Davranışçılar insanın iç yaşantılarıyla, yani neler duyup düşündüğüyle ilgilenmezler. Çünkü bunlar sübjektif yaşantılardır. Oysa insanın neler yaptığı; nasıl bir eylemde bulunduğu yani fiziksel davranışları nesnel olarak gözlemlenebilir. Bu yaklaşımda dış çevreden gelen uyaranlara organizmanın verdiği tepkiler incelenip değerlendirilir.

Deney ve gözlem yöntemi kullanılır. Bu yaklaşıma göre davranış uyarıcı – tepki ilişkisinden doğar. Uygun çevre koşullarının insanı istenen yönde değiştirebileceği görüşünü savunmuşlardır.

Bu yaklaşımın genel özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

  • İçebakış yöntemini reddederek yalnızca gözlenebilen davranışlara yönelmişlerdir!”
  • Çevredeki uyarıcı koşullar sonucu ortaya çıkan davranışları incelerler. (Uyarıcı – Davranış Psikolojisi)
  • Uyarıcının cinsi, şiddeti ve tekrarı ile davranışın türü, kuvveti ve frekansı arasındaki ilişki üzerinde durmuşlardır.
  • Bütün davranışların öğrenme yolu ile kazanıldığını savunmuşlardır.
  • Davranışı pekiştiren ödüllendirme koşullarını ele almışlardır.
  • Zihinsel süreçleri ve doğuştan gelen özellikleri yok saymaları eleştirilmiştir.
  • Psikolojinin nesnel bir bilim haline gelmesine ve deneysel yöntemi kullanmasına büyük katkıları olmuştur.
  • Temsilcileri: VVatson ve I. Pavvlov’dur.