Etiket: doğruluk

Bilgi Kuramının Temel Kavramları

Epistemoloji ile ilgili Temel Kavramlar:

Bilim, belirli sınırlar içerisindeki bir alanda “var olan şeyleri” ele alır ve bunlarla ilgili sorunları çözmeye çalışır. Çözülen her bir sorun o zamana kadar çözülememiş bir başka sorunun çözümünü kolaylaştırır. Böylece bilim bu çalışmalarla ilerler ve gelişir. Ancak bilim bir çözüme ulaşmaya yönelik çalışmalar yaparken elde ettiği bilginin niteliği ve kaynağı üzerinde durmaz. Oysa bunlar felsefenin bir dalı olan bilgi kuramının temel kavram ve sorularıdır. Şimdi bunları sırasıyla gözden geçirelim,

a- Doğruluk (Hakikat): Elde edilen bilginin nesnesine uygunluğudur. Kavramların ya da algıların değil, bu kavramlardan oluşan yargıların ya da önermelerin bir özelliğidir. Bir önerme gerçekten var olan bir şeyi olduğu gibi yansıttığı zaman doğrudur. Örneğin “Kar beyazdır” önermesine bakalım. Bu önerme bilen insan zihninin, kar adı verilen nesneye yönelmesinin ve karı gözlemleyerek ona beyazlık özelliğini yüklemesinin sonucunda ortaya çıkan bir yargıdır.

b- Gerçeklik: Düşünülen, zihinde tasarlanan şeylere karşıt olarak var olan; bir başka deyişle somut olan, bilinçten bağımsız olarak var olandır. Gerçeklik önermenin bir özelliği değildir. Gerçeklik insanın bilme eyleminde kendisine yöneldiği’ varlığın bir özelliğidir. Bu bakımdan doğruluk (hakikat) ile gerçeklik birbirine karıştırılmamalıdır. Taşın sert olduğu, uzayda bir yer kapladığı “gerçekliğe; doğruluğu kuşkuya yer vermeyecek kadar iyi belgelenmiş olan Kepler Yasaları ise “doğruluk (hakikat)”a örnektir.

c- Temellendirme: Ortaya konan bir soru ya da ileri sürülen bir iddia için dayanak, gerekçe, temel bulma işidir. Yani temellendirme, belli bir bilgiyi ifade eden Önermelerin gerekçelendirilmesi ve doğrulanmasından başka bir şey değildir. Temellendirilmiş bilgi geçerlilikleri sorgulanmış olan yöntemler ya da ölçütler aracılığıyla kazanılmış olan bilgidir. Felsefe temellendirmelerinin önde gelen özelliği “kestirme cevapları” dışlaması, dışta bırakmasıdır.

{ Add a Comment }

Doğruluk ve Gerçeklik İlişkisi – Felsefe

Doğruluk bir değerdir; öznenin gerçeklik ile ilgili ileri sürdüğü yargının yanlış veya doğru olma değeridir. Gerçeklik ise bir tür var oluş şeklidir. Sayılar vardır. Ancak gerçek değildir. Onların varlığı zihne bağlıdır. Çünkü zihin olmadan var olmaları mümkün değildir. Pamuk gerçektir, pamuğun yumuşaklığını dile getiren “ pamuk yumuşaktır.” yargım ise bir doğruluk değerine sahiptir.

Bir düşüncenin doğruluğu onun gerçeklikle yani nesnesine uygun olmasıdır. Şu halde doğruluk düşüncelerin bir özelliğidir. Doğruluk insanların nesnelere yönelmeleri ile onun hakkında ortaya koydukları bir yargı için söz konusudur. Özne-nesne ilişkisinin değil bu ilişkiden doğan bir bilginin doğruluğu veya yanlışlığı vardır. Bu yargıda insan zihninin ürettiği bir üründür.

Bu durumda doğruluktan söz edebilmek için ortada bir varlık olması gerekmektedir. Bu varlığın var oluşu farklı boyutlarda olabilir. Bilginin konusu olan bu varlık nesnel (gerçek) tir. Yani insan zihninden bağımsız evrende duyu organlarımızın alanına giren varlıklar anlaşılmaktadır.

Örneğin “bakır tel genleşir” önermesi bir doğruluk değerine sahiptir. Bakır telden bir kesit alıp boyunu ölçtükten sonra belli sıcaklıkta ısıtılıp tekrar boyu ölçüldüğünde bir farklılık varsa bu önermenin doğruluğuna hükmedilir.

Şu halde gerçeklik ile doğruluk arasında bir ilişki olduğu açıkça görülmektedir. Bu durum daha çok bilimsel önermeler için doğrudur. Felsefede böyle bir uygunluk oluşturmak imkânsızdır. Çünkü felsefe olgulardan ziyade zihinden hareketle bilgi oluşturmaktadır. Bu yüzden felsefi yargılarda doğruluktan ziyade temellendirme yapılmaktadır.

Temellendirme, ortaya konan bir soru ya da ileri sürülen bir iddianın dayanak gösterilerek birtakım çıkarımlar yapılmak suretiyle doğrulanmasıdır. Felsefede önermelerin, yargıların deney ve gözlemle doğrulanması söz konusu değildir. Onun için felsefede akıl ve mantıksal çıkarımlarla temellendirme yapılır. Bilimde ise temellendirme olgulara yani deney ve gözleme dayanılarak yapılır.

Temellendirmede tutarlılık gözlenmektedir. Tutarlılık önermelerin bir birini yadsımaması yani çelişik bir durumda olmaması durumudur. Filazoflar kendi sistemlerindeki önermelerin kendi arasında tutarlı olmasına özen göstermektedirler. Aksi halde filazofların kurdukları sistemin bir anlamı, değeri olmazdı.

{ Add a Comment }