Laiklik, din ve vicdan hürriyetinin garantisidir. Çünkü laik bir devlette din ve devlet işleri birbirinden ayrı yürütülür. Laik devlet, bütün dinlere eşit mesafede durur. Vatandaştan arasında inancı, mezhebi, düşüncesi nedeniyle ayrım yapmaz. Laikliğin egemen olduğu ülkelerde tüm vatandaşlar yasalar karşısında eşit kabul edilir.

Laiklik ilkesinin benimsendiği ülkelerde devlet; vatandaşlarının inanç, düşünce, vicdan ve kanaat özgürlüklerini korur. Dinin ve dinî duyguların istismar edilmesine çıkar amacıyla kullanılmasına hiçbir şekilde izin vermez. Atatürk, dinin istismarına şiddetle karşı çıkmış ve bu konuyla ilgili olarak şöyle demiştir: “Softa sınıfının din simsarlığına izin verilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir, işte bu duruma karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz.” Atatürk, başka bir sözünde ise din ve vicdan özgürlüğünün önemini şöyle ifade etmiştir: “Türkiye Cumhuriyeti’nde, her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani ibadet hürriyeti vardır.”