Tüm bilimler kendi konularına ilişkin yeni bilgilere ulaşmak ve var olan bilgilerin doğruluğunu ortaya koymak için çeşitli yöntemler kullanırlar. Bu nedenle yöntem kullanmayan hiçbir bilim yoktur. Yöntem, en geniş anlamıyla herhangi bir amaca ulaşmak için takip edilen yol olarak ifade edilir. Bilimsel alanda ise yöntem, varlık ve olayları anlamak ve açıklamak amacıyla bilimlerin izledikleri sistemli çalışmalar olarak kabul edilir.

Bilimsel çalışmalar sırasında kullanılan yöntem süreci öncelikle bir problemin belirlenmesiyle başlar. Ardından bilim adamı bu problemle ilgi gözlemler yapar. Burada amaç problemle ilgili veri toplamaktır. Gözlemlerle birlikte daha önceki çalışmalardan da yararlanarak problemi çözeceği düşünülen hipotez kurulur. Hipotezin gerçekten problemi çözüp çözmeyeceği deney veya diğer teknikler kullanılarak araştırılmalıdır. Eğer hipotezin problemi çözdüğü görülürse teoriye ulaşılmış olur.

Ancak hipotez problemi çözmüyorsa yeni bir hipotez kurulup doğruluğu test edilmelidir. Psikolojide kullanılan yöntemler üç grupta toplanabilir:

  • Betimsel Yöntemler
  • Deneysel Yöntemler
  • İstatistiksel Yöntemler

A) BETİMSEL YÖNTEMLER: Psikolojide kullanılan betimsel yöntemler davranışı tanımlamayı ve o davranışı diğerlerinden ayıran özellikleri belirlemeyi amaçlar. Betimsel yöntemler sonucunda davranışlardaki benzerliklerden yararlanarak sınıflama yapmak mümkündür. Betimsel yöntemler şunlardır:

1. Gözlem: Belirli bir amaca yönelik olarak, organizmanın yaptığı davranışların izlenmesi ve gözlem sonuçlarının kaydedilmesidir. Gözlem hemen hemen tüm doğa bilimlerinde kullanılan bir yöntemdir. Bu nedenle çeşitli gözlem türleri ortaya çıkmıştır. Psikolojide kullanılan gözlem yöntemi iki şekilde uygulanır. Eğer birey kendi kendisini, yaşadığı duyguları ve sahip olduğu düşünceleri anlatıyorsa buna iç gözlem denir. Bu tür bir gözlemde elde edilen bilgiler özneldir. Ancak çeşitli durumlarda mutlaka kullanılmak zorundadır. Bireyin bir başkası tarafından gözlenmesi ve elde edilen bilgilerin değerlendirilmesine ise dış gözlem denir. Dış gözlem doğal gözlem ve sistematik gözlem olarak iki şekilde uygulanır:

  • Doğal gözlem, araştırmacının önceden belirli bir seçim yapmaksızın, ortamda bulunan her şeyi ve oluşan her türlü davranışı gözleyip kaydetmesidir. Araştırmacı organizmanın içinde bulunduğu duruma veya oluşan olaylara müdahale etmez. Ayrıca kendisini de hiç fark ettirmez. Bu nedenle gözlenen organizma doğal yaşamına devam eder. Doğal gözlem yardımıyla davranışlar hakkında çok önemli ayrıntılar ortaya çıkarılabilir. Bu nedenle hiçbir ayrıntıyı ve aşamayı kaçırmamak için ses ve görüntü kaydetmeye yarayan araçlar kullanılabilir.
  • Sistematik gözlem ise, yer, zaman ve koşulların araştırmacı tarafından belirlendiği gözlem şeklidir. Tekrarlanma imkânı vardır. Doğal gözlem yöntemi sistematik değildir, hemen kullanılacak bilgiler vermez ve bazen çok zaman alabilir. Sistematik gözlem ise, kısa sürede çözülmek istenen soruya gereken cevapları toplu halde sunan bir yöntemdir.

2. Görüşme: Araştırmacının sınırlarını önceden belirlediği bir konuda, bireylerin duygu ve düşüncelerini saptamaya yönelik olarak ilgili kişiyle karşılıklı konuşmasıdır. Görüşme yöntemi günlük yaşamın hemen her alanında ve her kişiye karşı kullanılabilir. Genellikle bilgi toplamaya ve tanımaya yönelik olarak kullanılır. Örneğin, davranış bozuklukları görülen bir kişinin tedavisinde veya meslek seçimi konusunda yardım isteyen kişiye danışman kişinin bilgi vermesinde ya da işe alınacak kişilerle endüstri psikoloğunun görüşmesinde olduğu gibi. Bir psikolog, kendisine gelen bir kişiye öncelikle bu yöntemi uygulayarak işe başlar.

