Etiket: döneminde

4. Murat Dönemi Islahatları

IV Murat Dönemi Yenilikleri – Maddeler Halinde:

1- Osmanlıdaki bozulmanın ahlaki yozlaşmadan kaynaklandığını düşünduğünden içki, tütün ve gece sokağa çıkma yasağı koymuştur.

2- Koçi Bey isimli kişiye duraklamanın nedenleri ve çareleri ile ilgili Koçi Bey Risalesi’ni hazırlatmıştır.

3- Kuvvet ve şiddet kullanmak siretiyle devlet otoritesini yeniden sağlamıştır.

4- Yeniçeriler ve sipahiler ıçindeki zorbaları ortadan kaldırmıştır. Bu durum İstanbul’da asayiş ve güvenliğin yeniden tesis edilmesini sağlamıştır.

5- İran üzerine iki sefer düzenledi. Bu seferler yapılırken Anadolu’da bulunan Celaliler ortadan kaldırılmış, emniyet ve güvenlik tekrar sağlanmıştır.

6- Tımarlar eski dönemlerde olduğu gibi yine savaşlarda yararlılık gösterenlere verilmiştir.

{ Add a Comment }

İslam Kültür ve Medeniyeti Ders Notları

Devlet Yönetimi: İlk İslam devleti Hicret’ten sonra Medine’de kurulmuş ve Hz. Muhammed geniş yetkilerle bu devletin başına geçmiştir. Hz. Muhammed’in vefatından sonra İslam devletini halifeler yönetmişlerdir. Dört Halife devrinde halifeler seçimle belirlenmiş, Emeviler döneminden itibaren de hilafet saltanata dönüşmüştür. Önceleri Arap Yarımadası illere ayrılmış ve emir denilen valiler tarafından yönetilmiştir. Hz. Ömer döneminde fethedilen yerler yönetim birimlerine ayrılmış, büyük iller oluşturulmuştur. Geniş sınırlara sahip olan Emevi ve Abbasi devletleri eyalet sistemini uygulamıştır.

Devlet merkezi önce Medine iken, Hz. Ali döneminde Küfe, Emeviler’de Şam, Abbasiler’de Haşimiye ve sonradan Bağdat olmuştur. Bu durum, egemen güç değiştikçe yönetim merkezinin değiştiğini gösterir. Hz. Ömer döneminde kurulan divan örgütü Abbasiler devrinde genişletilmiş ve halifeye yardımcı olmak üzere vezirlik makamı oluşturulmuştur.

Ordu: Başlangıçta gönüllülerden oluşan ordu, sınırların genişlemesi ve fetihlerin hızlanması nedeniyle geliştirildi. Hz. Ömer döneminde tüm askerleri kayıt altına alan bir ordu ile ordugah şehirleri oluşturuldu. Emeviler Araplardan oluşan güçlü ve daimi ordular kurdular. Abbasiler askeri alanda ağırlıklı olarak Türklere yer verdiler. Hz. Osman döneminde donanma kuruldu. Emeviler denizcilik alanında büyük bir ilerleme gösterip donanmayı geliştirdiler.

Din ve inanış: İslam devletlerinin hakimiyeti altındaki bölgelerde yaygın inanç İslamiyettir. Bununla beraber aynı coğrafyada yaşayan Hristiyan ve Musevi vatandaşlara inançları konusunda baskı yapılmamıştır. İslamiyet’in zamanla farklı şekillerde yorumlanması sonucunda (fikri, siyasi ve felsefi) mezhepler ortaya çıkmıştır.

Sosyal ve İktisadi Hayat: İslam dinine göre bütün Müslümanlar kardeş ve eşit sayılmıştır. Böylece dini bağlarla bağlı bir toplum meydana getirilmiştir. Emeviler döneminde izlenen ulusçu politikanın da etkisiyle halk Arap asıllılar, mevali (Arap olmayan Müslümanlar, azat edilmiş köle statüsünde) zımmi (gayrimüslim) ve köleler olarak sınıflara ayrılmıştır. Abbasiler bu ayrılıkları azaltmaya çalışmışlardır. İslamiyet köleliği zamana bırakarak kesin kaldırmamış, ancak onlara kötü davranmayı yasaklamış ve azat etmeyi teşvik etmiştir. Devlet gelirleri Beytülmal adı verilen hâzinede toplanmıştır.

