Etiket: dönemde

3. Ahmet Dönemi Islahatları (Lale Devri)

Lale Devri Islahatları – Maddeler Halinde:

1718 yılında Avusturya ile imzalanmış Pasarofça Antlaşması’ndan 1730 yılındaki Patrona Halil İsyanı‘na kadar süren döneme Lale Devri denilmektedir. Bu dönemin padişahı III. Ahmet, Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır.

Lale Devri’nde diplomasi, bilim, sanat ve eğitim alanında yaşanan gelişmelerin yanında; Osmanlı Devleti’nde özellikle başkent İstanbul merkezli olmak üzere eğlence hayatı yaygınlaşmıştır.

Lale Devri Islahatları:

  • En önemli yeniliklerin birisi 1727 yılında kurulan, Osmanlı Devletindeki ilk Türk matbaasıdır. Osmanlı Devleti’ndeki hattatlar ve müstensihler (eserleri çoğaltan kişiler) işsiz kalma korkusuyla matbaaya karşı çıkmışlardır.
  • Matbaayı Türkiye’ye Sait Efendi getirmiştir. İstanbul’da 1727 yılında İbrahim Müteferikka ile beraber açtıkları matbaada ilk olarak Van Kulu Lüğatı, Cihannüma ve Naima Tarihi eserleri basılmıştır,
  • Buna bağlı olarak bir Tercüme Heyeti kurulmuştur.
  • Bu dönemde görülen önemli gelişmelerin birisi de çeşitli Avrupa devletlerinde, ilk defa geçici elçiliklerin açılmış olmasıdır. (Lehistan, Viyana, Paris, Moskova)
  • İlk defa bu ülkelere eğitim için öğrenciler gönderilmiştir.
  • Bu dönemde Avrupa’da Türk tarzı moda ölürken, Osmanlı süsleme sanatarında ve diğer sanat alanlarında Avrupalı motifler Osmanlı sanatına girmiştir. (İstanbul Nuri Osmaniye Camii bu tarzda ilk örnek eserdir.)
  • İlk defa devlet eliyle Yalova’da kağıt fabrikası ağıldı.
  • İlk defa devlet eliyle çini imalathanesi ve kumaş fabrikası açıldı,
  • İlk defa doğu ve batı klasikleri bu dönemde Türkçeye çevrilmiştir.
  • Bu dönemde sivil mimari gelişti. III.Ahmet Çeşmesi bu alandaki en güzel örnektir.
  • Yeniçerilerden ilk kez bir itfaiye bölüğü oluşturuldu.
  • İlk defa sağlık alanında çiçek aşısı uygulandı.
  • Bir çok kütüphane açıldı.

Lale Devri‘nde sanat alanında görülen en önemli kişi Levni‘dir. Asıl adı Abdulcelil Çelebi olan Levni bu devrin en büyük nakkaşıdır.

Lale Devri‘nde edebiyat alanına dikkat çeken isim ise devrin en büyük şairi olan Nedim‘dir. Özellikle Lale Devri‘nin Divan Edebiyatı‘na getirdiği hava en olgun biçimiyle kendisini Nedim‘in şiirlerinde göstermektedir. Müzik alanında da Mustafa Çavuş ön plana çıkmıştır.

1727 yılında Üsküdar’da açılan ve Avrupa tarzı askeri eğitim vermeyi amaçlayan Hendesane bu alanda bir ilk teşkil etmektedir. Fakat Yeniçerilerin karşı çıkması ve yakaladıkları öğrencileri öldürmeleri sonucu amacına ulaşamadan kapanmıştır.

{ Add a Comment }

Osmanoğullarının – Kayı Boyunun Anadolu’ya Gelişi

Oğuzların Kayı boyuna mensup olan Osmanoğulları, Malazgirt Savaşı‘nı takip eden dönemde Anadolu’ya girmiş, önce Ahlat’a, daha sonra da Ankara yakınlarındaki Karacadağ civarına yerleştirilmiştir.

