19. Asrın yarısı boyunca ağırlıklı ilimlerde hızlı gelişmeler yaşanmış, pozitivist felsefe iyice yaygınlık göstermeye başlamıştır. Darwin ile Claude Bernard’ın biyoloji sahasında, A. Comte’un felsefe diyarındaki düşünceleri edebiyatçıları geniş ölçüde etkisi altına almıştır. Romantiklerin mana ve ruha verdikleri öneme karşın 1850’li yıllarda yetişmekte olan kuşaklar, her şeyi maddeden yani metadan ibaret saymaya başladılar. Bundan sonradır ki bilim ve sanat iyice iç içe geçmiş ve bir bütün haline gelmiştir. Böylelikle sanat dünyasında da bilim dünyasının yöntem ve kurallarının izlenerek gerçeğin bulunabileceği inancı genel bir kanı haline gelmiştir. Bu yüzdendir ki bu dönemde edebiyatçılar tıbba, biyolojiye ait eserleri büyük bir özenle okumuşlardır.

Realizm’in Temel özellikleri:

  • Realizm, Romantizm’e tepki olarak doğmuştur; ancak Klasisizm’e bir dönüş değildir.
  • Realizm, roman ve hikâyede çok etkili olmuştur. Realistlere göre, roman, his ve hayale kapılmadan toplum gerçeklerini bir aynada olduğu gibi tarafsız yansıtmalıdır. Dış dünyayı tasvir için ona sadece “bakmak” yetmez, onu bir bilim adamı gibi “gözlemek” gerekir.
  • Realist sanatçılar, gözleme ve belgeye en üst düzeyde önem vermişlerdir.
  • Gezip görmeler, araştırmalar ve dokümanlar, yapıt için başlıca kaynaklardır.
  • Olaylar gerçek olmalı, kişiler gerçekten yaşamış bulunmalıdır.
  • Romantikler ender görülen “olağanüstü” tipler üstünde dururken, realistler kalabalıktan ayrı bir özelliği olmayan “ortalama” insanı seçmişlerdir.
  • Realistler çevre tasvirine çok önem vermişler; çevrenin, bireyin davranışları üzerinde çok etkili olduğunu söylemişlerdir.
  • Realist yapıtlarda konu, her gün görülen basit olaylardır. Realist yazar; olağanüstü olaylara, coşkun serüvenlere asla yer vermez.
  • “Sanat, sanat içindir. ” ilkesi, realistlerin baş ilkesidir. Yalnız, romancı bir ahlaki öğüt vermemeli; olanı yansıtmakla yetinmelidir.
  • Realistlere göre güzel ve doğru düşünceler ancak güzel, düzgün, doğru cümleler içinde sunulabilir. Bir yapıtta öz ile biçim insandaki beden ve ruh gibidir. Her ikisi mükemmel olmadıkça yapıt, değersizdir.

Realizm’in Başlıca Temsilcileri:

Realizm bir roman ve hikâye akımıdır. Bu akım şiire hiç el atmamış, tiyatro alanında ise tutunamamıştır. Bu akımın Fransız edebiyatındaki en ünlü temsilcileri arasında Gustave Flaubert, Honore de Balzac, Stendhal, Alphonse Daudet gibi yazarlardır. Dünya edebiyatının tanınmış yazarlarından Tolstoy, Dostoyevski, C. Dickens, M. Twain, J. London, E. Hemingway, W. Faulkner, J. Steinbeck, N. Gogol, M. Gorki… gibi sanatçıları da realist akımın etkisinde kalmışlardır.