisel hız, Ekvatordan kutuplara gidildikçe azalır.

8- Dünyanın geoid şekli nedeniyle haritalarda bozulmalar meydana gelir. Tümüyle doğru haritalar çizilemez.

9- Kutup Yıldızı’nın görünüm açısı Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe genişler. Kutup yıldızı Güney Yarımküreden görülemez. Kutup yıldızının görünüm açısı bir noktanın bulunduğu enlemi gösterir.

{ Add a Comment }

Dünyanın Şekli Nasıldır – Dünyanın Şekli Neye Benzer

Geçmişte Dünyanın şekline dair çok farklı görüşler öne sürülmüşse de 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Dünyanın hiçbir geometrik şekle tam olarak benzemediği anlaşılmıştır. Bu farklı şekli açıklamak için uzaydan yapılan ölçümler sonucunda (engebeler dikkate alınmazsa) Dünyanın kutuplardan hafifçe basık, Ekvatordan şişkin bir şekle sahip olduğu anlaşılmıştır.

Dünyanın Boyutları:

– Ekvator Uzunluğu ————————– 40.076 km
– Kutuplar Çevresi Uzunluğu ————— 40.009 km
– Ekvator Yarıçapı —————————- 6.378 km
– Kutuplar Yarıçapı ————————— 6.357 km 21
– Yarıçaplar Farkı —————————– 21 km
– Basıklık Oranı  ——————————- 1/297
– Yüzölçümü ———————————– 510.000.000 km2
– Hacmi —————————————– 1.083.320.000 km3

Dünyamız hiç bir geometrik şekle benzemez. Bu nedenle geoid adı verilmiştir. Geoid şekli, kutuplardan basık ekvatordan ise şişkindir. Bunun nedeni uzayda hızla dönmekte olan Dünyamızın oluşumunun ilk evrelerinde merkezi kısmının dönme etkisiyle dışa doğru daha fazla savrulmasıdır.

{ Add a Comment }