Burada da bir süre kalan aşiret, Bizans sınırına doğru ilerleyerek Bilecik yakınlarındaki Söğüt, Domaniç yörelerini yurt edinmiştir.

Osmanoğullarının kurduğu uç beyliği, Kösedağ Savaşı‘ndan sonra ortaya çıkan parçalanmış siyasi yapı içinde Anadolu beyliklerinin en güçsüz olanlarından biri idi. Buna rağmen kısa zamanda örgütlenmesini tamamlamış ve planlı fetih hareketlerine girişmiştir.

Beylik Osman Bey döneminde 1291’e kadar, diğer Anadolu beyliklerinden birisi olan Çobanoğullarına bağlı olarak yaşamıştır.

Osmanlı Beyliği bağımsızlıktan İstanbul’un fethine kadar geçen dönemde önemli bir coğrafyayı egemenliği altına almıştır. Kuruluş Dönemi olarak nitelendirilen ve yaklaşık 150 yıl süren bu dönemde gerçekleştirilen hızlı ve kararlı yayılışta bir takım faktörler etkili olmuştur.

{ Add a Comment }

Hz. Muhammed’in Doğduğu Ortam

Hz. Muhammed’in Doğduğu Çevrenin Sosyal ve Kültürel Özellikleri:

Hz. Muhammed (s.a.v), Arabistan Yarımadası’nın en önemli şehirlerinden biri olan Mekke’de dünyaya geldi. Onun doğduğu dönemde Arap Yarımadası’nda, toplumsal ve ahlaki açıdan pek çok olumsuzluk yaşanmaktaydı, insanlar; hürler ve köleler olmak üzere başlıca iki gruba ayrılmıştı. Hür olanlar bütün haklara sahipti, kölelerin ise hiçbir hakkı yoktu. Köleler pazarlarda mal gibi alınıp satılırdı. Ayrıca onlara çok kötü davranılırdı. Arap toplumunda kadınlara ve kız çocuklarına değer verilmezdi.

Kadınlar miras, boşanma gibi temel haklardan bile mahrumdu. Kızı olanlar bunu utanılacak bir durum olarak değerlendirirlerdi. Hatta bazı kimselerin, kız çocuklarını diri diri toprağa gömdüğü bile olurdu. Kur’an’da bu durumla ilgili şöyle buyrulur: “Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün. Bakın ki verdikleri hüküm ne kadar kötüdür.”

Peygamberimizin doğduğu dönemde Araplar arasında haksızlık ve kötü alışkanlıklar yaygındı. Toplumda adaletsizlikler yaşanıyordu. Güçlü ve zengin olanlar, kimsesizleri eziyordu. Mekke’ye ticaret amacıyla gelen yabancıların malları zorla ellerinden alınıyordu, içki içmek, kumar oynamak, hırsızlık yapmak gibi kötü davranışlar artmıştı. Falcılık, büyücülük, sihir gibi batıl inanışlar yaygındı.

Arabistan Yarımadası’nda halk kabileler hâlinde yaşıyordu. Her kabilenin genellikle yaşlı, deneyimli ve bilgili bir lideri olurdu. Bu kabileler arasında sık sık savaşlar çıkardı. Toplumda kan davaları yaygındı. Yılın Belirli dönemlerinde Mekke’de panayırlar kurulurdu. Bu panayırlara Arabistan’ın dört bir yanından insanlar gelirdi. Buraya gelenler hem alışveriş yapar hem de kutsal sayılan ve bir dinî merkez olan Kâbe’yi ziyaret ederlerdi.

Arap toplumunda okuma yazma bilenlerin sayısı oldukça azdı. Bununla birlikte Araplar arasında şiir ve hitabet sanatı gelişmişti. Mekke’deki panayırlara gelen şair ve hatipler yeteneklerini burada sergilerdi. Mekke’de her yıl şiir yarışması düzenlenir, dereceye giren şiirler Kâbe’nin duvarına asılırdı.

