Astroloji Niçin Bir Bilim Dalı Olamamıştır:

Astrolojinin bilimsel sayılması için uğraş veren birçok astrologun yanında, onu sınamaya çalışan birçok araştırmacı da hayat hikâyeleri benzer durumlardaki kişilerin haritalarını karşılaştırıyorlar. Böylece mesela sporcular arasında birçoğunun haritasında Mars’ ın önemli bir yerleşime sahip olduğu gibi kanıtlara ulaşıyorlar. Bu araştırmalar, 70 li yıllarda Fransız istatistikçi ve araştırmacı Michel Gauquelin‘in yaptığı çalışmalardan beri sürüyor. Hatta bu araştırmacının “Tenacious Mars Effect” yani Kuvvetli Mars Tesiri olarak adlandırdığı durumlar, astrolojinin prensiplerinin anlaşılmasında değerlendiriliyor.

Kısacası astroloji, bilimin yararlandığı gözlem, deney ve istatistik gibi yöntemleri kullanması bakımından bir bilim dalı olma iddiasını sürdürüyor. Ancak bunun yanında inkâr edilemez bir gerçek var ki, astrolojinin dilini anlamayan ve ona inanmayanlar için ikna edici bir delil bulmak hala zor. Çünkü astrolojinin bilimsel çalışmaya el vermeyen yanları da var.

Her şeyden önce astrolojinin nasıl çalıştığını bilmiyoruz. Gerçekten de yeryüzünde dünyaya gelen bir bebeğin özellikleri, kişiliği ve kaderiyle o andaki gök cisimlerinin duruşu arasında nasıl bir etkileşim olabilir? Eğer bir etkileşim olduğu varsayılsa bile, nasıl oluyor da bu çocuğun bütün bir hayatı boyunca doğum anının özellikleri belirleyici olabiliyor?