3.Test ve Anketler:Testler, bireylerin sahip oldukları veya sonradan kazandıkları yetenek, bilgi ve becerilerin alanını ve düzeyini ölçmek için hazırlanmış araçlardır. Testlerin istenilen nitelikte sonuç vermesi için geçerlilik ve güvenilirlik özelliklerine sahip olmaları gerekir.

Psikolojik testler, konusuna uygun olarak uzmanlarca hazırlanmış olmalıdır. Psikolojide genellikle ilgi testi, yetenek testi, kişilik testi, zekâ testi, başarı testi gibi testler kullanılmaktadır. Anketler ise, belirli bir nesne, olay veya kişiyle ilgili olarak bireylerin duygu ve düşüncelerini belirlemeye yönelik hazırlanmış soru formlarıdır. Anketin sonucunda elde edilen bilgiler sınıflama amacıyla kullanılır, ancak bireyler arasında dereceleme yapmak amacıyla kullanılamaz. Bu yönüyle anketler testlerden farklıdır. Anketler büyük kitlelere de uygulanabilir ya da örneklem grubuna uygulanarak kalabalık gruplar hakkında da bilgi verebilir.

4.Olay İncelemesi: Bireyin sorunlarını, sahip olduğu özellikleri veya davranışlarını geçmiş yaşantılarına, ailesine veya çevresine bakarak açıklamaya çalışmaktır. Çünkü bireyin bugünkü davranışlarının oluşmasında birçok etken rol oynamaktadır. Bu amaçla kişinin geçmiş yaşantısı ve çevresiyle ilgili bilgiler toplanır. Bu bilgiler ailesinin durumu, okul hayatı, arkadaşları, başından geçen önemli olaylar, geçirdiği hastalıklar vb. olabilir.

B) DENEYSEL YÖNTEMLER: Bir düşünüre göre “Gözlem doğayı okumaksa, deney doğaya soru sormaktır.” Gerçekten de gözlem yöntemi araştırmacının oluşan olayları veya organizmanın davranışlarını izleyip kaydetmesine dayanır. Bilimsel açıdan bu durum araştırmacının pasif olmasına neden olmakta, oluşan olayların başka türlüsünün tasarlanmasını engellemektedir.

Ancak araştırmalar sırasında bilim adamı aktif olmalı, olayları kendisi belirlemeli, olaydaki öğeleri değiştirebilmeli, bu değişim sonucu oluşan durumların neler olduğunu bulabilmeli ve hepsinden önemlisi olayı istediği zamanda, istediği etkenler bakımından ve istediği kadar inceleyebilmelidir. İşte bütün bu imkânları sağlayan yöntem deneysel yöntemdir. Bu nedenle deneysel yöntemler; koşulları araştırmacı tarafından belirlenebilen ve istenildiği kadar değiştirilip tekrarlanabilen araştırmalar olarak tanımlanır.

Deneysel yöntemin en önemli özelliği incelenen olaydaki değişkenler arasında var olan ilişkileri ortaya çıkarmaktır. Aslında tüm bilimsel yöntemlerin amacı da budur; yani olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisini ortaya çıkarmak. Ancak bu amaca deneysel yöntem yardımıyla daha kesin ve kolay bir şekilde ulaşılabilmektedir. Bir deneyin özünü iki veya daha çok değişkenin kullanılması oluşturur.

Değişken; ölçülebilen, durumdan duruma değişik değerler alabilen nesne, olay veya özelliklere denir. Bilimsel deneylerde genellikle iki grup değişken vardır:

Bağımsız değişken, bir deneyde araştırmacının seçtiği ve denekler üzerinde etkisini Ölçmek istediği değişkendir. Bilimsel çalışmaların amacı açısından bakıldığında neden-sonuç ilişkisi içinde olayların meydana gelmesini sağlayan, diğer bir deyişle “neden” olan değişkendir.

Bağımlı değişken ise, bağımsız değişkene bağlı olarak değişen veya bağımsız değişkenin uygulanmasıyla ortaya çıkan durumdur. Neden-sonuç ilişkisi açısından araştırmada “sonuç” olan değişkendir. Deneysel yöntemde araştırmacı yaptığı değişikliklerin incelenen davranış üzerindeki etkisine bakar. Buna deneysel kontrol denir. Bir deneysel kontrolde deney grubu ve kontrol grubu olmak üzere iki grup denek bulunur. Bu grupların yaş, cinsiyet, ilgi, ihtiyaç, yetenek, gelir düzeyi, zekâ vb. her yönden eşit özelliklere sahip olmalarına dikkat edilir. Kontrol grubu; üzerinde hiçbir değişiklik yapılmayan gruptur. Deney grubu ise, üzerinde araştırılmak istenen değişkenin uygulandığı veya koşullarından en az birinin değiştirildiği gruptur. Bağımsız değişken, deney grubu üzerinde uygulanır.

