IV. Mehmet Dönemi (1648-1687):

Osmanlı padişahları içinde en küçük yaşta başa geçen IV. Mehmet’in ilk zamanlan, büyükannesi Kösem Sultan’ın etkinliğinde geçti. Ancak, devletin durumunun iyice kötüleşmesi, tamamen çıkarların ön plana çıkması ve her türlü yolsuzluğun yaygınlaşması karşısında, Kösem Sultan’a tepkiler artmıştır.

Bu durum üzerine IV. Mehmet’in annesi Turhan Sultan, Kösem Sultan’ı öldürterek kontrolü kendi eline almıştır. Turhan Sultan, geri plana çekilerek Tarhuncu Ahmet Paşa’yı sadrazamlığa getirmiş, işlerin düzelmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması amacıyla tam yetki vermiştir.

  • Tarhuncu Ahmet Paşa, saray giderlerini kısmış, gelir gider dengesini kurarak, Osmanlı tarihinin ilk tahmini bütçesini yapmıştır. Vergilerin düzenli toplanmasını sağlamaya ve devletin imkânlarının şahıslarca kullanılmasını engellemeye çalışan Tarhuncu, entrikalar sonucu azledilerek idam edilmiştir.

Kendilerine dağıtılan paraların ayarının düşük olduğunu öne sürerek ayaklanan Yeniçeriler, saraydan bazı devlet adamlarının kendilerine teslim edilmesini istemiştir.

Otuz kadar devlet adamının Sultanahmet Meydanında çınar ağaçlarına asılarak idam edilmesiyle sonuçlanan bu olaya “Çınar Olayı” ya da “Vakay-i Vakvakiye” denilmiştir. Bu olay, devletin otoritesinin kalmadığının ve Yeniçerilerin devlet için ne kadar tehlikeli hale geldiğinin kanıtıdır.

Devletin içinde bulunduğu bu kötü durum üzerine bu defa da Köprülü Mehmet Paşa’ya saraydan sadrazamlık teklif edilmiştir. Köprülü, sadrazamlığı kabul ederken bazı şartlar ileri sürmüştür. Böylece Osmanlı tarihinde ilk defa şartlı olarak görev kabul eden Sadrazam olan Köprülü, saraydan;

  • İşlerine karışılmamasına
  • Hakkında bir şikâyet olursa, önce kendi ifadesine başvurulmasını,
  • Haksız ve sebepsiz yere görevden alınmamasını istemiştir.

İleri sürdüğü şartları saray tarafından kabul edilen Köprülü Mehmet Paşa, baskı ve şiddet uygulayarak ayaklanmaları bastırmış, sarayın ve devletin harcamalarını kısarak düzenlemeler yapmış ve ekonomide iyileşme sağlamış, savaşlardan kaçan askerleri yakalatarak cezalandırmıştır.

  • Köprülü Mehmet Paşa’nın bu etkinlikleri, baskı ve şiddete dayalı olması bakımından, IV. Murat döneminde yapılan ıslahatlara benzemektedir.

Bu dönemin olaylarından biri de Venediklilerle savaşların sürdürülmesidir.

1.İbrahim zamanında başlatılan Girit kuşatması devam ettirilmiş, Çanakkale Boğazı’nı abluka altına alan Venedikliler buradan uzaklaştırılmıştır.

  • Bu dönemde çıkan ayaklanmaların en önemlisi olan Abaza Haşan Paşa Ayaklanması bastırılmış, eyalet yöneticilerine gözdağı verilmiştir. Köprülü Mehmet Paşa’nın isteği üzerine sadrazamlığa oğlu Fazıl Ahmet Paşa getirilmiş, daha sonra Köprülü ailesinden bazı kişiler de sadrazam yapılmış, bu nedenle bu döneme Köprülüler Dönemi denilmiştir.

Köprülü Mehmet Paşa’nın son zamanlarında Avusturya ile ilişkiler bozulmuş, Avusturya Osmanlı toprağı olan Erdel’e karıştığı ve saldırılarda bulunduğu için Fazıl Ahmet Paşa ilk iş olarak Avusturya üzerine sefere çıkmıştır.