Hz. Muhammed’in doğduğu dönemde Arabistan’ da en yaygın inanç biçimi putperestlikti. Arapların çoğu putlara tapıyor, onlan Allah ile kendi aralarında aracı kabul ediliyorlardı. Bu durum bir ayette şöyle belirtilin “… Biz bunlara (putlara) sadece bizi Allah’a yaklaştırmaları için tapıyoruz…” Kâbe’nin içinde çok sayıda put bulunuyordu. Arabistan’da putperestlerin yanı sıra Yahudilik, Hristiyanlık, Mecusilik gibi dinlere mensup olan kişiler de yaşamaktaydı. Arap toplumunda putlara tapmayı reddeden, Allah’ın bir olduğuna inanan kimseler de vardı. Sayılan az olan bu kişilere Hanif denilirdi. Hanifler, Hz. İbrahim’in getirdiği dinî ilkeleri benimsiyorlar ve onun bildirdiği esaslara göre ibadetlerini yapıyorlardı.

{ Add a Comment }

Orta Çağ Özellikleri – Maddeler Halinde

  • Orta Çağ (M S. 37S – MS. 4-453) arasını kapsar.
  • Kavimler Göçü’nden İstanbul’un fethine kadar -geçen süredir.
  • Siyasi alanda dünyada yeni gelişmeler yaşanmıştır. Avrupa’da merkezi krallıkların zayıfladığı Feodalite (Derebeylik) rejiminin güçlendiği dönemdir.
  • Bu dönemde Tek Tanrılı dinlerin (Hıristiyanlık, İslamiyet) toplumlar ve devletler üzerinde etkili olduğu görülmektedir.
  • İslam dininin ortaya çıkıp yayılması ve Hıristiyanların kutsal saydığı yerlerin ele geçirilmesi Haçlı Seferleri’nin nedenlerinden biri olmuştur.
  • Haçlı Seferleri sonucunda Batı – Doğu dünyası arasında kültürel etkileşim olmuş, bu seferler sonraki dönemleri etkileyecek birçok gelişmeye zemin hazırlamıştır.
  • Bu dönemde ticaretin önemi daha da artmıştır. İpek ve Baharat Yolları en önemli ticaret yolları olmuştur.
  • Bu dönemde demokratik gelişmeler de görülmüştür. (1295 Magna Carta)

{ 1 Comment }

Tarihin Devirlere – Çağlara Ayrılması

Tarih bilimciler, insan topluluklarının çok uzun bir zaman diliminde yaşadığı olayların incelenmesini ve öğretilmesini basitleştirmek için tarihi, yazının bulunmasını esas tutarak iki kısma ayırmışlar; yazının bulunmasından önceki devirlere “tarih öncesi” yazıyla başlayan döneme ise “tarih çağları” adı verilmiştir.

Tarih Öncesi Devirler

Yazının bulunmasından önceki bu devirlerle ilgili bilgiler arkeolojik kalıntıların incelenmesi sonucunda öğrenilmiştir. Bu dönem, insanların kullandıkları eşyalara, araç-gereçlere göre taş ve maden devirlerine ayrılmıştır.

Taş Devirleri : İnsanların ilk dönemlerinden, eşya yapımında madenleri kullanmaya başladıkları zamana kadar sürmüştür.

Paleolitik (Eski Taş) Devir:
İnsanlık tarihinin en uzun dönemidir. Kaba ve Yontma Taş Devri de denilen bu dönemde insanların kullandıkları eşyalar çakmak taşından, hayvan kemiklerinden ve ağaçlardan yapılmıştır. Bu dönemde yaşayan insanlar elverişsiz iklim koşulları nedeniyle mağaralar ve ağaç kovukları gibi doğal barınaklarda göçebe bir yaşam sürmüş, geçimlerini avcılık ve toplayıcılık yaparak sağlamışlardır. Bu dönemde mağara duvarlarına çizilen resimler ve hayvan kemiklerinden yapılan süs eşyaları basit anlamda sanat faaliyetleriyle uğraşıldığını gösterir (Paleolitik dönemin sonlarında ateşin kullanılmaya başlanması insanların hayatını kolaylaştırmıştır.)

