Etiket: astrolojinin

Astroloji ve Medya İlişkisi Nasıldır

Astroloji ve Medya Arasındaki İlişki:

Gördüğü ilgi sebebiyle olsa gerek medyada da her geçen gün daha fazla karşımıza çıkan astrolojiye; olumlu ve olumsuz tepkiler de artıyor.

Medya yorumlarına baktığımızda bazı okurların astrologlara yer veren televizyon programları ve gazete eklerini eleştirdiğini görüyoruz. Bu okurlar, “Reyting kaygısıyla bu zamanda hala bu hurafelere sayfalarınızda yer veriyorsunuz,” diyerek gazete yöneticilerini eleştirirken, zihinlerindeki “eski olan her şey hurafedir, yanlış bilgidir” ön yargısını yansıtıyorlar.

Aslında işin doğrusu, modern bilim teorilerinin çoğu kısa zamanda çürütülmüşken, astroloji zamana en fazla dayanmış bir paradigmaya sahiptir. Hatta modern astrolojiden çok, klasik ve ortaçağ astrolojisine güven duyulmaya başlanmıştır. Buna rağmen “eski olan her şey inançtır, hurafedir. Yeni olan her şey bilgiye dayanmaktadır” ön kabulü birçok kişinin astrolojiyi bilime karşıt ve düşman bir olgu gibi görmeye itmektedir. Kısacası astrolojinin itibarını zedeleyenlerin çoğu, onu bilgelik yöntemi olarak kullananlar değil, ondan kazanç sağlayanlar.

Bunun yanında tütsü,, mum, kristal, taş vs. malzemelerle şifa ve mutluluk dağıttığını ileri süren, bunların ticaretiyle kazanç sağlayan kişilerin astrolojiyi dayanak olarak kullandıkları görülüyor. Bu kişilerin, mesela “yengeç burçluların taşı şudur”, “aslan burçlular bu taşı üzerinde bulundururlarsa onun enerjisinde fayda görüler” şeklinde iddialarda bulundukları görülüyor.

Elbette bilimsel açıdan geçerliliği olmayan, ya da en azından kanıtlanamayan bu iddialar, bilim çevrelerinin astrolojiye şans tanımasının önüne geçiyor. Bir yerde onu meşruiyet alanının dışına itiyor.

Yine astrolojik verileri kullanarak inançlarına dayanak sağlamaya çalışan çeşitli inanç çevreleri de astrolojinin itibarını zedeliyor. Mesela çocuğunun indigo çocuk, kristal çocuk olduğunu veya kendisinin dünya planındaki enkarneleri tekamül etmek için seçilmiş bir ruhani rehber veya kanal olduğunu ileri süren bir kişi, bunun için astrolojik veriyi kullanabiliyor. Bu durumda yine astroloji bu iddialarda bulunan kişilerle birlikte itibar yitiriyor.

Kısacası, astrolojinin medyada ve kültür organlarında daima kuşku götürür iddia ve uğraşlarla bir arada anılması, onun da aynı kefeye konulmasına neden oluyor.

Bilim çevreleri ve taraftarları medyayı astrolojiye çok fazla yer vermekle suçlasa da, aslında medya da astrolojiyi tüketen ve imajını zedeleyen faktörlerin başında geliyor.

Sanılanın aksine medya astrolojiye hiç de tarafsızca yer vermiyor. Genel bir gözlemle meydanın astrolojiye gösterdiği ilgiyi şöyle sınıflandırmak mümkün:

a-) Bir kısım medya, kadın sayfasına yerleştirdiği yeni yetme bir astrologun, günlük, haftalık yorumlarını yayınlayarak sayfasını renklendiriyor. Bu yorumlar, aşk, para, kariyer, sağlık gibi konular çerçevesinde yapılan basit ve herkese uyacak pembe yorumlardan oluşuyor. Bu yazılarda medya kuruluşunun amacı, herkesin ilgisini çekecek unsurlar içeren yazılarla okuyucuyu eğlendirmekten ibaret. Ancak astrolojiyi böyle eğlence unsuruna dönüştürmek alaycı yorumlara ve aklıselim sahiplerinin eleştirilerine sebep oluyor.

b-) Bir kısım medya ise; belki de okur tepkilerini de yumuşatmak adına, astrolojiye hafifçe alaycı ve bolca kuşkucu bir dille yer veriyor. Bu çeşit yayınlarda mizahi ve hatta ironik bir dil kullanılıyor. Astrologların kazançları, kullandıkları dil, sosyetenin konuya alakası hafifçe tepeden bakar bir tavırla aktarılıyor. Tarihte ve günümüzde bazı kişilerin astrologlarına sormadan hiçbir şeye karar veremeyişleri gibi kişilik bozukluğu tabloları konu ediliyor ki bu eleştirilere hak vermemek elde değil.