Gelirler:

  • Zekat ve Sadaka :Varlıklı Müslümanlardan alınan bu vergiler İslamiyetin ilk dönemlerinde devlet tarafından toplanıp ihtiyaç sahiplerine dağıtılmıştır.
  • Öşür: Müslüman çiftçilerden alınan ürün vergisidir.
  • Haraç : Gayrimüslimlerden alınan ürün vergisidir.
  • Cizye : Gayrimüslimlerin erkeklerinden askerlik yapmamaları nedeniyle alınan güvenlik vergisidir.
  • Ganimet: Savaşlarda düşmanlardan ele geçirilen her türlü maldır. Bunların beşte biri devlet hâzinesine aktarılır.
  • Diğer Gelirler: Maden, orman, tuzla, otlak gelirleri, gümrük vegileri ile yabancıların ödedikleri vergiler ve gönderdikleri hediyeler.

Giderler:

  • Askeri harcamalar
  • Savaş giderleri
  • Devlet görevlilerine ödenen maaşlar
  • Bayındırlık alanında yapılan yatırımlar
  • Saray masrafları
  • İhtiyaç sahiplerine dağıtılan yardımlar

İslam toplumlarının temel geçim kaynakları, tarım, hayvancılık, sanayi ve ticarettir. Bu alanlarda başarılı olmak için, bataklıklar kurutulmuş, sulama kanalları yapılmış, dokumacılık, madencilik, seracılık, cam ve kâğıt sanayi ile kuyumculuk geliştirilmiştir.

Ticari hayatın gelişmesiyle Şam, Bağdat, Basra, Semerkant, Buhara ve Kahire önemli ticaret merkezleri haline gelmiştir. Ekonomik alanda önceleri Bizans ve Sasani paraları kullanılırken Emevilerden itibaren altın ve gümüşten yapılan Arap paraları kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum Müslümanların zamanla ekonomik alanda tam bağımsızlığa ulaştıklarını gösterir.

Yazı, Dil ve Edebiyat: İslam dünyasında başlangıçta Arapçanın dışında Rumca, Farsça ve Kıptice konuşulup, yazılıyordu. Emevilerin Arapçayı resmi dil ilan etmesiyle bu durumda önemli değişiklikler başladı. Fetihlerle Müslümanların sayısının artması ve İslamiyet’i kabul eden toplulukların Kur’an-ı Kerim’i anlayabilmek için Arapçayı öğrenmeleri, Arapçanın resmi dil ilan edilmesi gibi gelişmelerin etkisiyle Arapça uluslararası yaygınlık kazanmıştır.

Araplar arasında şiir ve edebiyat oldukça gelişirken yazılı edebiyat aynı oranda gelişme gösterememiştir. Bununla birlikte Hz. Muhammed’in hayatının anlatıl-dığı Siyer kitaplarının yazımına önem verilmiştir.

Bilim ve Sanat: İslam dünyasında tefsir, fıkıh, hadis ve kelam gibi dini bilimlerle tıp, matematik, kimya, felsefe, astronomi, tarih ve coğrafya gibi pozitif bilimler gelişmiştir. Taberi, Ebu Hanife, Muhammed Şafi, Buhari, Müslim, Gazzali, Muhyiddin Arabi, Harizmi, İbn-i Sina, Farabi gibi bilim adamları bu alanlarda başarılı çalışmalar yapmışlardır.

Hz. Muhammed döneminden itibaren eğitime önem veren Müslümanlar hakimiyet kurdukları alanlarda birçok medreseler açıp, bilim ve kültür hayatına katkıda bulunmuşlardır. İslam sanatı fetihlerle birlikte gelişme göstermiş, fethedilen ülkelerin kültürlerinin de etkisiyle bölgeden bölgeye farklı özellikler göstermiştir.

Resim ve heykel sanatlarının yasak olması nedeniyle daha çok süsleme sanatları, dokumacılık, tahta işlemeciliği ve mimari gelişmiş, hatta Emeviler döneminde İslam mimarisi Hristiyan mimarisiyle yarışabilecek düzeye gelmiştir. İslam sanatı, İran, Bizans ve Türk sanatlarından etkilenmiştir.