Bu sefer sonucunda Uyvar Kalesi alınmış, yapılan savaşlarda iki taraf büyük kayıplar verdiği için Vasvar Antlaşması (1664) yapılarak savaşlara son verilmiştir. Bu antlaşmaya göre;

  • Uyvar Kalesi Osmanlılarda kalacak,
  • Avusturya, Erdel işlerine karışmayacak ve Osmanlı toprağı olduğunu kabul edecek
  • Avusturya savaş tazminatı ödeyecekti.
  • Yapılan savaşlarda tam üstünlük sağlanamamış olmasına rağmen, diplomatik bir başarı sayılan bu antlaşma, Avrupa’nın hala Osmanlıdan çekindiğini gösterir.

Bu dönemde, daha önceden devam eden Girit kuşatması fetih ile sonuçlanmıştır. (1669)

Girit’in alınması ile Kandiye merkez yapılmış ve burası bir eyalet olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştır. Girit Adası’nın fethi, Akdeniz’in güvenliği ve kontrolü açısından Osmanlı Devleti’ne bir üstünlük sağlamıştır.

IV.Mehmet, Osmanlı Devleti’ne bağlı olan Ukrayna’nın Lehistan tarafından işgal edilmesi üzerine Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa ile birlikte kendisi de sefere çıkmıştır.

Bu sefer üzerine Lehistan barış istemiş ve Bucaş Antlaşması (1672) imzalanmıştır. Lehistan ile imzalanan Bucaş Antlaşması’na göre;

  • Ukrayna, Osmanlılara bağlı kalacak,
  • Podolya Osmanlı Devleti’ne bırakılacak,
  • Lehistan, vergi ödeyecekti.

Bu antlaşma Lehistan tarafından çiğnenmeye çalışılınca savaşlar yeniden başladı. Bu defa da Zoravno Antlaşması (1676) yapılmış, bu antlaşma ile daha önce imzalanan Bucaş Antlaşması pekiştirilmiştir.

  • Bucaş Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin Batı’da en geniş sınırlara ulaşmasını sağlamıştır.

Fazıl Ahmet Paşa’dan sonra sadrazamlığa, yine Köprülü ailesinden Merzifonlu Kara Mustafa Paşa getirilmiştir.

Bu dönemde Ruslar, Ukrayna üzerine saldırmaya başlayınca, Ukrayna seferine çıkılmış, Rusların elinden Çehrin Kalesi alınmıştır. Bu gelişme üzerine barış isteyen Ruslarla Bahçesaray Antlaşması yapılmıştır.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, bazı devlet adamlarının karşı çıkmasına rağmen Viyana Seferi’ne çıkmış ve Viyana’yı kuşatmıştır. (1683) Avusturya’nın merkezi olan Viyana’nın Türkler tarafından kuşatılması, Avrupa’da bir panik yaratmış ve bazı devletler Avusturya’nın yardımına koşmuştur.

Viyana’yı ele geçirerek, devletin yeniden eski günlerine döneceği hesaplarını yapan ve bu sayede kendi şöhretini de arttıracağını düşünen Merzifonlu, yeterli hazırlıkları yapmadan kuşatmayı başlatmıştır. Orduda başlayan disiplinsizliklere, Kırım Hanlığının kuvvetlerinin çekilmesi de eklenmiş, Lehistan Avusturya’ya yardıma gelmiş, ancak bütün bu olumsuzluklara rağmen Viyana düşmek üzereyken, yapılacak son hücum öncesi Merzifonlu şehirde yağmayı yasakladığı için Yeniçeriler isteksiz davranmış ve kuşatma bozgunla sonuçlanmıştır.

  • Viyana Kuşatması “1683 Viyana Bozgunu” olarak geçmiş, Sakarya Meydan Savaşı’na (1922) kadar devam eden bir geri çekilme süreci başlamıştır. 1683 Viyana Bozgunu sonucunda;
  • Avrupalılar, Osmanlı Devleti’nin artık eski gücünü kaybettiğini görmüş, Osmanlıyı yenebileceklerini anlamışlar
  • Cesaretlenen Avrupa Devletleri, Osmanlı Devleti’ne karşı bir araya gelerek “Kutsal lttifak”ı oluşturmuşlar
  • Avusturya’nın liderliğini yaptığı Kutsal İttifak’a, Venedik, Lehistan, Malta ve Rusya katılmış, bu devletler hep birlikte Osmanlı Devleti’ne karşı saldırıya geçmiştir.
  • Bu saldırılar karşısında toprak kaybetmeye başlayan Osmanlı Devleti Gerileme Dönemine girmiştir.
  • Bu bozgun üzerine Merzifonlu, görevinden azledilerek idam edilmiştir.