Malazgirt Kahramanı Alparslan: Malazgirt Meydan Muharebesi ile Müslüman Türklere Anadolu’nun kapılarını açan Alparslan, Çağrı Bey’in oğludur. 1063 yılında amcası, Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in ölümü üzerine hükümdar olmuş, devletin derlenip toparlanması için önce kendi akrabaları ile mücadelelere girişmiş, pek çok savaşlar yapmış, sonunda Veziri Nizamülmülk’ün de yardımıyla başarıya erişmiştir. 1064 yılında Bizans topraklarına girerek birçok kale ve şehir fethetmiş, Azerbeycan’ı ele geçirdikten sonra da Urfa ve Malazgirt’i topraklarına katmıştır.

Birbirini takip eden bu zaferler sonunda Mısır üzerine yürümüş, ancak büyük bir ordu hazırlayarak saldıran Bizanslıları durdurmak için tekrar Malazgirt Ovası’nda karşılaşan Alparslan, savaştan önce beyaz elbiseler giyerek bir ölüm-kalım savaşına girdiklerini söyleyip, şehit olursa üzerindeki elbise ile gömülmesini vasiyet etmiştir. 26 Ağustos Cuma günü öğleden sonra başlayan bu kanlı muharebe, büyük Selçuklu Sultanı’nın azim, irade ve imanı sayesinde zaferle son bulmuştur. İslâm askerleri kendilerinden iki misli fazla olan hristiyan kuvvetlerini ağır bir yenilgiye uğratmış, mağrur komutanları Romen Diyojen’i esir alarak ele geçirmişlerdir. Tarihin en büyük muharebelerinden biri sayılan bu savaş sonunda İslâm alemi bayram etmiş, Anadolu Müslüman Türklerin yurdu olmaya başlamıştır.

Alparslan, Romen Diyojen’e karşı iyi davranıp, onu serbest bırakacak kadar yücelik göstermiştir. Bu hareketi bile Alparslan’ın ahlakî üstünlüğünü ve kudretini göstermeye yeter. Gerçekten O, son derece adil, zekî, alim ve dirayetli bir insandı. Devletini sağlam temeller üzerine oturtmak için hiç durmadan çalıştı. Her tarafta camiler ve medreseler yaptırarak dine ve ilme hizmet etti. Etrafındaki değerli komutanları sayesinde nice zaferler kazanıp, fetihler gerçekleştirdi. Kendisinden sonra hükümdar olmasını istediği oğlu Melikşah’ın da iyi yetişmesi için gayret sarfetti.

Zamanında Büyük Selçuklu Devleti bir imparatorluk haline geldi. 1071 yılındaki Malazgirt Zaferi’nden ancak bir yıl kadar sonra, Maveraünnehir’de bir düşman komutanı tarafından haince hançerlenerek şehit edildi. Vefat haberi İslâm dünyasında geniş yankılar uyandırdı. Yerine oğlu Melikşah hükümdar oldu (1072).

Bir Anektod: Malazgirt’te bir cuma günü askerini toplayan Sultan Alparslan atından inerek secdeye kapandı ve şöyle dedi: “Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyorum, senin uğrunda Ya Rabbi! Niyetim halistir. Bana yardım et. Sözlerimde hilâf varsa beni kahret. ” Sonra askerine dönerek: “Burada Allah ‘tan başka sultan yoktur. Emir ve kader tamamiyle O’nun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte savaşmakta veya savaşmamak için uzaklaşmakta serbestsiniz” dedi.