Filozoflar, insan yaşamıyla ilgili her şeyi akılları yardımıyla düşünerek, felsefeyi, her şeyi araştıran bir alan yapmışlardır.

a) Filozoflar Bilgeliğe Ulaşmak İster: Çocuklar etraflarını çevreleyen varlık ve olaylar karşısında yaşadıkları şaşkınlığı ve merakı sorularla dile getirir. Ebeveynlerini soru yağmuruna tutarlar. Filozoflar da tıpkı bu çocuk gibi etrafındaki şeyleri hayretle seyreder, anlamaya çalışır. Yalnız filozof soruları başkasına değil kendine sorar.

 b) Filozoflar, Şüpheci ve Sorgulayıcıdır: Filozof, hem eserlerinde hem de yaşantısında önyargılardan uzak durmaya çalışan, içinde yaşadığı çevrenin inançlarını, tutkularını ve alışkanlıklarını sorgulayabilen kişidir. Örneğin Thales’in Mitolojik düşünceyi, Sokrates de dönemin değerlerini sorgulayarak işe başlamıştır.

 c) Filozofların Görüşleri Zamanla Değişebilir: Filozof herhangi bir şeye ve kimseye; ortaya çıktığı zaman ve yere göre değişmeyen mutlak doğru ve kesin bilgileri bulduğunu söylemez. Örneğin; Platon gençlik yıllarında devlet yöneticilerine aile kurma hakkını vermezken yaşlılığında bu fikrinden vazgeçmiştir. Yöneticilerin de mülk ve aile sahibi olmaları gerektiğini savunmuştur.

d) Filozoflar Birbirlerinin Görüşlerinden Etkilenir: Bir filozof kendi çağında yaşayan ve kendinden sonra gelen filozofları etkileyebilir. Karl Marx felsefesini oluştururken Hegel’in diyalektiğini kendi varlık anlayışına uygulamıştır.

e) Filozoflar Farklı Alanlardaki Temel Bilgilere Sahip Olmak Zorundadır: Filozoflar bütüncül bir yaklaşımla konusunu ele almaktadır. Konusu hakkında bilimlerin ortaya koyduğu bilgilere belli düzeyde sahip olmalıdır. Böyle olursa daha sağlıklı ve kuşatıcı bilgiler üretebilirler.

 f) Filozoflar Yaşadıkları Çağdan Etkilenebilirler: Filozof öncelikle kendi döneminin sorunlarını ele alır. Hegel bu durumu “Her felsefe çağını düşüncelerle dile getirir.” diyerek açıklar. Örneğin, Roma’da refah düzeyinin son derece yükselmesi problemlerin azalması, insanların rahat koşullarda yaşaması, insanları daha çok mutlu olmanın yollarını aramaya itmiştir. Bu dönemde yaşayan filozoflar da daha önceki felsefi düşüncelerden farklı olarak “Haz ahlakı” denilen anlayışa dayalı düşünce akımları oluşturdular.

 g) Filozofun Kişisel Birikimleri ve Yaşantıları Düşünce Sistemlerini Etkiler: Epikuros’un acının yokluğunu en yüksek haz olarak belirlemesi, onun uzun yıllar damla hastalığının getirdiği açılarla boğuşmak zorunda kalmasına bağlanabilir. Bu nedenle filozofun kişisel yaşantısı ve bilgi birikimi felsefi bakış açısını etkiler.