c-) Son zamanlarda görülen bazı nitelikli yayınlarda ise, eğitimli astroloji danışmanlarının analizlerine rastlanıyor. Bu çeşit yazılarda umumiyetle günlük ay değişimlerine bağlı aşırılıktan uzak, bilgiye dayalı analizleri görüyoruz. Bunun yanında daha yavaş hareket eden gezegenlerin anlamına uygun olarak, jeolojiden sağlığa, ekonomiden siyasete çeşitli alanlarda beklenen değişimler, ciddi ve sorumlu bir üslupla yazılıyor. Elbette bu yazıların görülmeye başlanması, astrolojinin ciddi ve bilimsel bir disiplinle değerlendirileceği konusunda ümit verici gelişmeler.

{ Add a Comment }

Astroloji Neden Bilim Dalı Değildir

Astroloji Niçin Bir Bilim Dalı Olamamıştır:

Astrolojinin bilimsel sayılması için uğraş veren birçok astrologun yanında, onu sınamaya çalışan birçok araştırmacı da hayat hikâyeleri benzer durumlardaki kişilerin haritalarını karşılaştırıyorlar. Böylece mesela sporcular arasında birçoğunun haritasında Mars’ ın önemli bir yerleşime sahip olduğu gibi kanıtlara ulaşıyorlar. Bu araştırmalar, 70 li yıllarda Fransız istatistikçi ve araştırmacı Michel Gauquelin‘in yaptığı çalışmalardan beri sürüyor. Hatta bu araştırmacının “Tenacious Mars Effect” yani Kuvvetli Mars Tesiri olarak adlandırdığı durumlar, astrolojinin prensiplerinin anlaşılmasında değerlendiriliyor.

Kısacası astroloji, bilimin yararlandığı gözlem, deney ve istatistik gibi yöntemleri kullanması bakımından bir bilim dalı olma iddiasını sürdürüyor. Ancak bunun yanında inkâr edilemez bir gerçek var ki, astrolojinin dilini anlamayan ve ona inanmayanlar için ikna edici bir delil bulmak hala zor. Çünkü astrolojinin bilimsel çalışmaya el vermeyen yanları da var.

Her şeyden önce astrolojinin nasıl çalıştığını bilmiyoruz. Gerçekten de yeryüzünde dünyaya gelen bir bebeğin özellikleri, kişiliği ve kaderiyle o andaki gök cisimlerinin duruşu arasında nasıl bir etkileşim olabilir? Eğer bir etkileşim olduğu varsayılsa bile, nasıl oluyor da bu çocuğun bütün bir hayatı boyunca doğum anının özellikleri belirleyici olabiliyor?

{ Add a Comment }

Astrolojide Manyetik Alan Teorisi Nedir

Astrolojide Manyetik Alan Etkisi:

Astrolojinin etki mekanizması üzerine geliştirilen bir başka teori de manyetizma temelli bir görüştür. Gezegenlerin manyetik etkilerinin anne rahmindeki bebeğin beynine şekil verebileceği konusunda iddialar mevcuttur. Hatta bu iddialardan biri, Kraliyet Astronomi derneğinin Üyesi astrofizikçi Perey Seymour’a aittir.

Seymour; Astrolojinin Bilimsel ispatı’(The Scientific Proof of Astrology) isimli kitabında “dünyanın manyetik alanının Güneş ve Ay’a ait manyetik alanlarla etkileştiğini” ileri sürmüştür.

Seymour’a göre gezegenler Güneş çevresindeki dönüşleri sırasında Güneş yüzeyinde etki yaparak partikül emisyonuna sebep oluyor. Bu partiküller ise dünyanın çevresindeki manyetik alanı etkiliyor.

Dr. Seymour güneş lekeleri döngüsü ile Jüpiter ve Satürn arasındaki açılar arasındaki ilişkiyi incelemiş, bu süreçlerin dünyada atmosferindeki iyon dengesini değiştirerek canlılar üzerinde etkili olabileceğini söylemiştir.

Seymour’a göre manyetik etkileşimlerin anne rahmindeki bebeğin beyninin gelişmesine tesiri olabilir. Öyleyse: “Bu da gösterir ki, tüm güneş sistemi dünyanın manyetik alanı üzerinde bir senfoni çalmaktadır. Hepimiz de genetik olarak bu senfoniden değişik melodiler almak için akort edilmişizdir.”