{ Add a Comment }

İslamiyet’in Doğuşu ve Yayılışı

Hz Muhammed, 571 yılında Mekke’de dünyaya geldi. Babası Abdullah Kureyş kabilesinin Haşimoğullari kolundan, annesi Amine ise Beni Zühre kolundandır. Hz. Muhammed çok küçük yaşlarda anne ye babasız kalmıştır. Babasını doğmadan öncey annesini ise 6 yaşında kaybetmiştir. Bu tarihten sonra Önce dedesi Abdultalip, onun ölümünden sonra da amcası Ebu Talip ile birlikte yaşadı.

Amcası Ebu Talip ile birlikte ticaretle meşgul olmaya başlayan Hz. Muhammed Suriye ve Yemeh taraflarına gitmekteydi. Bu dönemde ahlaki, yönden üstünlüğü ile dikkat çekmeye başlamıştı. Doğruluğu ve dürüstlüğünden dolayı kendisine “Muhammed’ül Emin” denilmekteydi.

Yirmibeş yaşında Hz. Hatice ile evlendi. Hz. Hatice de ticaret yapmaktaydı. Hz. Muhammed bu dönemde Arap toplumunun yaşadığı ahlaki çöküntüden oldukça üzüntü duymaktaydı. Yalnız kalabilme ve bir nevi tefekkür etme düşüncesi ile sık sık Hira Dağındaki mağaraya çekilmekteydi. Bir yönüyle gelecekte üsteleneceği ağır göreve hazırlanmaktaydı.

Bu halde iken Hz. Muhammed’e 610 senesinde ilk vahiy gelmiştir. Bu şekilde başlayan İslamiyet dinine ilk giren kişiler Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Zeyd bin Harise ve Hz. Ebu Bekir olmuştur.

İslamiyet’in Mekke’de yayılmaya başlaması üzerine zenginliklerini ve ekonomik çıkarlarını kaybedeceğinden korkan Mekkeliler, Müslümanlara karşı baskılarını artırdılar. Bunun üzerine 615 tarihinde bir grup Müslüman Habeşistan’a göç ettiler. Mekkelilerin bir diğer baskısı, üç yıl süren Müslümanları boykot olmuştur. Müslümanlarla alış-veriş kesilmiş ve müslümanlar Mekke’nin dışına çıkarılmışlardır.

Hz Muhammet (SAV) Sonrası İslamiyet’in Yayılması

– Hz. Muhammed’in vefatından sonra Hz. Ebubekir halife olmuştur. Onun zamanında yalancı peygamberler  ortaya çıkmış ve zekat vermek istemeyen kabileler itaat ettirilmiştir. Kur’an -ı Kerim ilk defa onun zamanında kitap haline getirilmiştir.

– Ondan sonra halife olan Hz. Ömer döneminde Irak, İran, Suriye ve Mısır alınmıştır.

– Hz Osman döneminde İslam orduları Türklerle ilk defa karşı karşıya gelmiştir. Bu dönemde İlk İslam donanması kurulmuş böylece Kıbrıs alınmıştır. Fakat Hz. Osman’ın son dönemlerinde ortaya çıkan kaos ortamı Hz. Ali döneminde de artarak sürmüştür. Böylece İslam toplumu bölünmüş ve bu yüzden de fetihler durmuştur.

– İslam ordularının fetihleri sonraki yıllarda ise Emeviler döneminde (661-750) yeniden hız kazanmış ve Kuzey Afrika’nın fethi tamamıyla sağlanmıştır. Bu arada İspanya da fethedilmiştir. Horasan ve Maveraünnehir bölgeleri alınmış ve.İstanbul kuşatılmıştır.

– Abbasiler zamanına gelindiğinde ise fetihler durmuştur. Çünkü Abbasiler fetihlerden çok islam dininin yayılması adına gayret sarfetmişlerdir; bilim, sanat ve edebiyatla uğraşmışlardır. Türkler ve İranlılar gibi Arap milletinden olmayan milletlere devlet ve ordu içinde yer vermişlerdir.

