“Yeryüzünde meydana gelen ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır.” Hadid Suresi-22

Kaza, İslami bir terimdir ve kader meselesinde son derece önemlidir. Kazanın tarifini yapmadan önce, öncelikle kaderin ne demek olduğunu anlayalım. Kader: “Yüce Allah’ın, ezelden (önceden) ebede (en sonraya) kadar olacak her şeyin zamanım, yerini ve özelliklerini, sonsuz ilmiyle bilmesi ve takdir etmesidir.”

Kaza, kaderde olan (yazılan) her şeyin zamanı geldiğinde meydana gelmesidir. Yani kaza, Yüce Allah’ın ezelde (ilkin) takdir ettiği (uygun gördüğü) şeylerin zamanı gelince bu takdire uygun olarak yaratılmasıdır.

Kaderi bir plana benzetirsek, kaza da bu plana uygun olarak o şeyin yapılmasıdır. Kâinatta meydana gelen her şey, Yüce Allah’ın bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyladır, Çünkü ondan başka yaratıcı yoktur.

Gelin bu kader ve kaza meselesini bir örnekle daha güzel ve anlaşılır bir şekilde açıklayalım.

Bir mimarın, bir okul yapmak için proje çizdiğini düşünelim. Mimar, okulun temelinin açılmasından, çatısının yapılmasına kadar her ayrıntıyı bu plana yazmıştır. O okulda çalışan işçilerden hiçbiri bu planı göremez, görse de anlayamaz. Plan üzerindeki çizgilerin, sayıların ve harflerin ne anlama geldiğini kimse bilmez.

Mimar her gün inşaata gelir ve çizdiği planına bakar. Sonra, “Bugün şu iş yapılacak” der. İşçiler de planı hiç görmedikleri ve bilmedikleri için mimarın dediğini aynen yaparlar. Bu çalışma okulun inşası bitene kadar böyle devam eder. Yani mimar her yeni gün planına bakar ve “Bugün şu iş yapılacak” der. Sonunda okul, içinde öğretmenlerin öğrencilere ders vereceği şekilde hazır hâle gelir.

İşte mimarın çizdiği planda okul, içinde öğretmenlerin öğrencilere ders vereceği şekilde hazırdı. Yani sınıfların kaç metrekare olacağından, pencerelerin ne kadar büyük ya da küçük olacağına kadar her şey, mimarın planında eksiksiz yazılıydı. Ama bunun gerçek dünyada da hazır olması için çalışmak gerekiyordu. Bu çalışma da mimar tarafından yaptırıldı ve sonunda okul gerçekten hazır oldu. O plandaki sınıf ve pencereler bir santim bile oynamadan, yapılan okulda yerini aldı. İşte mimarın planını kadere benzetirsek, işçilerin çalışarak o plandaki okulu gerçeğe çevirmesi olayı da kazadır.

Sonbaharda yaprakların sararıp teker teker daldan düşmesi ve kış gelince tabiatın âdeta ölmesi, kaderin kaza olarak meydana gelmesindendir. Sonra ilkbaharda tabiatın âdeta yeniden yemyeşil bir şekilde dirilmesi, kirazların, sulu eriklerin ağaçları donatması kaderin kaza olarak gerçekleşmesindendir.

Yüce Allah, bir kiraz ağacının kaderinde o mevsim kaç tane kiraz vereceğini önceden yazmıştır. İşte kaza olunca yani kiraz mevsimi gelince, o kiraz ağacı, Yüce Allah’ın kaderinden yazdığı kadar kiraz verir. Ne bir kiraz eksik, ne de bir kiraz fazla. Böylece kader, kaza şeklinde gerçekleşir.

Kaderde her ne yazılıysa, bir gün mutlaka kaza olur. Yani kaderde yazılan bir gün mutlaka gerçekleşir. Buna hiçbir şey engel olamaz.

Kader ve kazaya iman etmek, her şeyin Yüce Allah tarafından belirlenmesine ve zamanı gelince belirlendiği gibi yine Yüce Allah tarafından yaratılmasına inanmak demektir.