Örnek: Düzenli ders çalışmanın öğrenmedeki başarıya etkisinin incelendiği bir deney tasarlayalım. Bu deneyi yapmak için yaş, cinsiyet, zekâ, yetenek gibi özellikleri benzer olan iki grup öğrenci alalım. İlk grup normal yaşantısına devam etsin ve çalışmasında herhangi bir değişiklik yapılmasın. İkinci grup ise uzman kişilerce hazırlanmış olan bir programa göre düzenli olarak ders çalışsın. Belli bir süre geçtikten sonra her iki gruptaki başarı düzeyini karşılaştıralım.

Bu deneyde etkisi incelenen durum “düzenli ders çalışma” olduğu için bağımsız değişkendir. Ortaya çıkan sonuç “öğrenmedeki başarı” ise bağımlı değişkendir. Üzerinde hiçbir değişiklik yapılmayan ilk grup kontrol grubu; düzenli ders çalıştırılan ikinci grup ise deney grubudur.

C) İSTATİSTİKSEL YÖNTEMLER: Bilimsel çalışmalar sonucunda elde edilen bilgilerin sayısal olarak ifade edilmesi ve değerlendirilmesi, yapılan araştırmanın kesinliği ve güvenilirliği için gereklidir. Psikolojide de yapılan gözlem ve deneyler sonucunda ortaya mutlaka bir takım sayısal bilgiler çıkar. Bu verilerin ne anlama geldiğini bulmak için istatistiksel yöntemlerden yararlanılır. Ölçülebilir sonuçlar ortaya koymak tüm bilimlere olduğu gibi psikolojiye olan güveni arttırmıştır.

Psikolojide kullanılan istatistiksel yöntemler şunlardır:

Korelasyon (Bağıntı): İki değişken arasındaki ilişkiye veya ilişki miktarına korelasyon denir. Günlük yaşantımızda birbiriyle ilişkili olan birçok olay veya varlık vardır. Örneğin, zekâ ile başarı, hava sıcaklığı ile yakıt tüketimi, kaygı düzeyi ile başarı, enflasyon oranı ile alım gücü, düzenli beslenme ile sağlıklı olma vb. arasında ilişki vardır. Bu durumlar ve birçokları dikkate alındığında değişkenler arasında ilişki olup olmadığının ve varsa bunun ne ölçüde olduğunun tespit edilmesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Psikoloji bilimi ise değişkenler arası ilişkilerin tespit edilmesini sıkça kullanan bir bilimdir. Çünkü korelasyon yöntemi eldeki veriler yardımıyla olayların önceden görülmesini sağlayan bir yöntemdir. Bu tür öngörülerde bulunmak bazen olabilecek zararları önlemeye ve gerekli tedbirleri almaya yaradığı gibi, bazen de olabilecek olumlu durumların verimini arttırmaya yaramaktadır.

Değişkenler arasındaki ilişki her zaman aynı tür olmayabilir. Eğer değişkenlerden birinin değeri artarken diğeri de artıyor ve biri azalırken diğeri de azalıyorsa buna Pozitif Korelasyon denir. Pozitif korelasyonda değişkenler arasında doğru orantılı bir ilişki vardır, örneğin, zekâ ile başarı arasında, çok yemek yeme ile şişmanlama arasında pozitif korelasyon vardır.

Eğer değişkenlerden biri artarken diğeri azalıyorsa buna Negatif Korelasyon denir. Negatif korelasyonda değişkenler arasında ters orantılı bir ilişki vardır.  Örneğin, sınav kaygısı ile başarılı olma, hava sıcaklığı ile yakıt tüketimi arasında olduğu gibi görme arasında veya boy uzunluğu ile sınavı kazanma arasında hiçbir ilişki yoktur.

Değişkenler arasında her zaman ilişki olmayabilir. Bu durum nötr korelasyon olarak ifade edilir ve katsayı olarak 0 ile gösterilir, örneğin, göz rengi ile İki değişken arasında ilişki varsa bu durum -1 ile +1 arasında bir sayıyla belirtilir. Değişkenler arasındaki ilişki doğru orantılıysa korelasyon katsayısı 0 ile +1 arasında bir değer alır. Değişkenler arasındaki ilişki ters orantılıysa korelasyon katsayısı 0 ile -1 arasında bir değer alır.

  • Korelasyon katsayılarının önündeki artı veya eksi işaretleri korelasyonun yönünü gösterir.
  • Korelasyon katsayılarının başındaki eksi veya artı işaretlerinin büyüklük veya küçüklük göstermediği ve korelasyon katsayılarının -1 ve +1’den büyük olamayacağı kesinlikle unutulmamalıdır.