{ 1 Comment }

Ergenlikte Büyüme ve Gelişmeyi Etkileyen Faktörler

Büyüme ve Gelişmeyi Etkileyen Etmenler:

Ergenlikte büyüme ve gelişmeyi etkileyen faktörler şu şekilde özetlenebilir:
1- Kalıtım: İnsan organizması yaklaşık 50.000 gen taşır ve bu genler çocuğun büyümesini etkiler. Çocukların boyları ile anne – babalarının boyları arasında uygunluk vardır. Büyüme ve gelişme büyük ölçüde önceden planlanmıştır. Hastalık ve kötü beslenme gibi nedenler olmadığında büyüme ve gelişme hâlindeki insan bedeni âdeta bir hedefe varmaya çalışmaktadır.

2- İç Salgı Bezleri ve Hormonal Denge: Çocuklukta büyüme ve gelişmeyi esas olarak iki hormon belirlemektedir. Bunlar tiroit hormonu ve ön hipofizin büyüme hormonudur. Tiroit hormonu gelişme ve olgunlaşmayı, hipofiz hormonu ise boy uzamasını etkiler. Buluğ döneminde salgılanan androjen ve östrojen hormonları da büyümeye etki etmektedir.

3- Beslenme ve Sağlık Durumu Müzmin Hastalıklar, Travmalar vs.):  Bir insanın normal olarak büyüyebilmesi için sağlıklı bir bedene ve iyi beslenmeye ihtiyacı vardır. Gelişme çağındaki insan yeterli besin alamazsa büyümesi durur, sonra da dengesiz beslenmenin yan etkileri ortaya çıkar. Mesela karbonhidrat ağırlıklı beslenen çocuklar buluğa daha geç yaşta girerler ve bunlarda gelişme geriliklerine rastlanır.

4- iklim ve Coğrafi Koşullar: Yaşanılan coğrafi çevre ve iklim ortamı ile beden yapısı arasında ilişki bulunmaktadır. Yaşanılan yerin deniz seviyesinde olmasıyla yüksek bir platoda olması, oradaki insanları farklı hava basınçları ve iklim şartlarıyla karşı karşıya bırakır. Yüksek platolarda ve dağlık bölgelerdeki insanlar, bölgelerindeki hava basıncına uygun bir beden yapısı geliştirirler. Sıcak bölgelerde kızlarda menarş (ilk adet kanaması) daha erkendir.

5- Aile İçi iletişim ve içinde Bulunulan Diğer Sosyal Ortamlar: Aslında burada belirtilen faktörlerin tamamı bireylere ilişkin farklılıkların temel kaynaklarını da ifade etmektedir. Bu faktörler tüm yaşam boyunca gelişimi etkileyen, sadece ergenliğe bağlı olmayan etkenlerdir. Bireyin ergenliğe ne zaman gireceği, bu dönemin ne kadar sorunlu/sorunsuz geçeceği, bu döneme özgü gelişim görevlerinin ne şekilde yerine getirileceği ve nihayetinde dönemin ne kadar sürede sonlanacâğı bu faktörlere bağlıdır. Ebeveynler ve eğitimciler açısından önemli olan noktalar, gelişim özelliklerinin farkında olmak, çocuğun her açıdan yeni gelişimlere uyum sağlamasına yardımcı olmak, bireysel farklılıkları gözetmek, baskıdan kaçınmak, uygun iletişim ortamı hazırlamak ve iyi bir model olmaktır. Ebeveynler ve eğitimcilerin ergenle kurdukları iletişim ve bu iletişimin düzeyi çok önemlidir. Ergenlik öncesi döneme gereken önem verilmelidir. Çünkü çocukluk döneminde baskıyla eğitilmeye çalışılan çocuğa ergenlik döneminde demokratik yaklaşmaya çalışmak, beklenen etkiyi göstermez. İletişim açısından kaybedilen çocuğa ergenlik içinde ulaşmak ya çok zor ya da imkânsızdır. Burada bir sloganı hatırlatmakta fayda vardır: “Sorunlu çocuk yoktur, sorunlu ana-baba vardır. ”

{ Add a Comment }