Mezolitik (Orta Taş) Devir: Paleolitik dönemden Neolitik döneme geçişin şartlarının hazırlandığı dönemdir. Bu dönemde dünyayı kaplayan buzullar erimeye başlamış ve iklim koşulları insanlar için daha elverişli hale gelmiştir.

Neolitik (Yeni Taş) Devir: Cilalı Taş Devri de denilen bu dönemde insanlar mağaralardan çıkıp toprağı tarıma açmış ve üretim faaliyetlerine başlamışlardır. Neolitik devirde kısmen de olsa göçebelikten kurtulup yerleşik hayata geçen insanlar ilk köyleri kurmuş, koyun, keçi, köpek gibi hayvanları evcilleştirmiş, buğday, arpa, darı, bakla gibi ürünleri yetiştirmişlerdir. Üretim faaliyetleriyle birlikte ticaret ve dokumacılık da yapılmıştır. Bu dönemde pişirilmiş topraktan yapılan çanak ve çömlekler (seramik) ürünlerin saklanmasında da kullanılmıştır.

Kalkolitik (Taş – Bakır) Devir: Eşya yapımında taşın ve toprağın yanı sıra madenlerin de kullanılmaya başlandığı bu devir, taş devirlerinden maden devirlerine geçiş dönemi sayılır. Kalkolitik dönemde insan toplumu daha sosyal bir nitelik kazanmış ve yerleşim yerleri büyümeye başlamıştır.

Maden Devirleri: Altın, gümüş ve bakır gibi madenlerin bulunup eşya yapımında kullanılmasından yazının icat edilmesine kadar geçen dönemdir.

a) Tunç (Bronz) Devri: Maden işleme tekniğini geliştiren insanlar bakırla kalayı karıştırıp daha dayanıklı bir madde olan tuncu elde etmişlerdir. Bu dönemlerde daha dayanıklı eşyalar yapılmış, tekerlek bulunmuş ve insan toplulukları devletleşmeye başlamıştır.

b) Demir Devri: Eşya yapımında demirin kullanıldığı dönemdir. Demirin yüksek ısıda işlenmesi basit anlamda sanayinin gelişmesini sağlamıştır. Bu devirde insan toplulukları arasındaki ilişkiler, ticaret, ulaşım, üretim ve savaş teknolojisi gelişmiştir.

Tarih Çağları Tarihi Devriler

Sümerlerin çivi yazısını bulmasından günümüze kadar geçen dönemdir. Tarihin çağlara ayrılmasında, insan topluluklarını etkileyen önemli olaylar esas alınmıştır. Aslında bir çağı diğerinden kesin hatlarla ayırmak olanaksızdır. Ancak çok geniş bir zaman dilimini kapsayan olayların incelenmesini ve öğretimini kolaylaştırmak ancak bu şekilde mümkün olmaktadır.

• Çağ ayrımında, tarihçiler farklı olayları esas almışlardır. Bu durum her toplumun ulusal tarih anlayışıyla ve tarihi kendi bakış açısına göre değerlendirmesiyle açıklanabilir.
• Yazının kullanılması nedeniyle tarih çağlarına ait bilgilerimiz daha kesin ve daha nettir.
• İlk Çağ’dan günümüze kadar tarih çağlarının sürelerinin giderek kısaldığı görülür. Bu durum toplumlararası etkileşimin giderek arttığının ayrıca bilim ve teknik alandaki gelişmelerin insan topluluklarını daha fazla etkilendiğinin göstergesidir.

{ 2 Comments }