Elbette bu iddialar, diğer astronomlar tarafından henüz ikna edici bulunmamıştır. Çünkü astrolojinin iç ilkeleri doğum anına büyük bir önem atfetmektedir. Bebeğin doğum anındaki gökyüzü durumunun onun bütün bir karakteri ve hayatıyla ilgili olduğunu kabul etmektedir. Bunun ise manyetik tesir teorisiyle açıklanabilmesi çok fazla zorlama gerektirir. Çünkü bebeğin genetik seçimi anne rahmine düştüğü anda yapılmıştır. Daha sonra da iyi beslenmeye vs. etkilere bağlı olarak gelişimini sürdürmüştür. Doğum anının nasıl bir önemi olabilir ki?

Hem bu nasıl bir manyetizmadır ki, yalnız beden sağlığını veya beyin merkezlerine bağlı olarak huylarını değil, kişinin mesleğini, evliliğini, kariyerini gösterebiliyor? Hepsi bir yana astrolojinin kullandığı en temel bilgi birimlerinin bilimsel açıklaması yoktur. Astrolojide burçlar denilen sabit yıldızlar büyük bir rol oynamaktadır ki, bunun izahının astrofizik tarafından yapılması çok güçtür. Çünkü burçları oluşturan yıldızların en yakını, akıl almaz ölçüde uzaktır. Hem onları bir arada takımada olarak düşünmek insan duyularının yanılgısıdır.

Bu yıldız takımlarını oluşturan yıldızların çoğu birbirinden çok uzak ve bağlantısız yıldızlardır. Bir birleriyle ilgisi bile olsa o kadar uzaktan manyetik etkilerinin olması akıl almaz. İyi düşünülecek olursa, o kadar uzaktaki yıldızın manyetik etkisi, ameliyat odasındaki lamba ve elektronik cihazların etkisinden, kıyas kabul etmez bir şekilde zayıf kalacaktır.

Kısacası güneşin veya bir başka gök cisminin bir burçtan geçerken etkisinin değişmesi ve o sırada doğan bebeğin beynini farklılaştırması hiçbir şekilde bilimsel izahı yapılamayan bir iddiadır. Bunlar da yetmezmiş gibi, burçlara adlarını veren yıldız takımadaları binlerce yıl önceki yerlerinde değildir. İşin doğrusu astrolojinin ne manyetizma ne de başka bir bilimsel izahla uyuşması çok kolay değildir.

{ Add a Comment }

Astroloji Bilim midir, Astroloji Bilimsel midir

Astroloji Bilim Dalı mıdır:

Uzun zamandan beridir çok tartışılan bir konu da astrolojinin bilimsel olup olmadığı meselesidir. Günümüzde birçok modern astroloji taraftarı onun bir bilim olduğunu savunmaktadırlar. Örneğin Psikolojik Astroloji ekolünün Türkiye’deki en önemli temsilcilerinden Barış İlhan; kesin bir dille astrolojinin bir bilim dalı olduğunu söylüyor.

Astroloji Dersleri kitabının da yazarı olan İlhan; bu bilim dalına ait birçok eserin Türkçeye çevirisini yaparak kendi yayın evinde basımını yapmış. Kitabında şöyle diyor: “Astroloji gökyüzündeki hareketler ile yeryüzündeki olayların, koşulların ve durumların bağlantısını araştıran bir bilim dalıdır. Fizik ve kimya gibi pozitif bilim dallarından çok farklı olmasına rağmen başlı başına teknik bir çalışmadır.

Çoğu insanın zannettiği gibi sezgileriniz güçlü olduğu için yerinizde oturarak, gözlerinizi kapatıp transa geçerek, vahiy gibi astrolojik yorumlarda bulunamazsınız. Astrologlar kahve falı, el falı bakmayı bilmezler. Onlar gökyüzündeki cisimlerin doğal döngülerini, dizilişlerini izleyerek yeryüzündeki fiziksel olaylarla aralarındaki bağlantıyı araştırırlar.”

Benzer ifadeleri başka astrologlardan da duyuyoruz. Örneğin Kiraz Çifti, astrolojiyi ekonomiye benzetiyor. Belki ekonomi de laboratuara sokup, ölçüp biçebildiğiniz bir nesne değil ama istatistikler vasıtasıyla ekonomik hareketlerin düzenini bulmaya çalışıyorsunuz. Bunun gibi astrolojide de gezegen hareketleriyle o sıralardaki olaylar ve durumlar arasındaki benzerlikler biriktirilerek belli bir sonuca ulaşmaya çalışılıyor. Hatta bilimde gözlem ve tecrübe biriktirme yöntemi astrologlarla geliştirilmiş bulunuyor.

Babilli astrologların önemli saydıkları dönemler hakkında krala önceden haber verdiklerini, sonra beklentilerinin ne ölçüde gerçekleşip gerçekleşmediğini kaydettiklerini görüyoruz. Veri biriktirme ve prensiplere ulaşma çabasının bir işareti olan bu durum, günümüzde de artarak devam ediyor.

{ Add a Comment }

mersin escort | erotik film izle